Şehirlerarası Otobüs Yolculuklarının İnsana Yaşattığı Aydınlanmalar
Şehirlerarası otobüslerde sadece seyahat etmiyoruz; aynı zamanda her binişimizde fark ettiğimiz bazı gerçeklerle adeta aydınlanmalar yaşıyoruz.
Şehirlerarası Otobüs Yolculuklarının İnsana Yaşattığı Aydınlanmalar


yol üstündeki evlerde sönük aydınlık, biçimsiz çirkin binalar ve o binalarda yaşanan tutsak hayatlar, 



halkın çoğunun burnunda kemik ya da et probleminin olması, ilk dört koltuğa uykusuzların oturması.


paketli topkeklerin ne kadar leziz olduğu. 

normalde markette envai çeşidi varken yüzüne bakmazsın ama otobüste verilince nasıl bu kadar kıymete biniyor ben de anlamadım. dört gözle beklenen topkek seni seviyoruz...

otobüs ile dünyanın aynı olduğu. 

hepimiz bu dünyaya binmiş bir yolcuyuz ve ölüme gidiyoruz; hepimiz bir otobüse binmişiz ve menzile gidiyoruz. kimimiz erken iniyor kimimiz sonunda iniyor. hayatta böyle, kimileri erken göçer kimileri geç ama herkes gelir geçer bu dünyadan, çeşitli yollardan.

birlikte yaşamanın aslında ne kadar zor olduğu. 

taş çatlasa 50 kişiyiz, 5 saat yol giderken içime afakanlar basıyor. biri telefonda car car konuşur, biri horlar, biri koltuğunu kucağıma yatırıp zorla başını okşatır, birinin bebeği ağlar, biri dandik otobüs kulaklığını kullanırken müziğin sesini son seviye yapar, biri ışığını açıp gözüne sokar, bir teyze lafa tutar; tam huzur buldum sandığın anda mola yerine gelir uykulu gözlerle tuvalet ararsın falan filan.

hayat.

göbeğindeki telefonda facebookta takılırken aracı süren otobüs kaptanlarla aynı dünyayı paylaştığımız.

ulan herkes ne kadar çok seyahat ediyor hissiyatı ve arkasından ulan insan işte kuş misali bugün orada yarın bambaşka bir yerde cümlesi ile duyulan izmir otogarına gelmiş bulunmaktayız anonsu.

otobüs camından hızla geriye akan yol kenarı köylerinde, kendi zor mücadelelerindeki başka hayatların, yaşadığım hayatla görece mukayese edilebilir benzerliğinden sonra, köysüz, aşsız, ekinsiz ve tekinsiz geçiş yollarında, bir dağın yamacına kuruluvermiş zorlukla farkedilen bir tek ev görmek, bana hayatımın gereksiz yere ne kadar da karmaşık kurgulanmış olduğunu düşündürüyor.

bu kurgunun benim seçimim olmadığı gibi, evin kendi halindeki sahibinin de olmadığını, yeryüzüne şansına serpilmiş tohumlar olduğumuzu fark ettiriyor. böylece uzaydan geldiğimize iyice inanıyorum.

arıza yapan otobüsünün yolcuları aynı firmanın aynı hattaki başka otobüsüne bindirilince, eski yolcuların yeni yolculara "mülteci" gözüyle bakmaları.

4 saatten fazla yolculuklarda iki kaptan ile yolculuk yapılıyor. birisinin uykusu gelirse diğeri aracı kullansın diye. mantıklı bir şey. tek kaptan 4 saatten fazla giderse uykusu gelir. uykusu gelirse tüm yolcuların hayatı riske girer.

çok mantıklı bir şey gerçekten.

geçilen küçük bir anadolu şehrinin çevreyolu üzerinde yer alan apartmanlara bakıp, kim oturuyor lan buralarda ben 2 gün kalsam sıkıntıdan ölürüm ömür geçmez diye düşümek. 

ama o iş öyle değil işte.