New York ve Los Angeles'ın Aksine Gider Gitmez Sizi Kucaklayan ABD Rüyası Şehir: Şikago
ABD'nin Illinois eyaletinde ve Michigan Gölü'nün güney kıyısında bulunan, nüfusça en büyük üçüncü şehri olan Şikago hakkındaki tecrübeleri okumak, oraya gitmiş kadar yapıyor sizi bazen. 1833'ten günümüze.
New York ve Los Angeles'ın Aksine Gider Gitmez Sizi Kucaklayan ABD Rüyası Şehir: Şikago
iStock


buraya geleli tam 10 ay oldu 2 gün önce

birkaç hafta önce de kendi şirketimi kurdum. amerika gerçekten fırsatlar ülkesi ama çok çalışmamız ve ingilizceyi de iyi konuşmanız lazım. gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor bir şekilde.

kendim resmi olarak çalışamasam da şirket kurup eleman çalıştırabiliyorum. eğer birikmiş biraz paranız varsa, sistemin nasıl işlediğini biliyorsanız fırsat kovalamak gerekiyor.

chicago 2016'da doğru düzgün kış görmedi

hele geçen seneki kar fırtınalarından sonra bu sene çok iyi geçti. ama bunun da bir bedeli oldu tabi daha bir kaç gün önce 5-6 cm kar yağdı. gözümün önünde bir aracın otoyoldan aşağı uçtuğuna şahit oldum. birkaç gündür ise havalar daha iyi. montla çıkmıyorum artık, ceket gibi hafif bir şeyler iş görüyor kışlık gömlek üzerine.

uzun zaman sabah geç saatlerde ve akşam da 9'dan sonra araç kullandığım için pek fazla trafiğe takılmıyordum. ama artık kendi işim için bir oraya bir buraya koşturup duruyorum bu da özellikle gündüz saat 3'ten itibaren şehre doğru giden yollarda trafiğin içinde kalmama sebep oluyor. trafik çok ama yolların çeşitli olması onu çekilebilir kılıyor.

bir de chicago sürücüleri çılgın olmasa iyi olacak ama ona yapacak bir şeyim yok

ilk geldiğimde bana chicago sürücüleri çok kötü diyorlardı ama istanbul'dan gelmiş birisi olarak hepsi bana melek gibi geliyordu. zamanla gerçekten diğer şehir ve eyaletlere göre buranın sürücülerinin canavar olduğuna karar verdim. özellikle tır şoförleri yoldaki 3-4 şeridi kapayıp birbiriyle yarış yapmaya çalışıyorlar bazen etmediğim küfür kalmıyor. tır şoförü demişken buradaki türklerin olduğu en büyük iki meslek grubu kazançları çok iyi olduğundan (4-8 bin dolar arası) birisi tır şoförlüğü diğeri de uber ya da taksi şoförü olmak. yani iki grubu toplasak türklerin %70'i burada iş yapıyor diyebiliriz.

Millenium Park'ta bulunan Anish Kapoor heykeli.

chicago bölgesinde çok sayıda dil okulu ve üniversite mevcut

buraya dil okuluna gelip kapağı atarak yıllarca yaşayan hatırı sayılır miktarda türk grubu da mevcut. en ucuz dil okulu aylık 440 dolardan başlayarak 1600 dolara kadar yükseliyor. burada tabi dil okuluna gidenlerin ben doğru düzgün ingilizce öğrendiğini de görmedim daha. 2 yıldır dil okulunda olup hala saçma sapan konuşan daha doğrusu konuşmaya çalışan, okuduğunu ve dinlediğini anlayamayan dil okulu öğrencisi oranı hayli yüksek. yazma kısmına girmiyorum bile. onu yapabilen çok nadir var maalesef.

chicago abd'nin ticaret merkezlerinden

bu yüzden iş imkanları geniş. bu bölgede siyahlar, meksikalılar, çinliler, filistinli araplar vs. hep kendi yoğunlukta oldukları mahalleleri var. bazı yerlerde beyaz nüfus çok az oluyor doğal olarak.

chicago'nun güney bölgesi siyah nüfusun yoğunluğundan dolayı güvenli olarak gösterilmiyor. eklemeden geçmeyelim obama da chicago güney yakalı. hatta geçenlerde bir konuşmasında ağlıyordu chicago'da her gün silahla birileri öldürülüyor, bireysel silah satışını sınırlayalım falan diyordu. her neyse güney yakası için dedikleri doğru. her köşe başında düşük pantolonlarıyla siyahi gruplar görmek mümkün. her gün bir sürü silahlı çatışma haberi okuyorum o tarafta yaşanan.

diğer bölgeler daha güvenli olsa da chicago'nun bir suç şehri olduğunu aklınızdan çıkarmayın. turistik şehir merkezi dışında kalan alanlar kendi karakteristik özelliklerine sahip olsada da çoğunlukla hep birbirinin aynısı. batı yakası nispeten daha varoş. kuzeye doğru çıktıkça mahalleler biraz daha zengin mahallesine dönüşüyor. ben irving park mahallesinde oturuyorum. ev sahibem aynı zamanda evi beraber paylaştığım yaşlı bunak kadın irlandalı. evin üst katını bana kiraladı aylık 525 dolara. bu fiyata burası gerçekten iyi ve herhangi bir fatura da ödemiyorum. kadın evi 2004 yılında mortgage kredisi ile almış hala ödüyormuş. o yüzden yaşı 58 olsa da hala hem hemşirelik yapıyor hem de bir lisede arada ders vermeye gidiyor.

evde yine ev sahibemin 21 yaşındaki işsiz sapsız evin bodrum katında sürekli ot içen oğlu kalıyor arada. bir gün ne iş yapıyorsun diye sorduğumda genelde bilgisayarda oyun oynadığını ve arada partilere gittiğini söylemişti. ben de beni de partilere çağırmayı unutma diye gülerek yanıt vermiştim. bir gün kız arkadaşımla otururken alt kattan porno sesleri gelmişti. çocuk hoparlörü açıp porno izlemeyi de çok seviyor. garip bir tip yani. her seferinde evdeki başka bir koltukta uyurken görüyorum onu.


chicago insanı sürekli bir şeylere yetişme halinde

herkes iki işte çalışıp ev, araba ve üniversite kredilerini ödemeye çalışıyor. amerika'da bu açıdan sıkıntı var. ev sahibim mary'nin 26 yaşındaki kızı de paul üniversitesi mezunu. bankalara 100.000 dolar öğrenim kredisi borcu var. buradaki insanlara türkiyede eğitim ve sağlık sağlık kısmen de olsa hemen hemen ücretsiz deyince tabi şok oluyorlar önce bir. sonra diğer şeyler pahalı, vergi çok yüksek deyince rahatlıyorlar. gerçi chicago da 1 ocakta vergi oranını %9'dan %10a yükselterek baya bir nefret kazandı halkın gözünde.

chicago belediye başkanı sürekli nasıl vergi alsam da eksik olan hizmetleri sağlasam derdinde olan bir adam. işte gençlerin topluma daha sağlıklı kazandırılması için bir projesi varmış onu yapmak için benzinde galon başına 30 cent ekstra vergi alalım diye konuşuyordu. zaten chicago sınırları içerisinde ekstra vergi oranları yüzünden chicago'nun varoşları denen komşu şehirlerde benzin galon başına neredeyse 1 dolar daha ucuz. ben arabamı geldikten 1 ay sonra aldım. henüz chicago sınırları içerisinde bir kere dahi depomu doldurmadım.

sonuç olarak hayat burada hızlı akıyor, kaliteli bir yaşam yaşıyorsun ne kadar kötü yerde çalışırsan çalış. 7 ay burada yaşadıktan sonra 2 gün önce türkiye'ye dönen bir arkadaşım "burada değişen bir şey yok sakın dönmeyi düşünme" dedi bugün bana.

burada yaşamayı seviyorum. imkanı olan herkese mümkünse türkiye'den ayrılıp başka bir ülkeye yerleşmesini tavsiye ediyorum. bu abd olur, avrupa ülkeleri olur fark etmez yeter ki çıkın, dünyanın ne kadar küçük olduğunun farkına varın.

kısa tavsiyeler

- öğrenci olarak gelmenizi tavsiye etmem, pahalı bir şehirdir.

- turist olarak gelecekseniz en fazla iki gün yeterlidir.

- aile ile birlikte veya green card ile gelecekseniz ilk tercihiniz bu şehir olmasın.

- yazları çok sıcak değildir. genelde ılık ve serindir. kışları çok soğuktur.

- ekşi sözlük'te çok tehlikeli falan denmiş ama şehrin içinde hiçbir problem yoktur gettolara gitmediğiniz sürece.

- hafta içi dışarıda pek kimseyi göremezsiniz. genelde insanlar haftasonu dışarı çıkar.

- insanları arkadaş canlısıdır. ırkçılık pek yoktur.

- yazın yapılacak bir sürü aktivite vardır. nehir turları, göl turları, göl kıyısında piknik, orman yürüyüşü filan. winsconsin'e çok yakındır.

- şehirde olmazsa olmaz spor'dur. özellikle insanları beyzbol manyağıdır.

- gece hayatı bir nyc değildir. barların çoğu spor barları veya irish publardır.

- eğer takılmalık mekan arıyorsanız michigan ave ve gold coast bar sokaklarıdır.

- 70'ler müziği mekanı: celeste

- 80'ler müziği mekanı: hange uppe

- elektronik müzik mekanı: prime

- pop , hip hop müzik mekanı: spy bar

- eğer barda oturup porno film izlemek istiyorsanız: twin peak

- eğer sadistlikten hoşlanıyorsanız insanların birbirine işkence yaptığı sadist bar: exit

- chicago'da bar içinde sigara içebileciğinz tek yer ve sadece nakit çalışan: richard's

(richard's favori yerimdir. özellikle 30 yaş üzeri hatun düşürmek isteyenler)

- zengin piçlerinin takıldığı: club paris

- chicago, nyc gibi kolay hatun düşürülen bir yer değildir. insanları midwest bölgesinden olduğu için one night stand'ler zordur. size güvenmeden ve tanımadan eyleme geçmezler. o yüzden sabır şart.

- bir çok türk restaurantı vardır ama genelde çoğu merkeze uzaktır. downtown'a en yakın bölgelerde en çok beğendiğim restaurantlar:

- turquase türk restaurantı

- gündis kürt restaurantı

- ema akdeniz restaurantı

- sayat nova ermeni restautanti

- chicago şehri ancak nisan - ekim arası güzeldir. bu aylarda gelin çalışın, eğlenin tadını çıkarın ama ekimden sonra başka eyalete :)

amerika'nın 3. en büyük şehri olan chicago, aynı zamanda yapısı itibariyle amerika'nın sosyo-kültürel durumu hakkında üzücü bir tablo ortaya koyar

şehir hem coğrafi olarak hem yerleşim yapısı olarak kuzey ve güney şeklinde ikiye ayrılmıştır. kuzey kesiminde varlıklı aileler yaşar, suç oranı oldukça düşüktür ve iyi hastaneler, okullar, stadlar ve bunun gibi hizmet veren birçok kurum burda bulunur. kuzeyde ikamet edenlerin yüzde doksan dokuzunu beyaz amerikalılar oluşturur. öte yandan güney kesiminde yoksul aileler yaşar, okullardaki eğitim yetersiz, hastanelerin sayısı azdır. buradaki mahalleler amerika'nın en yüksek suç oranını teşkil eder.

güney kısmında ikamet edenler ise yüzde doksan dokuz siyahi amerikalılardır. chicago'da aynı zamanda düşük maaşlı hiçbir iş alanında öğrenci olmadığı takdirde beyaz bi amerikalıyı göremezsiniz, dilencilerin çoğu siyahilerdir ve şu sıralar kapatılan sığınaklarıyla şehir dışına tesadüfen (!) güneye doğru itilmektedirler. maaşlı kölelik dikkatle bakıldığında ap açık ortadadır. maalesef etnik bir bölünmeye zemin tutmuş bir şehirdir ama bunlara rağmen aynı zaman da renkli gece hayatı, eski amerikan filmlerini andıran mimarisi ve muhteşem jazz ve blues barlarıyla görülmeye değer şehirdir de.

ulaştırma açısından stratejik konumda olmanın, bir yerleşimin gelişmesinde ne denli önemli olduğunun en iyi kanıtlarından birini sağlayan bir tarihe sahip şehir.

chicago abd'nin 3. büyük şehridir. 1833'te michigan gölü'nün en güney ucundaki bir nehir ağzına kurulmuştur. bu nehir, neredeyse bütün orta amerika'yı kollarıyla birleştiren mississippi nehrinin havzasındadır. 1848 yılında ise bu nehri mississippi'ye bağlayan kanal ile chicago'yu ülkenin daha batısına bağlayan ilk demiryolu hattı açılmıştır. işte tam bu noktada chicago için ok yayından fırlamış, chicago akıl almaz bir hızla, ufak bir kasabadan 1890 yılında bir milyondan fazla kişinin yaşadığı büyük bir metropole dönüşmüştür.

neden?

demiryolu gelmeden önce, abd'nin apalaş dağları'nın neredeyse batısındaki her yerinde ulaşım inanılmaz zordu. chicago gelişmesini, abd'nin uçsuz bucaksız batısının zenginliklerinin doğu kıyısına ulaştırma ağlarının tam merkezinde yer almasına borçludur. şöyle ki, gerek demiryolu, gerekse mississippi'ye bağlanan kanal ile bütün batı topraklarının zenginliği, büyük göller'in abd'nin en iç kesimine sokulmuş noktasında bulunan chicago limanına akmaya başlamış, buradan da en ucuz ulaştırma yolu olan su yolu ile, gemilerle büyük göller'i geçerek erie kanalı ile new york üzerinden atlas okyanusuna, oradan da tüm dünyaya akmaya başlamıştır. bu nedenden dolayı, new york ile chicago şehirlerinin büyümesi aşağı yukarı aynı tarihlere denk gelir.

not: hocam şehir 1833'te kurulmamıştır, 1833'te amerikalılar ve kızılderililer arasındaki antlaşma vesilesiyle kızılderililer bölgeden çekilmiş ve kızılderili, fransız ve euroamerikan varlığı yerine amerikalıların egemenliğine bırakmıştır.

kentin köklü, karmaşık ve derin geçmişine dair fotoğraflar

Hyde Park High School beyzbol takımı. 1903.
Florence Avenue, 1905.
Michigan Avenue, 1954.
1955
1910
State Street, 1974.
1960

bunları ve daha fazlasını yayınlayan süper blog için: http://calumet412.com/

güncel şehir kareleri için: http://wendyscity.tumblr.com/

Bu içerikler de ilginizi çekebilir