Richard Dawkins'in Din ve Bilimi Birbirinden Ayıran Ufuk Açıcı Görüşü: NOMA
Dawkins'in Tanrı Yanılgısı kitabında ele aldığı bu kavram insana inanç ve din arasındaki ilişkiyi düşündürüyor ister istemez.
Richard Dawkins'in Din ve Bilimi Birbirinden Ayıran Ufuk Açıcı Görüşü: NOMA

noma, richard dawkins tarafından the god delusion kitabında ele anılan kısaltmadır. non-overlapping magisteria şeklinde açılımı olan bu kavram, türkçe'ye birbiriyle örtüşmeyen alanlar ya da birbirinin ilgi sahasına girmeyen alanlar şeklinde özetlenebilir. ilk olarak stephen jay gould tarafından öne sürülmüştür. buradan kasıt bilim ve dinin birbirinin ilgi sahasına girmeyeceği görüşüdür. özellikle evrim ve dinin ayrı tutulması gerektiğine yönelik fikir burada öne çıkmaktadır ki dawkins kitabında bundan sıkça eleştiri ile söz eder. dawkins'in kitabında en çok eleştirdiği noktalar bu yüzden noma ve ilk olarak huxley tarafından öne sürülen agnostisizm kavramlarıdır. bilimin özellikle yaratılışçılık düşüncesine el atmaması gerektiğini, yaratılışçılığın dinin ilgi sahası içinde olduğunu görüşü noma'da hakimdir.


öncelikle tanrının var olup olamayacağına yönelik olarak, dawkins, 7 aşamalı bir olasılıklar tayfı önermiştir (ki bu kategorik düşünce biçimi bence son derece mantıklıdır. hepimizin bu aşamalardan bir şekilde geçtiğini düşünürsek).

bunlar aşağıdaki gibidir

1) koyu teist olanlar. yani tanrının var olma olasılığı %100'dür. "inanırım bilirim "

2) son derece yüksek olasılık fakat tam olarak %100 değil. bunlar fiili tesitlerdir. "kesin olarak bilemem fakat tanrıya fazlasıyla inanırım, bu yüzden onun burada olduğunu varsayarak hayatımı şekillendiririm." düşüncesinde olan kişilerdir.

3) %50'den yüksek fakat çok da yüksek olmayanlar. teknik açıdan bilinemezci (agnostik) ancak teizm meyilli olanlar. "çok kararsızım ancak tanrıya inanmaya meyilliyim" düşüncesinde olanlar.

4) tam olarak %50. yani tam anlamıyla bilinemezci (agnostik) olanlar. "tanrının varlığı ya da yokluğu eşit olasılıktadır, yani bilinemez" görüşünde olanlar.

5) %50'den düşük ama çok düşük değil. teknik olarak agnostik ancak ateizme meyilli oılanlar.

6) tanrının son derece düşük olasılıkta olduğuna inanlar. fiilen ateist. kesin olarak bilemesem de tanrının son derece düşük olasılıkta olduğuna inanırım.

7) koyu ateistler. tanrının olmadığını bilirim ya da tanrı kesin olarak yoktur diyenler.

belirtmeden geçmemeyim. richard dawkins, kendisinin bu kategorilerden 6. kategoride olduğunu belirtir. çünkü kategori 1 ile 7'nin birbirinin simetrisi olduğunu düşünür. tek başına mantığın hiç bir şeyin tam olarak bir şeyle yaftalanmaya yeterli olmadığını düşünür. yani ona göre aslında 1 dekiler de 7'dekilerde teknik olarak bağnaz bir düşünce yapısına sahiptir.

(bkz: agnostisizm), bu olasılıklar tayfında 4. kategoriye girer. ve bu yüzden hatalıdır. tanrının kanıtlanamayacağı ve çürütülemeyeceği için kesin olarak var olma olasılığının %50 olduğunu savunmak, mantık dışıdır. bu mantığı savunanlar, prensipte kalıcı bilinemezcilik (pkb) düşüncesine hakimdirler. ancak bu kişilerin aslında uygulamada geçici bilinemezcilik (ugb) sınıfına dahil olmaları daha mantıklıdır. çünkü şu an bilinemez duran şey aslında şu anda bilinemezdir. yani geçicidir. ileride bulunacak daha farklı kanıtlar ile bilim, tanrının varlığı ya da yokluğuna yanıt verebilme kapasitesine sahiptir.


işte burada noma kavramı da ön plana çıkar

tam olarak 4 kategorisine giren agnostikler, aslında noma fikrine yani bilimin ve dinin birbirlerinin ilgi sahasına giremeyeceği düşüncesine meyilli kişilerdir ve bu düşünce dawkins'e göre son derece yanlıştır. niçin dinin ilgi sahasına giren ya da ya da öne sürdüğü düşünceler, mantığın ve bilimin ilgi sahasına giremesin ki? bu alanı sadece ruhban sınıfına ya da ilahiyatçıların bilgisine ve ilgisine bırakmak son derece yanlıştır. çürütülemez bir kavram, hiçbir şekilde %50 vardır ya da yoktur şeklinde nitelendirilemez ve bu yüzden bilim ayrı din ayrı çalışsın, herkes kendi işini yapsın şeklinde bir kolaycılığa kaçmak son derece yanlıştır. çok basit olacak ancak şu örnekle devam etmekte fayda var. bir zamanlar, yıldırım ve şimşek gibi gök olayları, bilimin sahada olmamasından ötürü açıklanamadıkları için dinsel şekilde yorumlanmıştır. ancak daha sonra bilimin devreye girmesiyle bilimsel açıklama temelli şekillendirilmişlerdir. peki o çağlarda agnostik mi olmak gerekliydi? ya da noma fikrine sahip olarak, bu dinin sahasına girer şeklinde kestirip atmak mı mantıklı olandı?

bu konuda şöyle devam edilebilir

tesitlerin tanrı hakkındaki iddiaları, onun yaratma, koruma, ya da küçük büyük herhangi bir şeyi ortadan kaldırma kuvveti olduğudur. gezegenlerin kepler'in keşfettiği şekliyle hareket etmesini gerçekleştirebilir ve aynı zamanda gezegenleri çok farklı bir şekilde de hareket ettirebilir. tanrı, doğanın kanunları tarafından kısıtlanamaz, kanunları o belirler.

bu çok kolaycılığa kaçan bir düşünce biçimidir. bunun noma kavramından hayli uzak olduğu söylenebilir. bu ayrık alan yani noma ekolünü savunan bilim adamları, doğaüstü yaratıcısı olan bir evrenin yaratıcısı olmayan bir evrenden oldukça farklı olması gerektiğini kabul etmek zorundadırlar.

bertrand russell'ın öne sürdüğü kutsal demlik düşünce deneyini hatırlayalım


eğer ben dünyayla mars arasında, güneşin etrafında dönen ama en gelişmiş teleskoplarımızla bile farkına varılamayacak bir çaydanlığın olduğunu söyleseydim, kimse bu önermemin yanlış olduğunu ispatlayamazdı. ama eğer ben aksi kanıtlanamayacağından yola çıkarak insanların bu çaydanlığın varlığından şüphe duymalarının kabul edilemez olduğunu ileri sürseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. ama eğer bu çaydanlık antik kitaplarda "kutsal bir gerçeklik" olarak geçerse ve insanların beyinlerine sürekli empoze edilirse, bu sefer onun varlığından şüphe duyanları ya engizisyon mahkemesine veriririz, ya da psikiyatristlere.

bu şekilde bir düşünce, bizi noma yani non-overlapping magisteria ekolünü savunmaya itebilir mi? elbette itemez. şu an itibariyle nasıl olsa bilenemez olan bir şeyi, dinin mi yoksa bilimin mi ilgi alanına sokacaksınız? eğer dinin ilgi alanına soktuğunuzu ve herhangi bir kutsal öğretide demlik hakkında böyle yazdığını öne sürseniz, bu konu onu bilimin alanı yapamaz mı? yani bilim kendi işiyle uğraşsın deyip aradan kurtulmak mı gerekir? bunun üzerinde biraz düşünün bu bile, noma fikrinin sağduyuya aykırı olduğunu bize gösterecektir.

kaynak olarak, the god delusion (tanrı yanılgısı) kitabından yararlanılmıştır.

Lisans Sonrası Kapağı Avustralya'ya Atmak İsteyenlere Tavsiyeler