Ses Rengi ve Tonuyla Kimseye Benzemeyen, Blues'un Beyaz Kraliçesi: Janis Joplin
Henüz 27 yaşındayken ve bu dünyaya armağan edeceği daha çok fazla şey varken kaybettiğimiz Blues kadını Janis Joplin'in hayatı.
Ses Rengi ve Tonuyla Kimseye Benzemeyen, Blues'un Beyaz Kraliçesi: Janis Joplin


19 ocak 1943’te texas’ta dünyaya geldi janis. doğduğu kasabada kimsenin gözüne batmadan yaşadı uzun bir süre. folk ve blues dinleyen genç janis kasabada yaşayan diğer blues meraklılarını keşfetmeye başladı zamanla ve her şey birden değişti. artık sessiz sakin janis yerine dilinden bessie smith, odetta parçaları eksik olmayan, her zaman uykudan yeni kalkmış gözlerle etrafı süzen çiçek kızdı o.

olan bitenden haberdar, sözünü sakınmayan janis siyah hareketini de desteklemeye başlamıştı. siyahi gırtlağını kanatıncaya değin bağırdı onlarla, onların hakları için. beyaz leke dediler o dönem janis’a. 1961 yılında okuduğu kolejden eve dönüş yaptı janis. artık hippie olmuştu o, içki içiyordu, içine kapanık olduğu dönemin en ayyuka çıkan tarihi 1961 yılında nasıl olduysa çevre rahatsız oldu o’ndan.


los angels’a kaçtı çalışmayı bahane ederek, çalışmadı tabi. hippie’lerle olmak o’na büyük bir zevk veriyordu. 1962 yılında gırtlağında blues nağmeleri kadar rock nağmeleri de duyulmaya başlandı. tabi ki yakın çevresince. henüz bir iki seslendirmeyi göz önünde bulundurmazsak janis sesini duyurmamıştı.

walter creek grubuna dahil oldu hemen, katıldıkları bir yarışmada derece aldılar. janis’ın hayatını değiştiren bir olay oldu bu. dereceye girmekten ziyade o gün sesi keşfedildi. keşfeden bir plak şirketi sahibi değildi ama o dönemde bir şirketten fazlasını verecekti janis’a.

1963 yılının kışında janis ve chet san francisco’da soluğu aldı. janis barlarda şarkı söyleyen, alkol ve uyuşturucuyu bolca kullanan, aç kalan bir hippie olmuştu artık. bu nokta chet janis’a ne yapmıştı? iyilik mi, kötülük mü? janis’ı şu an dinleyebiliyor olmanın bendeki hazzı ‘iyilik tabi’ diyor. nitekim bir süre sonra chet janis’ın menajeri konumuna gelmişti ve big brother & the holding company ile yollarını birleştirmişti. tabi işler okunduğu gibi hızlı ilerlemiyordu. san francisco macerasının sonunda çok yorulan janis port arthur da yaşamaya başlamıştı. chet o’nu bir türlü geri dönmesi için ikna edemiyordu. sonunda arkadaşını (travis) yolladı ve janis’ı san francisco’ya getirtti.


janis bir çöküntü yaşıyordu o dönem, her şey ters gidiyordu hayatında ve kullandığı zararlı maddeler iyice soldurmuştu janis’ı. big brother & the holding company elemanları karşılarında süklüm püklüm, şişko, folk kültüründen kopmuş bir taşralı kız görünce başta james gurley (gitar) olmak üzere grubu etkileyemedi.

mikrofonu ele geçirince kabuk değiştiren janis görünüşte iyi not almasa da artık grubun solistiydi. 1967 yılında monterey pop festivalinde adını iyice duyurdu janis. grubuyla aldıkları albüm teklifi üzerine çalışmaya başlamışlardı ve sonuç 1967 yılında grupla aynı adı taşıyan albümün raflara yerleşmesiyle janis adı bilinir oldu. big brother & the holding company 12 parçadan oluşan ve bence müthiş bir albümdür. çünkü janis albüme tüm nefretini kusarcasına katmış yorumunu. kayıt bu günün şartlarında yetersiz tabi ama ruhu her şeyi silip atıyor. bye, bye baby, easy rider, call on me, women is losers ve down on me albümün dişe dokunur hitleridir bence. blues-rock kasırgası bir müddet height-ashbury caddesinde esti. çoğu müzikle ilgilen kişilerin stand açıp akşama içki parası kazandıkları cadde down on me ile inliyordu.


1967 yazının başlarında big brother & the holding company montreux festivali’nde sahne aldı ve artık plak şirketleri tarafından resmen görücüye çıkmış bir grup olarak ele alındılar. columbia records’un teklifini kabul etti grup. chet’in yerine albert grossman geçti ve grubu pazarlamaya başladı. yeni albümün kayıtlarını tamamlar tamamlamaz new york’tan döndü grup. janis üzerine artık herkes büyük konuşmaya başlamıştı. sesi dinleyicilerince beleş mal olarak adlandırılıyordu.

yeni albüm cheap thrills adıyla çıktı. 11 parçadan oluşan bir blues-rock klasiğidir bence bu albüm. içinde barındırdığı parçalar heavy metal tarihinin unutulmaz parçalarından farksızdır. best of niteliği taşıyan albümün baştan sona hitle dolu olduğunu düşünürsek birkaç parçanın adını yazarak geçsek ayıp olur. bu yüzden ben tüm şarkıların adını yazmak istiyorum ve eğer hala janis joplin’in sesiyle tanışmadıysanız bu albümle başlamanızı öneriyorum. combination of the two, i nedd a man to love, summertime, piece of my heart, turtle blues, oh sweet mary, ball and chain (benim en sevdiğim parça bu…) , road block, flowert in the sun, cartch me daddy ve macig of love…


kısadan geçeceğim albümleri ama bir ara tek, tek yorumlamayı istiyorum. albümün hemen ardından olanlar oldu, artık blues-rock dinleyen herkes janis’ı tanıyordu. yani ipler artık janis’ın elindeydi. konserler hızla sürüyorken janis grubundan ayrıldı ve yeni bir grup kurmak için çalışmalara başladı. bu aynı zamanda janis’ın sonunu hazırlama girişimiydi. big brother & the holding company disiplinli bir gruptu ve janis onların yanında ister istemez çalışmalarını aksatmadan hayatını sürdürüyordu. ipler janis’ın elindeydi ve o’nun la çalışmak için bir çok müzisyen aday olmuştu.

kozmic blues band kuruldu. sam andrew, brad champbell, carnelius flowers, richard kermode, gabriel mekler, moury baker, lonnie castle, roy markowitz, terry clements ve luis gusco grupta yer alan isimler oldu. konserlerin ardı kesilmiyordu ve her konser sonrasında müthiş kayıtlar bırakıyordu. 1969 yılında yeni grupla i get dem ol’ kozmic blues again mama kaydedildi. albümden öne çıkan parça sayısı bir önceki albümle kıyaslanınca pek iç açıcı değildi ama janis’ın sesi her şeyi kotarmaya yetiyordu. kozmic blues, try, maybe, as good as you’ve been to this world iyi parçalardı.

konserler hızla devam etti, janis artık ciddi bir problemle karşı karşıya kalmıştı. uyuşturucu bağımlılığı. bu yüzden yavaş, yavaş terk edilmeye de başlandı. çevresinde dostlarından ziyade yiyicileri gözükmeye başladı.


1969 yılı woodstock demek oluyor bizim için. değeri döneminde ne derece bilindi tartışılır ama her geçen sene sahnesinde ağırladığı isimlerle birlikte devleşiyor. janis’ta woodstock’ın tozunu yutanlardan oldu. aslında çamuruna bulananlardan demek daha doğru olur…

1970 yılı janis için bir çok şey içeriyordu. yeni bir grup, yeni bir albüm, yeni konserler, yeni acılar ve yeni son…

full tilt boogie band ile yoluna devam etti janis. ciddi bir tanınmışlık söz konusuydu artık. pearl albümü çok kısa bir sürede kaydedildi, kayıtlar yine los angeles’ta yapıldı. albüm resmen bir veda kokuyordu ki içler ürperten. janis parçalarının çoğunu yaşamına giren insanlar için hazırladığını dile getirdi. move over, cry baby, half moon, mercedes benz, tell mama, little girl blue… son iyice yaklaşmıştı… oysa basın janis’ın bulunduğu noktanın önemine takılmış artık kimlerle yarışabileceğini ele alıyordu. janis ise hazırladığı albümün ardından ailesinin yanına gitmişti. son günlerini yaşıyordu.


hollywood’da bir otelde öldü janis… aşırı uyuşturucu ölüm nedeni olarak geçti dosyaya. hayalleri yoktu artık hippie kızın. hızlı yaşamak genç ölmeyi şart koşuyordu o yıllar. jimi hendrix öleli kaç gün geçmişti ki! yüreğinde ne şarkılar götürdü acaba… devleşti ölümünün ardından diğer isimler gibi. hayat ona en büyük hediyesini ardından sundu. kim bilir belki jimi, janis ve jim bir blues-rock grubu ile oraları inletiyorlardır. belki de tanrının iyi müziğe ihtiyacı vardı…