Sağlığımızı Etkilemesine Rağmen Hafife Aldığımız Durum: Tuvalette Doğru Pozisyonda Oturmak
Üzerine çok da kafa yorulmayan tuvalette oturma pozisyonu aslında şimdiki ve gelecekteki sağlığınız açısından oldukça hassas bir nokta. Doğru oturulmadığı takdirde sıkıntılara yol açan bu durumu, doğru pozisyonlarıyla birlikte Sözlük yazarı "dunyayi kurtaracak olan adam" açıklamış.
Sağlığımızı Etkilemesine Rağmen Hafife Aldığımız Durum: Tuvalette Doğru Pozisyonda Oturmak
iStock


ilk olarak boşaltımın anatomisine bir bakalım. bağırsak sisteminin o son halkası olan rektum ve anüs, yani çok afedersiniz ama götümüzün deliğinde bu konuyu ilgilendiren üç kas var. delik derken düğme deliği olarak değil, ingilizcedeki asshole, yani hol, boru gibi düşünün.

neden direkt olarak buradan başladım? çünkü uygun oturma pozisyonunu ilgilendiren kısım bura, zurnanın zırt dediği yer

en dıştaki, bizim gördüğümüz büzgeç kas olan malumunuz anüs, biraz içteki diğer büzgeç kas olan rektum, ve onun da dibindeki teknik adını bilmediğim kas var. biz ayaktayken ve otururken adını bilmediğim kas (puborektalis muscle imiş) soldaki sitting yazan resimdeki gibi duruyor. 

yani rektumdan bir önceki kısmı iplikle balonun ağzını sıkıyormuşuz gibi sıkıyor. bahçe hortumunu kırarsınız da su gelmez ya, onun gibi kırıyor. bunun sebebi de tabi ki tuvaletimiz geldiği zaman tutmaya yardımcı olmak. yardımcı olmak diyorum çünkü bu işlevi diğer ikisiyle birlikte yapıyor. 

peki diğer ikisi ne yapıyor?

boşaltım yapmamız gerektiği zaman rektum anüse ufaktan biraz dışkı gönderiyor, yokluyor yani durumlar ne halde çıkabilirler mi diye. biz bunun gaz mı dışkı mı olduğunu beynimizde anlıyoruz. anladığımız anda gazsa ve ortam müsaitse veryansın ediyoruz bırakıyoruz. dışkıysa ve ortam müsaitse de salıyoruz, tuvalete tabi. 

peki ya ortam müsait değilse? 

rektum hafiften yokluyor dedik ya, beyin müsait değiliz hacı derse anüs kendini sıkıyor ve bu bizim kontrolümüzde oluyor. rektum da haa tamam müsait değilmiş deyip sıkıyor göndermiyor. hani çok sıkışınca sanki birazcık donumuza kaçırmışız gibi hissederiz ya, işte o hissettiğimiz anüsle rektumun arasında kalan, ortamın müsait olup olmadığını yoklayan dışkı. tuvaletimiz geldiğinde kendimizi sıkmamız da işte bu şekilde oluyor.

adını bilmediğimiz en içteki kas vardı ya onun işi nolursa olsun bağırsağı tam anlamıyla boş bırakmamak. yani sen kendini sıkmışsın sıkmamışsın, rektum yoklamış anüs izin vermemiş onun umrunda değil o her durumda sıkıyor. ee sıkıyorsa biz nasıl tuvaletimizi yapacağız? 

işte uygun pozisyon burada devreye gidiyor, çömelmek. 

çünkü o kasın tek gevşediği an çömelme pozisyonu. yine aynı resimde kafanızda canlandırın işte, kasın bir ucu bağırsakta diğer ucu artık karında mı nerdeyse bağlı. 

çömelince dokuz büklüm oluyoruz ya, o esnada kasın iki ucu yani bağırsaktaki ve karındaki birbirine yaklaşıyor dolayısıyla gevşiyor ve sıkmıyor. sağ taraftaki resimde görebilirsiniz.

o kasın sıkmamasını sağladık, rektumu zaten beyin hallediyor, anüsü de biz hallediyoruz. sonra uygun ortamı bulunca takır takır atıyoruz. 

uygun ortam derken?

alaturka tuvalet ya da klozet kullanıyorsanız ayağınızın altına şu şekilde tabure koyduğunuz pozisyon. çok zor değil la, abartmayın, farkı anlayacaksınız.

bu arada çömelerek tuvalet yapılan ülkelerde basur yokmuş. onla ilgili de sonra yazarım.

bonus: bununla ilgili israilli doktor dov sikirov deney diyemesek de deneme yapıyor. 28 denemekten oluşan araştırma grubuna üç farklı tuvalet pozisyonunda dışkılama yapmaları için ricada bulunmuş; klozete oturarak, alaturka tuvalete çömelerek ve açık havada çömelerek. ikinci ve üçüncü aslında aynı pozisyon, mekan farklı. ayrıca denekler işini görürken süre tutulmuş. boşaltımın başlaması ile tamamlanması arasında bariz fark olduğunu görmüş. çömelerek yapanlar 50 saniyede işini hallederken klozette oturarak yapanlar 130 saniyede halletmişler. ve klozete yapılan, çömelerek yapılan kadar başarılı olmamış, tam boşaltım sağlanamamıştır. zaten bunun farkındalığına sahipseniz siz de farkı anlayabilirsiniz.

bir başka denemeyi japon doktor yapmış ama yazmaya üşendim şuan, belki sonra.