Psikolojik Harp Saldırılarının En Tehlikelilerinden Biri: Dezenformasyon
Psikoloji bilimi, gelişen teknolojiyle de birleşerek artık nükleer silahlardan çok daha tehlikeli silahlar üretmeye başlamıştır. Bunlardan biri de dezenformasyon.
Psikolojik Harp Saldırılarının En Tehlikelilerinden Biri: Dezenformasyon
iStock

şimdi size adım adım dezenformasyon nasıl yapılır tarif ediyorum;

birinci adım: hedef belirleme

öncelikle psikolojik saldırı yapılacak kişi veya insan grubu belirlenerek hedefe alınır. bu hedef hakkında meta data denilen her tür bilgi ve veri özel bilgisayar programları tarafından çeşitli veri tabanları ve açık kaynaklar kullanılarak elde edilir.

hedefin sosyal medya paylaşımlarından, eczaneden aldığı ilaçlara kadar pek çok bilgi tek bir analiz dosyası altında birleştirilir. örneğin hedefiniz tek bir kişiyse onun tam psikolojik profili çıkartılır ve tüm zaafları program tarafından ortaya konur. hedefiniz bir insan grubuysa onlarında manipüle edebileceğiniz ve duygusal duruma sokarak eylemlere yönlendirebileceğiniz psikolojik açıkları elde edilir. kısacası bilgi güçtür. hakkınızdaki en önemsiz görünen bilgi bile sizin aleyhinize kullanılabilecek bir zaafa dönüştürülebilir. örneğin sosyal medyada sildiğiniz kendi yorumlarınız bile sizin korkularınız ve değerleriniz hakkında büyük ipuçları verir. (evet, bilgisayar ortamına koyduğunuz hiçbir şey silinmez siz sadece sildim zannedersiniz, on yıl önce kullandığınız bir bilgisayarda sildiğiniz ufacık bir resim bile eğer zamanında bir kere bile internete bağlanmışsanız bulunabilir)

ikinci adım: yalanın hazırlanması

hedef belirlendikten sonra tüm bilgiler bu iş için üretilmiş özel yazılımlara yüklenir. bu robot yazılımlar hedefi etkileyecek görsel ve yazılı materyalleri üretmeye başlarlar. örneğin hedeflediğiniz kişi şu an milletvekili aday adayı ve adaylığı kesinleşirse kazanma ihtimali yüksek. yalan üretim robotları bu kişinin otuz sene önce çalıştığı işyerinde yan masasında oturmuş bir iş arkadaşının sonraki yıllarda yasa dışı ilişkiler içine girdiğini veri karşılaştırmasıyla tespit eder. daha sonra bu kişi hakkında “ x partisinin milletvekili adayı y’nin ünlü uyuşturucu tüccarı z ile arkadaş olduğunu biliyor muydunuz ?” türü vurucu bir yalan üretir. otomatik program o kadar çok detay verir ki bu kişinin en yakınları bile hazırlanan habere inanabilir. insanlar her zaman çok detaylı bilgilerin doğru olduğunu düşünürler.

üçüncü adım: yalan haberlerin pozisyonlanması

yalan haber mermileri hazırlandıktan sonra sıra onları ateş etmek için namluya sürmeye gelir. bu iş için hazırlanmış özel mini programlar yazılı veya görsel yalan haberleri ınternet ortamına sürmeye başlarlar. sosyal medyada gerçek görünümlü ama aslında “bot” denilen ve bilgisayar programları tarafından yönlendirilen bir ton sahte profil vardır. örneğin sizin tweetlerini heyecanla takip ettiğiniz bir profil aslında gerçek insan olmayıp bir bilgisayar programı olabilir. bu tip milyonlarca sahte hesap ınternet ortamında yerleşik haldedir. hatta “troll” adı verilen saldırgan sosyal medya hesaplarının da bir kısmı aslında “insan” değil “bot” programlarıdır. bunun dışında aynı anda on binlerce siteyi yayına sürebilecek botlarda vardır. örneğin kışkırtılmak istenilen bir grubun tepki göstereceği bir yalan haber birkaç gün içinde kurulan yüzlerce “haber sitesi” görünümlü araçla o gruba ulaştırılabilir.

dördüncü adım: dezenformasyonun ilgili hedeflere gönderilmesi

özel programlar tarafından belirlenen hedef kitlelere tam da onların dikkatini çekecek şekilde hazırlanmış veriler gönderilmeye başlanır. örneğin dini bir azınlık grubunu kışkırtmak istiyorsanız onların en kutsal bildiği yerin saldırıya uğradığı yalan haberi bir anda bu grubun milyonlarca üyesinin sosyal medya hesaplarında gözükmeye başlar. aynı anda whatsapp grupları üzerinden de yalan haberin konduğu video ve site linkleri paylaşılmaya başlanır. kışkırtılmak istenen insanlar birkaç saat içinde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar bu yalana maruz bırakılırlar. bunu yapmak günümüzün teknolojik imkânlarıyla çok kolaydır. bugün siz google’dan bir şey arattığınız veya facebook’unuza baktığınız zaman bile sistem sadece sizin ilginizi çekecek şeyleri gösterir. tabi dağıtılan yalan paylaşımlara tıklanma ve paylaşma sayısı arttıkça haber daha da büyük kitlelerle ulaşır. bundan yirmi yıl önce 24 saat televizyon yayını yapsanız ulaşamayacağınız insan sayısına bugün birkaç saat içinde internet ve sosyal medya üzerinden ulaşmanız mümkündür. o telefonları elimize tutuşturan ve içine bedava kullanacağımız sosyal medya aplikasyonlarını koyanlar bunu tabii ki boşuna yapmamıştır.

beşinci adım: istenilen eylemin yaptırılması, sürecin bitirilerek sonuçların test edilmesi

yalan haberlerle hedef altına alınan kişi birkaç saat içinde köşeye sıkışmıştır çünkü kendini savunabilecek ve işin gerçeğini anlatabilecek imkânları yoktur. daha da kötüsü zaten kendisine yapılan operasyonun da farkında değildir ve kendini nasıl savunabileceği konusunda bir bilgisi de yoktur. hedeflenen gruplardaysa iş daha korkunçtur. çünkü insan grupları belli bir aşamadan sonra akıllarını kaybeder ve mantıklı birey görünümünden çıkarak vahşi bir güruha dönüşürler. yalan haberlerle kışkırttığınız bir insan grubunu her türlü şiddet eylemine yönlendirmeniz tek bir kişiyi yönlendirmenizden daha kolaydır. operasyon bitip istenilen sonuç alındıktan sonra bu işi yapan on binlerce “bot” sosyal medya profili ve açılan “sahte haber siteleri” birkaç saatte ortadan kaybolurlar.

şimdi çok basitçe birkaç sayfada anlatmaya çalıştığım operasyonların kabaca şekli budur. tabi burada kullanılacak özel psikolojik telkin teknikleri, sosyal medyaya sürülen paylaşımlarda kullanılacak grafikler, renkler ve sesler gibi birçok incelik daha vardır ama işin özü budur.

peki, şimdi durum buyken sizce bu konularda insanlarımız bilinçli mi ve yeterli önlemler alınmakta mıdır? 

bu konularda televizyonlarımızda bilgilendirici programlar var mı? devletimizin güvenlikle ilgili kurumları ve bu kurumlarda çalışanlar psikolojik operasyonlara karşı koyma konusunda ne kadar eğitim almışlardır? medyamızda bu konularda insanları bilgilendiren köşe yazarlarımız nerede? şu anda seçimlerde devletin yönetiminde söz sahibi olacağım diyen bir çok milletvekili adayımızın bu konularda bir bilgisi var mıdır? seçim çalışmalarına yüzbinlerce lira harcayan ve günlerini gecelerini ayıran adaylarımız en azından bu konuda bir günlük eğitim almak için neden zaman ve para ayırmazlar? bu kadar büyük tehlikeye rağmen insanlarımızdaki bu sahte güven nereden gelmektedir?

kısacası tüm yaşamları ve planları birkaç yüz bilgisayarın birkaç tuşuna basılarak yapılacak ufak bir psikolojik harp saldırısıyla harap olabilecek kurumlar, şirketler, siyasetçiler, iş adamları olası bir tehlikeye karşı hangi önlemleri almaktadırlar ? buna cevap vereyim tabii ki almıyorlar. çünkü umurlarında bile değil çünkü kendilerine “çoook güveniyorlar”.

güven çok iyidir ancak altınızda at ve elinizde kılıçla bir tankın üstüne hücum edip onu yenebileceğinizi düşünüyorsanız bu yaşadığınız ruh haline “kendine güven” değil sadece “kendini kandırma” denir. insan en büyük zararı kendini kandırmaktan görür.

Bu içerik de ilginizi çekebilir