Sinemanın Bugünkü Halini Almasında Büyük Katkıları Olmuş, Yenilikçi Fikirleri Ortaya Çıkararak Sinemaya Yön Veren İsimler
Sözlük yazarı 'kopuksenaryoo' sinema tarihinden 25 etkili ismi paylaşmış. Görüntü teknikleri farklı bakış açısıyla sinemaya yön vermiş isimleri tanıştırıyor, buyursunlar.

az önce twitter'da ekşi şeyler sayfasında paylaşılan dün yazılmış "dünya sinema tarihine ilkleri yaşatan filmler"entarisine denk geldim.

1) thomas edison

mucit olan thomas edison yer yüzünde video çeken ilk kişidir diyebiliriz. kendisi icat ettiği kamera ile birçok görüntü kaydetti ve bunları insanlara ‘para’ karşılığında izlettirerek tarihe geçti. video dediğimiz şey, thomas edison ile başladı. lakin ortada şöyle bir sıkıntı vardı: edison çektiği videoları toplu bir şekilde gösteremiyordu. çünkü kinetoskop aynı anda sadece bir kişinin izleyebileceği bir aletti. bunu düzeltmek başkalarına kalmıştı.

* edison’un gösterdiği kinetoskop görüntüeri:


kinetoskop tam olarak nedir


* keza thomas edison, amerika'daki ilk film stüdyosunun kurucusudur:
https://en.wikipedia.org/wiki/edison's_black_maria


2) lumiere kardeşler

lumiere kardeşler cappucine bulvarındaki grand cafe’de yaptıkları özel gösterimde ‘sinemayı’ keşfettiler. edison’un kinetoskop’una level atlatıp sinematograf’ı icat ettiler ve küçük bir kalabalığa çektikleri videoları bir yere yansıtmak vasıtasıyla izlettiler. sinematografın icadı için buraya bakabilirsiniz: bkz.

lumiere kardeşler

böylece ilk toplu gösterimi yani sinemayı keşfetmiş oldular ve bu keşifleri dünya tarihini değiştirecekti. onlar bu gösterimi yaptıktan sonra yanlarına biri geldi ve sinematograf makinesini kaça satacaklarını sordu. lumiere kardeşler ne kadar enteresandır icat ettikleri makinanın ömrünün uzun olmayacağını sinemanın tutmayacağına inanıyorlardı ve bu sebeple gelen kişiye makinelerini satmadılar. yalnız gelen kişi red edildiği için hırs yaptı ve sinemanın gidişatını inanılmaz bir şekilde değiştirdi.

* lumiere kardeşlerin ilk görüntüleri:


3) george melies

evet, lumiere kardeşlerin red ettiği adamın adı: george melies idi. melies red edilmenin hırsıyla kendi kamerasını icat etti ve sokaklara düştü. görüntüler çekmeye başladı. sonra bir şey oldu ve kamerası tutukluk yaptı, ardından tekrar çalıştı. görüntüleri izleyen melies şans eseri bir şey keşfetmişti:

kesme kurgusu

! görüntüde sokakta ilerleyen insanlar bi anda kaybolmuşlardı. bunu gören melies hemen bu tekniği kullanmaya başladı. melies, kesme sayesinde

pelikül üzerinde ilk efekt yapan insan

oldu. kendisi o kadar hayalperestti ki canavarlı, yaratıklı filmleri ilk çeken kişi oldu. 1902’de aya yolculuk filmini çekti. ilk bilimkurgu filmini de, ilk korku filmini de o çekti. hatta ilk konu anlatan kişi melies oldu. diğerleri gibi sadece görüntüler çekmedi; konulu filmler yaptı. melies bu sebeple sinemanın ‘vaftiz babası’ olarak adlandırılır. şuan yapılan bütün efektlerin temeli ona aittir. yalnız melies’in de yapamadığı bir şey vardı. onun filmlerinde kamera hep sabitti ve kendisine ait olan tiyatroda çekim yapardı. filmleri tiyatronun perdeye yansıtılmış hali gibiydi biraz da. onun akıl edemediğini bir başkası akıl etmişti.

* george melies’nin aya yolculuk filmi. bu film hem ilk bilimkurgu filmidir hem de "bildiğim kadarıyla" ilk uyarlama filmdir çünkü jules verne'in aya sehayat ve h.g. wells'in aydaki ilk insanlar eserinden uyarlanmıştır:

* keza george melies de avrupa'da ilk film stüdyosu kuran kişidir. kendisi stüdyonun çatısını saydam yaptırmıştır ki doğal ışıktan yararlanabilsin.
link

4) edwin s. porter

sinemada ilk pan hareketini yapan, ilk defa sokağa çıkıp gerçek bir film çeken kişi edwin s. porter’dır. çektiği

the great train robbery

ile ilk western filminin de sahibi olup ilk defa düzgün, olay örgüsü olan, mekanların değiştiği bir film çekmiş de oldu. onun bu çalışması birçok kişiye ilham kaynağı oldu. artık sinema sadece görüntülerden oluşan ya da 4 duvara sıkışan bir şey değildi. çok daha fazlası olacaktı. keza edwin s. porter, sinemada ilk açı değiştirerek çekim yapan kişidir. devamlılık kurgusu onunla başladı. bunu ilk keşfettiği filmi

life of an american fireman

filmdir. merdivenden yukarı çıkan itfayeciyi bir de odanın içinden çekmeyi akıl ederek hem binanın dışında hem de içinde hayat olabileceğini kanıtladı.

* edwin s. porter’ın the great train robbery filmi:


* life of an american fireman'ın devamlılık kurgusuz versiyonu. dikkat ederseniz itfayecinin kurtarışını önce içerden sonra dışardan çekmiş. sonra "bak aklıma ne geldi" diyerek bunları birleştiriyor ve devamlılık kurgusunu keşfediyor:


5) cecille b. demille

esasında bu adamın burada olmasının tek bir sebebi var:

hollywood

. bu adam hollywood denen yeri bulan kişidir. hollywood keşfi de epey bir şans eseridir. hava şartlarının sürekli iyi olduğu, rahat rahat platoların kurulup çekim yapılabilecek yeri arayan cecille b. demille tesadüfen şuanda hollywood’un olduğu topraklara gelir ve bu keşfettiği yer şu anda dünyanın sinema merkezidir. kendisi de hollywood’da ilk ‘uzun metraj’ film çeken yönetmendir:

amerikan kızılderili adam

.

6) d. w. griffith

bu adam tüm sinema kanunlarını değiştirdi. çektiği 3 saatlik

the birth of a nation

filmi sinemadaki ilk paralel kurgu kullanılan filmdir; o güne kadar yapılmış en prodüksiyonlu film ünvanını da taşır. aynı anda 2 farklı hikayeyi paralel bir şekilde anlatan griffith filmin içinde kullandığı teknikler ve çekimler ile dünyayı resmen sarsar. griffith, sinemada yeni bir milat oluşturdu. işin hüzünlü yanı the birth of a nation’da gösterdiği ırkçı tavırları yüzünden daha sonra

ıntolerance

‘ı çekmiştir ama bir daha hiç the birth of a nation’da elde ettiği başarıya yaklaşamamıştır. ırkçılık kötü bir şey!

* the birth of a nation:
http://www.imdb.com/title/tt0004972/

* ıntolerance:
http://www.imdb.com/…itle/tt0006864/?ref_=tt_rec_tt

* ıntolerance'ın seti:
http://www.filmreference.com/…s/sjff_01_img0237.jpg

* şimdi burada büyük bir detay var. d.w. griffith tarihin ilk büyük prodüksiyonlu işini yapan adam olarak geçer. bunun sebebi filme kattığı yeniliklerdir. fakat gerçek şu ki, ilk devasa set işi cabiria'ya aittir:
http://www.imdb.com/title/tt0003740/

7) friedrich wilhelm murnau

hikaye anlatmak, kamera hareketleri derken sinema gelişiyordu. sonra bu arkadaş çıktı ve değişik bir film çekti. adı

the cabinet of dr.caligari

olan film sinemadaki ilk dışavurumcu filmdi. dışavurumculuk tabii ki onun keşfi değildi. dışavurumculuk zaten var olan bir sanat akımıydı fakat murnau bunu isteyerek-istemeyerek sinemaya aktarmayı başardı. çekimlerden çok sahne dekorlarının önemli olduğu, karanlık ve iç karartıcı temalara sahip dışavurumcu filmler murnau sayesinde akım haline gelir. distopya, canavarlar, korkunç mekanlı filmler bir anda furya haline geldi. nosferatu (ilk dracula fakat ilk zombi filmi değil), metropolis (ilk distopya) gibi filmler bu akımla beraber yapıldı. ilk korku filmi george melies’e ait olsa da korku sinemasını günümüze sokan kişi murnau ve onun başlattığı akım ile film yapanlardır.

* the cabinet of dr.caligari:
http://www.imdb.com/…tle/tt0010323/?ref_=fn_al_tt_1

8) dziga vertov ve robert j. flaherty

bu 2 adam sinemada yeni bir yapı taşı oluşturdular: belgesel! flaherty çektiği

kuzeyli nanook

ile belgesel sinemanın temelini attı. günümüzde izlediğimiz o aslanlı belgesellerin temeli bu adama ait. lakin kendisi inceden sahtekardı. kuzeyli nanook belgeselinde, eskimo ailesine kendi istediği şeyleri yaptırarak ‘doğal yaşam’ süsü vermişti. kamera arkasında istediklerini yaptırmasına rağmen her şeyi doğal yaşam olarak gösteriyordu. vertov işte bu konuda flaherty’den ayrılıyor. vertov herkese, her şeye karşıydı. kamera-göz denen bir şeye inanıyordu ki bu inanışı ileride birçok insanı etkilemiş, akımların öncüsü olmuş, ders konularına girmiştir. ona göre kamera bizim göremeyeceğimiz şeyleri görürdü. gene ona göre ‘konu’ olmamalıydı. kamerayı alıp sokağa çıkmak ve ne bulursak çekip montajlamak esas belgeseldi, esas doğallıktı.

kamera-göz

ya da

kino pravda

ileride görsel algının en önemli konularından biri olur.

* vertov’un kameralı adam‘ının bir bölümü:

* kuzeyli nanook
http://www.imdb.com/title/tt0013427/?ref_=nv_sr_1

9) sergei eisenstein

her şey harika ilerliyordu. sinema tam yeni bir kıvama oturmuştu ki bu adam çıka geldi ve ‘dramatik kurgu’ adını verdiği bir montaj tekniği ile “siz bi durun” dedi. görüntülerle anlam oluşturma üzerine kurulu bu teknik sinemanın temel taşlarını bir daha değiştirdi. çektiği potemkin zırhlısı filminde uyguladığı bu teknik sonrası artık görüntüler öylesine seçil-e-meyecekti. her görüntünün bir anlamı, bir önceki planı destekleyen bir manası olacaktı. eisenstein ile montaj önemli bir hal almıştı. bu da artık sinemacıların bu anlamsal yapıya dikkat ederek film çekmesi gerektiğini gösteriyordu.

eisenstein’ın çektiği potemkin zırhlısının meşhur odessa merdivenleri sekansı:


10) charles chaplin

nam-ı değer charlie chaplin. peki dönemin en önemli palyaçosu neden burada?

buster keaton

ya da

harold lloyd

da dönemin komedyenlerindendi. ama onlar listede yoklar. chaplin komedi sinemasında bir devrim yaptı demek doğru olabilir ama chaplin’i farklı kılan şey, dünyanın ilk en ünlü oyuncusu olmasıydı. insanlar onu görmek için setlerine geliyor, onun oyuncaklarını satın alıyor, onla yatmak için her şeyi yapıyorlardı. bir dönem neredeyse dünyanın en ünlü insanıydı. sinema ilk süper ünlüsüne chaplin ile kavuştu. onun oluşturduğu bu hava ileride birçok şeyin değişmesine sebep olacaktı. sinema git gide çok daha büyük bir sektör olmaya doğru ilerliyordu. tabii komedi sineması deyince de akla ilk chaplin gelir.

11) alan crosland ve warner bross.

alan crosland ve warner bross. öyle bir şey yaptılar ki tüm sinema kuramları değişmek zorunda kaldı. resmen sinemaya reset attılar. birçok kişiyi işsiz bırakıp, birçok şirketin batmasına sebep oldular. onların yüzünden durduk yere herkes para harcamak zorunda kaldı. ne mi yaptılar? sesi buldular! warner bross.’un geliştirdiği

vitaphone

tekniğini ilk kullanan kişi alan crosland’dir. çektiği

the jazz singer

, tamamı sesli olmasa da tarihteki ilk sesli film olarak geçer. tabii insanlar sessiz filmlerden bir anda sesli filme geçince etkilendiler. duyduklarından hoşlandılar ve daha fazlasını istediler. sesin sinemaya gelmesi demek, çekim tekniklerinin değişmesi, sinema salonlarının değişmesi, sesi kötü oyuncuların sinemayı bırakması demekti. tam bir milat oldu kısacası. bu konuyu işleyen bir film vardır ki bu film 2012 yılında oscar almıştır:

the artist

.

* the jazz singer'dan ufak bir kesit:


* tamamı sesli çekilen ilk film ise:
lights of new york

12) will h. hays

will h. hays bir yönetmen değil. bir yapımcı da değil. oyuncu mu? o da değil. peki bu adam neden burada? bu adam:

tarihin ilk sansürcüsüdür

. bu adam yüzünden amerika’da koca bir kaos yaşandı. onun getirdiği kurallar sebebiyle artık filmler sansürleniyordu, sansürlemeyi bırakın, onun getirdiği kurallar sebebiyle filmler ‘aynı şekilde’ bitmek gibi belirli ve zorunlu kurallar ile çekiliyordu. misal; kötü adam hep cezasını bulmalıdır. asla kötü adam kurtulamaz. sevişmek yok. devlete laf sokmak yok. bu adam amerikan sinema tarihinin kara lekesidir ve sinema tarihindeki yeri ‘kötü’ bir şekilde büyüktür. koyduğu kurallara karşı gelen yönetmenlerin hikayesi ise ayrı bir film, yazı konusudur.

13) orson welles

orson welles bir buluş yapmadı ya da yeni bir kuram yazmadı. orson welles bir film çekti, adı

citizen kane

olan, film sinema tarihine ister istemez yön verdi. çünkü orson welles filmi öyle güzel çekmişti ki içinde onlarca yeni çekim tekniği, değişik açılar vardı. filmin içerisinde denediği çekim açıları ya da kadrajlar zaten vardı ama welles bunları anlamlandırmayı başarmıştı. keza filminde ‘

alan derinliği

’ adında bir çekim tekniği kullanarak ilerideki sinemacılara yeni bir kapı açmış oldu. orson welles sadece 1 filmle, birçok yönetmeni düşüncelere itti. filmi şimdi izleseniz belki sıkıcı bulursunuz ama çekim açısından tatmin olacağınız kesin. konu olarak değil, çekim olarak bir şaheser oluşturdu.

* citizan kane:
http://www.imdb.com/title/tt0033467/

14) walt disney

bu adamın kim olduğunu hepiniz biliyorsunuz. animasyon dünyasının tarihi bu adam ile yazıldı. çok fazla anlatmama gerek yoktur sanırım.

mickey mouse

ve bilimum karakteri ile walt disney animasyon dünyasının kapısını ilk açan kişi olmuştur. lakin şunu belirteyim: mickey mouse’un yaratıcısı bu adam mickey fare kadar tatlı değildir. walt disney tarihin en pis, en çirkin, en kötü insanlarından biridir. çalışanlarına zorbalık yapan bir patrondur. animasyon tarihine altın harflerle yazıldı ama hiçbir zaman iyi bir insan olamadı.

* mickey farenin ilk görüntüleri:

* tarihin ilk animasyon filmi:


15) joseph raymond mccarthy

listedeki bir diğer ne yönetmen ne de yapımcı olmayan isim. bu adamın da burada yer almasının sebebi hiç hoş bir sebep değil. amerikan sinema endüstrisine bir darbeyi de joseph mccarthy vurmuştur. dönemin cumhuriyetçi parti senatörü olan mccarthy ülkede birçok kişiyi komünist olmakla suçlamıştır. durduk yere suçladığı insanlar ile bir cadı avı başlatan mccarthy’den sinemacılar da payını aldı ve birçok kişi sinemadan uzaklaşmak zorunda kaldı. amerikan sinema endüstrisi için mccarthy dönemleri darbe niteliğindedir. zamanında sansür ile mücadele veren sinema bu sefer de komünizm safsatası ile mücadele vererek darbeye uğramıştır.

* ekleme: hicbir masraftan kacinmayan adam uyardı. izleme fırsatına erişemediğimden ötürü bilmiyordum. geçen sene çıkan bryan cranston'ın oynadığı trumbo bu dönemi anlatıyormuş. iş başa düştü izlemek gerek.


16) roberto rossellini

bir dönek olmasına rağmen rossellini muhteşem bir dönüş yaparak sinemada tarih yazmayı başarmıştır.

italyan yeni gerçekçiliği

diye bir şey duydunuz mu hiç? işte onun başlamasına sebep olan adam rosselini’dir. çektiği

roma, citta aperta

adlı film ile kocaman bir akım başlattı. rosselini kamerasını aldı ve stüdyodan çıkıp dışarıda doğal ışıklarla film çekti. stüdyolara muhtaç olmadıklarını söyledi ve sokaktaki insanları gerçek hayatlarını perdede gösterdi. bu bir isyandı. ve onun başlattığı isyan dünyanın her yerine yayıldı. devletin yalanlarına karşı başlayan bu akım sinema tarihinin en önemli meyvelerini vermiştir. sağolasın rossellini!


17) alfred hitchcock

bu tombiş abiyi tanıyanınız var mı? bu adam gerilim ve korku sinemasının özellikle de gerilim sinemasının temellerini atan, her zaman da gerilim sineması deyince akla ilk gelecek olan kişidir. çektiği polisiye gerilim filmleri ile birçok kişiye ilham kaynağı olmuştur. ayriyeten de

vertigo effect

denen çekimi bulan kişidir. alfred abi sonrası gerilim filmleri onun filmlerine bakılarak şekillenmiştir. birçok yönetmen alfred hitchcock’u milat olarak belirlemiş, ona göre film çekmiştir.

* vertigo effect:

* alfred hitchcock, cameo mantığını oturan ilk isim de diyebiliriz. filmlerine kendini bir şekilde sokan yönetmen, bir filminde kendini sokacak yer bulamayınca, gazetede bir ilan olarak karşımıza çıkar:


18) jean luc-godard

kimi sinema tarihçileri şunu söyler: sinema lumiere’ler ile başladı, melies ile gelişti ve godard ile öldü. godard harbiden sinemayı öldürdü. o, sinema teröristiydi. bütün sinema kuramlarına ve kurallarına karşı gelerek çektiği filmler ile muhteşem bir başarı elde etti. kendi kafasına göre koyduğu kurallar ile filmler yaptı ve kendince bir üne kavuştu. çektiği

serseri aşıklar

filmi de

fransız yeni dalgası

nın ilk filmi olarak kabul edilir. onun bu kuralsızlığı, başına buyrukluğu da ileride birçok çöp filmin yapılmasına ve öğrencilerin yaptıkları çöp filmlere anlam kasabilmesine sebep oldu.

dipnot: ilk film yakışıklı serge‘dir ama serseri aşıklar ilk olarak kabul edilir.
* serseri aşıklar:
http://www.imdb.com/title/tt0053472/
* ekleme: bunu nasıl unuttum yahu. godard'ın asiliği jump cut adındaki geçişin de bulunmasına ve bol bol kullanılmasına sebep oldu:


19) andrei tarkovsky

bu adam sinema tarihine ne kattı? şunu kattı: farklı bir bakış açısı. tarkovsky sonrası sinemaya bakış açısı tamamen değişti. bu birçok yazarın ve sinema tarihçisinin de düşüncesidir. çektiği filmler ile birçok sinemacının gözünü açmış, sinemaya da yeni bir bakış açısı getirmiştir. onun gibi yönetmenler yok muydu? vardı. ama en etklisi tarkovsky oldu. şuanda sinemacıları ayırıyorsak bunun sebebi bu adamdır. tarkovsky sinemacısı ile godard sinemacısı gibi. tarkovsky sonrası sinema bir yol ayrımına girdi. sanat sineması ve gişe sineması ayrımı zaten yapılıyordu fakat tarkovsky sonrası bu ayrım netleşti. artık bir tarkovsky vari film yapanlar vardı bir de amerikan vari.

20) george lucas

george lucas da öyle çok büyük bir şey yapmadı canım. sadece star wars gibi bir film yaptı ve bilimkurgu sinemasını altüst etti. onun bu şaheseri sonrası yapılan bütün filmler önce star wars’a bakıyordu ondan sonra filmlerini şekillendiriyordu. hadi hepsini geçelim, uzay deyince akla ilk gelen isim george lucas’tır.

21) george a. romero

şimdi doğruya doğru: george a. romero’yu herkes bilmez. hatta sinema tarihi derslerinde bile adı geçmez. lakin bu adam sinemada milat oluşturan isimlerden biri. kendi cebinden arttırdığı parayla çektiği

the night of the living dead

filmi, ilk akılda kalan zombi filmi olarak tarihe geçti. hayatı boyunca zombi filmi çeken romero zombi filmleri furyasının temelini atmış kişidir. şuan izlediğimiz the walking dead onun attığı temelin eseridir. yürüyen ölüler, zombiler, insan yiyenler, vampirler önce dışavurumculardan sonra da bu abiden sorulur.

* the night of the living dead fragmanı (gülme garantili):


* daha önce zombi filmi yok muydu? vardı. ama kimse onlara zombi muamelesi yapmadı. white zombie adlı film mesela adında zombi içermesine karşın vodoo büyüsü ile etki altına alınmış kişiler filmiydi. romero, ilk adam akıllı insan yiyen zombileri bize sundu. kendi de hiç zombi demedi ama olsun.

22) steven spielberg ve sakallılar devri

spielberg’ü eminim ki hepiniz tanırsınız ama ne yaptığını gerçekten bileniniz var mı? bakın anlatıyorum, toplanın hele: 70’lerde hollywood’da bir film krizi yaşanmaya başladı. bir türlü düzgün film çıkaramıyorlardı. yapımcılar hangi filme el atsa tutmuyordu. sonra spielberg ve diğer sakallılar:

brian de palma

,

martin scorsese

ve

francis ford coppola

geldi. dediler ki: biz eğitimli yönetmenleriz film çekmek istiyoruz ve hiçbir yapımcıyı başımızda istemiyoruz. zaten krizde olan hollywood ne kadar ıkınsa da en sonunda bu adamlara tam sorumluluk vermekten başka çare bulamadı. tam sorumluluğu alan spielberg,

jaws

‘ı çekti ve dünya yıkıldı!

blockbuster

denen kapalı gişe deyimi jaws ile ortaya çıktı. jaws o kadar sevilmiş ve izlenmişti ki filme gitmeyen kalmamıştı. hele hele filmin çekildiği denizde insanlar denize girememeye başlamış, yeni bir paranoya konusu olmuştu. ardından diğer sakallıların çektiği

taxi driver

,

the godfather

ve

scarface

gibi başyapıtlar gişeleri yerinden oynattı. spielberg ve diğer sakallılar sayesinde ‘yapımcı tabanlı’ sistem çöktü ve sinema resmen yönetmenlerin konuştuğu bir sektör haline geldi. yani anlayacağınız eskiden oyuncuların hangi saatte yatıp kalkacağına karar verin eli paralı yapımcılara güle güle dendi ve sinema gerçek sahibi olan yönetmen ve ekibine teslim edildi.

23) quentin tarantino

peki tarantino’nun bu listede işi tam olarak nedir? tarantino çektiği

reservoir dogs

ve

pulp fiction

ile sinemayı altüst etmeyi başarmıştır, bu bir gerçek. fakat şöyle bir durum var. tarantino 2 şeyi net olarak sinemaya getirmeyi başarmıştır. birincisi, sinema okumadan sinemacı olunabileceğini. tarantino’nun bu çıkışı birçok genç yönetmen adayına ve içinde sinema tutkusu olan insana örnek olduğu kesindir. ikincisi de tekrar filmlerinin gün yüzüne çıkması. esasında tarantino resmi bir hırsızdır. filmleri izlediği filmlerden referanslar ile bezenmiştir. izlediğiniz ve beğendiğiniz çoğu sahne başka bir filmden referans alınmış olabilir. tarantino sonrası açık bir şekilde eski filmleri yeniden gündeme getirme furyası başlamış oldu. bu tartışılabilir. fakat böyle bir ihtimal ve gerçek de ortada var.

24) daniel myrick ve eduardo sánchez

ne yaptıklarının farkındalar mıydı bilmiyorum ama kesinlikle sinemaya çok ama çok büyük bir yenilik getirdiler. bu adamlar

the blair witch project

‘in yönetmenleridir. yani tarihin ilk tamamı el kamerası ile çekilmiş filmin sahibiler. filmi, oyuncunun elindeki kameradan izlettirerek kimsenin akıl edemediğini akıl ettiler. bu adamların kullandığı teknik sonucunda

paranormal activity

yapıldı ve el kamerası filmleri bir anda patladı gitti, önünü alamadık.

* the blair witch project:
http://www.imdb.com/title/tt0185937/

25) james cameron

titanic mi? hayır tabii ki de. james cameron çektiği

avatar

ile sinemanın şimdiki son temel taşını koydu. muhteşem görsel efektlere sahip olan film daha önce var olmasına rağmen 3d‘nin farkına varmamızı sağladı. avatar sonrasında 3d filmlerde inanılmaz bir patlama oldu. james cameron sağolsun sinemada bizden 3 tl fazla alıyorlar artık. teşekkürler!