Orada Olan Birinden: Almanya'da Göçmen Bir Türk Olarak Yaşamanın Güncel Zorlukları

Almanya'da yaşamanın zorlukları neler? Türkseniz ve böyle bir şey planlıyorsanız orada bulunan birinden okumak fikir verebilir.
Orada Olan Birinden: Almanya'da Göçmen Bir Türk Olarak Yaşamanın Güncel Zorlukları
iStock

bir süredir içinde yaşadığım güzide avrupa ülkesi. liseden beri her yıl almanya'da birkaç ay kalıyordum öğrenci değişim programlarıyla ve her seferinde keşke bir gün burada yaşayabilsem diyordum. zorlu bir süreç sonunda buraya geldim ve çalışmaya başladım. söylemek istediğim çok şey var ancak cümleleri toparlayamıyorum. avantaj ve dezavantaj listesi yapmak istiyorum.

avantajlar

- hangi işi yaparsan yap maaşınla geçinme şansın çok yüksek. 

- insanlar saygılı.

- insan hakları gerçekten var, bir şey konuştuğunuzda insanlar dinliyor, en ufak sorununuzda çözüm bulmaya çalışıyorlar.

- erkekler yakışıklı.

- yeme içme marketlerde çok ucuz. lüks restoranlar hariç, cafeler de ucuz sayılır.

- türkiye'ye gidip gelmek kolay, uçaklar ucuz, mesafe kısa. 4 saatte evinde olabiliyorsun.

- yemekler çok lezzetli, domuz da yiyorsan hatta çok fazla seçenek var.

- ulaşım hatları çok gelişmiş, bisiklet scooter paten her şekilde rahatça, birisi bana çarpar mı diye korkmadan gidip gelebiliyorsun.


dezavantajlar

- hava bok gibi. güneşin doğduğu bir saat bile yok. insan sürekli melankolik oluyor. almanya'ya önceden çoğunlukla yazları geldiğim için, diğer ayların böyle olduğunu bilmiyordum.

- güneş doğmadan evden çıkıyorum ofise gidiyorum, eve gelirken güneş batmış oluyor. sadece haftasonu var, onda da pazar günü ölü zaten. cumartesi ne yaptıysan yaptın. haftasonu da paso yağmurlu demiş miydim?

- bir yere gitmek istesen db çok pahalı, bundan almanlar da şikayetçi. flixbus var ama o da her şehirde yok + ortamı leş + trene göre yavaş. çünkü s çizerek falan gidiyor her yerde duruyor mola veriyor...

- vergiler çok yüksek. bekar ve çocuksuz birisi otomatik maaşının yüzde 40'ını devlete veriyor. insanın evlenip patır patır çocuk yapası geliyor. o zaman her şey daha kolay. evde oturur çocuk bakarım devletten de paramı alırım mis. 

- arabasız bir hayat zor. ulaşım çok gelişmiş olsa da arabasız olmak burada ezik bir şey. en basitinden, alışveriş yapınca bile elimde koca torbalarla eve yürüyorum ve etrafta hiç benim gibi birini göremiyorum. millet her şeyini arabasıyla yapıyor. 

- evlerde rutubet, örümcek ve böcek sorunu. örümcek ağları her yerde, otobüs duraklarında spider-man çizgi romanlarındaki gibi 2 metrekare örümcek ağları görmek mümkün.

- sosyal hayat = yok. insanlar çok kapalı yaşıyor, random olarak biriyle tanışıp uzun uzun konuşma ve arkadaş olma şansın yok. zaten almanlarda small talk olayı bile yok. guten tag, danke, tschüss diye bitiyor her şey. evet, herkes çok güler yüzlü ve saygılı ancak ötesi yok.

 


- aşşırı derecede göçmen var. genelde afrikalı ve suriyeliler var. göçmenler çok rahatsız edici. sonuçta ben de bir türküm, böyle dememem lazım ancak hareketleri ve uyumsuzlukları çok göze batıyor. almanlar da çok rahatsız ancak direkt nazi damgası yiyecekleri için susuyorlar. bu göçmenler çalışmıyor, devletten para alıp geçiniyorlar ve vergi ödemiyorlar, cinselliklerinden de ödün vermiyorlar of course, doğurabildikleri kadar doğuruyorlar. evleri, otobüs ve trenleri bedava. bizim türkiye'deki suriyeliler gibi yani. ama bence burda durum daha kötü. afd'nin bu kadar yükselmesine şaşırmamak lazım. demek ki bunlar bizimle geri kabul anlaşması yapmasa ülkeleri ne hale gelecekmiş. yatıp kalkıp dua etmeleri lazım bize.

- her şehrin bahnhof çevresi baya leş. evsizler, göçmenler ve sarhoşlar... işe giderken toplu ulaşım kullanıyorsanız her sabah bir manyağa denk gelme ihtimali çok yüksek. sokakta yaşayan şarapçı ya da göçmenleri geçtim, sokakta yaşamayı seçmiş gençler de var. derdiniz ney sizin acaba? bahnhof'tan biraz uzakta oturmakta yarar var. 

- terör ve kriminal olaylar... bulunduğum şehirde 1 ay içinde olanları sayıyorum: bir göçmen karısını arabasının arkasında baltayla kesip doğradı. bir göçmen kamyonla insanların üzerine sürdü. gene bir göçmen, bir kadını taciz edip kadın bağırınca kadını tokatlayıp kaçtı. 

- kiralar çok yüksek. evler eski. evlerin yüzde 70'inin mutfağı yok. (einbauküche) esyalı ev de yok gibi, olanlar da normal fiyatın 3-4 katını kitliyor ve eşyalı evin isteyeni de çok olduğu için ortada kalma ihtimali yüksek. eşyalarda kargo ücretleri ve montaj servisi çok pahalı. hatta birçok firmanın ve internet sitesinin montaj hizmeti yok. bu işlerden pek anlamıyorsanız baya zorluyor insanı. depozitolar genelde 3 kira olarak peşin alınıyor.

- ev bulmak çok zor. evler genelde giriş kat ya da çatı katı. türk olarak bir eve kabul almak da zor. benim için sağ olsun müdürüm kefil oldu, evi şirketin adına tuttu. 

- auslanderbehörde'deki memurlar, ve genel olarak memurlar çok yavaş ve aksi. buradaki memurlardan sonra türkiye'dekileri öpüp başıma koymak istedim. banka hizmetleri türkiye'nin 300 yıl gerisinde. bankamatikler de bi garip.

- her ama her şey postayla işliyor. posta da yavaş. 


- kredi kartı almak kolay değil, alınca da yıllık para veriyorsun. kredi kartına alternatif olarak debitcardlar var, onlarla da online alışveriş çok ama çok sınırlı. paypal'la birkaç siteden bir şeyler alabildim anca.

- televizyonda ve radyoda sürekli türkiye var. erdoğan erdoğan erdoğan. siyasetleri türkiye nefreti üzerine kurulu. gerçekten bizden nefret ediyorlar.

- buradaki türklerin bizim türklerle alakası yok. türkler türklere yaklaşmak istemiyor, ama işin garibi almanları da sevmiyorlar. herkes kendi akrabalarıyla komün olarak yaşıyor, neyse ki buradaki türk aileleri baya kalabalık, başka kimseye ihtiyaçları kalmıyordur.

- türklerin yüzde 90'ı dinci-reisçi tayfa. diğer yüzde 10'luk kısım da beyin göçü zaten, onlar da türk'e tenezzül etmiyor. cidden adamlar türk oldukları halde türklerden ve türkiye'den kaçarak yaşıyorlar ama sonuçta türksün abi maalesef. keşke öyle bi kaçma yolu olsaydı... bunun dışında kürt tayfası da çok var, direkt pkk'yı destekleyenleri de çok. kürdistan bayrağını burada çok gördüm. 

- evimin yakınındaki kilise abartmıyorum 15 dk'da bir çan çalıyor. bu nedir amk diyerek birkaç kere gittim ancak içerde iki üç amca var ve ayin falan da yok, bu zili kim çalıyor çözemedim henüz.

- birçok işyerinde öğlen yemeği yok... bu benim için çok büyük bir sorun, çünkü her gün beslenme götürür gibi yemek götürmeye alışmak zor, ne götüreceğini düşünmek çok yorucu. bir yerden sonra hep ekmek arasına dönüyor olay. sabah kahvaltı etme, öğlen ekmek arası, akşam da abur cubur derken çok sağlıksız bir diyet oluyor.

- almanların her şeyi çok yağlı. peynirler en az yüzde 40-45 yağlı, etler zaten domuz, zibilyon tane fırın mamulu var çeşit çeşit ekmekler pastalar. yani diyette olan bir insan markete girse yüzde 70'i otomatik eleniyor. koca koca insanlar paket paket bisküvi çikolata yiyorlar. kolesterol şeker buralara uğramıyor zaar.


- işten önce ya da sonra bir işi halletmek imkansız. çünkü her yer 9-16 arası falan çalışıyor. bazı yerler 9-12 arası çalışıyor... 8-5 çalışan biriyseniz her seferinde izin alacaksınız demek oluyor bu. 

- yalnızlık... dibine kadar yalnızlık. burada artık kendi kendime konuşmaya başladım. insan yok. bulunduğum şehirde expat da yok. civar şehirlerdekiler de ya evli çocuklu insanlar ya da yine çiftler. herkes çift ya da evli. bekar ve expat bir insan yok. expat buluşmasına gidiyosun, gene çiftler.. herkes eşiyle çocuğuyla göçmüş. millet ne kadar akıllı. böylece yurtdışında çalışmanın yarattığı en büyük sorunu baştan çözmüşler.

Expat: Yabancı ülkede yaşayan kimse.

- almanlara ne versen alıyorlar ancak paylaşmak yok. işyerine pasta alıp götürüyorum mesela sık sık. bir güzel yeniyor, sonraki gün markete gidiyorum öğle arasında, dönüşte gene herkese bir şeyler getiriyorum, çünkü hem boş gelmek ayıp olur hem de sosyallik ve sıcaklık olsun diye. ama adamlarda böyle bir şey yok, paylaşım 0. böyle incelikler hiç yok. başka konularda da böyle. enayiliğinle kalıyorsun ortada.

- türk olmak. ne kadar kendini farklı görsen de, kendini yetiştirmiş bir insan olsan da sonuçta türksün. her şey burada tıkanıyor. ne kadar asimile olsan da, müslüman olmayan ve apolitik bir türküm de desen sonuçta türksün. buraya gelmeden önce hep almanlarla arkadaş olurum, kendime burada yeni bir hayat kurarım diyordum ama biriyle tanıştığımda duyduğum iki cümle her zaman şunlar oluyor: "erdoğan hakkında ne düşünüyorsun" ve "ne zaman geri döneceksin?..." insanlara aslında benim de onlardan farkım olmadığını anlatmaya ve göstermeye çalışırken bezdim ve sonunda vazgeçtim. çünkü sürekli çabalayıp kendimi kabul ettirmeye çalışmak beni daha da ezik yapıyor, onu fark ettim. ve yalnızlığı kabul ettim. hafta içi 40 saat çalışıp hafta sonu elime bir kitap alıp bankta oturup milleti izliyorum ya da yalnız başıma bir etkinliğe 40-50 euro bayılıp eve geri dönüyor ve 9'da uyuyorum. meğerse ben burayı italyan-yunan-amerikan arkadaşlarımla sevmişim, almanlarla yaşayınca almanya hiç de hayal ettiğim gibi değilmiş. 


- mizah yok. türkler olarak gerçekten gelişmiş bir mizahı olan bir toplumuz. şakalaşmayı eğlenmeyi seviyoruz. ancak burada o yok. 

- televizyon yayınları. günün 10 saati kriminal diziler. ve senaryo o kadar basit ki, bizim arka sokaklar'ın her gün 10 saat verildiğini düşünün. bunun haricinde dizilerde çok açık seçik, rahatsız edici ve beklenmedik sahneler olabiliyor, bu yapımları çocuklar izlemiyor mu merak ediyorum, ya da insanlar ailece tv'yi açıp bu sahneleri gördüklerinde garip olmuyor mu?

- almanların giyim tarzı... çok kötü giyiniyorlar yav. kot pantolon zaten default geliyor her almanda. işyerinde de kot pantolon giymek çok normal, hatta ilk zamanlar sürekli etek ve ceket kastığım için bana garip gözle bakıyorlardı. artık ben de siyah kazak altına kot şeklinde işe gidiyorum. topuklu ayakkabı bile yadırganıyor. ağır makyaj ise kadınlarda neredeyse hiç görmedim. 

işte böyle. ama eşşek gibi alışacağım, şimdiden bir sürü masraf yaptım burada bir hayat kurdum artık. zaten koşa koşa döneceğim güzel bir ülkem de yok. ne diyeyim, ülkemizi bize cehenneme çevirenler, bizi başka ülkelerde yabancı edenler utansın. canım ülkem, sen her yerden güzelsin ama bahtın güzel değil.

Kimler Almanya'da Mutsuz Olur, Kimler Mutlu Mesut Yaşar?