Türk Mutfağı, Dünyada Hatırı Sayılır Bir Yeri Olmasına Rağmen Neden "En İyi" Değil?
Türk mutfağı iyi mutfak, hoş mutfak, bayıla bayıla tattığımız bir mutfak fakat bu, bazı eksiklerini saymamıza engel değil.

otantik lezzetlerin bir standardının olmaması, korumacılık yerine fırsatçılığı benimsemiş işletmeler.

"ay aynı bizim gibiler" dediğimiz italyanlar bile peynirlerine standart getirmiş, devlet denetimi ve damgası olmadan kimse üretim yapamazken, bizde önüne gelen ezine, tulum vs üretiyor. (bkz: bütün bir ömrü iyi beyaz peynir peşinde geçirmek). gerçekten iyi peyniri aramanız gerekiyor. senin köyünde mükemmel peynir yapılıyor olabilir, sen bunu koruyup yaymadıkça bir anlamı yok. dünya şehri (!) istanbul uyduruk kebapçı, dönerci, köfteci, pideci, baklavacı dolu. bunların hiç birinin belini doğrultamamışsın, hiç birini üst düzey yemek kategorisine sokamamışsın. hakkını vererek yapanı bulmak samanlıkta iğne aramak gibi.

iyi mutfak hem muhafazakar hem yenilikçi olur. bizde ikisi de yok.

yenilikçi derken tavuk iskender yapmaktan bahsetmiyorum. özgün yemekleri aslına sadık kalarak yorumlamaktan bahsediyorum. hadi onu geçtik, bari muhafazakar olabilsek. o da yok. büyük şehirlerin orta yerinde 150 yıllık kasaplar, 100 yıllık mandıra dükkanları, meyhaneler, kahveler olmalı. bunlar kaliteden ve gelenekten ödün vermeden aynı standartta ürünler çıkarabilmeliler. bakın istisna olarak, bu konuda gaziantep iyidir. hem belediye çok destek olmakta, hem de bir kısım esnaf ve halkın bilinç düzeyi yüksektir.

deniz ülkesi olmamıza rağmen balık ve deniz mahsülü konusunda fakir bir mutfağımız vardır.


şarküterimiz iyidir (sucuk ve pastırma) ama çeşitlilik yoktur.

italya'da ve ispanya'da gördüğümüz o yüzlerce çeşit içeren şarküteri dükkanları burada yoktur. bu arada türkiye'de gerçek sosis ve salam üretilmiyor. markette gördükleriniz fabrikasyon taklit ürünler. gerçek sosis konusunda denemeler yapılıyor ama, yakında daha yaygınlaşacağını düşünüyorum.

mutfağın önemli bir kısmı da içkidir. bizde hala seviye"ama tadını sevmiyom" ve "içmeden eğlenemiyo musunuz abi yaa" şeklinde olduğundan bu konuyu anlatmak zor.

akdeniz ülkesi olup bu duruma düşmek üzücü. yerel şaraplar çeşitlenmeli. yerel yemek- yerel şarap eşleşmelerini de oturtmak gerekir. ya da yerel içkini (no rakı-balık) belli bir itibara çıkartman gerekir.

son sözüm türk müşteri kitlesine. yurt dışındaki restoranlar türkleri sevmezler. rezervasyonlarına riayet etmedikleri gibi, her şeyi kendilerine uydurmaya çalışırlar.

italya'da yoğurtlu makarna arayan mı dersin, her ete "bu pişmemiş" diyen mi dersin, "pardon çocuk için köfte var mı acaba" diyen mi dersin. bunlar türkiye'de de böyledir. her yeni girişimi baltalamakta üstlerine yoktur. kendi kafalarında bir yemek vardır ve onu bulana kadar acaba ben doğrusunu mu biliyorum diye sorgulamadan mekanları yargılarlar. arkadaşlar adana kebapla pilav gelmez, sizin yüzünüzden geliyor. ali nazikte sarımsak olur, sizin yüzünüzden yok. bonfile kuruyana kadar pişmez, sizin yüzünüzden pişiyor.

DAHA FAZLA İÇERİK