Türk Bir Kadınla Evli ve 3 Yıl Türkiye'de Yaşamış Bir Yabancının Gözünden Türkler
3 yıl Türkiye'de yaşayan ve Türk bir kadınla evli olan batılı bir yabancı, Reddit'te Türkler ve Türkiye'yle ilgili gözlemlerini paylaşmış. Ekşi Sözlük yazarı "blurayfin"in çevirisiyle dışarıdan nasıl görünüyoruz bir bakalım.
Türk Bir Kadınla Evli ve 3 Yıl Türkiye'de Yaşamış Bir Yabancının Gözünden Türkler
iStock

türkiye'deki yaşamın toplumsal yapısını seviyorum, herkes birbiriyle ilişkili ve yabancılarla konuşmak normal. insanlar batıdan çok daha dostça ve birbirlerine açık. günlük yaşamı batı'dan daha zengin buluyorum, daha az sıkıcı... kasaplar, sokak satıcıları, müşterileri ile kahve içip sohbet eden esnaflar.. seviyorum. sadece ülkenizde yatan eski medeniyet miktarı, akılalmaz bir şey. yemekler, iklim.

türk kadınları inanılmaz, türk erkekleri ise bence gerçekten bozuk. türk kadınları çok annelik yapar, çevrelerindeki herkesle ilgilenir ve kendilerini ailelerine ve kocalarına adamış durumdalar. ben de biriyle evliyim.

sevmediğim şeyler: benmerkezcilik

türkler eylemlerinin çevrelerindeki diğer insanları nasıl etkilediğini gerçekten düşünmüyor gibi görünüyor. kamusal alanlardan bahsediyorum. kimse sıraya girmez, ilerlemek için acele ederler, sokaklardan geçmeye çalışırken arabalar seni ezmek için hızlanır. bir defasında bankada bir bankacı ile yaklaşık 10 dakika konuştuğumu hatırladım; bir adam üç kez gelip bir şeyler bağırıp kağıtlarını bankacı ile benim aramdaki masaya çarptı. son derece kaba.

yukarıdakilerle bağlantılı olarak, kamudaki güven eksikliği ve yolsuzluk. bundan çok var. herkes yakalanmadan aldatmaya ve çalmaya çalışıyor gibi görünüyor. bu, toplumun her katında görülüyor gibi görünüyor. türkiye'de dürüst olmanın gerçekten bir değeri yok. bence türkiye'nin çok büyük bir potansiyeli bu davranıştan dolayı geri kalıyor. türkiye'de başkasına güvenmek gerçekten zor.

sorumluluk eksikliği

kimse, ihmalkar davranışlarının potansiyel sonuçlarıyla ilgilenmiyor gibi görünüyor. emniyet kemeri olmadan pervasızca sürmek, kalabalık bir sokakta bir çatıdaki kiremitleri değiştirmek gibi. doğru önlemleri almayan aptallardan dolayı türkiye'de neredeyse birkaç kez ölüyordum. ayrıca, türklerin gelecekteki kazaları önleme konusunu hiç düşünmemeleri de garip - örneğin her yağmur yağdığında elektrikler neden kesiliyor acaba? bunun olmasını engellemek için şimdiye kadar proaktif bir çözüm bulmuş olmanız gerekmiyor muydu?

bir eğitim uzmanı olan karım, çoğu türkün gerçekten psikolojik ve ahlaki açıdan az gelişmiş olduğunu, "başımı belaya sokan ya da beni inciten" benmerkezciliğin ötesinde ilerlemediğini ve bir çoğunun kamu ahlakını yüzeysel olarak uyguladığını söylüyor. vicdana göre doğru olduğu düşünülen ahlakın içselleştirilmesi, türk toplumunda o kadar güçlü gözükmemektedir. yine, herkes değil, gelişmiş bölgelerde muhtemelen çok daha iyidir, ama yaşadığım yerde oldukça yaygın. muhtemelen bu benmerkezciliğe ve endemik yolsuzluklara yol açmaktadır.

dedikodu ve kötülük

bunun ne olduğunu bilmiyorum ama bir sürü türk, kıskançlık içinde ve en acayip sebeplerden ötürü birbirlerinden nefret ediyor gibi görünüyor. birçoğu duruma ve görünüme aşırı takıntılı ve başkalarına "yukarıdan bakmak" için istekliler. insanlar iktidar veya sorumluluk pozisyonlarına girdiklerinde, durumları hakkında bir şeyler kanıtlamak zorunda oldukları anda derhal altındaki kişilere karşı bir pislik haline geliyorlar. bunların çoğu materyalizm ve zenginliğin türkiye'deki etkisinden kaynaklanıyor.

türkiye'de, etrafınızdaki herkesle arkadaş olmak zorundaymışsınız gibi garip bir kültür var. bu, çok fazla dedikodu, arkadan vurma, yanlış arkadaşlıklar ve sahte davranışlara neden oluyor. başkalarına güvenmeyi zorlaştırıyor. türkler ayrıca gerçekten meraklıdırlar ve kişisel hayatınıza girme ve bu konuda her türlü soruyu sormaya hakkı varmış gibi davranırlar. bu beni gerçekten rahatsız ediyor. sanırım bu, türk hayatının toplumsal yönü ile el ele giden bir fenomen.

tabular ve toplumsal yaşam üzerindeki dini etkiler

ben dindar değilim ve bir din ya da etikete ait olmayan bu kavramı, bir çok türkün anlaması gerçekten çok zor. atatürk laik bir cumhuriyet kurdu, ancak birçok türk henüz laik bir zihniyet geliştiremedi. ahlak, sosyal uygunluk ve davranış gibi şeyler hala dış otorite (din gibi) tarafından dikte edilir. ancak her yerde tuhaf sapkın şeyler var. kadınlara ve cinsiyete gelince, bir sürü türk erkek gerçek hayvandırlar, ve kadınlar iyi, masum ve bakire olmak için tüm baskıyı yaşayanlardır. genel olarak, türkiye hala çok otoriter bir kültüre sahiptir. demokratik uygulamalarında bile, siyasi partiler, kurucu unsurlarını dinlemek yerine mutlak sadakati isteyen küçük krallıklar gibidir.

kamu görevlisinin hesap verme sorumluluğunun olmaması

belediye başkanları ve diğer kamu görevlileri, kamu hizmeti ofislerini insanların hayatlarını iyileştirmek için kullanmak yerine paşa gibi muamele etmekteler. ayrıca, insanların da hesap sorma zihniyetine sahip olmadığı ve kamu yetkililerinin her türlü yolsuzluklarının yanlarına kar kalmasına izin verdiği görülüyor. suların sürekli kesilmesi, aynı lanet yolun 10 kez yeninden yapılması gibi...

yaygın kadın düşmanlığı, azınlıklara hoşgörüsüzlük, şoven milliyetçilik ve açık faşizm türkiye'de oldukça yaygındır

gerçekten çok zengin mirasını daha da zenginleştiren çok farklı kültürlerin ve insanların olduğu bu kadar zengin bir ülkede bunun olması gerçekten acıklı. neden eski anadolu geçmişini kucaklamıyor ve ülkenizi oluşturan tüm eski medeniyetler, kültürler ve halklarla gurur duymuyorsunuz?

yeni mimari

aman allahım, şehirlerinizde kilometrelerce çirkin bina inşa etmek için kimi kiraladınız? bazıları heyecanlı ve yenilikçi olmayı denedi ama sadece turuncu üçgen benzeri korkunç yapılar ortaya çıktı. hiçbir yere gitmiyorlar ve korkunçlar. türkiye, iyi bir estetik eksikliği çekiyor - tuhaf ki, esin kaynağı olarak kullanılabilecek çok sayıda osmanlı, fransız, yunan ve bizans etkileri var.

çöp

bu kanımı kaynatıyor. türkler bir saniye bile düşünmeksizin çöplerini her an her yere atarlar. güzel, doğal mekanlarda o yerin güzelliğiyle ilgili yorum yaptıktan sonra etrafa çöp atan türkler gördüm. çevre kimsenin umurunda değil ve bir sürü manzaralı mekan ve doğal cenneti mahvediyor gözüküyorlar. bu zihniyetin nereden geldiğini bilmiyorum. insanlar ellerini ve ayaklarını temiz tuttukları sürece çöp yığını içinde yaşamayı umursamıyor gibiler.

kaynak ve daha fazlasıhttps://np.reddit.com/…hare_your/dhvxl5w/?context=3

Türkiye'de Yaşayan Japonların Gözünden: Türkler Nasıl İnsanlar?