On Bin İnsanın Acı İçinde Kıvranarak Can Verdiği 1922'deki Büyük İzmir Yangını
Öyle bir yangın düşünün ki insanların akın akın sahile koştuğu, yangın sıcağından etkilenmemek için yanlarına aldığı battaniyeyi denize sokarak üstlerine aldığı acı bir olay. İnsanlarla birlikte birçok canlının da hayatını kaybettiği korkunç olaya bakalım.
On Bin İnsanın Acı İçinde Kıvranarak Can Verdiği 1922'deki Büyük İzmir Yangını


yangından birkaç gün önce izmir'e giden amerikalı gazeteci melville chater'in tanık olduğu ve kendi kamerası ile de fotoğraflandırdığı yangını dergideki makalesinde anlatırken özellikle hangi tarafın bu yangından sorumlu olduğuna değinmemiş.. bunda sanırım politik konulara girmek istememesinin de etkisi vardır..

chater'in anlattığına göre büyük zaferimizi izleyen birkaç hafta içersinde bir çok anadolulu yunanlı akın halinde batıya, izmir limanına hareket etmeye başlamıştı.. ilk günlerde daha sistematik ve insancıl olan bu yürüyüş, kulaktan kulağa yayılan türk ordusu korkusu ve acelecilik yüzünden sefalete dönüşmüştü.. halk yanına hemen hemen hiçbir şeyini alamadan köyünü terk ediyordu.. halk izmir sahiline vardığında limanda birkaç amerikan ve ingiliz gemisi vardı fakat oradaki tüm halkı alabilmeleri imkansızdı ve işin kötüsü bu halk yığınının sayısı sürekli yükseliyordu.. 


büyük yangın eylül'ün ikinci haftasının başında başladı ve tüm sahil, ara sokaklar cayır cayır yanıyordu.. sahilde, deniz ile yangın arasında sıkışıp kalan halk feci durumdaydı.. rüzgarın da sahile doğru esmesi ile sahil adeta cehenneme dönmüştü ve aşırı sıcaktan, ateşten korunmak için, evlerinden ayrılırken yanlarına battaniyelerini alanlar bunları suya batırıp sonra da vücutlarına sarıyorlardı.. sahildeki ve ara sokaklardaki atların koşum takımları alev aldığı için bu atlar can havliyle sağa sola atılmaya başlayıp kontrolden çıktılar, birçok bu atların altında ezildi.. acı ile kıvranan develerin çığlıkları, farelerin ciyaklamaları, atların kişnemeleri, insanların yakarışlarına karışmıştı..

dergiye göre bu yangında 10,000 kişi ölmüş ve 300 milyon dolarlık zarar meydana gelmişti.. yangında fırınlar ve hastaneler de yandığı için, şu da bulunamadığı için ilerki günlerde yunanistan'a kaçmak için sahile akın eden diğer insan yığınları çok büyük zorluklarla karşılaştılar.. kimi zaman sokaklardaki hayvan leşlerinin etleri ile beslendiler..

Yangın sonrası İzmir


bu konuda son derece aleyhimizde yazılan bir eser ise marjorie housepian dobkin'in "smyrna 1922: the destruction of a city" adlı kitabıdır.. amazon.com'da bu konuda hararetli tartışmalar devam etmektedir.. kitapta çok komik argümanlar var; mesela yıllardır yunanlıları katlettiğimiz için itilaf devletleri yunanlılara türkiye'nin batısını işgal etme izni vermiş, bu sayede yunan ordusu bu katliamları durdurmak amacındaymış.. yine bir diğer komedi ise, izmir yangınına batılı devletlerin engel olmayışı/karışmaması da bu devletlerin türkiye ile olan petrol (!!!!!!) ve diğer ticari ilişkileriymiş..

olay iki yönlü düşünülebilir ve hangi taraftan bakarsak bakalım yapan taraf kendince haklıdır.

1. yol: izmir'i, savaşta yenilenler savaşı kaybettikten sonra yakmışlardır. bunun sebebi insanoğlunun yenilgiyi hazmedememesi ve yenilgi durumunda tüm insanlık onurunu kaybetmesidir - ki savaşlarda bu durum daha net seçilmektedir. bu tarihteki bütün savaşlarda böyle olmuştur. yenilen kaçarken geçtiği her yeri yağmalar, yakar, yıkar. bunu en son israil yenilmemiş olmasına rağmen lübnan'dan çekilirken asfalt yolları özel araçlarla bozarken hatırlıyoruz. bunu yenilen her milet yapmıştır. ayrıca insanoğlunda ben yararlanmıyorsam onlar da yararlanmasın hissiyatı da vardır.


2. yol:
izmir'i, savaşta yenenler yakmıştır. bunun sebebi ise yıllardır savaştığın şeylere ait bir iz kalmasını istememek olabilir. sen 5-10 yıl savaştığın, nice kayıplar verdiğin, nice eziyetlere katlandığın bir olaydan sonra karşıdakine gül uzatamazsın. ha uzatmalı mısın evet ama bunu yapmak da kolay değildir. zira yolda giderken sizin yanınızda sevgiline laf atan birine nefret hissiyatıyla dolarken koca bir savaştan çıkıp hümanizma oyunları oynayamazsın. o oyunu oynayabilirim diyen samwise gamgee'dir ve masallarda kalmıştır.

şimdi yapılan açık bir savaş suçudur ama kimin yaptığı bilinemeyebilir. biri çıkıp bunu dillendirince çok sayın yüce filozof engin ardıç aklınca ayar vermeye çalışıyor. fakat her milletin tarihi kendince yazdığını görmezden geliyor bizim de fark etmememizi umuyor. sırp kasabı bile yaptıklarını mantık yörüngesine oturtmaya çalışmış hatta inanan bile olmuştu.

son olarak yakılan aslında insan onuru olmuştur.