Star Wars Evreninde Kendi TV Dizisine Kavuşan Mandalor Irkının Detaylı Tarihçesi

Disney+ platformunun başlangıç projelerinden The Mandalorian, Episode VI'ten sonrasını anlatmasıyla ilgi çeken güzel bir proje. İlk sezonu sekiz bölümden oluşan dizi vesilesiyle, konu edilen gezegen ve halkının detaylı tarihini aktaralım. Sözlük yazarı "beren and luithen" anlatıyor.
Star Wars Evreninde Kendi TV Dizisine Kavuşan Mandalor Irkının Detaylı Tarihçesi

"bir insan mandalor yolu'nu seçtiğinde, hem avcı hem de avdır. bir insan bu yaşam tarzını seçerse, nasıl korkak olabilir? korku değil, gurur bizimledir."

işte yol budur.

mandaloryanlar, mandalore gezegeni kaynaklı bir insan topluluğudur. galaktik tarihte, jedilara karşı da olmak üzere, efsanevi savaşçılar olarak özel bir rol oynadılar ve yalnızca mandalorian anavatanı ve ayı concordia'da değil, mandalorian uzayında ve galaksideki kalevala, krownest ve concord dawn gibi dünyalarda yaygın olarak fetihlerde bulundular. mandalore'un büyük bir savaş tarihi vardı ancak mandalorian iç savaşı'ndan sonra ve klon savaşları sırasında, düşes satine kryze'nin yönettiği pasifist ve reformist yeni mandalorist siyasi hizip, mandalore'u yönetmekteydi. bu, geçmişteki savaşçı atalarına özenen ve o şanlı günlere dönmek isteyen death watch gibi diğer mandalore'lu gruplarla iç çatışmalara yol açmıştı.

galaktik imparatorluğun yükselişinden sonra mandalore sistemi, mandalore'u işgal eden ve gar saxon'u vali olarak getiren imparatorluğun egemenliğine girdi. concord dawn gibi diğer mandalorian dünyaları, saxon'un kısa bir süre sonra, mand'alor unvanını alan ve mandalorian direnişini oluşturarak bir başka iç savaş başlatan bo-katan kryze'ye sadık mandalorelu klanlar tarafından mağlup edilinceye kadar imparatorluk yönetiminden muaftı.

imparatorluğun yıkılmasından ve yeni cumhuriyetin yükselişinden sonra bazı mandalorelular, imparatorluğun mandalorelulara uyguladığı büyük temizlik yüzünden gizlenmeye başlamıştı. imparatorluk çökmesine çökmüştü ama azımsanmayacak bir kuvvet, galaksinin farklı noktalarında hala faaliyetteydi. 9 aby'de (3286 ly) kabile olarak adlandırılan bir grup mandalorlu, nevarro'daki bir yerleşim bölgesinde yaşıyordu ancak kendilerinden birini (kahramanımız mando) açıkça savunduktan sonra gizli konumlarını değiştirmek zorunda kalmışlardı.

"giydiğim zırh beş yüz yaşında. hevesime göre yeniden düzenledim ama savaşlar, kan ve tarih bu zırh içinde yaşıyor. aynı şey her mandalore'lu için de geçerli. bu zırh kimliğimizin bir parçası. bu zırh, bizi olduğumuz şey, yani bir mandalorian kılıyor."


mandaloryanlar, galaksideki en korkulan savaşçılardandı. gururlu savaşçılar olarak bire bir mücadele, mandaloryanların kültüründe ve ruhunda ayrılmaz bir normdu. bire bir düelloları için köklü ilkeleri vardı ve güçlü bir onur kanununa sahiplerdi. bu versusların en önemli kanunu; karşılaşan iki kişiden birisinin ölmesi gerekiyordu. birebir mücadelelere aşırı önem yükleyen mandaloryanlar, bir jedi şövalyesi gibi büyük bir rakiple savaşırken bile tek başlarına rakiplerinin karşılarına dikilmişler ve şereflerine tek bir leke bile sürdürmemişlerdir. aralarındaki liderlik anlaşmazlıklarını çözmek için de bu yöntemi kullanmışlardır. mandalorlular, mando'a dilini konuşurlar; yazılı formu mandalorca olarak da bilinir.

mandalore klan yapısı bir piramit gibidir; lider ya da mand'alor en üsttedir ve koruyucular da bir altta yer alıp liderlerini takip eder ya da baskı yaparlar. bunların altında aile klanlarından oluşan, houses olarak bilinen siyasi hizipler vardır. bunun bir örneği, klan vizsla ve klan wren'den oluşan house vizsla'dır. klon savaşları sırasındaki düşes satine kryze ve yeni mandalor hükümeti yönetimi altında, mandaloryanların bir kısmı savaşçı atalarını reddetmişlerdi ama göğüs kalkanı olan bir polis gücü ve gizli servis hala aktifti.

mandalor zırhı, galakside korkulan efsanevi bir üne sahipti ve petek plakalı desenleri ile tehditkar t şekilli vizörleri ile görsel olarak farklıydı. ekipmanları ise, jetpack, mıknatıslı botlar ve silahlı eldivenler gibi jedi karşıtı araçlarla doluydu. bu silahların bazıları sadece savaşmaya yardım etmekle kalmıyor, aynı zamanda bileğe takılan sonik iticiler gibi aletler, jedi yeteneklerini de taklit etmelerini sağlıyordu. genel olarak, westar-35 blaster tabancaları ve z-6 jetpackleri tercih ediyorlardı ve bu arketipik mandaloryalı yıldız savaşçısı tasarımına, kom'rk sınıfı savaşçı denilirdi.

mandaloryalı savaşçılar, cumhuriyet'in kurulmasından yüzyıllar öncesinden beri kronik olarak savaş halindeydi ve savaş eğitimleri daimiydi. bununla birlikte, jedilar ile olan çatışmalarından sonra savaş stillerini değiştirmeye başladılar ve yeni teknikler geliştirdiler. bir mandalorian savaşçısı, hem silahsız yumruk yumruğa dövüşü için, hem de bir meydanda çıktığı bire bir mücadele için ağır bir dövüş eğitimi alıyordu. bir jedi şövalyesini şaşırtmak için de üstün teknoloji donanımları kullanmaktaydı ve eğer mücadeleden muzaffer olarak çıkarsa, jedi'ı öldürme yetkisi vardı.

kübizm, klon savaşları sırasında popüler bir mandalore sanat hareketidir ancak picasso'nun savaşın berbatlığını betimleyen çatışma resimlerinden sonra, mandalore'da bunun yerine savaşı tanıtmak ve yüceltmek için kullanılmıştır.


mandaloryanlar, tipik olarak mimarilerinde, taşıtlarında, kıyafetlerinde ve hatta saç kesimlerinde elmas ve bal peteği şekilleri gibi geniş açılı ve altıgen çizgileri kullanmışlardır. specters'ın mandaloryan üyesi sabine wren, zırhını kişiselleştiren ve boyayan yetenekli bir grafiti sanatçısıydı. mandalore'a bir tarre vizsla heykeli dikilmiş ve umut ile mandalorya tarihinin sembolü olmuştur.


mandaloryan haçlı seferleri ve ilk genişleme

mandaloryanlar, cumhuriyet kurulmadan evvel bu savaşa dahil olmuşlardı. mandalore gezegeninden çıkan mandaloryanların tarihi, galakside korkulan ve paralı askerler ile ödül avcıları olarak ün kazanan, savaşçılarla öne çıkar. ayrıca mythosaurları kullandıkları da bilinmektedir. eski cumhuriyetin oluşumundan öncesinde bile savaş, yaşam tarzlarına hakimdi.

bu savaş hayatı, sonunda genişleme hayallerine dönüştü ve crusaders (haçlılar) olarak bilinen bir grup mandaloryan savaşçısı, diğer insanlara karşı dünyalarını ele geçirmek adına evrenin dış kısmında savaş başlattı. zırh kaplı vücutları ve sivri uçlu kılıçlarıyla mandaloryanlar, savaşlar sırasında birçok dünyayı yakıp yıkarlar. crusaderlar, krownest ve concord dawn gezegenleri gibi birçok dünyayı ve sistemi fethettiler. bu bölgeler yüzlerce savaşın izlerini taşıyordu, zira gezegen kütlesinin neredeyse üçte biri hasar gördü ve uzay molozları olarak etrafa dağıldı. bu ilk fetihler, galaktik cumhuriyetin sonraki yıllarında ve galaktik imparatorluğu döneminde mandalore hüküm bölgesinin bir parçası olarak kalmıştır.

en sonunda crusader mandaloryanlarının genişlemesi, "şerefsiz korkaklar sürüsü" olarak gördükleri ubdurialıları hedef aldı. ubduria gezegenine saldırarak yayılmalarını iç evrene taşıdılar ve savaşın boyutu artık değişecekti.

jedi'lara karşı savaş 

mandaloryan haçlılarının genişlemesi, sonunda onları, jedi konseyi ve korudukları eski cumhuriyet ile çatışmaya soktu. jedi şövalyeleri ile giriştikleri ilk çatışmalar, mandaloryanları şaşırtmıştı: jediların force'u kullanması ve force'un jedilara sağladığı üstünlük, mandaloryanların daha önce hiç karşılaşmadıkları bir zorluktu. bununla birlikte mandaloryanların gururlu ve savaşçı doğası, bu dezavantajın kendilerinin ayakta kalmalarına izin vermeyeceğini kavramıştı. bunun üzerine, bu esrarengiz jedi'ların güçlerinin üstesinden gelmenin yollarını teknolojik olarak bulmaya başlamışlardı. mandaloryan teknolojisinde, özellikle cephanelerinin ve zırhlarının geliştirilmesinde önemli bir ilerleme sağlandı. ayrıca jediların doğaüstü yeteneklerini engellemek için tüm cephaneliklerini ve becerilerini tek parça haline getiren bir dövüş stili geliştirdiler. bu yeni teknolojilerle mandaloryanlar, jedilarla olan çatışmaların bir kısmını kazanmaya başladılar ve savaşçıları, jedi şövalyeleri ile şanlı bir şekilde bire bir mücadelede yüzleşebilecek ve onları yenebilecek kadar iyi hal geldiler. nesiller boyu süren çatışma, kronik olarak süren bir düşmanlığı sağladı ve daha sonra klon savaşları sırasında ve hatta binlerce yıl sonrasında, bütün galaksi tarafından hatırlandı. mandaloryanlar ile jedi konseyi arasındaki bu çatışmalar, mandalore'un başkenti sundari'de ve uydusu concordia'da sergilenen kübist duvar resimleriyle ölümsüzleştirildi.

sürekli sıcak çatışmalara rağmen, mandaloryanlar ve jedilar her zaman çatışma içinde değildi. bunun en belirgin örneği, güçlü bir vizsla house üyesi olan mandalore doğumlu tarre vizsla'nın gençken jedi konseyi'ne girmesiydi. vizsla, mandaloryan doğasına uygun olarak benzersiz bir ışın kılıcı yaratarak kendini jedi meslektaşlarından ayırmıştı: darksaber.


hayatının bir noktasında tarre vizsla, mandalore'un tek yöneticisi ve halkı arasında saygın bir figür olan mand'alor oldu. ölümünün ardından jedilar, darksaber'ı kurtardılar ve coruscant'daki jedi tapınağı'na verdiler. mandaloryanlar da, daha sonra mirasını güçlendirmek için mandalore üzerine büyük bir heykel inşa ederek onu onurlandırdılar.

eski cumhuriyetin son yüzyıllarında, mandaloryanlar düşmanlarının gücünün tam ortasına girdiler ve vizsla house üyeleri, coruscant'taki jedi tapınağı'na sızarak tarre vizsla'nın darksaber'ını çaldı. kılıcı, mandalore’un tamamını ele geçirmek için kullandılar ve bölgelerindeki bütün farklı haneler ve klanları birleştirdiler.

mandaloryanların yıkımı (mandaloryan tufanı)

"bir zamanlar, bu ovalar çim kaplıydı. ama ben o çimleri hiç görmedim. bu yıkım ben doğmadan önce oldu." -sabine wren

vizsla hanesi'nin mandalore'a getirdiği birliğe rağmen, mandaloryanların savaşçı mizacı işe yaramadı. sürekli savaşlar ve amansız fetih girişimleri, mandalore'u harap etti. çeşitli klanlardan savaş lordları, jedi'lara karşı ve aynı zamanda kendi aralarında savaşmak için ortaya çıktı. mandaloryan savaş lordları ve jediler arasındaki son büyük mücadele, mandalore’da meydana geldi ve gezegeni harap eden, yüzeyinin çoğunu cansız beyaz bir çöle dönüştüren tuhaf bir felakete neden oldu.

bu olay, mandaloryanlar ile jedi arasındaki savaşın yanı sıra mandaloryanların genişleme hayallerini de sona erdirdi. ana vatanlarının yıkımlarının bir sonucu olarak, yeniden yapılanmaya odaklanan bir kısım mandalore savaşçısı, bir süre başka yerleri işgal etmeyi denedi çünkü mandalore'un yüzeyi, jedi'ların gücü kullanması üzerine yaşanmaz hale gelmişti. bazı mandaloryanlar mandalore'u bırakmak yerine, başkent sundari gibi mühürlü kubbe şehirleri inşa ettiler. diğer klanlar, mandalore bölgesinin gezegenlerine yerleşmeyi seçti; wren klanı krownest kar gezegenine yerleşti, koruyucular ise concord dawn'ın ayı'na bir üs kurdular. muzaffer jedi'lar, yeni galaktik cumhuriyetin egemen galaktik hükümet olarak kurulmasına yardımcı olurken, mandaloryanlar kendi bölgelerinde tecrit edilmeye devam ettiler. savaşçı doğaları ve fetih arzuları nihayetinde ufak çatışmalara girseler de hala hayatta kalmayı sürdürdüler.

Tarre Vizsla

barışcıl politika

"mandalore'un şiddetli geçmişi geride kaldı. tüm savaşçılarımız, ayımız concordia'ya sürgün edildiler ve yıllar önce orada öldüler." -başbakan almec

naboo istilası'ndan önceki yıllarda, mandalore halkı arasında yeni bir çatışma çıktı: mandalore iç savaşı. savaş, mandalore'un eski savaşçı günlerine geri dönmesini görmek isteyenler ve satine kryze'nin önderlik ettiği yeni mandaloryanlar arasında vuku buldu. savaşta, concord dawn sistemini savunmak için yemin eden seçkin bir savaşçı grubu olan concord dawn'un koruyucuları da yer aldı. iç savaşın sonunda satine kryze, mandalore düşesi olarak liderliğe geçti ve savaşçı klanlar concordia'ya sürgün edildi.

satine, gezegeni savaşın yol açtığı zararları takiben kademeli olarak yeniden inşa etti. kayda değer sayıda ölümün olması, satine'yi sert bir pasifist yapmıştı ve mandaloryalı yaşam biçimini yeniden düzenledi. başbakan tarafından yönetilen birkaç bakanın dahil edildiği iktidar konseyi kuruldu. klon savaşları zamanında bu pozisyon, almec tarafından idare edildi. onun yönetimi altında mandalore zenginleşti ve modern barışçıl bir topluma dönüştü. bu yeni hükümet, nihayetinde galaktik cumhuriyeti'ne de katıldı.

klon savaşları, cumhuriyet ile bağımsız sistemler konfederasyonu arasında patlak verdiğinde satine, mandalore'un tarafsız olduğunu ve gelişmeye devam ettiğini beyan etti. daha sonra, çatışmadan uzak durmak isteyen 1.500 yıldızlı sistemin galaktik senatosu olan nötr sistemler konseyi'nin lideri oldu.

mandalore dirilişi

"dinle, düşes. insanları duyuyor musun? değişim için haykırıyorlar. zayıf fikirli mandalore hükmün sona erdi. bizim savaşçılığımızı artık bastıramazsın. savaşçı geçmişimizin dirilişi başlamak üzere!" -pre vizsla

klon savaşları sırasında concordia valisi pre vizsla, mandaloryan savaş kültürünü death watch klanı ile canlandırdı ve bir cumhuriyet kruvazörü ile kalevala gezegeninde terör eylemleri yapmaya başladı. vizsla, mandaloryanların savaşçı mirasını diriltmek için can atıyordu ve bağımsız sistemler konfederasyonunun lideri kont dooku ile bir araya gelip komplo hazırladılar. cumhuriyete karşı bir müdahalenin gerekli olduğuna, mandalore halkının inanmasını ümit ediyordu. bu olursa, death watch kuvveti ile savaşa mandaloryanların lideri olarak katılmak ve mandaloryanlar tarafından kahramanlar olarak selamlanmak istiyordu. ancak komplo başarısız oldu ve galaktik senato, mandalore savunma kararını reddetti. death watch, ilk önce dooku'nun çöküşünü planlamak için ayrılıkçı senatör lux bonteri'yle ve ardından mandalore halkının desteğini kazanmak için sith lordu darth maul'un gölge topluluğu ile bir araya geldi. ancak vizsla, darth maul'a ihanet ettikten sonra, maul onu öldürdü ve bo-katan kryze'nin kendisine karşı başlattığı isyana rağmen death watch'un lideri oldu.

jedi konseyi, darbeyi araştırmak için obi-wan kenobi'yi oraya yolladı ancak yakalandı ve maul, ona saldırmak için satine'yi öldürdü. kenobi oradan kaçtı ve galaktik cumhuriyeti bilgilendirmek için geri döndü ancak bu aynı esnada şansölye sheev palpatine, maul’u ele geçirdi ve onu stygeon prime’daki spire'da hapishaneye attı. maul'un mandaloryan süper komandoları, sadakatlerini onu serbest bırakarak kanıtladı ancak yine de maul'un mandalore üzerindeki hükmü çöküyordu. mandalore kuşatması'nın ardından bo-katan, mandalore'un naibi seçildi. imparatorluk kurulduktan sonra mandalore'un, imparator palpatine'i takip etmeyi reddetmesi üzerine, galaktik imparatorluğu tarafından işgal edildi. bu arada, death watch birliğini hain olarak gören koruyucular, cumhuriyet büyük ordusu'na klon askerleri yetiştirme konusunda yardım etti. fenn rau'nun komutasındaki kafatası filosu da, klon asker pilotlarını eğiterek cumhuriyet'e yardım etti ve üçüncü mygeeto muharebesi'nde bizzat savaştı.

Mygeeto Savaşı

imparatorluk işgali

mandalore'un imparatorluk işgalinden sonra rau'nun koruyucuları, concord dawn'ın üçüncü ayında bir üs kurarak imparatorluk tarafından sistemlerini kendi adına korumak için para alırken, imparatorluk valisi gar saxon'un komutası altındaki diğer mandaloryanlar, imparatorluk ordusunda imparatorluk süper komandoları olarak hizmet vermeye devam edecekti. 2 bby'de saxon ve süper komandoları, mandaloryan koruyucularını yok etti ve bunun üzerine rau, isyana katılmaya karar verdi. sonraki yıl, spectes isyancı hücre üyesi sabine wren, kanan jarrus ve ezra bridger ile birlikte maul’a karşı savaştıktan sonra dathomir’de darksaber’ı buldu. fenn rau ve isyancıların liderleri hera syndulla ve jarrus'un çağrısını kabul eden sabine, darksaber ile eğitime başlamayı kabul etti. darksaber sayesinde halkını birleştirebilecek ve isyana mandalore'u tek parça halinde dahil edebilecekti.

sabine'nin eğitiminin ardından, o, rau, jarrus ve bridger, krownest'teki clan wren'in kalesine döndüler. orada sabine, klan liderini ve annesi kontes ursa wren'i isyana katılmaya ikna etmeye çalıştı. ilk başta kontes ursa, kızının korunması ve darksaber karşılığında vali saxon ve imparatorluk süper komandolarına jediları teslim etmeye karar verdi. saxon, onu ve clan wren'i ımparatorluğun düşmanı ilan ettiğinde, ursa ve oğlu tristan, rau ve jedilar ile birlikte saxon ve komandolarla savaştılar. saxon, ursa'yı darksaber ile öldürmeye çalıştığında, sabine bridger'ın ışın kılıcını aldı ve sakson ile savaştı. sabine daha sonra darksaber'ı geri kazanmayı ve saxon'ı bastırmayı başardı. saxon sabine'yi vurmaya çalıştığında ursa tarafından öldürüldü. ölümü, mandaloryanlar arasında bir güç boşluğu yarattı. sabine daha sonra geride kalmaya karar verdi ve annesi, klan ve rau, mandalore'a hükmetmeyi hak eden kişiyi bulana kadar darksaber'ı kendinde tuttu.

sabine, kryze, wren ve vizslalara darksaber'ı teklif etse de hiçbiri kabul etmedi çünkü hak ettiklerini düşünmüyorlardı. mandalore gezegenine yıkım için gelen büyük amiral thrawn ve filosu, saxon'un yörüngedeki kuvvetleri ile birleşti ve saldırı pozisyonuna geçti. birleşen mandaloryan gücü ve isyancı kuvvetler ise, saxon'un star destroyer'ına sızmayı başardı. büyük bir çatışmadan sonra saxon'un gemisini imha ettiler. savaştan sonra leydi bo-katan kryze, darksaber'ı ve mandaloryan klanlarına karşı liderlik harmanisini üstlendi. vizslalar, wrenler, kryzeler, rooklar, eldarlar ve geriye kalan tek koruyucu rau, yeni mand'alor'a bağlılık yemini ettiler.

bizim biricik mandaloryanımız ise imparatorluk sonrası dönemde yaşamaktadır. kendisi gibi bir grup mandaloryan gizli yaşıyordu ve ödül avcılığı ile meşguldü. aralarında, imparatorluk kalıntıları ile iş yaptığı için bir çatışma yaşansa da, gururlu mandaloryanımız bu işin pisliğini fark edip imparatorluk unsurlarına karşı davrandı ve bu da oradaki gizliliklerinin deşifre olmasına neden oldu. yine de birliklerini kaybetmeyen mandaloryan klanı, dostlarının nevarro'dan çıkmasına, gizliliklerini feda ederek yardım etti ve mandaloryan, yanındaki çocukla birlikte kaçak bir hayat yaşamaya başladı.


dizinin mükemmelliğine değinmeye gerek dahi yok ama beskar, ödül avcıları, mandalore düsturu ve maceralar, sanırım star wars evreninin jedi ve sith dualitesinin dışındaki en güzel şeyler. pedro pascal yüzünü göstermese de sesi ile harikalar yaratıyor ve disney sonunda güzel bir iş yapmışa benziyor. midichlorian seviyesi yüksek olanları, force'u ve galaktik sistemdeki üst kısımları çok gördük ama asıl cezbeden şey detaylardır ve bir mandalore savaşçısının gururunu, yeteneklerini, babalık hissini ve üzüntülerini görmek cidden bambaşka bir şey. anakin'i sevme sebebimiz en az gücü kadar, hataları ve doğrularıydı. anakin'in darth vader olarak gelmiş geçmiş en sevilen karakterlerden oluşunun sebebi buydu ve kendisi, koca evrendeki en insancıl duyguların esiri olmuş güçlü bir bireydi. yani karizmasını oluşturan şey geçmişiydi ve padme'yi kurtarmak için yaptıkları yanlış olsa da onun tercihiydi, güç, vader'da çok kuvvetliydi ve öncesinde ailesine sonrasında da padme ve doğacak çocuklarına duyduğu sevgi onun asıl gücüydü. mandaloryanımız da bu duyguların esiri ve ona karşı hissettiğim sıcaklık da bundan ötürü. yazılmış kurgu bir eser hem de uzayda geçiyor ama yine de insan tohumu ekili. gelecekte -tabii eğer olursa- olmak istediğim babalık figürüne mihmandarlık ediyor. oldukça güzel bir dizi ve izlenmesi elzemdir.

15 Günlük Şarj Süresiyle Cezbeden HUAWEI WATCH GT 2'nin İncelemesi

Yeni Star Wars Dizisi The Mandalorian'ın Konu Ettiği Mandalor Irkı Neyin Nesidir?