Nasıl Oluyor da Uçak Gibi Bir Araç Televizyondan Çok Daha Önce İcat Edilebiliyor?
Uçağın resmi olarak kabul edilen ortaya çıkış tarihi 17 Aralık 1903, televizyonun ise 26 Ocak 1926. İnsan biraz düşününce; uçak gibi havada uçabilecek kapasitedeki dev bir metal yığınının, görece daha iddiasız görünen TV'den önce nasıl icat edilebildiğini anlamayabilir. Durumun aslında eğlenceli ve basit cevapları var.
Nasıl Oluyor da Uçak Gibi Bir Araç Televizyondan Çok Daha Önce İcat Edilebiliyor?
iStock


açıklaması basittir. büyük teknolojik ilerlemeler hep savaş zamanlarında ve askeri teknolojilerle olmuştur. bugün kullandığımız birçok önemli teknolojinin 2. dünya savaşı sırasında olgunlaştığına dikkat ediniz. şu entry'i okuduğunuz bilgisayar/mobil cihazdan tutun da haberleşmenizin şifrelenmesinde kullanılmış enigma'ya kadar hepsi o günlerin eseridir.

bir savaş esnasında uçarak düşmana bombardımanla stratejik üstünlük sağlamak çok daha acil bir ihtiyaçtır. oysa savaş anında haberleşme için radyo dalgaları ve telsiz de kullanılabilir. televizyon acil ihtiyaç değildir.

19 yy. sonları/20.yy başlarında uçmamızı sağlayacak bir araç bulunması için, radyo ya da televizyona kıyasla çok daha fazla yatırım yapılmıştır, dünyanın çeşitli yerlerinde çok daha fazla insan bu konuda kafa yormuştur, para akıtılmıştır. aynı ampulün icadında olduğu gibi.

barınma, aydınlanma, güvenlik ve seyahat sırasıyla öncelikli ihtiyaçlardır. entertainment bunlardan sonra gelir.

II. Dünya Savaşı'nda ABD askerleri.


bence bu konudaki en önemli etkenlerden insanın doğayı taklit etmedeki başarısı.

doğada yuvasını yapan güvercinden tutun da baraj yapan kunduza kadar taklit edilecek birçok canlı bulunmakta. tren, uçak, helikopter gibi makineler de insanın doğayı taklit etme başarısına verilebilecek bazı örnekler.

gelgelelim doğada televizyon gibi bir icat için taklit edilecek örnek imkanı oldukça kısıtlı. aynı zamanda televizyon dediğimiz dünyada dışarının/evrenin ta kendisi yer almakta ki bu durum da az evvel kısıtlı dediğimiz örnek sayısını sınırsıza çıkarıyor. örneği olmayan bir varlığı kopyalamak ya da bu örneklerin tamamını kopyalamak hatırı sayılır bir hayal gücü ve yaratıcılık kabiliyeti gerektirir.

ek olarak, savaşın kucağında olunan bir dönemde ihtiyaca yönelik bir buluş olan uçağın gelişimi teşvik edilmiştir. amerikan ordusu 1909'da wright brothers ile uçağı askeri alanda kullanmak üzere anlaşma yapmıştır. kısaca yaşanılan dönemdeki talep de keşiflerin öncelik sırasını etkilemektedir.


mantıklı bir kronolojik sıralamada gerçekleşmesi hadisesidir bu.

uçak dediğimiz şey, belli ve tamamen fizik kurallarına bağlı olarak uçan bir araçtır. insanlar zaten sürekli kuşları taklit eden mekanizmalar yapmıştı ama insan gücü bunu uçurmaya yetmemişti. uçağın yapılması için yeterince güçlü ve hafif motorlar yapabilecek teknikleri bilmeye ihtiyaç vardı ve o teknolojiye ulaşılınca uçak da hemen yapıldı.

televizyon ise bir bakıma absürt bir teknoloji. saniyede 25 kare fotoğrafı ve sesi analog sinyale dönüştürüyosun, bunu radyo sinyaline dönüştürüyosun ve verici anten ile havada yayıyorsun, başka bir anten ile bu sinyali alıp tekrar analog sinyale ve sayısız transistör tüpleri ve elektronik devrelerin yardımıyla, katot ışın tüpündeki fosfor tabakasında görüntüye dönüşüyor. eeeeööh yani. bir defa böyle bir şeyin kablosuz aktarımı absürt bir kavram.

uçak ise kuşlar gibi işte her gün görüyorsun. doğada kablosuz bir analog/dijital aktarım ise hiç görmedin. bence böyle bir şeyin yapılamaması gerekirdi. en azından elektronik teknolojisi henüz emekleme aşamasındayken, elektronik hesap makinesi yerine mekanik hesap makineleri kullanılan bir dönemde elektronik tv'nin yapılması, imkansızın başarılması gibi bir şey.

insanlık uçağı çok daha eskilerden beri hayal etmiştir. televizyon'u düşününce (eski insanlar için) hayali kurulabilecek, tahmini kolay bir icat değildir. neredeyse antik mısırda bile, "bi kanat takıyım, uçayım" kalıntıları vardır. hayali kurulmayan birşey de kolay kolay yapılmıyor.