The Putin Interviews Belgeselinden Rusya Devlet Başkanının Hayatına Dair İlginç Notlar
Oscarlı yönetmen Oliver Stone'un hazırladığı 4 bölümlük belgesel serisi The Putin Interviews, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in siyasi ve özel hayatından çok özel bilgiler içeriyor.
The Putin Interviews Belgeselinden Rusya Devlet Başkanının Hayatına Dair İlginç Notlar
Showtime


- putin'in kişisel hayatı hakkında doğru düzgün bilgi medyada yok. oliver stone "sanırım anneniz bir fabrika işçisiydi, babanız ise asker" demesi üzerine putin onu "hayır işçi olan babamdı, sonra orduya katıldı" diyerek düzeltti. oliver stone çakallık yapıp cunningham kanununu daha detaylı bilgi almak için kullanmıyorsa, putin'le röportaja giden biri olarak bile putin hakkında detaylı bilgisi yok.


- putin'in uluslararası stratejide ana hedeflerinden birinin eski sovyet sınırlarına doğru genişlemek olduğunu sezdim. röportajlarda sık sık "sovyetler dağılırken bir anda 25 milyon rus sınırdışında başka ülkelerde kaldı" ibaresini kullandı. bir çeşit pan-russia fikri var gibi.

- "size yeni çar diyorlar, ne diyorsunuz" sorusunu hep geçiştirerek yanıtlıyor, sık sık sıkıştırılmasına rağmen. açıkça reddetmiyor. muhtemelen kendisini çar olarak gören bir egosu var.


- tek kutupluluk-iki kutupluluk kavramlarına çok değiniyor. "sovyetler dağıldıktan sonra abd tek kutuplu dünya'da her istediğini yapabileceğini sanmaya başladı, bu da hatalar yapmasına sebep oldu" diyor.

- abd'nin "uygar dünya'nın ve demokrasi'nin lideri" fantezisinin altında yatan emperyalizm tutkusuna çok saldırıyor. hiç lafı eveleyip gevelemeden "nato bir ittifak değil, abd ve onun vassalları topluluğudur" lafını söyleyiverdi. oliver stone gibi biri ile uzun uzun röportajlar yapmasının altında da buna benzer bir yaklaşım yatıyor olabilir.


- sürekli rusya'nın diyoloğa açık olduğunu belirtiyor, ama abd'nin iki yüzlü davrandığını vurguluyor.

- kontrol meraklı bir karakteri var. hükümetindeki her şeye çok karışıyor izlenimi edindim.

- mikro ölçekte pozisyonları çekinmeden açıklıyor ama uzun vadeli makro planlarda baya ketum davranıyor. açık açık "çeçen terörizmini abd rusya'yı destabilize etmek için kullanıyor" diyor, ama "sizce abd'nin uzun vadeli rusya hedefi nedir?" sorusuna "bunu ancak emekli olursam cevaplarım" gibi bir yanıt verdi.


- bill clinton ile arasındaki görüşmelerden sık sık bahsediyor. bush ve obama'ya göre çok daha sıkı ilişkileri varmış gibi görünüyor clinton döneminde abd ile.

- söylediği çok ilginç bilgilerden biri; rusya'yı çevreleyen anti-balistik savunma sistemlerinin birkaç saat içerisinde saldırı sistemlerine dönüştürülebilineceği. yani bunu açık bir saldırganlık olarak görüyor bu yüzden.


- bilinçaltında bariz bir cinsiyetçi gelenekçilik var gibi görünüyor. "eşcinseller bu ülkede özgürdür" dedikten sonra gayet cinsiyetçi bir espri yapabiliyor. "kötü bir gün geçirdiğiniz oldu mu" gibisinden bir soruya "ben kadın mıyım kötü günlerim olsun" diyebiliyor.

- lafı sık sık judo'ya getiriyor. kişiliğinde baya etkili gibi görünüyor


- herif 60 yaşında buz hokeyi öğrenmiş! daha öncesinde kaymayı bile bilmiyorken....

- çarlık rusya'sına da, sovyet rusya'sına da eşit mesafede olduğunu sanırdım. ama çarlığa biraz daha sempati ile yaklaştığı izlenim edindim. dini ve gelenekleri daha çok savunuyor. açıkça "sovyetler dağıldıktan sonra ideolojik bir boşluk oluştu, bu boşluk ancak din ile doldurulabilir" diyor.


- her siyasetçi gibi yanlı konuşsa, kendini sütten çıkmış ak kaşık, rakiplerini iki yüzlü hainler olarak gösterse de, popülizmden uzak rasyonel konuşuyor.

- sık sık abd'nin atlantik-avrupa hegemonyası için bir düşmana ihtiyacı olduğunu, bu düşman olarak da rusyayı seçtiğini vurguluyor.

- çekinmeden abd'nin askeri harcamalarının ufak bir kısmına denk rus askeri harcamaları olduğunu açıklıyor. türkiye gibi her siyasinin "biz süperiz biz muhteşemiz en güçlü biziz" populizmi yaptığı bir ülke vatandaşları için bir siyasinin kendi ülkesi hakkında böyle açık sözlü olabilmesi garip geliyor tabi.