Şiirleri İle Bambaşka Yerlere Götüren Güzel Yürekli Şair Pablo Neruda'dan Seçmeler
Şili'nin Nazım Hikmet'i diyebileceğimiz, Nazım Hikmet'in de çok yakın dostu olan şair Pablo Neruda'nın şiirlerinden seçmeler.
Şiirleri İle Bambaşka Yerlere Götüren Güzel Yürekli Şair Pablo Neruda'dan Seçmeler

"tüm çiçekleri koparabilirler ama yine de baharın gelmesini asla engelleyemezler."

evet engelleyemezler!

yavaş yavaş ölürler... seyahat etmeyenler,
yavaş yavaş ölürler...okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar.
yavaş yavaş ölürler...alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
yavaş yavaş ölürler...
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.

pablo neruda

bir kadın, söyleyecek çok şeyi olduğu halde susuyorsa, erkek artık tüm şansını kaybetmiştir".
p.neruda

bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim

bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
o durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
o ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
artık sevmiyorum ya severim belki yine
ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

belki bana verdiği son acıdır bu acı
belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona

pablo neruda
(sait maden çevirisiyle)

ağzı burnu dövülesi bir herif. öyle ki adam aşkı tek cümlede özetleyebiliyor. durduk yere hüzünlendirebiliyor. ayrıca bu adamı, kendine bu kadar aşık edebilen kadının ayaklarını öpmek lazım derdim ama adam ayaklarına bile şiir yazmış kadının.

"but i love your feet
only because they walked
upon the earth and upon
the wind and upon the waters,
until they found me."

türkçesi de;

"ama ayaklarını seviyorum
çünkü onlar;
toprakta, rüzgarda,
sularda yürüdüler
beni bulana kadar"
(çeviriyi kendim yaptığımdan çok edebi bir dille yazamamış olabilirim, kusura bakmayın)

ama bu adamı tanımam, ayaklara şiir yazdığı için değil; beş yıl kadar önce, yazdığı tek bir cümleyi bir yerlerde okumam sayesinde oldu. o cümle de hala bir çok aşkı en kısa haliyle anlatır.

"i can write the saddest poem of all tonight. i loved her, and sometimes she loved me too."

diyor ki;

"bu gece tüm zamanların en hüzünlü şiirini yazabilirim. ben onu sevdim, ve bazen o da beni sevdi."

ulan pablo, sadece sometimes kelimesini kullanarak insanları hüngür hüngür ağlatıyorsun ya, çok büyük adamsın.

yol

bir gün bile uzak olma gün uzun
gün uzun anlatamayacağım kadar
trenler bir yerlerde uyuduğunda
insanlar garlarda nasıl beklerse, öyle beklerim seni

bir saat bile gitme gidersen uykusuzluk
damla damla birikir o saatte
ve bir evi arayan bütün duman
yitik yüreğimi öldürmeye gelir belki de

kırılmasın kumun üstünde görüntün
göz kapakların bensiz uçmasın
bir dakika bile gitme sevdiğim

bir an
bile uzaklaşsan
dünyayı dolaşırım yalvarmak için sana
ya dön ya da bırak öleyim diye

p. neruda

''çünkü henüz icat edilmedi; anlamayana anlamayı öğretecek bir lisan.''

bu aralar siirleriyle beni cesaretlendirendir..

bana öğüt verenler
zamanla delirdiler
iyiki dediklerine hiç aldırmadım
beceriksizliklerim onları öyle üzdü ki
saçları ağardı ve buruştular

mideleri de artık kestaneleri öğütemez oldu
nihayet bir sonbahar çökkünlüğü
onlarda akıl bırakmadı
şimdi ne yapacağımı bilmiyorum
unutkan ve saygılı mı olayım?
ya da ne olduklarını açıkça söyleyeyim mi?
beni yalnız bıraksalar tüm kimliğimi değiştireceğim
derimden sıyrılacak
başka bir ağız edineceğim
ve bambaşka biri olunca da
en, en başta ne idiysem
ben ona dönüşeceğim
yoluma işte böyle devam edeceğim.

pablo neruda

" şiirlerin en hüzünlüsünü yazabilirim bu gece.
ben onu sevmiştim, ve bazen o da beni sevmişti. "

nâzım'a bir güz çelengi

(...)
sana şili'nin kış krizantemlerinden bir demet
sunuyorum
ve soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayan
halkların kavgasını ve kavgamı benim
ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...
kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da
yalnızım sensiz.
senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen
yüzünden yoksun
dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan
zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
kuyu gibi kapkara zindanlardan
canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
ellerinde izi vardı eziyetlerin
hınç oklarını aradım gözlerinde
oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
yaralar ve ışıklar içinde.

şimdi ben ne yapayım? (...)

DAHA FAZLA İÇERİK