Profesyonellikleriyle İnsanı Hayretler İçinde Bırakan Somalili Korsanların Acayiplikleri
Bir dönem adlarını sıkça duyuyorduk Somalili korsanların. Şimdilerde pek fazla duymasak da hala varlar ve tehlike saçmaya devam ediyorlar. Sözlük yazarı ''carlbert santneuve'', 2009 yılında Somalili korsanlar hakkında ilginç bilgiler aktarmış.
Profesyonellikleriyle İnsanı Hayretler İçinde Bırakan Somalili Korsanların Acayiplikleri
Fotoğraf: AP


bildiğin profesyoneller. üstelik kandırmaca, kazıklamaca falan da yok. rehineleri ve kaçırılan gemileri sağ salim teslim etme konusunda ün yapmışlar. "kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" diye düşünürler herhalde. muhasebecileri, baş müzakerecileri falan varmış yahu; bildiğin kravatlı, laptop'lu adamlar. valla sallamıyorum: caterer tutmuşlar evropa'lıların damak tadına uygun yiyecekler pişirsin diye. diplomat la bunlar, yüzyıllık devlet geleneği olan ülkeler böyle davranmaz rehinelerine.


basına yansıyan, büyük devletlerin kıçına batan bütün olaylar gibi bu milenyum korsanlığı işi de netameli. öyle "üç-beş çapulcu var, fakir ve açlar, önlerinden geçen zengin teknelere saldırıyorlar" gibi değil. arka planda hınç var, kandırılmışlık duygusu var, emperyalizm var; uluslararası hukukun, kurucuları tarafından çiğnenmesi var, ulusçuluk var, ulus-devlet kavramı var...v.o.v (varoğluvar).


öncelikle memlekette 90'ların ta en başından beri, siad barre'nin 91'de indirilmesinden sonra etkin bir devlet otoritesi yok. halkın %73'ü günlük iki doların altıyla geçiniyormuş (6 şişe küçük su. halı saha maçından sonra dört kişinin tüketiminin değeri yani). iç savaş zaten anasını sikmiş ülkenin. millet oradan buradan bağımsızlığını, özerkliğini ilan ediyor. çakma bir hükümet var transitional federal government adında. içeride islamcılar, hükümet yanlıları falan filan... bombok bir durum açıkçası. küçük, minik, ufacık bir ayrıntı da: somali'de henüz kesinleşmemiş olan bayaaaaaa bi petrol rezervi var.


korsanlık faaliyetlerinin açıklarında gerçekleştiği ve korsanların ezici çoğunluğunun çıktığı alan olan puntland yarı-özerk bölgesinin yıllık bütçesi 2007'de 20 milyon dolar (korsanlar aynı yıl 30 milyon dolar toplamış fidyelerden!). evvela, bölgenin münhasır ekonomik bölgesine giren sular dünyanın en zengin deniz mahsülü kaynaklarından birini teşkil ediyormuş. avrupalı ve asyalı balıkçılar, kendi ülkelerinin kaynaklarını höpürdettikten sonra, buraya gelip boyuna kaçak avlanıyorlarmış. e tabi adamların tekneleri kocaman; troller, ağlar falan... gariban afrikalı balıkçıya bir şey kalmıyor bunlar avlandıktan sonra. yıllık (2007) 300 milyon dolarlık (brrüüşş! ohaaa!) kazancı varmış bu kaçak avlanmanın. 


somalili korsanların topladıkları fidye ise yıllık (2007) toplam 100 milyon dolar (bilinen bir gerçek ise bu korsanların büyük bir kısmının eski balıkçı olduğu). başka bir hikaye de var: 91'den sonra, sen bir kaç evropalı şirket (ekseriyetle italyan, mafya bağlantısı falan da varmış) topla nükleer atıkları, gel at somali açıklarına. bu orospu çocuklarının kendi ülkelerinde atıklardan kurtulmalarının maliyeti bir ton için 1000 dolar iken, somali açıklarında denize atarak tonuna 2,5 dolara hallediyorlarmış işlerini. bak şu allahın işine, kıyıdaki insanlarda kaşıntı, mide bulantısı şikayetleri başlamış; amorf bebekler falan peyda olmuş. 2005 tsunamisinden sonra kıyılara sızıntı yapan variller vurmuş, 300 kişiden fazlası radyasyona dayalı hastalıklardan ölmüş.


avrupa doğayı kirletiyor. merkez, çevrenin tekrar amına koyuyor (wallerstein haklı be baba!) minvalinde haberler çıksa ne şirin olurdu değil mi! yılda bir falan, belki bbc'de ya da discovery'de, national geographic'te bir afrika belgeselinin içinde. fakir somali kıyısında yaşayan çocuklar çadır hastanede yatıyor. etraflarında sinekler uçuşuyor; kara anne, kara çocuğunun suratında yapışan sinekleri siklemiyor bile. alışmış zaar. boyun devrilsin kapitalizm diyoruz (sadece kapitalizm ama bununla bağlantılı hiç bir şeyi suçlamıyoruz başka!). televizyonda belki bir numara çıkıyor, mesaj atıyorsun bir çocuk kurtuluyor falan. böyle bazı ayrıksı tipler para falan yatırıyor. öyle işte, paylaşıyoruz falan filan...


böyle olmuyor ama bu sefer! savaş lordları (bkz: warlord) finanse ediyor, canada'lı göçmen somalililer istihbarat sağlıyor, bir şekilde silah buluyor ex-balıkçılar, ex-askerler, teknoloji bilen profesyoneller, işe yaramaz denyolar, çaresiz gençler...v.b. atlıyorlar teknelerine, dalıyorlar geçen gemilere. kendilerine "sahil güvenlik" diyorlar, fidyelere de "vergi" diyorlar. götü atıyor milletin, götü. oradan geçerken bir kereden fazla düşünüyorlar. empati kurmuyorlar bu sefer, "ay yazık beeee!" demiyorlar. bembeyaz, ay parçası götleri pıtır pıtır atıyor. nihehehe!


islami rejim altındaki güney şehirlerinin halk kitleleri ajlıktan kırılırken harardhere, eyl ve bossaso gibi kuzey kıyı şehirleri, korsanların tüketim merakları sayesinde nispeten ihya olmuş durumdaymış. bu abiler de iddia ettikleri gibi robin hood değiller açıkçası. düşününce zihniyetlerinin batılı burjuvanınkinden bir farkı yok: "biz bir şekilde servetimizi yapalım, bu servetle tüketim yaparken de kırıntıları küçük esnafa falan düşsün". lüks arabalara biniyorlarmış, bölgenin en güzel kızlarını haremlerine alıyorlarmış kalender eşitlik-adalet savaşçıları. insanoğlu işte... güçlü de aynı zayıf da, beyaz da aynı siyah da; hafıza yok. e korsan da bilincinde zaten bugün var, yarın yok olduğunun. tia'ydi di mi?


en son amerikan komandoları bunlardan üç tanesini headshot'la indirdiğinde intikam yemini etmişler. "abd donanması bizimle fidye konusunda anlaştı, sonra yan çizdi" demişler. hatta bir lider abartıp "bundan sonra abd teknesi gördüğümüzde içindekilerin analarını sikecez" demiş. şimdi bunlar üç beş amerikan vatandaşını öldürür. pentagon gaza gelir. obama'yı gazlamaya çalışır. obama biraz yumuşatmaya çalışır ortamı. belki de çalışmaz, kim bilir! sonra abd somali'ye operasyon düzenler ya da obama yollarına taş koyar, bir üç isimli deli çıkar adamı vurur. pentagon yoluna devam eder. tarih tekerrür eder... böyle şeyler geldi aklıma.

iki rahat duralım be!