Sovyetler Tarihinin En İğrenç İsimlerinden Biri: Lavrenti Beriya
1899 - 1953 yılları arasında yaşamış olan Sovyet politikacı Lavrenti Beriya, Stalin döneminde "temizlik" adı altında bolca katliama imza atmış bir kişi.
Sovyetler Tarihinin En İğrenç İsimlerinden Biri: Lavrenti Beriya

stalin döneminde sovyet güvenlik örgütünü yöneten, temizlik adı altında katliamlar düzenleyen kişidir lavrenti beriya. 

1899'da abhazya'da doğmuş, 1953'te moskova'da olmuştur. stalin'in ölümünden sonra başbakan yardımcılığı görevini üstlenmiş ve onun yerine geçmeye çalışmıştır. ancak rakipleri tarafından emperyalist ajanı olmakla suçlanmış ve idam edilmiştir.

stalin dönemindeki büyük temizliğin ve sovyet nükleer silahlanma programının başında bulunmuştur. gizli servisin işkence seanslarına büyük bir zevkle bizzat katıldığı bilinmektedir. moskova sokaklarından kaçırttığı çocuk yaştaki kızların ırzına geçtiği de iddialar arasındadır. 

stalin'in ölümünden sonra 6 ay kadar başkan yardımcılığı yapmış, sonrasında da tutuklanıp yargılanmış ve idam edilmiş.

sovyetler tarihinin en iğrenç isimlerinden olan beria'nın düşüşünü anlamak için, stalin iktidarının son yıllarını ve de-stalinizasyon sürecini iyi anlamak gerekir. çünkü bu süreç asla basitçe stalin döneminin bitişiyle beraber o dönemin en karanlık isminin de temizlenmesi değildir. sovyet politikasının o an için en liberal isminin ortadan kaldırılması gibi tezatları da barındırır.

stalin son yıllarında iyiden iyiye paranoyaklaşmış ve belki de haklı olarak herkesten şüphelenir hale gelmişti. doktoru sağlık durumu dolayısıyla politikayı bırakmasını önerdiğinde (muhtemelen diğer liderlerin bundan faydalanmasını engellemek amacıyla) onu hemen tutuklatmış ve arkasından yahudi doktorlara yönelik bir operasyonu başlatmıştı.

stalin sadece halkın değil, lider kadrosunun baskıyı ensesinde hissetmesini başarıyla sağlıyordu. sözgelimi kruscev'i sadece "gerçekten polonyalı mısın" sorusuyla kendisine bağlayabiliyordu. acı ama gerçek; o dönemde polonyalı olmak et dağıtım kamyonlarına doldurulup bir orman kıyısında kurşuna dizilmek için fazlasıyla yeterli bir sebepti, tabii ki bir sebep göstermek gerekli olduğunda.

stalin, molotov'a ise önce yahudi kökenli bir bolşevik olan karısından boşanmasını önermiş, daha sonra da kadını sırf golda meir ile görüştügü için tutuklattırıp bir kampa göndermişti. molotov'a kafası bozuldukça kadını moskova'da yeniden sorgulatıyordu. molotov'un döktüğü terleri siz hesap edin.

beria'ya gelince... o da stalin gibi gürcistan kökenliydi ama etnik olarak megrel azınlığındandı (megreller kafkas lazlarıdır). stalin, megrel halkı üzerinde terör estirerek beria'ya gerekli mesajları vermesini biliyordu. örneklerini verdiğimiz dolaylı tehditler bütün merkez komite üyeleri ve onların kişisel etki grupları için geçerliydi. zaten stalin diktatörlüğü güçlenip palazlanan tüm güçlerin ortadan kaldırılıp yerlerine daha genç kadroların getirilmesine dayanıyordu ve o dönemki liderler kuşağı bunu çok iyi biliyordu. zira iktidara gelmeleri yirmilerde ve otuzlarda tüm bolşevik parti liderlerinin temizlenmesi ile mümkün olmuştu.

bu temizlik operasyonunu yürüten yejov'un da çok geçmeden temizlendiğini eklemeyi de unutmayalım. tıpkı çırılçıplak soyduktan sonra dayak atıp ardından infaz ettiği selefi yagoda'yla aynı biçimde... despot idare kendi despotlarını da yiyordu. ikinci dünya savaşı sebebiyle biraz ara verilecek (şiddeti azaltılacak demek daha doğru olabilir) terörün başına beria'nın geçmesi de böylelikle gerçekleşmişti.

bu arada stalin, on dokuzuncu parti kongresinde merkez komite presidumunu genişletip genç üyelerle doldurduktan sonra molotov'a ve diğer liderlerden bazılarına açıkça yüklenerek, bunların ileride ülkeyi yönetmesini istemediğini de belli etmiştir. ayrıca presidum bürosundan molotov gibi kendisine hep sadık kalan birini bile çıkartmıştı. yani beria ve molotov dahil bir çok kadronun bir temizliğe kurban gitmesi an meselesiydi.

stalin, 1 mart 1953 günü fenalaştığında saatlerce müdahale edilmediği bilinir. sıranın kendilerine her an gelebileceğini çok iyi bilen diğer liderler doktorlara gerekli talimatları vermeden önce kim bilir neler tartıştılar? asla bilemeyeceğiz. 5 mart günü ölüm gerçekleştiğinde kruşçev, mikoyan, bulganın, kaganoviç, malenkov ceşitli pozisyonları paylaşıyorlardı. stalin'e lenin'in yanında bir yer hazırlanıp kalabalıktan onlarca kişinin olduğu bir cenaze töreni düzenledikten sonra "kör ölür, badem gözlü olur" demeyip önce utana sıkıla, sonra açıkça eleştirilerine başlayacaklardı. sadece stalin eleştirisi değil, çeşitli reform önerileri de tartışmalara dahil olacaktı.

beria ise özel ortamlarda hemen stalin'e hakaretlere başlamış, hatta stalin'i kendisinin öldürdüğünü bile ima etmiştır ("o işi ben hallettim" gibi sözler söylediği biliniyor, gerçekten de stalin'in fenalaşması beria'nın da davetli olduğu bir yemekten sonra olur, geçtiğimiz senelerde ise rus ve amerikalı araştırmacılar stalin'in suikastlarda da sıkça kullanılan bir tür fare zehiri ile öldürülmüş olabileceğini iddia eden bir rapor düzenlediler). reform önerilerinin de başını o çekiyordu. bütün liderlerin ekonomik, idari, politik programlarını desteklemekle kalmıyor, üzerine uluslara daha geniş haklar, doğu avrupa'da daha esnek yönetim gibi açılımlar öneriyordu. tito'nun kadroları ile gizlice görüşmeler bile sürdürüyormuş. yani beria o dönemde özgürleşme projelerinin en hızlı savunucusuydu liderler arasında.

önce merkez komite üyelerine stalin'in polis şefleriyle yaptığı toplantıların kayıtlarını gösterip suçsuz insanların nasıl harcandığını ispatlamış, ardından da gulaglardan bir çok insanı çıkartıp, tutuklanan yahudi doktorların yargılandığı davanın düzmece olduğunu ilan etmişti. bütün bunları büyük ihtimalle geçmişte işlediği suçlarla arasına mesafe koyabilmek için yapıyordu. ama önderlik ettiği "liberalizm" bazılarını çoktan rahatsız etmeye başlamıştı. ayrıca polis örgütündeki gücüyle de diğer liderleri oldukça korkutuyordu.

beria, gulaglardan çıkarttığı hırsızlar moskova'yı kasıp kavurmaya başladığında silahlı birliklerini kente sokmaya karar verdi. diğer liderler ise bunu bir darbe girişimi olarak algıladılar ve harekete geçtiler. kruşçev'in anlatımına göre kendisinin teker teker ikna ettiği merkez kadro, kızıl ordu (adı artık sovyet ordusuydu) generalleri ve mareşalleri ile anlaşıp bir toplantı düzenlerler. topantida kruşçev beria'yı açık açık ajanlıkla, ihanetle suçlamaya başlar. beria şaşkına döner. malenkov'un bir düğmeye basarak verdiği işaretle kapının ardında bekleyen generaller odaya dalarlar ve mareşal jukov beria'yı bizzat tutuklar ve gizli bir yere sevkeder. bu arada bulganın'ın ayarladığı birlikler şehre girmiş ve beria'nın kurmaylarını toplamaya başlamışlardır.

beria daha sonra iç savaş sırasında beyazlar için, ikinci dünya savaşında ingilizler için ajanlık yaptığını (külliyen yalan) itiraf ettikten sonra yargısız infaz ettiği masum insanlar ve tecavüzüne uğrayan kızlar için de suçlanır ve tüm suçlamaları kabul eder. sonrasında da kurşuna dizilir.

bu operasyonun sonrasında ise sovyet idari sisteminde önemli bir değişiklik gerçekleşir. polis örgütünü idare eden içişleri bakanlığı (başında beria bulunmaktaydı) ikiye ayrılır. içişleri bakanlığı adlı vakalarla ilgilenirken yeni kurulan kgb rejime karşı tehditlerden sorumlu tutulur. böylelikle iki polis örgütü arasında doğacak gerilimin onları kontrol altında tutmayı kolaylaştıracagı düşünülmüştür.

molotov gibi kalıntıların da pasifize edilmesiyle kruşçev'in onu iyice açılır ve sovyetler birliği'nde kişi kültüne karşı o ünlü kampanya başlatılır. masum olduğu halde hapsedilen, öldürülen insanların hakları geri verilir; geri verilecek pek birşey kalmadığından "pardon, hata yapmışız. çok acıdı mı?" denir. fakat rejimin temel bileşenlerine ne içte ne de dışta dokunulmayacaktı. bütün boku stalin, yejov ve beria'ya atan -yeni moda ismiyle- "kollektif liderlik" ve bürokrasi rus emperyalizminin en rezil formunu sosyalizm diye dünyaya yutturmaya devam edecekti.