"Tengri" Kelimesinin Türk Kültüründe Özel Bir Yeri Olduğunu Gösteren İlginç Kökenleri
Kısaca "tanrı" anlamına geldiği şeklinde bilinse de, tengri kelimesi Türk kültürü için özel anlamlar ihtiva ediyor.
"Tengri" Kelimesinin Türk Kültüründe Özel Bir Yeri Olduğunu Gösteren İlginç Kökenleri

tengrinin öz türkçede anlamı şudur; var eden, yaratan, yaşatan, öldüren ve tekrar yaşam veren.

türklerin ip eğirmede kullandığı bir araç vardır, tengirek denir.

şöyle bir şeydir


bu alete halk ağzında kirman-kirmen gibi sözcüklerle birlikte bu sözcüğün farklı söyleniş şekilleri olan "tengere, tengellek" gibi adlar da verilir. (rumcadan aldığımız "öreke" sözcüğü de aynen bu aleti ifade eder.)

ilginçtir, güdül-ankara'da kayda geçirilmiş bir kullanım var "tengellek örs" diye. "kap düzeltmek için kullanılan yuvarlak başlı demir araç." olarak açıklanıyor.

nasıl örs? yuvarlak başlı yani tengellek örs.

bu tarz kullanımlar da yine bize yuvarlak, döngü gibi kavramları delillendiriyor.

peki bu alet ne işe yarar? 

bu alete eğrilmesi için yün vb. takılır ve alet döndürülerek ip elde edilir.

peki türkler bu alete neden tengirek adını uygun görmüşlerdir?

a) bugün kullandığımız "dön" fiil kökünün "teng"ten geldiğini düşünüyorum. örneğin divanü lugati't-türk'te fiilin o zamanki kullanımı da "tön" şeklinde. yani sonunda "geniz n'si, nazal n, genizel n" denen ve "ng" olarak da yazılabilen o malum türkçe ses var. işte bu "ng" sesinin yanındaki ünlüyü değiştirebilme gücü sayesinde teng'teki "e" sesi muhtemelen ö'ye dönüşmüştür. bu değişimi bugün ordu ve giresun ağzında "yalınız"(yani yalnız) sözcüğünün "yaloğoz" olarak kullanılmasında da görebiliriz. aynı şekilde "pınar" sözcüğü de "puğar" şeklinde söyleniyor. "ng" sesi söyleniş şekli sebebiyle hem kendisi daha sonra yumuşak g (ğ)'ye dönebilir hem de yanındaki ünlüleri yuvarlatabilir. ayrıca türkçede fonetik değişiklerde en çok görülenlerden biri de zaten t>d değişimidir. bütün bunlar bize "dön", "tön" fiilinin "teng"'ten geldiğine dair ipuçları verebilir. tabii ki bunlar kanıtlanmış iddialar değil. bu eylemin kökeni ve geçirdiği değişimlerle ilgili yine biraz kaynak taraması yaptım fakat kesin bir sonuç yok ama benim dediğim şekilde savunan başka görüşlere de rast geldim.

* tön, pınar, ve yalınız'ın doğru transkripti şu şekilde olacak. harf sözlükte çıkmadığı için buraya ekliyorum.

bütün bunların haricinde "teng" sözcüğünün "dönmek" eylemiyle alâkası hakkında talât tekin hocanın "teker, tekerlek, tegirmen(değirmen)" sözcüklerini de aynı köke bağlaması kayda değerdir.

b) ve çünkü bu alet döndürülme esasıyla yani "dönerek" çalışır. bu alete yün bağlar, tutar ve döndürürsünüz ve alet yaptığı döngü sayesinde yünleri ip hâline getirir.

tıpkı şu teyzemizin yaptığı gibi


peki türkler neden yaratıcıya "tengri" demiştir?

işte meselenin can alıcı noktası da bu. tanrı "döndüren" olduğu için demiştir.
(buradan sonrası yüzlerce tespitle desteklenebilir. ben ilk etapta birkaç örnekle değineceğim. zaman ve fırsat buldukça da eklerim)

tengri evreni döndürür


galaksileri döndürür; yıldızları, güneşi, dünyayı döndürür


hatta bazı yıldızlar öyle düzenli dönerler ki en hassas saatleri onlardan gelen sesler sayesinde yaparız.

pulsar - atarca

https://upload.wikimedia.org/…htsmall-optimised.gif
https://www.wikiwand.com/tr/pulsar

tengri yaratır, doğdurur, yaşatır, öldürür. bu süre zarfında her şeyi kendi evrimiyle bambaşka şekillere döndürür. bu yüzden bizim kültürümüz de dahil birçok farklı kültürde şu şekillerde simgeselleştirilmiştir.

mevsimleri döndürür. tohumları filizlere, filizleri bitkilere; bitkilerin çiçeklerini meyvelere ve nihayet onları tekrar tohumlara döndürür.

kışın taşlaşmış gibi görünen bir ağacı yazın bir çiçek bahçesine döndürür.

iki insanı bu döngüde birleştirip bir bebeğe, sonra o bebeği bir çocuğa, gence ve nihayet yaşlıya döndürür. bu sırada onlardan başka başka döngüler de çıkartır. nihayet ölen ölür ama kaybolmaz. mutlaka evrenin o büyük döngüsüne katılır ve bir şekilde varlığını sürdürür.

bu olay bana hep uzay boşluğunda süzülen galaksilerin çarpışıp yeni bir galaksi oluşturmasını hatırlatır


(samanyolu ve andromeda'nın temsili çarpışma animasyonudur fakat uzayda galaksilerin çarpışması cidden bu şekilde olur. https://www.wikiwand.com/tr/ngc_2207_ve_ic_2163 bu da iki galaksinin çarpışıp birleşmesi. bu döngüleri yaklaşık bir milyar yıl sürecek ve sonunda bir galaksi hâline gelecekler)

ve işte bu döngüleri bilinmeyen devirlerden beri devam ettirdiği için o "tengri"dir. döngünün sahibi odur.

peki illa tengri bir şahıs mıdır? bir karakter midir?

bunu bilemeyiz. türk inanç tarihinde en sevdiğim noktalardan biri de budur. tengri'nin nasıl bir varlık olduğu hakkında (efsaneler, mitoslar, masallar haricinde) bir çıkarım yapılmaz. bir insana ya da insanüstü başka bir canlıya benzetilmez. bu yüzdendir ki tanrının hiçbir zaman putu yapılmamıştır.

tengri, yüce olarak sınıflandırılır. o kadar. orhun yazıtlarında da aynen bu anlamda kullanılmıştır. "tengri teg tengride bolmuş türük bilge kağan" der bilge kağan atamız. "tengri"yi gök-yüce-ululuk anlamlarında kullanır. o en yücedir, her şeyin en kapsamlı hâlidir. belki de evrenin ve hatta bütün evrenlerin ta kendisidir. var olan her şeyin en birleşik-tümleşik hâlidir. her şey onun parçasıdır. her şey tanrıyı oluşturan bir parçadır.

dedemin benden su istedikten sonra getirdiğim bardaktaki suyun bir kısmını yere döktüğünü hatırlıyorum. neden böyle yaptığını sormuştum. suyu doğadan aldık, bir parçasını geri verip helalleşmek gerek. en azından börtü böcek içer, demişti. tüylerimi diken diken eden bu anlayışın çok eski bir türk geleneği olduğunu yıllar sonra üniversitede öğrenmiştim. dedem hiç farkında bile olmadan hâlâ o geleneği yaşatıyordu işte. ihtiyaç olmadığı hâlde ağaç kesmenin suç sayıldığı bu gelenek tengri inancının da özüydü.

işte tengri bütün bunlardır. birkaç cahil yobazın yaptığı saçma sapan çıkarımlarla sınırlandırılamayacak, yok sayılamayacak kadar uludur, yücedir.

not: ekşi sözlük'ten fij dostum da çok güzel bir hatırlatma yaptı, ekleyelim. "tıngır mıngır" olarak kullandığımız "döndürme" ifade eden ikilemede de aynı sözcüğü farklı bir fonetik değişim geçirmiş şekliyle görebiliriz.