Savaşta Devasa Bir Bombardımana Tutulmasına Rağmen Adeta Küllerinden Doğan Şehir: Dresden
Almanya'nın Dresden şehri, 13 Şubat ile 15 Şubat 1945 arasında ABD ve Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından bombalanmış ve geride tam 25.000 civarında ölü bırakmıştı. Şehrin kendisiyse tam bir harabeye dönüşmüştü. Günümüzdeki Dresden'e bir bakalım ve arada neler olduğunu görelim.
Savaşta Devasa Bir Bombardımana Tutulmasına Rağmen Adeta Küllerinden Doğan Şehir: Dresden
iStock

dresden, almanya'nın londra'yı bombalamasının intikamı olarak; (ki bu alman bombardımanı dışında, birleşik krallık sınırlarında tek bir kurşun dahi sıkılmamıştır ikinci dünya savaşı boyunca) amerika'nın "ben olsam bombalardım, seni bilmem" tavrı ile beraber, churchill'in emri ile 13-15 şubat tarihleri arasında durmaksızın bombalanmış olan alman kentidir.

kullanılan yangın bombaları nedeniyle, yangının emdiği oksijenden dolayı, açık havada oksijensizlikten hayatını kaybedenler dahi olmuştur bu sırada. bu bile, yapılan bombardıman ve oluşan yangın hakkında fikir veriyor zaten. ayrıca dresden, köln ile birlikte en çok zarar gören kent olmuştur. savaşın sonunda iki kentin de %90-95'i yok olmuş, harabeye dönmüştü.

bombardıman sonrası




şimdiki hali





dresden yaz aylarında inanılmaz bir güzelliğe bürünür

özellikle altstadt kısmı gerçekten nefistir. eski binalar, yollar ve o eski yüzyılların havası hissedilir. özellikle bir zamanların çok zengin bir şehri olduğunu hemen anlarsınız. ayrıca insana doğu avrupa ile batı avrupa'nın bir sentezini sunar dresden. artistlerin yaşadıkları ufak binalar, sokak aralarında sıkışmış fırınlar ve pastaneleriyle özel bir şehirdir. nehir boyunca çalışan nostaljik buharlı gemiler vardır. sadece bu gemilerde içilebilen özel biralar da bulunur.

şu sıralarda merkezden 2 km uzağa aptal bir köprü yapılmaktadır ve sırf bu yüzden unesco dünya mirasları listesinden çıkarılmıştır. politik hıyarlıklar evrensel sanırım.

1930 yılından kalma tanıtıcı bir broşürde, "die stadt der kunst, der blumen und bilder, des deutschen barock" (sanatın, çiçeklerin ve resimlerin, alman barok'unun şehri) olarak tanıtılan dresden'in ikinci dünya savaşı'nın sonlarına doğru bombalandığı geceler (13-14 şubat 1945) hakkında şair gerhard hauptmann şunları yazmıştır: "wer das weinen verlernt hat, der lernt es wieder beim üntergang dresdens." ("kim ki ağlamayı unutmuştur, dresden'in çöküşü sırasında tekrar öğrenir.") şehrin en önemli sembollerinden birisi olan die frauenkirche de bu bombardımanlarda yıkılmıştır.

Kilise, 1994 yılında tamamen aslına uygun olarak yeniden inşa edildi.

vaktiyle içinde barındırdığı, barok, neo rönesans ve klasik mimarı stillerindeki çok sayıda görkemli binaları, sanat eserleri ve şehrin elbe nehri kıyısında olması sebebiyle elbflorenz (elbe'nin floransa'sı) diye adlandırılmış olan dresden'in zengin tarihi mirasından bugüne kalabilmiş binalardan birisi de die semperoper'dir.

şehrin merkezindeki tarihi ve turistik bölgelerin restorasyonu tamamen bitmemiş olmasına rağmen kışın ortasında bile turist akınına uğrayan frankfurt am main ayarında ama tarihi açıdan daha zengin bir doğu alman şehri. söz konusu turist akınının nedenlerinden birisi şehrin en bilinen turistik atraksiyonu olan frauenkirche'nin restorasyonunun geçtiğimiz günlerde bitmiş olmasından da kaynaklanıyor olabilir. almanya'yı diğer önemli avrupa şehirleri ile kıyasladığımız vakit turizm ve tarih açısından köln'deki dom katedrali, berlin'deki brandenburg kapısı ve civarları ve münih'in şehir merkezindeki birkaç atraksiyon dışında pek de tanınmış olmadığı gerçeği ile karşılaşırız. ancak, çok büyük paralar harcanmış olan dresden'daki restorasyon işlemleri tamamen bittiği vakit bu şehrin almanya dendiği zaman gezip görülesi yerlerin başını çekeceği kanısındayım. benim şahsi görüşüm ve tavsiyem ise, doğu avrupa'nın gezilmesinin amaçlandığı interrail tarzında bir gezide berlin'den prag'a geçerken günübirliğine bu şehre uğranması, merkezdeki tarihi yerlerin şöyle bir görülmesi, elbe nehrinin üzerindeki tarihi köprüde şehrin manzarasının önünde bir resim çektirilmesi ve son olarak da die glaserne manufaktur'e uğrayıp şehrin öyle terk edilmesidir.

edit: dikkatimi çeken şöyle de bir husus vardı. şehrin merkezindeki tarihi bölgede üstlerindeki kıyafetlerde yazan şeyden turistlere sorulan soruları cevaplamaları için görevlendirilmiş olduklarını anladığımız kişiler, herhangi bir şeyi sorup yanıttan sonra teşekkür ettiğiniz zaman size spasiva diye karşılık veriyorlardı. bunun "biz eski doğu bloğu ülkesiyiz. her ne kadar artık birleşmiş olsak da turistler soru sorduğunda arada popüler rusça kelimeler kullanalım ki atraksiyon olsun." türünden kasıtlı bir nedeni olduğu kanısındayım.

hani böyle çok güzel olup da dostu tarafından suratına kezzap atılan kadın karakter vardır ya türk sinemasında. hah, aynı onlar gibi bir şehir. (bkz: dresden bombardımanı) ve fakat o filmlerdeki gibi kaderi pavyon tuvaletine bekçi olmak olmamış. bildiğin notre dame'ı (bkz: frauenkirche) yakılmış ama bugün mihrap yine yerinde. (bkz: elbe nehri) hatta o da yetmemiş estetik ameliyatla tekrardan 18'lik çıtır haline getirmiş dresdnerler şehri.


bombardıman sonrasındaki halini görünce, şimdiki görünümünü kazandırmak için ne büyük çabalar sarfedildiğini tahmin edebileceğiniz, güzide bir doğu almanya kentidir.

ünlü bilim kurgu yazarı kurt vonnegut'un bombalanmasından ve arkasından gelen firestorm dan şans eseri kurtuldugu kent. vonnegut'un slaughterhouse 5 adlı kitabı yazarın bu kentte bir amerikalı savaş esiri olarak yaşadıklarını yazarın kendisini temsil eden billy pilgrim adında bir karakterin gözünden anlatır.

geçmiş ve mevcut türk hükümetlerinin gidip restorasyon nedir öğrenmesi gereken şehir. muazzam.

şöyle bir şehirdir

bir dresden gezi rehberi ile bitirelim

birkaç günlük tatil planlayanlar için biçilmiş kaftandır dresden.

eğer dresden'e çok uzak bir yerlerde değilsen mitfahren'la git.

dresden'e geldin. altstadt'a augustusbrucke'den geç. manzaraya hayran kalacaksın. ortadaki en eski olan, direkt tarihe giden köprü. bulursun yani. hemen önünde schloßplatz var orda tourist-ınformation'a git. saat 10'da açılıyor.

kısa aralıklarla başlayan yürüyüş turları var. sadece altstadt var rotada. almanca-ingilizce, istersen onlardan birine katıl. 1,5 saat sürüyor ortalama ya da otobüs turları var en az 1,5 saat sürüyor. gidilebilecek bir çok yerden geçiyor ya da vapurlarla turlar var. çamurlu elbe nehri boyunca havada güzelse mutlaka yapılmalı. zaten güneşli bi havada git mutlaka. vapur turu da 1,5 saat sürüyor. 12 euro kişi başı. teknede 0,4'lük bira 3 euro. iç 1-2 tane. radeberger veriyorlar dresden'e çok yakın radeberg kasabası var, orda yapılıyor o bira işte.

turlardan hiçbirine katılmıyorsan tourist-ınformation'dan gidilecek yerleri net gösteren haritaları al. bedava burda, dışarda bi sürü para verme boşuna. altstadt küçük sallana sallana yürüyerek gezersin yani. frauenkirche, zwinger, semperoper, furstenzuğ, kathedrale, bruhlsche terrasse, rathausturm... bunları mutlaka gör enteresan yerler. zaten hepsi yan yana gibi.

frauenkirche şehrin sembolü. çok güzel bir meydanı ve etrafındaki sokaklarda da çok güzel kafeleri var. ama frauenkirche'nin içinde fotoğraf çekmek yasak. giriş 8 euro. kathedrale ve zwinger benim çok hoşuma gitmişti. rathausturm'a 3 euroya çıkıp 98 m yukardan şehri izleyebilirsin. manzara ordan da çok güzel.

bunlar bitince altmarkt'i bul. großer gartena giden tramvaylar kalkıyor s1'di sanırım ona bin, 2 durak sonra in ya da sor işte birine, herkes inanılmaz kibar. tam indiğin yerde gläserne manufaktur var. vw güzel yapmış. parkın karşısında dynamo dresden'in stadı var. eğer çocuğun varsa großer garten girişinde 4 euroya mini trenler var ona bin. park gerçekten çok büyük. içinde mini göletler var tekne kiralayabiliyorsun, hayvanat bahçesi var, spor merkezleri var, çocuklar için gösteriler yapılan yerler var. parkın kalan yerlerinde de yarı çıplak, ya da çırılçıplak melakeler güneşleniyor. elbe kıyısında da var onlardan bolca..

panometer diye bise varmış bi de, ben onu görmedim.

altstadt bitti. dampfschiffahrt dedikleri vapur türünü da yap üstüne.

artık neustadt'a geçebilirsin. elbe kıyısında bi yerlere otur, altstadt manzarasıyla bişeyler iç. ya da konigstraße'ye git. gece için neustadt'ta kal. güzel mekanlar varmış ben görmedim, bilmiyorum. bi daha gidersem artık...

altstadt'ta hiç türk görmedim ama neustadt'ta dönerciler, kebapçılar var bolca.

şehrin girişinde erotic car wash reklamları var. dene istersen..

Bu içerik de ilginizi çekebilir