Sesleri Görüp, Gördüğü Şeyleri de Duyanların Hastalığı: Sinestezi
Sinestezi kelime olarak birleşik duyu anlamına geliyor ve sinesteziye sahip kişilerde bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyuyu tetikliyor. Konuyu daha da netleştirmek adına Sözlük yazarlarının bu konudaki paylaşımlarına bir bakalım.
Sesleri Görüp, Gördüğü Şeyleri de Duyanların Hastalığı: Sinestezi
iStock.com


insanin duyularinin birbirine karismasi. mesela sesleri gormek, gordugun seyleri duymak.
mesela do notasi calinca insanin mavi renkler gormesi. 

ayni sekilde koldaki agrinin omuza vurmasi da bir ornektir. samanismde genelde samanlar transa gecmek icin kullandiklari bitkilerin bu turlu ozellikleri vardir. (diger ozellikleri ise psychedelic olmalaridir).

amazondaki bir kabile bu tur etkiyi yaratan bitkilerden kullanip muzik yaparlarmis. muzik bittiginde ise genelde yapilan yorumlar "ritmi guzeldi, melodisi soyleydi" seklinde degil "sarisi guzeldi, mavisi biraz daha parlak olmaliydi" seklinde oluyormus.


bundan yola cikan bir takim bilim adamlari insanin dil yeteneginin evrimle ileride gorsel processingle birlesecegini, kelimelerin ayni zamanda gorsel etkilerinin de olacagini varsayiyorlar.

ya da belki eskiden oyleydi. (bir cok kulturde insanlarin eskiden daha iyi anlastigi bir altin cagdan falan bahsediliyormus falanmis. biraz martin mystere ayagi oldu, ama zamaninda atlantis okumus olanlar neyden bahsettigimi anlamislardir).

sinestezi kesinlikle algılama bozuklugu degildir... algıda gelismislik demek daha dogru bir tanım bile olabilir hatta... sinestezik kisiler genelde hassas yapılı, hayal dünyası cok yogun, ruhsal durumu, kendisinin bile anlayamadıgı kadar karısık olan kisilerdir.cok az sayıda kisi sinesteziktir we olanlarda genelde sanatla ugrasmaktadır... 

işitme, tatma, koklama, dokunma,aynı zamanda renk olarak algılanır... yazıları renk olarak algılayanlarda vardır fakat bunlar iki ayrı gruptur. yanii yazıları renk olarak algılayanlar, tatları, kokuları veya sesleri renk olarak algılamazlar... tatları, kokuları, sesleri renk olarak algılayan sinestezikler daha az görülmektedir... 


en sık görülen ve en cok incelenmis sinestezikler yazıları, rakamları renk olarak algılayan sinesteziklerdir. tatları, sesleri, kokuları renk olarak algılayan sinesteziklerin hafızalarıda zayıf olur ve bi anda duydukları bi kokuyla yıllardır hatırlamadıkları bi olayı, bi yeri hatırlarlar... her sehrin, her evin, her yerin, her tadın, her sesin sahip oldugu degisik renkler vardır... hafıza; koku, ses, tat gibi algıları renk olarak kodlar...

uyusturucuya meyilli olurlar.renkler arasında gezmeyi severler. ama sanıldıgı gibi sürekli gözlerinin önünde renklerle gezmezler. sinestezi nedeniyle hayatları diger kisilerden farklı gecmez. bir üstünlük ya da eksiklik degildir. sadece kafanın biraz farklı calısması olayıdır... aslında gayet eglenceli bir durumdur. 


cok az hatırladıgım,ufakken oturdugum evi, bi an aldıgım bi kokuyla turuncu rengi yasamam, ardından turuncu plastik sürahinin aklıma gelmesi, ardından sürahinin bulundugu mutfakta ki bir sürü ayrıntıyı hatırlamam ve zincirleme olarak bi süre bi sürü seyi hatırlayıp evin icinde gezinmem, igrenc hafızamın bana renklerle we kokularla baglantılı olarak yaptıgı bir latifedir... 

yenen yemegin tadının renk yasatması ardından o renkle baglantılı baska bir olay hatırlanması gibi enteresan durumlar yasanır sürekli. sarkıları renkler esliginde dinlemek algı bozukluguysa ne de güzel bir algı bozuklugudur... renk patlaması ve duygu yogunlugudur sinestezi...

amerikan psikoloji dernegi baskani lynn robertson' un the two sides of the perception adli kitabinda anlattigina gore sinestezinin nedeni; dogum sirasinda beynimizde bize bir yasam boyunca yeteceginden cok daha fazla sayida bulunan noron arasi baglantilarin normal insanlarda zamanla yok olurken, sinestetiklerde bu baglantilarin kalmasi.

algilama bozuklugu demek yerine algidaki renklilik, algida renk cumbusu diye tanimlamak daha dogru geliyor bana.. 

insanlarin disardan bakildiginda ayni gibi gozuken durumlarda bile algilari, tepkileri fakli oldugundan, sinezteziklerde de harf, rakam, nota, koku, tat, duyma ve cagristirdiklarinda farkliliklar gorulur.. 


kimisine kirmizi renge karsilik gelen "a" harfi kimisine yesili animsatabilir..
nasil ki karni ac olan bir insan bir restoranin onunden gecerken tabaktaki tavuga odaklanirsa, catlayacakmis gibi yemek yemis bir insan da masadaki kahveye ya da az ilerdeki tuvalete odaklanabilir.. 

insan nasil ki sevdicegine bakarken onun koca burnundan ziyade gozlerindeki isigi, kalbindeki pirpirligi gorebiliyorsa, gayet alakasiz bir insan "oha lan burna bak" diyebilir..

sineztezideki durum ise; 

kendisini aldatan mehmet adindaki sevgiliden ayrilan bir insan "m" harfini gordugu anda kahverengiyi hatirlayabilir.. 


fakat sinesteziklerdeki bu algilama olayi genellikle tek yonludur.."m" harfini gordugunde (eski sevgilinin kuyruk acisi sonucu) gozunun onunde kahverengi canlanan bir insan her kahverengi gordugunde "m"yi (dolayisiyla da mehmeti) hatirlamayabilir.. 

"aman hatirlamasin da daha ne mehmetler cikicak karsisina..elini sallasan ellisi sekerim, bu gun kahverengiyi animsatir yarin pespembe gozlerle baktirir dunyaya bu mehmetler" demek pek yerinde olmayacaktir cunku gercekten sinestezi yasayan insanlarda objeler ve cagristirdiklari renkler genelde degismez, sabittir..(emrah bu konuya sevdim mi tam severim adli sarkisinda guzelce deginmistir)

sinesteziklerin cogu solak olmasina ragmen kisisel olarak bende de oldugu gercegiyle yuzlesip saglaklarda da olabilicegini eklemek isterim..


zekalarinda herhangi bir gerilik olmamasina ragmen sag-sol kavramlarini karistirabilirler
karsisinda yol tarif eden bir insana 

- ilerden saga don, ikinci soldan gir, az ilerde kosede
-- ama benim sagim senin soluna denk geliyor hangimize gore sag? ehaheh
diyebilecek kadar da saf insanlardir..

sinestezide 5 duyu genelde tetikleyici ozelliktedir.. 

burnuna naftalin kokusu gelen bir insan naftalinin orijinal rengi geregi beyazi hatirlamaz da, seneler evvel giysilerini naftalinlemedigi icin guveler tarafindan parcik pincuk edilen mor kazagini, dolayisiyla da mor rengi animsayabilir.. 

ama bu algilamada sirasiyla; naftalin-beyaz-hayir be ne beyazi guve-delik-eyvah-kazak-mor kazak-moooooor seklinde bir ilerlemeden ziyade naftalin=mor algisini direk olarak yasar..


kandinsky'nin ruh durumunu renklerle resimlerine aktarmasi ornegindeki gibi, helene grimaud da muzigi renklerle duyan bir insanmis..fa diyez prelude dinlerken cok parlak kirmiziyla turuncu arasinda sekilsiz lekeler algiliyormus..bu da algisinda kolaylik saglayip san'atini daha pratik ve akici bi sekilde icra etmesini sagliyormus..

son olarak; sinestezi cocukluk yaslarindan suregelebilecegi gibi cesitli beyin travmalari ve kazalardan sonra (duyma ya da gorme kaybi) da kazanilabilir..burdan yola cikarak sinestezinin hem kalitsal hem de gelistirilebilen bi'sey oldugunu soyleyebiliriz sanirim..bu nedenledir ki dogustan degil de sonradan kor olan bir insanda cesitli algi kazanimlari gozlenebilmektedir..lsd'nin de etkisiyle sineztezi ortaya cikar ama bu genellikle halusinasyonlar seklinde olur ve alinan doza bagli olarak titremeyle birlikte tavandaki avizeyi gorup de ucan "pembe" filler gordugunu iddia etmesiyle de son bulur..

5 duyuyu renklerle algilamalari da bol bol deja vu yasamalarini kolaylikla anlasilir hale getirir..

1991 kışında abim doktora yaptığı amerika'dan yüzlerce müzik cd'si getirmişti. uçakta aynı bavula koyduğu paul mitchell saç kremleri akmış getirdiği bütün cd'lere bulaşmıştı. cd'leri silmemize rağmen saç kremi kokusu gitmemişti. bu yığın arasından gloria estefan'ın cuts both ways albümü de çıkmıştı. o dönem çok dinlediğim cd'lerden biri olmasına rağmen zaman içinde gloria estefan'ın ismini tamamen unutmuşum. kafamda mariah carey ile birleşmiş. geçenlerde ismini hatırlayınca bir şarkısını açtım dinlemeye başladım. o an paul mitchell saç kremi kokusu burnuma buram buram geldi. kanlı canlı sinestezi yaşadım.

si sesi 1'i çağrıştırır, 1 beyazdır, beyaz karedir, kare serttir, sert keskin kokar, tadı da keskindir... gibi.

buradan yola çıkarak kişiler "1'in tadı keskindir, si sert bir sestir" gibi çıkarımlar yapabilirler.

sinesteziden az biraz nasiplenmiş insanlar -ki şahsi kanaatimce birçok insan istatistiki değerlendirmeye alınacak ölçüde olmasa da bir parça yaşar bunu- çağrışım manyağı olurlar. kafaları genellikle çok karışıktır. her şey birbiriyle iç içedir.

kokularla renkler çok tamamlar birbirini. turuncu ağır ve genellikle yoğun baharat kokar mesela. öeh.

DAHA FAZLA İÇERİK