Okuduktan Sonra İzlanda Hakkındaki Her Şeye Hakim Olacağınız Detaylı Bir Rehber

Doğal güzellikleriyle ünlü, bambaşka bir ülke olan İzlanda'ya az biraz ilgi duyuyorsanız mutlaka okumanız gereken birtakım bilgiler.
Okuduktan Sonra İzlanda Hakkındaki Her Şeye Hakim Olacağınız Detaylı Bir Rehber
iStock

herhalde hayatımın yaklaşık 4-5 senesi boyunca delisi olduğum, gece gündüz araştırdığım, hakkında okumadığım yazı izlemediğim belgesel gezi programı kalmayan ülke. hoş, artık pek bir ilgim yok ama yine de uzmanlık alanım olduğu için aklımda olanları madde madde yazayım düzenli olsun.

1. ülkenin başkenti ve en büyük şehri reykjavík. nüfusun çoğunluğunun yaşadığı yer de burası. resmi dil ise izlandaca.


2. ülke nüfusu 300 bin kişi civarlarında.


3. zamanında ülkede yaşayan türk sayısı 4 tane diye bir efsane dolanıyordu internette. bugün ise en aşağı 200 tane türk'ün yaşadığından adım gibi eminim.


4. ülke 1944'e kadar danimarka hâkimiyeti altındaydı. fakat 1944'te bağımsızlığını kazandı.


5. ülkenin reykjavík'ten sonraki en büyük şehri kópavogur diye geçer fakat bu şehre haritadan baktığınızda reykjavík'in hemen dibinde olduğunu, aralarındaki mesafenin arabayla 15 dakika bile sürmeyeceğini görürsünüz.

yani bunu ayrı bir şehir saymazsak en büyük ikinci şehri ülkenin kuzeyindeki en önemli limanı akureyri'dir. doğusundaki en önemli şehri ise höfn isimli şehirdir fakat önemli dediğime bakmayın, 2000 kişi yaşıyor köy gibi bir yer.

6. ne kadar doğrudur bilmiyorum ama ülkeye sigarayı ilk ikinci dünya savaşı sırasında amerikan askerleri getirmiş diyorlar. ilginç gerçekten, o zamana kadar böyle bir şeyin olmaması.


7. amerika kıtasına ilk giden kişi izlandalı leif eriksson'dur. bu gayet de bilinen bir şeydir. amerika kıtasını keşfeden kişilerin vikingler olduğu defalarca belirtilmiştir tarih kitaplarında. bu leif eriksson'un ayak bastığı yerin de bugünkü kanada'nın halifax şehri olduğu söylenir.


8. kanada'dan konu açılmışken yazayım: kanada'nın manitoba eyaletinin gimli şehrinde dünyadaki tek "küçük reykjavík" kasabası bulunur. 

"reykjavík çok mu büyük bir yer ki küçüğü oluyor amk" dedim bunu ilk gördüğümde. gimli şehrinde nedenini hatırlamıyorum ama çok fazla izlandalı var. bbc'nin buradaki izlandalılarla ilgili çektiği bir belgesel var youtube'da rahatça bulabilirsiniz.

9. ülkede dinsizlik oranı fazladır ve gittikçe de artmaktadır. 

ülkenin %73'ü kiliseye kayıtlı protestanlardan oluşur fakat tabi bu sözde bir kiliseye kayıtlılık. çoğu hayatında kiliseyi görmemiş insanlar. dolayısıyla, bu adamlar geçenlerde, çok yakın bir zamanda isyan ettiler: "neden her doğan bebek kiliseye kaydediliyor amk biz umursamıyoz kiliseyi" dediler ve bunun değiştirilmesiyle ilgili bir yasa tasarısı gündemde. yakın bir zaman diliminde bir yasa çıkabilir ve bu yasa sonrasında ülkede doğanlar kiliseye kaydedilmeyecek artık.

ülkede az sayıda da müslüman var. hatta yaz mevsimine denk gelen her ramazanda bizim ülkemizde dalga geçilir bu adamların oruç saatleriyle. yaklaşık 20 saat oruç tutacakları gözükür imsâkiyelerde.

10. insanları genelde iticidir. her zaman değil, genelde. 

izlanda'ya gitmediğim halde konuştuğum sayısız izlandalıdan anladığım bu. fakat her zaman değil tabi. amerika'dayken izlandalı bir aile ile karşılaşmıştım ve gayet de sıcaklardı. belki de geldikleri iklim sıcaklaştırmıştır, bilmiyorum. bunlar dışında genelde orta doğulular sevilmez. bunu bizzat tecrübe ettim.

11. izlanda'ya türkiye'den direkt uçuş sadece yaz mevsiminde olur, o da tarifeli değildir. 

iskandinav bir havayolu bodrum'dan reykjavík'e charter seferlerle direkt uçar. yaklaşık 6 saat civarı sürer bu yolculuk da.

12. iskandinav dedik bu kısma gelelim. burası bir iskandinav ülkesi değildir. 

iskandinav ülkeleri iskandinav yarımadası üzerindeki ülkelerdir. izlandalılar her zaman kendilerini viking olarak tanımlar (facebooktaki ergen izlandalıların çoğunun profil fotoğrafı viking fotoğraflarıdır) fakat böyle bir şey söz konusu değildir. internette hakkında yazılmış ingilizce makale bile var. danimarka hâkimiyeti altındayken danimarkalılar dolayısıyla viking sayılmışlardır fakat alakaları yoktur. internette bununla ilgili makaleler gırla.

13. genleri en az bozulmuş ırk diye geçerler genelde. 

fakat bizim türkler bunu iyice bozmaktadırlar. iyi de yapmaktadırlar. internette tanıştığım herif bana "bizim gen havuzumuz en az bozulmuşudur, sizin gibi binlerce ırkın karışması değiliz biz" demişti. gerçi haklı adam, ne diyeyim. ama bu ırkçılık yaptığı gerçeğini değiştirmiyor.

14. ülkedeki gençler ergenlik başlar başlamaz cinsel ilişkiye girerler. 

hatta 11-12 yaşlarında daha ergenliğe girmeden başlayanları bile vardır. bunu söylememin sebebi ise, internette izlanda araştırmaları yapan bizim abazanların "orada kızlar nasıl bâkire olanı var mı" sorusunu defalarca farklı sitelerde tekrarlamış olmalarıdır. açın forumları, illa ki rastlarsınız böyle sorulara. bu soruların hemen altında da genelde "bekaret namus değildir namus beyindedir" diyen arkadaşlarla kavga başlamıştır.

benim bu dediğim cinsel ilişki yaşı olayını da izlanda filmleri izleyerek anlayabilirsiniz. yahut açın okuyun internetten. hatta bu iş o kadar ileriye gitmiş ki böyle bilinçli bir toplumda bile 15-16 yaşında hamile kalan kızları bolca görebilirsiniz. fakat bu durum özellikle kırsal kesimde mevcuttur.

aynı zamanda bu ülkede doğan bebeklerin yaklaşık %67'si evlilik dışı doğar.

hatta bu yüzden amerikalı tutucu bir adam izlanda için "piç millet" ifadesini kullanmıştır. buyrun: http://grapevine.is/…/iceland-a-nation-of-bastards/

15. afs (uluslararası öğrenci değişim programı) ile izlanda'ya giden bir teksaslı ülkedeki sevgili işlerinin farklı işlediğini yazmıştı.

adam diyor ki: "burada 30 yaşındaki bir adamı 15 yaşındaki bir kızla öpüşüp yiyişirken görmek normal". buyrun açıp okuyun: http://texaniniceland.blogspot.com.tr/

ülkenin kırsal kesiminde ensest ilişki gayet normaldir ve çok fazla görülür.

16. ülkenin havayolları: icelandair, air ıceland, ıceland express ve wow air'dir. 

bunlar en ünlüleri tabi. daha ülke içinde sadece yurtiçi uçuş gerçekleştiren bir sürü ufak firma mevcut. wow air low-cost havayoludur. o kadar low-cost'tur ki, uzunca bir süre boyunca reykjavík-los angeles biletlerini $100'a satmıştı. 6 saatlik uçak yolculuğu ve ödediğin para $100. biz o paraya arada bir kampanya olursa avrupa'ya uçabiliyoruz anca.


17. ülke daha fazla turist çeksin diye isminin değiştirilmesi bile düşünülmüştür zamanında. 

internetten isim yarışması yapılmıştır. sonucunda kazanan isim "land of awe" muydu neydi tam hatırlamıyorum şimdi. bunu yapmalarının nedeni ise buz ülkesi anlamına gelen isimlerinin turistleri soğutmasını önlemeye çalışmak.

var ya hiçbir zaman da anlamamışımdır neden grönland'ın ingilizcesi yeşil ülke anlamına gelen "greenland" fakat ondan çok daha az buzulu olan ülke izlanda'nın adı buz ülkesi?

18. ülkenin yeni anayasası yapılırken internet üzerinden oylamaya açılmıştır.

halk oylamıştır. yani bir nevi, anayasayı halk yapmıştır. işte medeniyet.

19. defalarca yaşanacak en huzurlu ülke seçilmiştir.


20. ülkenin cumhurbaşkanı ólafur ragnar grímsson'dur. 

bir ara bir cumhurbaşkanı eşcinsel olduğu için eşcinsel evlilik serbest diye haber çıkmıştı ama o bu cumhurbaşkanı mı yoksa eskisi mi bilmiyorum. yani eşcinsel evlilik serbest ve bunu yapan da bir eşcinsel cumhurbaşkanıydı.

21. bu izlandaca isimler niye hep -sson ile bitiyor? 

hani izlanda-türkiye futbol maçında neden herkesin ismi "bişeysson" du falan internette "siktirsson" diye dalga geçmişlerdi gülmekten ölmüştüm :d

bu adamlarda bizdeki gibi bir soyadı sistemi yok. babanın ismi senin soyadında etkili oluyor. örneğin yukarıda adını yazdığım cumhurbaşkanının soyadı grímsson ve bu demek oluyor ki bu adamın babasının ismi "grím". kaptınız mı olayı?

erkekler -sson eki, kadınlarda ise -dottir eki gelir. yani olay şu:

babanın adı+sson/dottir = senin soyadın

22. ülkede doğan herkesin kilise kaydı yapılması çok büyük bir avantaj aslında. bu şekilde bir izlandalı 20 nesil önceki atasını öğrenebiliyor. 

izlanda fotoğrafları paylaşan bir instagram sayfasındaki bir adam "islendingabok'a (kilise kayıtlarının olduğu şecere kitabı) göre leif eriksson benim yirmi üçüncü nesilden atam" demişti. yani kim hangi soydan geldiğini dibine kadar öğrenebiliyor. gerçi bu çoğu avrupa ülkesinde mevcut ama bu kadar ileriye gidebilen tek izlanda'da var çünkü nüfus az.

23. ülke kış mevsimlerinde soğuktur ama abartılacak derecede değil. 

çünkü gulf stream akıntısı bu ülkeyi ısıtmaktadır. bundan dolayı da yerleşim hep kıyılardadır, ülkenin iç kısmı buzullarla kaplıdır. avrupanın en büyük buzulu vatnajökül buzulu bu ülkededir. fakat gulf stream ülkenin kıyı şeridini ısıttığı için yerleşim buralardadır. kışın ortalama sıcaklık -15 derece civarlarındadır. elbette soğuk fakat çok daha güneyde bulunan ülkemizdeki erzurum'un, sivas'ın kış sıcaklığıyla karşılaştırınca bence gayet de sıcak. o enlemde bulunan bir yerin her kış en aşağı -45 olması gerekiyordu. (bkz: yakutistan)

ülkedeki yollar bile alttan ısıtmalıdır. sıcak su kaynakları çok bol olduğu için bu suların bir kısmı kış mevsiminde yolları ısıtmak için kullanılır. dolayısıyla büyük şehirlerde yollar genelde kışın da karla kaplanmaz.

24. ülkede bir sürü yanardağ mevcuttur. en ünlüsü de eyjafjallajökül'dür. 

son patladığında tüm avrupa hava trafiğini felç ettiği için. okunuşu: eyyafyallayökül.

yanardağlar çevresindeki topraklar çok verimli topraklardır. hatta dünyanın çoğu yerinde yanardağların çevresine tehlikeli olmasına rağmen insanların yerleşmiş olmasının nedeni de budur. çünkü yanardağdan çıkan lav bir sürü toprak katmanından geçer ve bu nedenle bir sürü mineral içerir. burada da çok verimli topraklar var fakat ülkede soğuk bir iklim olduğu için bu çok verimli olan toprak kışın donar, yazın da eriyip çamura döner. bu yüzden doğru düzgün bir bitki örtüsü, ağaç yoktur bu ülkede. tundra iklimi denir buna. ağaç miktarı çok azdır, onlar da çoğunlukla başka ülkelerden getirtilmiştir.

25. reykjavík dünyanın en kuzeydeki başkenti diye geçer. 

bağımsız bir ülke açısından bakılırsa evet, doğru. fakat norveç'e bağlı svalbard adaları'nın başkenti longyearbyen şehri aslında dünyanın en kuzeydeki başkentidir.

26. reykja kelimesi izlandaca'da "dumanlar" anlamına gelir. vík kelimesi ise "körfez" anlamına gelir. yani ülkenin başkenti olan reykjavík'in kelime anlamı "dumanlar körfezi"dir.


27. bu ülkede avrasya ve amerika levhalarının ayrıldığı yeri görebilirsiniz. 

ismi althing miydi neydi öyle bir şeydi. burada dünyanın ilk meclisi de vardı yanlış hatırlamıyorsam. izlanda coğrafi olarak çok genç oluşumlu bir ülkedir. gittikçe de ayrılmaktadır çünkü avrasya ve amerika levhaları giderek ayrılır birbirinden. (ismi thingvellir imiş. althing ise dünyanın en eski meclislerinden biri)

28. izlandaca çok zor bir dildir. 

kulağa da iğrenç ve inanılmaz kaba gelen bir dildir. bu dil çok az bozulmuştur, içinde yabancı dillerin etkisi çok azdır. bir izlandalı eski sagaları zorlanmadan okuyabilir deniyor fakat bu ne kadar doğru bilmiyorum. internette türklerin yazdığı şeylerin %90'ı uydurma olduğu için her gördüğüme direkt inanmıyorum.

izlandaca ile faroece birbirine çok benzer. birini bilen, diğerini az çok anlayabilir.

29. okullarda yabancı dil olarak danca ve ingilizce öğretilir. 

herkes diline "izlandalılar süper ingilizce konuşur" sözünü pelesenk eder fakat bir izlandalı'nın konuşmasını anlayabilmeniz için çok iyi bir ingilizceniz olması gerekir çünkü geneli iğrenç bir aksanla konuşurlar(izlanda filmlerinden bunu görmek mümkün). kırsal kesimlerde de ingilizce bilene rastlamazsınız. hani öyle hollanda gibi danimarka gibi köylüsünün bile aksansız şakır şakır ingilizce konuştuğu bir yer değil. genelde bir bok bilmeden onu bunu övmeyi sevdiğimiz için "izlandalılar süper ingilizce konuşur" cümlesini internette çoğu yerde görebilirsiniz.

30. güzel izlanda filmleri: "101 reykjavík", "noi albinoi", "heima", "hafid" ve bir de belki "oroi" isimli film.


31. iğrenç izlanda filmleri: "eldfjall", "gauragangur", "börn natturunnar"


32. türkiye'yi bilen bir ülke değil.

ülkemizde konsolosluğu da yok. vize alacaksanız danimarka bakıyor. schengen bölgesinde ayrıca.

fahri konsolosluğu var türkiye'de. ne boka yarıyor onu da bilmiyorum ya.

bir efsane var: "1970'e kadar izlanda'da türkleri öldürmek yasaldı" diye. komple yalan. böyle bir yasa olamaz. insan haklarına komple aykırı, mümkün değil. tamamen ortalıkta dolanan bir efsane, saçma sapan bir şey. zaten bu efsanenin arkasından direkt "ama bu süreç içerisinde hiç türk öldürülmemiş" sözü gelir, bu da inanılmaz derecede saçma olan bu efsaneyi ayakta tutma çabasıdır. hani "yani böyle dedim ama sana kanıt gösteremem" mantığı.

ülke tarihindeki en ünlü türk (türk olduğu da meçhul, sadece türk pasaportu var) halim al isimli adamdır.

bu izlanda çok huzurlu olduğu için ülkede bir bok olmuyor. küçücük bir olay olursa minimum 2 ay her gün televizyonda onu gösteriyorlar, o derece. 2013'te bir polis vatandaşı öldürdü, iki sene televizyonlarda bu haber döndü mesela. bu yüzden bu halim al olayı üzerinden seneler geçmesine rağmen unutulamamış.

hani bizim tarihimizde savaşlar, imparatorluklar falan vardır önemli yer tutan. bunların tarihinde bir bok olmadığı için en önemli olaylardan biri bu olay. ülkedeki herkes istisnasız bu olayı bilir. herkesin bildiğini de izlanda'da 11 sene yaşamış abi söylemişti.

anlatayım: bu halim al denen herif türk pasaportu taşıyan biri. tam olarak bilmiyorum fakat galiba arap asıllı. bu adam izlanda'ya yerleşiyor. orada senelerce yaşıyor ve izlandalı bir kadınla evlenip vatandaşlık alıyor. daha sonra bu embesil amcamız bu kadından olan çocuklarını türkiye'ye kaçırıp bu küçük çocuklara türban takıyor. olay izlanda tarihine altın harflerle yazılıyor. adamların tarihindeki belki de tek olay bu olsa gerek.

ha bir tane daha vardı: türklerin izlanda'ya gitmesi. bu olay ne kadar doğru bilmiyorum. fakat internette bununla ilgili ciddi kaynak mevcut. izlandalıların yaptığı bir de site var.

bu olay da şöyle: osmanlı zamanında cezâyirli murat reis, izlanda'nın vestmannaeyyar(ingilizcesi: westman islands) adasına sefer yapıyor ve buradan bir sürü izlandalı köle alıyor. bunları cezâyir'e geri götürdüğünde çoğu iklim dolayısıyla da ölüyor. yani işgal edip köle alıp kaçmış. bu olay dolayısıyla izlandacada tyrkjaranid diye bir kavram varmış. tam emin olmamakla birlikte yanlış hatırlamıyorsam "barbar/işgalci türkler" anlamına geliyor. izlandalılar bununla ilgili adanın turizm sitesine yazı döşemişler "türk istilası" diye. buyrunuz: http://visitwestmanislands.com/…ge/turkish-invasion

33. ülkenin ordusu yok fakat nato üyesi, sadece polisi var. 


onlar da bir bok yapmıyorlar, ülkede suç olmadığı için. tüm gün yan gelip yatıp eğleniyorlar. alın instagram hesabı:

bu hesap bu ülkenin polislerinin hiç derdi olmadığının, gün boyu eğlendiklerinin göstergesi. ülkede olay olmayınca yapacak bir şey bulamıyorlar tabi.

34) ülkede faloloji müzesi mevcuttur. yani halk dilinde konuşacaksak "sik müzesi". yanlış okumadınız.

aha bu da adresi: http://www.phallus.is/

müzenin sembolü de gayet içerikle uyumlu. bu müzede binbir çeşit hayvan siki vardır. bunların hepsi kavanozlara özel bir sıvı içine konulmuştur ki bozulmasın. bu müzeyi açan amcanın çok ilginç fantezileri varmış buradan onu anlıyoruz. dünyada hayvan siki toplayıp koleksiyon yapan başka insan var mıdır merak ediyorum.

35. ülkenin en ünlü şarkıcısı björk. 

Björk - Army Of Me

muhtemelen ismini duymuşsunuzdur. bu kadın izlanda tarihinin en ünlü insanı denebilir. öyle ki, hükümet bu kadına ülkenin tanıtımına yaptığı katkılardan dolayı inanılmaz derecede güzel bir ada hediye etmiştir. evet, bir ada tamamen björk'ün olmuştur. adada da bir tane ev var, öyle böyle değil anlatamam muazzam.

bana göre gelmiş geçmiş en efsane sanatçı olan pétur ben (telâffuz: piyetür ben) de bu ülkenin topraklarındandır.

izlanda müziği bana kalırsa karamsar bir hava taşır. bakın çok ünlü sigur rós'ın müziklerine. söz çok az vardır. müzik de biraz karamsar hava taşır. çoğu sanatçı da böyledir. bunu da karanlık bir ülkede yaşayıp günün %90'ını evlerinde geçirmelerine bağlıyorum. şarkıların genelinde ilk 1 dakika müzik çalar, o 1 dakikadan sonra sözler girer.

izlanda müziğini çok beğenen insanlar da var. reykjavík'te bir müzik dükkanında çalışan bir abiye "nasıl bu kadar iyi müzik yapabiliyorsunuz" diye sormuş bir ingiliz, adam da diyor ki: "günün çok büyük çoğunluğunu evimizde geçiriyoruz ve vakit geçirmek için de bu tür uğraşlarımız oluyor. çok vakit ayırabiliyoruz müziğe belki ondandır".

36. izlanda futbol tarihinin gelmiş geçmiş en efsane, en iyi, en ünlü oyuncusu eidur gudjohnsen'dir. 

chelsea'de oynarken harika işlere imza atıp dünyanın en büyük kulübü olan barcelona'ya transfer olmuştur. kariyeri başarılarla doludur. aynı zamanda izlanda millî takımındaki ilk maçında babasının yerine oyuna girmiştir, bu da tarihe ilginç bir olay olarak geçmiştir.

helal olsun lan adama o adamın doğduğu zaman izlanda'da millet top görmemiş hayatında, bu adam öyle bir milletten sivrilip nerelere gelmiş...

çok da mütevazı adam. instagram'da 4000 küsür takipçisi var ve hesabı gizli. mesaj atınca cevap da veriyor, öyle bir adam... halbuki futbol tarihinin en iyi oyuncularından biri (hele chelsea'de oynadığı dönemlerde), ama egosu yüksek değil.

izlanda'nın bugün futbolda geldiği nokta ise muazzam.

Getty Images/HARALDUR GUDJONSSON

takımın toplam değeri bizim millî takımımızdaki arda turan'ın piyasa değeri kadar etmiyor ama bizi 3-0 yendiler kendi evlerinde. bizse 1-0 yendik, o da son dakika serbest vuruş golüyle zar zor.

tarihlerinde ilk kez büyük bir turnuvaya katılıyorlar. bir şeyler de yapabilirler gibi hissettiriyorlar. (ekleme: euro 2016'da ingiltere'yi yenip çeyrek finale çıktılar, ilk defa katıldıkları turnuvada tarih yazdılar)

taa 90'lı yıllarda maç yapıp o zamanlar bile yenilmişliğimiz var. 2015 yılında yenilmeyi anlarım da 90'lı yıllarda bu adamlar futbol ne demek onu bilmiyordu o zaman da yenilmiş olmak içler acısı.

futbolla bu kadar ilgili bir millete sahip olup da millî takım düzeyinde bu kadar rezalet düzeyde olan tek ülke biziz. malesef... bunun nedeni de gayet basit, ülkedeki zihniyet. belki ülkede messi'den ronaldo'dan on kat daha iyi olacak tarihe geçecek çocuklar var, ama bizim halkımız insanı yeteneklerine göre yönlendirmek yerine kendi kafasına göre yönlendirdiği için bu çocuklar gitsin mühendis olsun doktor olsun istiyorlar. kim bilir belki sokak aralarında top oynayan çocuklar ne gelecek vaat ediyor. avrupa'da çocuklar ileride futbolcu olmak isterse ve yetenekleri varsa bu alanda yönlendirilir. bizdeki gibi "napçan futbolu mühendis ol" diye zorlanmaz.

bak bu izlandalılara. halkının eskilerde futbola zerre ilgisi yoktu. ona rağmen yine de gudjohnsen'i çıkarmış. adamlar 300 bin kişilik futbolla zerre alakası olmayan ülkeden bir tane efsane çıkartıyor; bizse 80 milyon kişilik, gece gündüz futbol konuşan, futbol maçları yüzünden birbirine giren, hatta birbirini öldüren insanların olduğu ülkeden bir arda'yı çıkartabildik. bak mesut özil'e, bak nuri şahin'e bak hamit altıntop'a, hepsi almanya'da doğup büyümüş. çok yazık cidden...

37. bizim gibi gösteriş meraklısı insanlar değillerdir.

ülkenin en ünlü sinema direktörü baltasar kórmakur mesela adamın kaç bin dolar parası var ama bindiği araba station vagon eski bir volvo. adam istese maserati alır ama işini gören bir araba yeter onun için. gösteriş merakı yok.

bizim ülkede bırak film yönetmenini, hayatı boyunca biriktirdiği tüm parayı mercedes'e döküp hayatı boyunca vergilerini ödemek için uğraşan, benzin yüzünden arabayı doğru düzgün sürmeyip işe dolmuşla gidip gelen adam tanıdım ben. böyle bir gösteriş meraklısıyız.

amerika'ya git, adamın altında jaguar da olsa ferrari de olsa sana yol verir. trafiği katletmezler. bizde altına boktan bir bmw 3.20 çeken adam formula 1 yarışına katılmış havalarındadır trafikte.

bu gösteriş hastalığı bi bizde var lan.

38. ülke bir sürü sıcak su kaynağına sahiptir. 

bunun sebebi de volkanik bir ada olması. sıcak su kaynakları çok fazla olduğu için ülkedeki yollar ısıtmalıdır. yani yolların altından içinden sıcak su geçen borular geçer ve böylece kış mevsiminde yollar buzlanmaz. en azından ana yollar için bu geçerli.

dünyada hem bu kadar soğuğun hem de sıcağın aynı ortamda bulunabildiği tek yerdir izlanda. ülkede hem yanardağ mevcut, altı kaynıyor; hem de üzeri buzullarla dolu. hem ateş hem buz ikisi bir arada.


39. bu ülkede çürümüş köpek balığı eti yenir. buna "hákarl" denir. 

amonyak koktuğu söyleniyor. genelde grönland köpek balığı kullanılır. "hafid" filminde anlatılana göre bu balık tazeyken zehirli olduğu için önce toprağa gömülür. yani bir nevi fermente edilir. zehrinin gitmesi için. çürümüş hale geldiği zaman da yenir. öyle tabakta kocaman bir porsiyon beklemeyin. genelde küp küp doğranmış bir şekilde kürdanlarla servis edilir. internette bunu deneyip de tadını beğenene rastlamadım.

tadı o kadar iğrençtir ki, tadını hissetmemek için yanında çok ağır bir içki olan "brennivín" içilir. fermente edilmiş patatesten yapıldığı yazıyor. buna türkçede "patates rakısı" diyeni de gördüm internette.

yahu kardeşim sanki zorla ağızına tıkıyorlar. bunlar da tuhaf adamlar ha. nefret ediyorsan niye yiyorsun? adamlar o kadar nefret ediyorlar ki yanında bu içkiyi içiyorlar.

belki de yemeyeni dövüyorlardır, bilemiyorum.

40. ülkeye özgü puffin kuşları mevcuttur. 

aslında ülkeye özgü falan değildir de böyle bilinir. bu kuşlara grönland'da, doğu kanada'da ve kuzey avrupa'da rastlanıldığı da yazıyor internette. hatta yaz mevsiminde fas'a kadar göç eden türü bile mevcut.

neyse, buradaki olay şu: izlandalılar bu kuşu yiyorlar. tipine de bakınca çok sevimli bir şey aslında :d ben yemeyi düşünmüyorum ama siz denemek isterseniz aklınızda olsun.

hatta bu hayvanın kalbini çiğ yiyenler bile varmış. gerçi asya'da da yılan kalbini çiğ olarak yutanlar var. isviçre'de köpek yiyenler var. yemek adetlerini garipsememek lazım.

41. bu ülkenin "skyr" isimli (telâffuz: sıkiyır) çok güzel bir yoğurdu vardır. 

aslında bunlara özgü falan değildir. bildiğin süzme yoğurttur, bir farkı yoktur. fakat biz türk olarak kendi malımızı sahiplenemediğimiz için yurt dışında bildiğimiz süzme yoğurdu izlanda yoğurdu diye pazarlıyorlar. normal yoğurt da "yunan yoğurdu" olarak bilinir yurt dışında. yani yoğurt bizim olmasına rağmen yurt dışında yunanların icadı gibi gözükür.

bu skyr isimli yoğurda şeker katılmaz. olayın güzelliği burada. tatlandırıcı da yoktur. normalde bir meyveli yoğurt aldığınızda (yurt dışında insanlar normal yoğurt tüketmez, bizdeki gibi öyle köftenin yanına koyayım veya ayran yapayım kültürü olmadığı için) içinde şeker olur. fakat bunlar sadece belli aromalar katarlar ve şeker katmazlar. genelde kapağında da "more protein than sugar" yazar. tadı harikadır, denemenizi tavsiye ederim. yani bu skyr "meyve aromalı süzme yoğurt" denebilir. hafiften ekşi bir tadı vardır. tamamen yağsızdır.

ben bu yoğurttan yeme fırsatını yakaladım. sadece izlanda'da satılmıyor, başka ülkelerde de mevcut. ben amerika'dayken tatma fırsatını yakalamıştım. amerika'da sadece kaliforniya'da "whole foods market" marketinden alabilirsiniz diye yazıyordu sitesinde. fakat ben pavillion's isimli markette de gördüm bu yoğurttan. bulabildiğim tüm aromalarını denedim. denemeyi düşünürseniz amerika'da marketlerde yoğurdun markası "siggi's" dir. üzerinde de "ıcelandic style skyr" yazar. ben bir kere de markası "skyr" olan yoğurttan tattım. onun da üzerinde "ıcelandic style yogurt" yazar. ikisinin tadı da aşağı yukarı aynı denebilir fakat bence siggi's çok daha güzel.

türleri: sade, portakallı ve zencefilli, yaban mersinli, narlı ve passifloralı(passion fruit diye yazar), çilekli ve ışkınlı (rhubarb diye yazar), hindistan cevizli (çok iyi), çilekli, karışık kırmızı meyveli ve acaili, vanilyalı, ahududulu ve şeftalili, incirli ve limon kabuklu, balkabaklı ve baharatlı (en harikası, favorim).

bu yoğurdu mutlaka deneyin. ben bu kadar beğenmesem hakkında bu kadar yazmazdım.

42. izlandalılar avrupa'nın en uzun ömürlü milleti. ülkedeki huzur dolayısıyla olsa gerek.


43. bu ülkede çıplaklık ayıp değildir. dal daşak ortalıkta gezseniz kimse garipsemez.

bunu diyebilmemin sebebini anlatayım. bu izlanda'da yaşayan türklerle iletişime geçmeye çalıştığım zamanlarda bulduğum bir tanesinin msn (o zamanlar bu meşhurdu) arkadaşlarına bakayım dedim. arkadaşlarının yarısı parkın ortasında sikini çıkartıp fotoğrafını çekmiş ve bunu da profil fotosu yapmış. ilginç değil mi? buna sadece bir kişide rastlamadım, internette çok fazla kişide rastladım. bildiğin sokakta, parkta çıplak fotoğraf çekinmiş adamlar. göğüslerinin fotoğrafını çekip ınstagram'a koyan kızlar da mevcut bolca.

benim tecrübelerim sizi kesmediyse, "abartıyon lan" diyesiniz geldiyse şöyle buyurayım sizi: http://listverse.com/…/10-cool-facts-about-iceland/

gerçi daha ergenliğe girmeden cinsel ilişkiye giren çocukların olduğu bir memlekette garip bir şey olmasa gerek.

44. izlandalılar'ın bir kısmı elflere inanır denilir. yalandır. 

internette bunu yalanlayan bir sürü izlandalı'nın yazıları var gazetelerde. özellikle ülkenin en popüler yayınlarından biri olan "reykjavík grapevine" isimli yayın bunu defalarca dile getirmiştir.

45. herkes kuzeyde diye bu ülke hakkında "6 ay gece 6 ay gündüz yaşanıyor" der. böyle bir şey yoktur. 

ülke kuzey kutbunda değildir çünkü. izlanda'nın kuzey kutup dairesi içerisinde bir miktar toprağı vardır, fakat bu 6 ay gece 6 gündüz yaşatacak kadar kuzeyde bir nokta değildir.

olay şu: kışın gün ışığı 3-4 saatliğine çıkar. hava saat 11-12 gibi aydınlanır ve öğleden sonra 3 gibi de kararır.

yazınsa tam tersi: gece 12'de bile gün ışığı vardır. ondan sonra da 3-4 saatliğine hava kararır ve güneş yeniden doğar. bazı günler güneşin hiç batmayıp ufuk çizgisinden tekrar doğduğu da görülür.

bu olaydan dolayı otellerin bazılarında kalın perde vardır. yazın turistler geceleri uyuyabilsin diye.

46. kuzey ışıkları meşhurdur. 

görmek için sonbaharda veya kışın gitmek gerekir. fakat bunları yakalamanın zor olduğunu söylüyorlar.

47.reykjavík'in bir dönemki valisi jón gnarr, komedyendi. 

bu adam epey ilginçti. facebook'ta sayfası var, takip edin derim. arada ilginç şeyler paylaşıyor. adamın obi wan kenobi kılığına girip sokakta dolaşmışlığı var.

48. bu ülkede starbucks yoktur. mcdonald's da yoktur. 

ülkeye açılan hard rock cafe de uzun süre önce kapanmıştır(kasım 2016'da yeniden açılmıştır). fakat dünyada en fazla coca-cola tüketilen ülkeymiş. böyle de garip bir ülke.

49. "pylsur" (telâffuzu tahminimce: pilsür) isimli çok ünlü bir hot dog büfesi vardır. 

ne özelliği var bilmiyorum ama öve öve bitirilemeyen bir yer. hatta metallica grubu bir keresinde izlanda'ya konsere gittiği zaman bunu tadıp çok beğenmiş. bunu da yazmasam olmazdı.

50. ülkede çocuklara anne babalar kafalarına göre isim koyamaz. 

eğer izlanda'da daha önceden kullanılmamış bir isimse izlanda isimlendirme komitesi'nin onayından geçmek zorundadır. böyle bir de komite var ülkede. kulağa komik geliyor ama kültürün korunması açısından ve çocuklara saçma sapan isimler koyup çocuklara hayatın dar edilmemesi açısından önemli.

bu yüzden orada doğmuş çocuklarına "meltem" ismini koyamamış bir türk biliyorum. onaylamamışlar ismi.

bence güzel bir uygulama. bizdeki berkecan, pelinsu, selinsu, nartjan, artvan, abdullahcan, fadimesu gibi fantastik isim komboları veya anlamsız isim koyma imkânı yok. bir de bizim ülkede ismiyle soy ismi aynı olanlar var. bir keresinde ismi de ecrin soy ismi de ecrin olan bir kız göremüştüm. bir anne baba bunu çocuğuna neden yapar ki? neyse türkiye hakkında konuşmaya başlasam bitmez şimdi. bunu burada kesiyorum.

51. ülkede sivri sinek başta olmak üzere birçok böcek çeşidi bulunmamakta. böcekten nefret edenlere iyi haber.


52. okur yazarlık oranı %100'e yakın.


53. ülkedeki insanların yaklaşık %98'inin internet erişimi var.


54. ülkede işsizlik maaşı da vardır. 

buralara yerleşen türklerin bazıları, eğer evlilik yoluyla oraya gitmişlerse hiçbir şey yapmayıp tüm gün evde yatıp işsizlik maaşıyla geçinirler. ne güzel hayat. yan gel yat devlet de sırf bir izlandalı'yla evli olduğun için sana maaş bağlasın.

55. 5 nisan 2016 günü izlanda başbakanı panama'da off-shore yatırımlarının olduğunun ortaya çıkması sonucu baskı üzerine istifa etti. 

David Gunnlaugsson

bir sürü insan protesto etti bu adamı. bir tanesine de biber gazı sıkılmadı, tazyikli su sıkılmadı. bu protestoculardan bir tanesi de polise taş atmadı, molotof atmadı. meclis binasına yumurta ve yoğurt atmışlar sadece. olması gerektiği gibi bir protesto sonucu da başbakan istifa etti.

medeniyet böyle bir şey işte.

56. ülkenin low-cost havayolu olan wow air'ın ceo'sunun ofisinin kapısında "don't feed the animal" yazıyor. 

türkiye'deki bir ceo'nun böyle bir şey yapması mümkün mü? tabi ki hayır. adamlarda bir ego, kompleks falan yok.

57. gelişmiş bir ülke olmasının sonucu olarak şehir hayatıyla kırsal kesim arasında dağlar kadar fark bulunmuyor. 

yani dağlar kadar fark değil derken şöyle: insanlar fakir değil. elbette kırsal kesimde bir şehirdeki yaşam şartları mevcut değil, fakat insanlar fakirlikten kırılmıyor. bizim ülkenin doğusunda bir köye gitseniz "bu insanlar burada nasıl yaşıyor" dersiniz. izlanda'da böyle bir durum söz konusu değil.

ekleme

"kralsiz tac" adlı yazar uyardı, genelde danimarka asıllı olanların soy isimleri -sen ile bitebiliyormuş, örneğin eidur smari gudjohnsen.