Öğrenciye 16 Yılda Türkçe Dil Bilgisi Öğretemeyen Eğitim Sistemi
Kendi dilindeki kelimeleri bizimki kadar yanlış yazan bir halk daha var mıdır? "Yok" dediğinizi duyar gibiyiz. Sözlük yazarları da bu konuya çok içerlemişler ve konuyla ilgili bir şeyler yazmışlar.

öğrencisine 12 yılda ingilizce öğretemeyen sistemin bir tık ötesinde bence bu ayıp. çünkü ömrünün çoğunu bu dili kullanarak idame edeceksin.

12 yıllık lise dönemi sonuna kadar olan kısımdaki eğitimden sonra bir de ortalama 4 yıl lisans eğitimi alan bir bireyin kendi ana dilini yazmak bir yana dursun konuşmada bile zorlandığını görüyor ve yaşıyoruz. ne yazık ki uyguluyoruz da. hala daha 'de', 'da', 'ki' nasıl yazılır - kullanılır bilemiyoruz. yeri geliyor yarışma programlarında kendini övmekle bitiremeyen genç dimağların 'da'nın hışmına uğramalarına tanıklık ettik. yeri geldi iş ilanlarında, satılık ev, araba, arsa ilanlarında gözlerimiz kanadı.

sanırım ne yaparsak yapalım buna bir çözüm bulamayacağız. her sene ramazan ayında sakız ile ilgili sorulan o malum soru gibi tamamiyle öğrenip kurtulamayacağız bu cahilliğimizden.

her bakanlık değişimiyle değişen sınav sistemiyle vakit kaybetmekten, en çok benim oğluşum/premsesim başarılı olsun diyerekten direkt onları; 'cevapları bilsin de aman hukuk okusun, aman diyeyim mimar olsun, ceo olsun, doktor olsun ki zaten yazdığını bi eczacılar anlıyor ne gerek var dil bilmeye - dil bilgisi bilmeye mantığıyla jokey gibi sınav sırtında koşturarak yeterince robotlaştırıyoruz. tıpkı ebeveynleri aynı çarkta döneminde erittikleri gibi.

demem o ki bir dilekçe bile yazamayacak nice eğitimli, seri üretim google tarayıcıları yetiştiriyoruz.

sonumuz hiç iyi değil vesselam.

kendimi de kimseden ayrı tutmayarak bu eleştirilerime katıyorum.

acilen sonuçlarla uğraşmayı bırakıp insanlarla uğraşmaya başlamalıyız.

insanların asıl hedefi öğrenmek değil de dersten geçmek olduğu sürece asla öğretemeyecek sistemdir.

sistemle birlikte, okuma kültürünün/alışkanlığının olmamasından ötürüdür. yekta kopan'ın okumakla ilgili şahsi olarak şöyle güzel bir lafı var; "ben okumayı seviyorum. yolda, yerde bir gazete parçası, bir şey görsem eğilip okuyorum." okumayı söktüğü andan itibaren hayatı boyunca okuyan insan, eğitim sistemi iyi veya kötü olsun, kendini geliştirebilir ve bir şekilde eğitebilir. sırf türk eğitim sistemi değil, dünyadaki eğitim sistemine de çok anlam yüklüyorsunuz - işinde çok başarılı ve über zengin insanların yarısı neredeyse üniversite terk. kaçının lisede ortaokulda hangi derslerde ne kadar başarılı olduğu muamma. ama bir insan kendi kendini geliştirebiliyorsa, eğitim sistemi ona ancak destek olur ve 1 adım atabilecekken 2-3 adım atmasını sağlar - sen 1 adımı bile atamıyorsan, sistemde hata aramayacaksın.

16 yıl boyunca öğrencilere her şeyi öğretmeye çalışırsan, öğrenciler de bu bilgi bombardımanında konuyu öğrenmek yerine durumu idare etmeyi öğrenir. 

ezberler, kopya çeker, öğrenci hiçbir şey yapmasa da meb tarafından zorunlu olarak sınıf atlatılır. 

işin acısı, eleştirdiğim bu duruma ben de dahilim...

ana diline önem vermeyen bir milletten ne beklenir! millet olarak dilimize duyarlı değiliz.

ayrıca ana diline kendisinden bağımsız ya da ayrı bir şeymiş, nesneymiş gibi bakıp, davranıp dil bilgisi kurallarının hayatının hangi noktasında var olduğunu, hangi yapının, hangi amaçla kullanıldığını bilmeyen bu millet ve öğretmenlerin zaten öğretmesi beklenemez.

her dakika beraber olduğun, onunla düşündüğün bu dili gerçek yaşam durumlarından örneklerle, iletişimsel olarak öğretmeyip kuralları tahtaya yazarak, ezberleterek, iki üç cümle de örnek isteyerek öğretebileceğini sanan kafaların maalesef ki başarısız olması kaçınılmaz.

ek: ana dili öğretiminde dil bilgisi öğretimi amaç değil; okuma, dinleme, konuşma ve yazma becerilerinin kazandırılmasında bir araçtır.

DAHA FAZLA İÇERİK