Tatile Çok Para Ayıramayanlar İçin Amme Hizmeti: Ucuza Yurt Dışı Tatil Rehberi
Yurt dışı tatili çoğu zaman gözümüzde büyüyebiliyor fakat iyi planlanmış bir yurt dışı tatili, yurt içinde yapacağınız bir tatilden daha avantajlı bir hale gelebiliyor. Nasıl mı? Sözlük yazarlarımız tecrübelerini aktarıyorlar.
Tatile Çok Para Ayıramayanlar İçin Amme Hizmeti: Ucuza Yurt Dışı Tatil Rehberi
iStock.com

öncelikle yurt dışı kavramından başlayalım. her nedense yurt dışı tatili denince akla gelen 3-5 tane ülkenin bilindik şehirleri oluyor. bunlardan başlıcaları paris, roma, amsterdam, barcelona, ve viyana. eğer hesapta "baba bu sene de roma'daydık yeaa" demek yoksa, bilin ki bunlar yurt dışında tatil yapılabilecek sadece bazı yerler. ve emin olun, hayvan gibi turist çektiği için otellerinden restoranlarına kadar tek amaçları size giydirmek olacak. bi' nevi bizim bodrum otelleri gibi.

bu yüzden, rotamızı "avrupa'nın önde gelen şehirlerinde tatil" yerine, "ucuz ve eğlenceli tatil"e çeviriyoruz. tabi tutup da "new york'ta tatil" de demeyeceğim. yine avrupa. ama daha nezih yerler.

pasaport

bir tane edinin. artık lütfen edinin. 10 yıllık çıkartın. son çıkan yasaya göre 25 yaş altı öğrenciler pasaport harcından muaf tutuluyor. değilseniz de 600 tl civarına 10 yıl boyunca size özgürlük sağlayabilecek bir araç.

sadece tatil için de değil. diyelim linkedin gibi bir sitede yurt dışında konumlanmış bir şirkete başvuru yaptınız ve sizi görüşmeye çağırdılar. adama "ama benim basabortum yog ki" mi diyeceksiniz? demeyin. gidin bir tane alın.

vize

pasaportu olanların da gözünde en fazla büyüyen şey bu. biraz uğraştırıcı bir süreç, evet. ama artık turistik vize için konsolosluğa gitmenize gerek yok. vfs global isimli şirket çok daha hızlı ve zahmetsiz biçimde işlerinizi halletmekte. gidip şahsi başvuru yapıyorsunuz, onlar belgelerinizi işleme koyuyor, sonuçlanınca da size ulaşıyorlar.

burada birçok kişinin gözünden kaçırdığı nokta schengen bölgesi denen kavram. yani almanya'ya gitmek için yunanistan'dan aldığınız vizeyi de kullanabilirsiniz. çünkü anlaşmaya göre bu devletlerden biri bir turistin topraklarına girmesinde sakınca görmüyorsa, kalanları da görmüyor demektir.

yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta, vize aldığınız ülkeye mutlaka girmeniz gerekmekte. örneğin yunanistan vizesi alıp direkt almanya'ya gitmeye kalkarsanız "hayırdır bruder, sen vize aldığın yere niye gitmedin" diye sıkıştırabilirler. buna karşın ne yapmanız gerektiğini seyahat planı bölümünde detaylandıracağım.

not: i am the wooden doors düzeltti; eğer çoklu giriş vizesi alırsanız başka bir ülke'ye direkt girebiliyormuşsunuz. ben denemedim, bilmiyorum.

iStock.com

vizesizlik

unutmayın ki tüm avrupa ülkeleri avrupa birliğine dahil değil ve schengen bölgesinde değil. şu linkten türk vatandaşlarının tabi olduğu vize uygulamalarını görebilirsiniz. avrupa'da arnavutluk, bosna hersek, ukrayna, gürcistan, karadağ gibi ülkelere vizesiz biçimde girebiliyoruz.

gidilecek yer

öncelikle kendinize bir bütçe belirleyin. ama "şu kadar param var" diye değil. "son kuruşuna kadar harcayabileceğim para" diye. şahsen ben yurt dışına çıktığım vakit götü yanmış kedi gibi o ülkeden bu ülkeye dolaşmayı sevmiyorum. gittiğim yerde 3-5 gün kalayım, sağını solunu göreyim, eğleneyim, poker oynayayım, biralarından tadayım falan istiyorum.
bu yüzden örneğin kendime 1000tl gibi bir bütçe ayırdıysam, "önce fransa, sonra almanya, oradan ver elini hollanda" demek eziyet olur. gittiğim şehirlerde en pespaye yerlerde kalmak zorunda kalırım. gerek yok.

bu arada 1000 tl abartı değil. evet evet, sadece 1000 tl harcayarak (nööy sadece mii?? demeyin ağzınıza kürekle vururum. 3-5 günlük yol-yemek-barınma dahil yurt dışı tatilinden bahsediyorum) örneğin prag'da gayet eğlenceli 3 gün geçirebilirsiniz.
kalacağınız yerin kalitesi - kalacağınız gün sayısı - yapacağınız aktiviteler üçlüsünün toplam faydasını maksimize etmek için aşağı yukarı 2000 tl yeterli olacaktır (yol da dahil).

genelde yurt dışı tatili denince akla ilk gelenler arasında olmayan çek cumhuriyeti, hırvatistan, belçika gibi ülkeler orta pahalılıkta olup, hiç akla gelmeyen estonya, letonya, karadağ, slovakya, slovenya gibi ülkeler gayet ucuzdur. "nereden bilicem lan hangi ülkenin hangi şehri ne kadar ucuz?" sorusuna yanıtınız burada. tabi "ohoo kiralar çok pahalıymış abi, ne gidicem" demeyeceğinizi varsayıyıorum. asıl önemli olan yemek ve alışveriş masrafları.

tabi ne yiyip içeceğiniz de önemli. "ben börgırcıyım abi, dünyanın en güzel yemeğini vopıra değişmem" derseniz size macaristan, çek cumhuriyeti, polonya ve ukrayna gibi sovyet rusya zamanından kalma geleneklerle devam eden ülkeleri tavsiye ederim. yok eğer "oraya kadar gittim şöyle güzel ama ucuz akşam yemekleri isterim" derseniz de yuanistan, bulgaristan, romanya, estonya, letonya ve litvaya gibi orta avrupa kültüründeki ülkeleri tavsiye ederim.

orta ve doğu avrupada alkol her halükarda çok ucuz.

kalınacak yer

burada da belirleyici kriter bütçeniz. size booking.com ve hotels.com sitelerini tavsiye ediyorum. buradan en uygun fiyatları bulduktan sonra da tripadvisor'dan yorumları okuyun. şehrin göbeğinde bir yere bakmayın. ama tutup 25km uzaktaki köyün bir oteline de bakmayın. şehir merkezine aşağı yukarı 1-2 km uzaklıkta gayet uygun üç yıldızlı oteller ve lüks pansiyonlar bulabilirsiniz.

kalite/fiyat oranı en yüksek ülkeler orta avrupada bulunuyor. slovakya, slovenya, çek cumhuriyeti civarında otel ve pansiyonlar çok pahalı değil. gidip hiltonda da kalın demiyorum ama 3 ve 4 yıldızlı otellerin gecelik ücretleri antalya, bodrum, çeşme'deki birçok otelden çok daha az.

not: perfettissimi diyor ki; hostelworld.com ucuza hostel bulmak için bire bir. yer masrafını minimuma indirmek isteyenler için tavsiye edilir.

seyahat planı

en önemlisi. ne gün gidilecek, ne kadar kalınacak, ne zaman dönülecek? bu konuda skyscanner en iyi dostunuz. en ucuz ay diye bir seçenek var, hangi ayın hangi günü uçaklar en ucuz, onu gösteriyor. eğer tatil yapacağınız ülke vizeyi veren ülkeden farklıysa bunu göz önünde bulundurarak bir plan yapmalısınız. yunanistan vizesiyle almanya örneğine dönecek olursak, önce yunanistan uçağına, daha sonra almanya uçağına bakmanız gerekiyor. zira pasaport memuru hans işkillenebilir "bruder, napıyon ayıptır sorması" diyebilir. demesin.

genelde pazartesi ve perşembe günleri ilginç biçimde uçak biletleri ucuz olur. ama ola ki bir gün sonrasına daha ucuz bilet yakaladınız, onu alın. bazen gözden kaçabiliyor ama bir günlük ekstra otel masrafı aradaki farktan daha az olabilir.

ayrıca uçak aktarmalı mı, kaç saatte gidecek, bunlar da önemli. bilet 300tl ama 18 saat 42 dakika sonra almanya'da olacaksanız tatilinizin bir gününü havaalanında harcarsınız demek.

alışveriş ve hediyelik eşya

eş-dost-akraba yurt dışına çıkandan bir şeyler bekler. onlara ufak çakallıklar yapın. her şehrin bir kapalıçarşı benzeri mekanı vardır. üstelik turist kazıkçısı değiller. gidin oradan buzdolabı magneti, bardak falan alın. eğer içinizden gelmiyorsa "ayıp olmasın" diye hayvan evladı gibi 3 kiloluk biblo almayın. "yurt dışına çıktın getire getire bunu mu getirdin" diye ağız bükecek olan varsa da çevrenizi gözden geçirin.

son notlar ve kapanış

üşenmeyin ulan! gidin pasaportla vizeyle uğraşın. uğraşın ki şu krize az destek olun. yıllarca yurt dışından gelen turistlere kazığın alasını atan esnafa haddini bildirin. "ultra süper hiper her şey dahil öyle böyle değil off" kampanyası yapıp şampuandan ek para alan otellere muhtaç kalmayın. tatile dinlenmeye gittiğiniz yerde bilmemkim mafyanın bilmemnesinin çocuğu huzurunuzu kaçırmasın.
gezin, görün.

edit: "abartı" diye mesajlar geldi. buyrun size sıfırdan bir haftalık tatil planı  (27 haziran - 4 temmuz)

3 yıllık pasaport: 425tl
shcengen vizesi: 300tl
istanbul-bükreş gidiş dönüş uçak bileti: 265 tl
bükreş'te şehir merkezine 0.1km uzaklıkta konaklama bedeli: 202 tl
ortalama bir restoranda öğlen ve akşam yemekleri (bir hafta için): 400 tl
günde 5 bira: 138 tl
toplam: 1730tl
pasaport ve vize hariç: 1005 tl

türkiye'deki tatil beldeleri için şehir merkezine yakın bir yerde 7 günlük konaklama bedeli
bodrum'da : ortalama 900 tl
çeşme'de: ortalama 2000 tl
antalya'da: 1000 tl

kim abartıyor?

bakınız bir örnek daha

Bonus: Seyahatini uzun tutacaklara tavsiyeler

slow travelcılara yönelik eklemeler yapayım:

1) couchsurfing: bedavaya kalacak yerler.

konforu umursamayan gençler için iyi. yerellerle kaynaşma fırsatı. ama bu kaynaşmanın yüzde 90'ı içip sıçma üzerine, zira yaş ortamalası düşük. uzun dönem bulmak zor olduğundan birkaç günde bir yer değiştirmek gerekebilir.

2) airbnb: ilginç kalacak yerler.

gruplar için otelden daha ucuz ama bu işin asıl esprisi: couchsurfingden daha konforlu bir şekilde yerellerle kaynaşmak ve değişik yerlerde kalmak (teknede, şatoda, çiftlikte). uzun dönemde pahalı, ara ara konfor için iyi.

3) workaway veya helpx: yereller gibi yaşamak için.

part time iş karşılığında birilerinin yanında kalınıyor. çoğu zaman yemek de veriyorlar. işleri ve süreyi o aileyle kararlaştırıyorsunuz. bir kontrat yok, onur ve güven esasına dayalı. web sitesi tasarımından hayvancılığa, aşçılıktan dil öğretmenliğine kadar bir çok şey var.

4) wwoof: milletin efendisi olmak için.

helpx'in organik tarım odaklı olanı.

5) housesitting: bedavaya daha güzel kalacak yerler.

birinin evine, teknesine, hayvanlarına, çocuklarına, bitkilerine vs bakıyorsunuz onlar seyahatteyken. yazarlık, çevirmenlik, programcılık gibi işleri olanlar için ideal.

6) voluntourism: parayla gönüllülük.

organizasyonuna bağlı olarak para tuzağı da olabilir, güzel bir tecrübe de. ucuz bir tatile vereceğiniz paraya, genelde sivil toplum odaklı bir projede part-time çalışma imkanı sağlıyorlar. verdiğiniz paranın bir kısmı barınma, yemek masraflarınıza, kalanı da o programın finansmanına gidiyor.

7) sezonluk iş: bildiğin iş.

gemilere mürettebat arayan siteler var. yahut en basiti, gittiğiniz yerde bir hostele başvurun, el altından para alınabilir. masaj, fizyoterapi, aşçılık benzeri işe yarar yetenekleri olanlar hem denizde hem karada iş bulabilirler.

8) kamp: bildiğin kamp.

birçok ülkede sağa sola çadır kurmak serbest ve güvenli, illa kamp alanına gerek yok. bazı ülkelerde çadırı bırakıp gezmek de güvenli. kampın güzel yanı, plansız programsız gezebilmek ve kendi yemeğini yaparak sıfıra yakın masrafla yaşamak. kötü yanı ise ayılar. şaka, ayılar da güzel yanına dahil. kötü yanı, 1-3 gün kamp yapmakla 4-100 gün kamp yapmak arasında çok büyük konfor farkı var. ilk üç gün hijyen, çamaşır, kötü hava şartları, kötü beslenme, ulaşım gibi sorunları sallamak kolay ama sonrası için bunları çözmek gerekiyor. en rahatı, bunu hostellerle veya airbnb ile dönüşümlü kullanmak.

iStock.com

bu arada neden slow travel, yani ağır seyahat?

çünkü "10 günde 5 ülke gördüm" diyerek bu işi rakamlara indirgemek aptalca. bu tip seyahatlerde gördüğünüz şeyler birbirine benzeyecektir (aynı turistik yerler, aynı barlar, aynı caddeler). tıpkı iş gezileri gibi. 10 günde 5 ülkeye gidip hiçbirini gerçekten görememek yerine, tek bir bölgeye gidin, orayı gerçekten görüp öyle dönün.

zaten bir kaç seneye kalmaz bu vr teknolojisiyle her türlü turistik ortamı oturduğunuz yerden gezeceksiniz, boşuna eyfel kulesine bakmaya gitmeye, mona lisa için sıra beklemeye gerek yok. onun yerine insanlarla tanışın, hayatlarına ortak olun. ağır yaşayıp ağır yiyin. mümkünse günlerle değil, haftalarla ve aylarla hesaplayın. mümkünse, bunun gayet mümkün olduğunu görün.