TDK'nin Kesme İşareti İçin Koyduğu Ancak Kafaları Allak Bullak Eden Kurallar Bütünü
Ülke olarak noktalama işareti ve imla konusunda halimizin harap olduğu su götürmez bir gerçek. Kesme işareti de en çok sıkıntı yaşadığımız konuların başında geliyor. Yaşadığımız bu sıkıntıda TDK'nin kesme işaretine koyduğu kuralların etkisi de yok değil.
TDK'nin Kesme İşareti İçin Koyduğu Ancak Kafaları Allak Bullak Eden Kurallar Bütünü


öncelikle noktalama işaretlerinin varlık sebebine dair tdk demiş ki

"duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere noktalama işaretleri kullanılır."

bu izah bile başlı başına dandik. "duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek" ile "okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak" ayrı yazılmış sanki biri olmadan öbürü olabilirmiş gibi. tdk'nın tüm dökümanlarında bu tarz akıl tutulmaları hissediliyor.

ben söyleyeyim arkadaşım, noktalama işaretlerinin tek amacı vardır: "muğlaklığı azaltmak". bu kadar. buna hizmet etmeyen noktalama işaretlerinin tamamı da gereksizdir. hepsini dilden atsan dil yine bir şey kaybetmez.

peki kesme işareti niye var?

türkçe sondan eklemeli bir dil. isimler "kök" ve "ek" olarak bölümleniyorlar. kök nerede bitiyor, ekler nerede başlıyor belirtmek için bir noktalama işaretimiz yok. halbuki kullansak enfes olurmuş. ama neredeyse her kelime az çok bir ek aldığından o kadar sık noktalama işareti amelelik olur diye dil büyüklerimiz kullanmamaya karar vermişler. oldu da öyle bir işaret kullanacak olsaydık bu işaret kesme işareti olacaktı. dolayısıyla kesme işaretinin temel işlevi aslen isim kökü ve eklerini ayırmaktır.

türkçe bilen birinin türkçe kelimeleri de bildiği farz edildiğinden kelimelerin kök ve ek ayrımını okurken yapabildiği farz edilmiş. o yüzden "türkçe kelimelerde her ekten sonra kesme işareti kullanmayalım yea" demişler. mesela aynı sözü kesme işaretli yazmam gerekse "türkçe kelime'lerde her ek'ten sonra kesme işaret'i kullan'mayalım yea" demem gerekirdi.

verdiğim örnekte "türkçe"deki "-çe" ekini kesme işaretiyle ayırmadım çünkü yapım ekleri diğer eklerden farklı olarak yeni bir isim (edit: ve fiilden yeni bir fiil) yapmaya yarıyorlar. haliyle asıl kökü çöpe atıyor yeni yapım ekli kelimemizi kök kabul ediyoruz (edit: türkçe'de bu yeni "kök"e kök değil artık "gövde" deniyormuş, okey, bence yeni bir kök konuyu anlamayı daha kolay kılıyor ama doğrusunu da bilin). yapım ekiyle üretilmiş isimler de sözlüğümüzde ayrıca bulunduklarından sıkıntı yaşamıyoruz.

problem özel isimlerde başlıyor

özel isim nedir? tdk'dan bakmayayım şimdi kesin yine dandik bir tanımı vardır. ben söyleyeyim: kelime anlamından bağımsız olarak özel bir kişi, kurum, nesneyi belirten isimler. bu sayede mesela "deniz'e gidiyorum" derken yüzmeye mi gidiyorsun, arkadaşına mı gidiyorsun arasındaki ***muğlaklık*** azaltılmış olur.

mesela ingilizce'de earth hem toprak demektir hem de dünya gezegeninin adıdır. ilk harfini büyük yazmana göre topraktan mı yoksa yüce yerküremizden mi bahsediliğinin ayrımına varılır.

yabancı kelimelerle özel isimlerin ortak noktası da sözlüğümüzde çoğunun yer almaması. haliyle kök/ek ayırmak için okurun ne yapması gerektiği kafa karıştırabiliyor. pek çok durumda karıştırmayabiliyor da. mesela "benim iphonea virüs bulaşmış öf ya :(" dediğinde "acaba bu adam 'iphonea' adlı yunan tanrısı isimli virüsün birine bulaşmış olmasından mı yoksa iphone'una virüs bulaştığından mı bahsediyor?" diye bir soru sormaz kimse. çünkü yaygın bilinirlik var.

bir şey yazarken o yazıyı okuyacak kişilerin kelime haznesine göre kesme işareti kullanımını regüle edemeyeceğimize göre bu kuralı öğrenmeyi kolaylaştırmak ve uygulamada tutarlı kullanılmasını sağlamak için basitleştirmek mümkün. işte ssg'nin efsanevi kesme işareti kuralı:

"yabancı kelimelere getirilen her tür ek ve özel isimlere yapım eki harici getirilen her tür ek kesme işaretiyle ayrılır."

işte bitti. bu kadar. şimdi bu kuralı git bir de tdk'nın kesme işareti kurallarıyla kıyasla. 30 paragraf: (bkz: #6288608)

geçmiş olsun. şimdi ben muhteşem türkçe kurallarımı koyduktan sonra tdk'nın istisnalarının üzerinden izninizle buldozerle geçeceğim

>> a. kurum ve kuruluş adları: türkiye büyük millet meclisine, türk dil kurumundan, türkiye petrolleri anonim ortaklığına, dil ve tarih-coğrafya fakültesi dekanlığına.

niye oğlum? çünkü devlet dairelerinin canı tatlı "abi bize yazdırma kesmeleri günde 50 dilekçe yazıyorum gözünü seviyim" diye tdk'ya şikayet etmişler, tdk da "hallederiz koçum" deyip bunlara bir güzellik yapmış. başka hiçbir mantıklı açıklaması yok. kurumun ne özelliği var lan? birden fazla kişinin bir araya gelmesiyle oluşuyor. futbol takımları da kurum. ayırmayalım mı kesmeyle? şirketler de kurum. ayırmayacak mıyız? hastalar sürüsü.

>> b. akım, çağ ve dönem adları

özel isimse kesme kullanırsın değilse kullanmazsın. bunu niye belirtme gereği duyduğu bile manasız.

>> c. kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: mustafa kemal paşaya, nasrettin hocada, enver paşanın, zeynep hanıma, ayhan beyden, ahmet mithat efendinin, enver paşayı.

bunu belirtmesi de hem gereksiz hem de yanlış yönlendiriyor. ünvan özel ismin parçası olmak zorunda değil ama gayet olabilir. özellikle battal gazi, dede korkut, nasrettin hoca, bümin kağan gibi folklorik isimlerde mümkündür. haliyle özel isim neyden müteşekkilse kesme işareti o noktada ayrılır. özel ismin parçasından ayrılmaz. bu konuları burada açıklamaya kalkmış, çorba etmiş.

>> ay ve gün adları: 29 ekime..., 30 ağustos çarşambadan sonra

bu da yanlış bir kural. birincisi ay isimleri de gün isimleri de özel isim. ikincisi ay isimleri de muğlaklığa tabi. "ekime kadar fidanları saklayalım", "ocakta unuttum", "aralık geldiği an dalarsın", "pazara gidicem".

>> d. deyimlerde geçen özel adlar: allahtan hayırlısı, allaha emanet; alinin külâhını veliye, velinin külâhını aliye.

bu da manasız bir kural. bir cümlenin deyim olup olmadığını anlamamıza engel olmuyor.

>> uyarı: ahmet, halit, mehmet, murat, recep; gazi antep, sinop, zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. ancak kelimeler, ahmeti, haliti, mehmeti, muratı, recepi, gazi antepi, sinopu, zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez; ahmedi, halidi, mehmedi, muradı, recebi, gazi antebi, sinobu, zonguldağı şeklinde telâffuz edilir.

işte mis gibi özel isim kuralı. "sert sessiz yumuşaması kesme işareti kullanırken ayrılmaz, ama okunurken yumuşatılmış okunur". e süper. bunu niye kurum adlarına uygulamıyorsun o zaman? deli.

>> uyarı: özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

mantıklı bu ama ssg'nin süper kesme işareti kuralıyla tanımlasaydı bunu yazmasına gerek olmayacaktı. çünkü zamirler özel isim değildir. bitti.

>> 2. yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: nice'ler, lille'li, bordeaux'lu, honolulu'lu.

mantıklı ve niye mantıklı olduğunu en iyi honolulu örneği anlatmış ama bunu zaten "yabancı kelimelerden sonra getirilen tüm ekler" diye belirtmiştik.

>> uyarı: yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: türklük, türkleşmek, türkçü, türkçülük, türkçe, müslümanlık, hristiyanlık, avrupalı, avrupalılaşmak, aydınlı, konyalı, bursalı; ahmetler, mehmetler, yakup kadriler, ereğliler. bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: türklüğün, türkleşmekte, türkçenin, müslümanlıkta, hristiyanlıktan, aydınlıdan.

bak bu yanlış işte. halbuki ssg'nin süper kuralıyla yapım ekiyle ürettiğin yeni isim de özel isimse kesmeyle ayırır, yeni ürettiğin isim özel isim olmaktan çıktıysa ayırmazsın. enfes ve akıl yürüterek keşfetmesi çok kolay bir kural. mesela "aydınlı" özel isim mi? değil. ama ingilizce özel isim mi? evet. bitti. bunları yazmana bile gerek olmayacaktı. bir de 50 tane örnek yazmış.

>> 3. kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: tbmm'nin, tdk'nin, bm'de, abd'de, tv'ye.

halbuki zaten kısaltmalar hiçbir zaman türkçe olmadıklarından (kısaltılmış hali türkçe'de bir kelimeye denk gelse de öyle), ssg'nin süper kuralı gereği bunu belirtmeye gerek bile olmayacaktı.

>> uyarı: küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; bdt'ye, thy'de, trt'den. ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: aselsan'da, botaş'ın, nato'dan, unesco'ya.

bu da kötü kurgulanmış bir kural çünkü aslında bir dilde abbreviation, acronym ve initialism farklı unsurlar. birimler ise tamamen alakasız. tdk hepsini tek seferde tek kapta incelemeye kalkmış batırmış. ek getirme kuralları da saçma çünkü kısaltmaları hiçbir zaman açık haliyle okumuyoruz. ayrıca okuduğumuz kısaltmanın anlamını bilmek zorunda da değiliz. haliyle doğru kural:

kısaltmaların hiçbiri türkçede olmadıklarından hepsi kesme işaretiyle ayrılır. ve hepsi okunduğu şekilde ek taşır ("mit'e, cia'e, tbmm'ye haber verin çabuk!"). ama doğrudan kesme işaretiyle ilgili bir mesele de değil. elim değmişken o konuya da değineyim dedim. elbette herkes cia'in doğru okunuşunu bilmek zorunda değil. o yüzden okunduğu gibi ek getirirse (cia'nin, cia'dan) o da olumlu. nolur yani? okurken ölür müsün?

>> uyarı: sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, alm.dan, ing.yi, nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten)

çok manasız spesifik kurallar. bunlara sen ne karışıyorsun ya? bırak santimetreküpün kesme işaretine de matematikçiler karar versin. sonra cm3 ile e sabitini çarptığını zannedecek saçma işler yapıyorsun. anlamadığın işe karışma kim nasıl yazarsa yazsın. bilim dilini bilim adamları belirlesin sen uğraşma. kesme işareti ise sadece ve sadece özel isimlerde anlamlı. almanca'nın kısası "alm." niye özel isimliğini kaybediyor kısalınca? almancalığından bir şey kaybetmiyor ki? almancalıktan aldığım tadı hiçbir şeyden almadım.

>> 4. sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi mayısının 19'uncu günü samsun'a çıktım.” 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik.

niye? ne mantığı var? hangi muğlaklığı çözüyor? harflerin başladığı yerden itibaren sayının bittiğine okur akıl yürütemiyor mu? al aynısını kesmesiz yazıyorum: "19uncu günü 1985te 8inci madde 2nci kat 7.65lik 9.65lik (yapım eki hem de mis gibi)". ne var noldu? öldük mü? anlamsal kayba mı uğradık? noldu yani? tamam ben de sayılardan sonra kesme koymaya alışığım da gereksizliği de burada ortaya çıkmış oldu.

>> uyarı: sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta konmaz: 8.'inci değil 8'inci, 2.'nci değil 2'nci.

yoo direkt "8inci" yaz geç işte. mis gibi. boşuna kural üretmişsin. saçma bir kural olmuş. (edit: "kendi kuralınla çelişmişsin" dendi, doğru. ancak rakamlarda eklere dair muğlaklık olma imkanı yok çünkü harflerle karışma ihtimali yok. rakam ve özel işaretlere istisna uygulasan olur. ama "kafamız karışır" dersen koy apostorofunu)

>> uyarı: üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar, 10'ar değil onar.

niye oğlum? belki ben "256şar" demek durumundayım sayıyı niye uzun uzun yazıyorum? okuyan nasıl bir problem yaşıyor? lan siz valla ya neyse ben bir şey demiyorum.

>> 5. dilimizde kolmak, netmek, neylemek, napmak gibi fiiller yoktur. ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir. seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: k'oldu, n'oldu? n'etsin? n'eylesin? n'apalım?

ya sana ne ya? sanatçı düşünsün sanatını kelime süslemesini. sana ne? şairin şiirini nasıl yazacağına da mı karışacaksın? "atilla ilhan şairimiz kelimeleri hep küçük harfle yazmıştır o yüzden bazen tüm kelimeler küçük harfle yazılabilir" mi diyeceksin? sen ne cinssin? bilim adamına el attın, sanatçıya el attın. ya bi git! adam isterse her harften sonra kesme koyar sen de hiçbir şey yapamazsın. efendii efendi! (ssg has mutated into a legendary detay)

>> 6. bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: a'dan z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, türkçede -daş'la yapılmış birçok söz vardır.

böyle bir kurala gerek yok. harfler türkçe kelime değildir. haliyle ayırıcan. bitti.

>> 7. özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: yunus emre (1240?-1320)'nin, yakup kadri (karaosmanoğlu)'nin.

böyle bir kurala da gerek yok. bu semantik bir problem, imla problemi değil. süper manasız. 1892'de çıkmış "d'urberville'lerin tess'i" kitabını çıkış yılıyla yazacağım zaman "d'urberville'lerin tess (1892)'i" mi yazıcam? hadi o özel ismin parçası diyelim. e hali eklemem gerekti. `d'urberviller'in tess'i (1892)'ni" mi yazıcam? senin işin değil bu. semantiğe burnunu sokma sanki her şeyi en güzel sen anlatırmışsın gibi. bilmiyorsun aklın ermez. alt tarafı tutarlı üçbeş linguistik kural belirleyeceksin onu da kendince bir güç oyununa, ego tatminine çevirmişsin. evet kurum senle konuşuyorum. koca kurum olmuşsun yaptığın işe bak. ayıp.

>> ancak, cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: imek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.

bak hala konuşuyor. yeter.

bizim dilimiz kolaylaştırma dili olsun artık ya lütfen.

DAHA FAZLA İÇERİK