Müzik Türlerinin Dönemlerine Göre Tarihçesi
Sözlük yazarı "antik sehir" müziğin varoluşunun türlerine göre tarihçesini paylaşıyor. Buyursunlar.
Müzik Türlerinin Dönemlerine Göre Tarihçesi
iStock.com / Catherine Lane

müziğin varoluşu

insanoğlu bir rivayete göre konuşmaya başlamadan önce şarkı söylemeye başladı. bu rivayeti en çok destekleyen görüşün ise şarkı söylemenin teknik olarak konuşmaktan daha basit görülmesi olduğu söylenebilir. her ne kadar müziğin keşfi pek çok antik çağ uygarlığına yakıştırılsa bile lucretius isimli bu çağın önde gelen bir şairi bunun bir insanlık icatı değil, tabiatta duyulan seslerin taklit edilmesinden doğduğu öngörüsünü ortaya atmıştı. yunan mitolojisinde "mus" adı verilen dokuz küçük tanrıçanın yaptığı eylem ise "music" olarak ifadelendirilmiştir.

ilk başlarda kendi halinde yapılan bu eylem süreç içerisinde belirli kurallar etrafında yapılmaya başlanınca sesleri ifadelendirme ihtiyacı gündeme gelmiştir. sesler önceler çeşitli biçimlerde gösterilmeye çalışılsa da ilk teknik çalışmanın boethius'a ait olduğunu söylemek mümkündür. sesleri harflerle sembolize eden boethius bu harflerin yüzyıllar sonra bile gitar ve piyano çalanların akor şifrelerini sembolize etmekte kullanılacağını belki de hiç hesap etmemişti. bu harfler ve karşılıkları şunlardır:

a=la, b=si, c=do, d=re, e=mi, f=fa, g=sol

bu harf sistemi de yeterli olmayınca italyan bir papaz olan guido d’arezzo bir kilise ilahisini öğretebilmek için geliştirdiği parmak ve el formülünden faydalanarak bugünkü notaların isimlerini bulmuştur.

antikçağ uygarlıklarında müzik

ibraniler: geleneklerine çok bağlı olan yahudiler davut peygamber döneminde doruğa ulaşan müzikle yakınlıklarını bozmadan günümüze taşıyabilmişlerdir.ibrani çalgıları nebel, asor(santur),kinnor,pan flüt,halil(bir tür zurna),sofar(içi boş koç boynuzu)dır.

mezopotamya: gezegenlere tapan mezopotamyalılar müzik ve matematik aracılığı ile uzay ve insan arasında bir bağ kurmuşlardır.

çin: beş sesden oluşan pentatonik dizi kullanılan çin müzik kültüründe felsefi ögeler kendini göstermektedir. konfiçyus’un müzik üzerine araştımalar yaptığı ve çeşitli kaynaklar oluşturduğu bilinmektedir. çin’de ipek telli çalgılar,bambu kamışından nefesliler,maden veya taştan yapılmış çanlar,deriden yapılmış davullar,tahta veya ağaçtan yapılmış davullar kullanılıyordu.

eski yunan:tek sesli bir müzik anlayışında lir ve zurnalarla (ailos) yapılan bir ezgi yapısı bulunmaktaydı. bizdeki ozanlık geleneğine benzeyen gezgin şarkıcıların destanlar ve dini ezgiler, yiğitlik konulu şarkılar bu dönemin eserlerindendir. pan flüt etkisi belirgin bir şekilde hissedilir.
mısır: flütlerin yapısından hareketle çok geniş bir ses aralığına sahip müzikal anlayış olduğunu söylemek mümkündür. dini törenler haricinde gündelik hayatta da müzik önemli bir yer tutmaktadır. davul,def,darbuka,arp, kitara ,ney,flüt gibi çalgıların yanı sıra su ile işleyen ilk orga mısırlılar’da rastlıyoruz.

ortaçağda müzik

orta çağda kilise egemenliğindeki bir toplum anlayışı içerisinde müzik sanatının da bundan ayrı düşünülmesi mümkün değildir. ortadoğunun ritmik yapısı ile yunan müziğinin ezgisel anlayışının birleştiği eski roma müziği bu dönemin en önemli olgusudur. ilk defa nota çalışmalarının bu dönemde görüldüğünü boethius ve guido d’arezzo’nun bu dönemdeki en önemli müzik adamları olduğunun söylemek mümkündür.kutsal kitaplardan ilahilerin söylendiği bir dönemde aziz amrosius döneminde halk ezgilerinin de müzikal anlayışa girdiği görülmüştür. boethius notaları harflerle sembolize etmiş daha sonra guido d’arezzo notaların bugün kullanılan isimlerini vermiştir.aziz gregorius zamanında çok katı bir dini müzik anlayışı sunulmuş ve tek sesli tören melodileri onun adıyla “gregor melodileri” veya “saf şarkı”diye anılmıştır. bu dönemin en akılda kalıcı özelliği kadın sesinin bile yasaklandığı,daha da ileri giderek çalgıların bile çok nadir kullanıldığı, halkın yaptığı müziğin kiliseye sokulmadığı bir dönem olarak değerlendirebiliriz.

rönesans döneminde müzik

her alanda olduğu gibi müzikte de din dışı konular özellikle hümanizm ele alınmış, çok sesliliğe geçilmiştir.majör ve minör tonları bu dönemde kullanılmıştır.müzikal dram icat edilmiştir. bu çağda insan sesi yerine çalgıya ağırlık kazandırılıp çalgı toplulukları oluşturulmuştur. palestrina ve orlando di lasso bu dönemin ünlü müzik adamlarıdır. insan seslerindeki renk ayrımı çalgılar için de yapılmıştır. çalgılar bu ayrıma göre çeşitli büyüklüklerde yapılmıştır.

gotik dönem

bu dönemde şövalyelik anlayışı değişir. ince duyguların, sevginin bulunduğu bir biçime dönüşmüştür. avrupa derebeylerinin şatolarında ozanlar yavaş yavaş kilise baskısından kurtularak, dünyasal konulu ve hayat sevinciyle yüklü ezgiler ortaya koymuşlardır. gregorius müziğinden uzaklaşmış ve kullandıkları modlara gittikçe yarım sesleri, bilhassa fa diyez ve do diyezi sokmuşlardır. tüm avrupa’da sokak şarkıcıları türedi. bunlar çalgılarında ustaydılar. çok seslilik 3 aşamada gerçekleşir;
notre dame dönemi
eski sanat dönemi
yeni sanat dönemi

barok dönem müziği

barok dönem, 1600 ile 1750 seneleri arasında italya’daki opera tecrübeleriyle başlamış, j.s.bach’ın ölümüyle bitmiş ve tüm müzik türlerinde günümüze kadar kalıcı olan değişikliklerin oluşmasına kapı aralamıştır.

barok müzik, bir döneme ismini vermekle beraber mimari başta olmak üzere diğer pek çok kategoride de değerlendirilebilmektedir. barok portekizce barroco (düzgün olmayan inci) kelimesinden gelmektedir. mimarlıkta, deniz kabuklarına benzer eğimlii bezemelerden olan, 17. asırda kısmen de 18. asırda avrupa’nın bilhassa katolik ülkelerine (italya, ispanya, portekiz, avusturya, güney almanya, belçika) ve latin amerika’ya dağılmış olan üslup olarak göze çarpar. barok sözcüğü yalnızca 17. asırdaki genel tutumu nitelendirmekle kalmamış, helenizm ile gotik’in geç dönemlerindeki bir takım belirtilerin anlatılmasında da kullanılmıştır.

romantik dönem müziği

aslında müzik sanatındaki romantizm, bugün kullanılan romantiklikten, chris de burgh’ün müziğinden ve kenny g’nin sololarından farklıdır. müzikte “romantizm”, doğru bir şekilde, 19.asrın başlarından 20.asrın başlarına kadar yapılmış olan müziğe denir.

19.asırla beraber besteciler yapıtlarını yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardı. bu bilhassa opera ve senfonik şiirlerde dikkat çekiyordu. bu dönemdeki sanatın sosyolojik yapısına baktığımızda bunun tüm sanat dallarını etkilediğini görüyoruz. sözgelimi, scott’ın tanınmış romanı the bride of lammermoor(1819), 1821 senesinde fransız ressam delacroix’nın bir tablosuna konu olurken, 1836'da donizetti tarafından opera yapıtı haline getirilmiştir. genel manasıyla sanattaki romantizm akımının bir hayli teması müzikte de yerini almıştı (natüralizm, idealizm, nasyonalizm gibi).

çağdaş dönem müziği

bu dönemi adlandırmada genel kabul görmüş bir terim yoktur. modern müzik veya 20. yüzyıl müziği gibi adlandırmalar yapılabilirse de bu isimlendirmeler bilhassa ikincisi dönemin ortalarında yaşamış olan rachmaninov, sibelius ve r. strauss’ u da kapsadığından uygun olmayabilir.yeni müzik terimi bu müzik türünün felsefesini ve 19. asır romantizmine karşıt olan arayışları daha iyi tanımlayacaktır.
yeni müzik alman avusturya romantizmine ve onun temsil ettiği her şeye bir baş kaldırıyı simgeler. değişik besteciler değişik tekniklerle başarılı örnekler oluşturmuşlardır. bu müzik türünde empresyonizm, romantizm veyahut barok dönem de olduğu gibi belli bir stil veyahut kalıp yoktur. besteciler belli bir tekniğe bağlı kalmak yerine birini tecrübe ettikten sonra bir başkasına geçmekte bir mahzur görmemişlerdir.
başkaldırış yapıt isimlerinde da kendini göstermektedir. buna örnek olarak erik satie’nin “like a nightingale that has a toothache” ve trois morceaux’ un “three pieces in the form of a pear” gösterilebilir. bunlar son asrın romantik başlıklı senfonik şiirlerine bir tepki olarak görülmektedir.

`1.dünya savaşı sonrası bir takım bestecilerin yapıtlarında caz esintileri de görülür. örn: stravinsky “ragtime” 1918, copland’ın “two blues”1926.`

rock müzik

akımının başlamasında rock and roll (veya rock'n roll) ve rockabilly gibi müzik türleri önemli rol oynamışlardır. rock müzik blues adlı müzik türünden doğrudan olarak etkilenmiştir. onun için blues felsefesini incelemeden rock müzik felsefesi incelenemez. blues'u icad eden siyahlar, beyazlardan gördüğü zulüm karşısında sitemlerini üstü kapalı bir şekilde belirtmişlerdir. bunu gittikçe geliştiren blues sanatçıları bu sitemin üzerindeki örtüyü yavaş yavaş kaldırmaya, müziklerini de aynı şekilde daha açık hale getirmeye başlamışlardır. sözlerin ve müziğin sitemi yansıtması artık gittikçe isyan boyutuna girmeye başladı. işte böyle bir dönemde rock adını duyurmaya başladı. caz'dan etkilenen blues artık rock'ı doğurmuştu. müzikte elektro gitarın kullanılmasının en büyük sebebi ise distortion adı verilen ses efektinin kulakları tırmalayıcı tınısının isyanı ve acıyı en iyi şekilde yansıttığının düşünülmesidir.

caz

ilk kez abd'nin güney eyaletlerinde, 1900'lerin başında gelişmeye başlamış bir müzik türüdür. caz müziği, mavi notalar, senkop, swing, çoklu ritim, atışma, ve doğaçlama tekniklerini kullanır; afrikalı-amerikalı ve batı müziği tekniklerinin harmanlanmasıdır. `bu müziğin dünya ile tanışması ise 1917 yılında dixieland jazz band'in ilk plaklarının piyasaya çıkmasıyla olmuştur`

kaynak: müzik türlerinin tarihçesi için wikipedia

diğer bilgiler derleme