Richard Dawkins'in, "Akıllı Tasarım"a Karşı Olarak Yaptığı İlginç Zürafa Otopsisi
Britanyalı evrimsel biyolog Richard Dawkins'in yaptığı bir zürafa otopsisi, evrimsel süreçteki kusurlar hakkında bize epey bir fikir veriyor.

Otopsinin Türkçe altyazılı halini buradan izleyebilirsiniz.

Gelgelelim otopsi hakkında Ekşi Sözlük'te yapılan yorumlara...

şimdi evrim olgusunun aşama ve basamaklarını anlatırken, birikimli seçilim ve anlık değil tedrici değişim kavramlarının bu otopside gösterilen laryngeal sinirin zürafa ve tüm memeli boyunlarında izlediği rota ile bir örneği veriliyor. ve büyük tasarımsal gerizekalılıktan ziyade evrimsel sürecin kaçınılmaz bir sonucu olarak anlatılıyor. "allah yarattıysa kusurlu da mükemmeldir", "kusurlunun anlamı mükemmel olur" gibi meczupça kelime oyunlarının yerine, "tanrının canlılığı tek bir anda, anlık yaratma ile meydana getirmediğini de gösterir", veya "evreni, canlılığı bu şekilde tedrici değişimle üretecek bir tabiatta yarattığının delilidir" denmesi makuldur, zira bu videoda tanrının yokluğu ispatlanmamış buna çalışılmamıştır. ancak inananların bir kısmınca tanrının varlığı, canlıların mükemmelliği ile hem de sıradan insanın yüzeysel gözlerine hitab eden mükemmellik enstantaneleri ile ispatlanmaya çokça çalışılmıştır, o zaman "sizin o mükemmel dediğinizin mükemmel olduğu ne malum" itirazını duymak pek mümkün olmaz. her neyse.

zürafanın beyninden çıkıp kalbe kadar gidip, geri gelen 2 metrelik yol kateden sinirin çıktığı yere 5 santim mesafedeki ses tellerini kontrol etmesini daha eski bir canlılık halinin "tarihsel kalıntısı" olarak izah etme şansı da sadece evrimsel bir canlılık tarihi bakışı ile mümkündür.

videonun sonundaki animasyonda görsel olarak da izah edildiği üzere boyun oluşumu ve uzaması hiç öyle inanılmaz sistemik değişim anlamına gelmiyor gibi görünse de yüzlerce milyon yılda korunabilecek kadar tahammül edilebilir bir malzeme israfı olan, balıkta 7 mm'lik mesafeye 12 mm lik yay çizerek sinyal gönderen sinir, zürafada bu yayın rotası korunduğu (aksini mümkün kılıp siniri doğrudan bağlayacak ve canlının hayatını başka açıdan bozmayacak bir mutasyon olmamış demek ki) için 50 mm'lik mesafeye 2000 milimetrelik yol izleyen bir hatta dönüşebiliyor. yani evrimsel bakış bir eleştiri değil, izah. zaten ortada eleştirilecek, tek hamlede anlık bir yaratılış yok.

tanrının bir prototip üzerinden tüm memelileri makyajlayarak yarattığını gösteren otopsidir. konuda anlatılan sinir insanlarda da aynı şekildedir. insanda da aynı şekilde sol n. laryngeus recurrens vücudun en büyük arteri olan aortanın arcus bölgesinden dolanarak yukarıya larinks içindeki vokal kordlara ulaşmaktadır.

(bkz: nervus laryngeus recurrens)

http://en.wikipedia.org/…/recurrent_laryngeal_nerve

aslında yapılan otopsi vücutta tonla iyi iş gören yapı var taka taka buna mı takmış meselesi değildir. asıl mesele birbirinden görünüş olarak bu kadar farklı olan iki canlının aslında organ düzeyinde birbirinin kopyası olmasıdır. insan servikal(boyun) omurları 7 tanedir aynı şekilde zürafada da 7 tanedir. yani hepi topu bir karış boynu olan insan da metrelerce uzunlukta boynu olan zürafanın da boynunda 7 omur vardır. o kadar uzun boyuna niye 30 omur konmamış da tüm memelerdeki boyun omur sayısı kadar omur var ki ? işte evrim bilimciler bunu anlamaya çalışıyorlar. evrime inanmayan inanmasın -ki zaten bu inanç meselesi ile alakalı bir konuda değildir ya neyse- ama yeter ki "bu neden böyle acaba?" sorusunu sorup bunun cevabını arayan insanlara mani olmasınlar. çünkü bugün bu kadar teknoloji içinde hayatımızı yaşıyorsak bu soruları soran evreni anlamaya çalışan sorgulayan insanlar sayesindedir .

Bu içerik de ilginizi çekebilir