Satranç Oyununun Ortaya Çıkmasıyla İlgili En Bilinen Efsane: Sissa ibn Dahi
Satrancın ortaua çıkışıyla ilgili ortalıkta dönen birçok efsane var. En bilinenini Sözlük yazarı ''martini eden'' anlatmış.
Satranç Oyununun Ortaya Çıkmasıyla İlgili En Bilinen Efsane: Sissa ibn Dahi
iStock.com


--- spoiler ---

hikâye, ilk duyduğum şekline göre, pers ülkesinde geçmiş. ama hindistan’da hatta çin’de de geçmiş olabilir. her neyse, çok uzun zaman önce olmuş bu olay... kralın baş danışmanı yani veziri azam yeni bir oyun icat etmiş. oyun, 64 siyah ve kırmızı kareden oluşan kare şeklinde bir tahta üzerinde taşları hareket ettirerek oynanıyormuş.en önemli taş kralmış. önem sırasında ondan sonra gelen taş da -vezir tarafından icat edilen bir oyunda bekleneceği gibi- veziri azammış. oyunda hedef, düşman kralı ele geçirmekmiş ve bu yüzden oyuna farsçada şahmat (kral anlamında şah ve ölü anlamında mat) denmiş. yani krala ölüm!rusça'da oyuna hâlâ shakhmat denmesi belki de artık pek güçlü olmayan devrimci duyguları yansıtıyor. bu adın ingilizcede bile bir yansıması var: son hamleye "check-mate" deniyor. sözünü ettiğimiz oyun bildiğiniz gibi satranç

zaman içinde taşlar, taşların hareketleri ve oyunun kuralları evrim geçirdi. örneğin veziri azam, çok daha büyük yetkileri olan kraliçeye dönüştü (amerikalıların queen (kraliçe) dediği taşa türkçede hâlâ vezir deniyor).bir kralın, "krala ölüm" adı verilen bir oyun icat edilmesinden niçin hoşlandığı esrarını koruyor.ama hikâyeye göre kral oyunu o kadar beğenmiş ki, veziri azama "dile benden ne dilersen” demiş.vezirin cevabı hazırmış. "ben tok gözlü bir insanım” demiş şah’a ve sadece küçük bir ödül isteyeceğini söylemiş. 

kendi icadı olan tahtanın üzerindeki, yan yana ve yukarıdan aşağıya sekizer sıra halinde dizilmiş kareleri göstermiş ve ilk kareye tek bir buğday tanesi, ikinci kareye bunun iki katı, üçüncü kareye ikincinin iki katı buğday tanesi konularak bunun bu şekilde sonuncu kareye kadar devam ettirilmesini istemiş, kral itiraz etmiş. böylesi önemli bir icat için bu kadar küçük bir ödül verilemeyeceğini söylemiş. mücevherler, cariyeler, saraylar önermiş vezire. ama veziri azam başını öne eğerek hepsini geri çevirmiş. istediği sadece küçük buğday tepecikleriymiş. kral, danışmanının alçakgönüllülüğüne ve tokgözlülüğüne gizliden gizliye hayranlık duyarak istediğini kabul etmiş.ne var ki, krallığın tahıl ambarlarından sorumlu yetkili buğday tanelerini saymaya başladığında kral tatsız bir sürprizle karşılaşmış. 

başlangıçta tanecikler küçük sayılardaymış; 1, 2, 4, 8, 16, 32, 64,128, 256, 512, 1024... ancak 64. kareye yaklaşırken buğday tanelerinin sayısı inanılmaz bir miktara ulaşmış. gerçekten de bu sayı yaklaşık 18,5 kentilyondur. belki de veziri azam bol lifli bir beslenme rejimi uyguluyordu.



peki, 18,5 kentilyon buğday tanesinin ağırlığı ne tutar? her bir tanenin bir milimetre boyutunda olduğunu varsayarsak, taneciklerin toplam ağırlığı 75 milyar tonu bulacaktır. buysa şah'ın tahıl ambarlarında depolanabilecek miktarın çok üzerindedir. aslında bu miktar, dünyanın şimdiki tahıl üretimi temel alındığında, 150 yıllık üretime eşittir. daha sonra neler geçtiğini bilmiyoruz. sözünü yerine getiremeyen kral, aritmetiği iyi öğrenmediği için kendini suçlayarak hükümdarlığı veziri azama mı devretti, yoksa vezir vezirmat adı verilen yeni bir oyunun sıkıntısını yaşamak zorunda mı kaldı, bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

--- spoiler ---

sagan, carl "milyarlarca ve milyarlarca-milenyumun eşiğinde yaşam ve ölüm üzerine düşünceler" tübitak yayınları 2006.

(bkz: billions and billions)