Türkçede Bir Karşılığı Bulunmadığı İçin Sıkça Karıştırılan "The" Hangi Durumlarda Kullanılır?
Sözlük yazarları, hepimiz için oldukça kafa karıştırıcı bir konu olan "the" kullanımına açıklık getirmişler.
Türkçede Bir Karşılığı Bulunmadığı İçin Sıkça Karıştırılan "The" Hangi Durumlarda Kullanılır?


konuşmanın taraflarınca bilinen nesne, kişi veya durumları, diğerlerinden ayırmak için kullanılan belirteç.

mesela tom ile joe adında ağzı bozuk iki amerikan delikanlısı bir dere kenarına pikniğe gidiyorlar diyelim. daha evvel almış oldukları karpuzu soğuması için derenin güvenli bir yerine koyuyorlar. yemeklerini yiyorlar, sohbet ediyorlar. bu sırada onların piknik yaptığı alana bir kamyon(la) karpuz geliyor.

böyle bir durumda eğer joe, tom'a "hey tom! please, bring a fuckin' watermelon" derse hangi karpuzu istediğini belirtmemiş olur; tom gidip pekala kamyondan da bir karpuz getirebilir, ılık ılık.

eğer joe derede buz gibi bekleyen karpuzu istiyorsa "hey tom! please, bring the fuckin' watermelon" demeli, böylece taraflar tarafından bilinen "karpuzu" belirtmelidir.

bu olaydaki "the"nın anlamı "hani şu, dereye soğuması için koyduğumuz karpuzu var ya işte o"dur.


hayırlı olsun.

the şu hallerde kullanılır

1. belirli bir kişi, şey veya yer hakkında konuştuğumuz zaman

örneğin,

i asked the teacher about the date of the exam.

The Pianist filmide belirli bir kişinin hayatından bahsedildiği için "the" kullanılmıştır.


2. konuştuğumuz şey çok net ve açıksa

örneğin,

they opened the door and came into the classroom.

3. konuştuğumuz şeyden, herkesin bildiği, bir tane varsa

örneğin,

we looked at the moon

4. müzik aletlerinde

örneğin,

i can play the piano but not the violin.

5. deniz, okyanus, nehir, şelale, çöl, yağmur ormanı isimlerinde

örneğin,

the pasific ocean

the sahra desert

the amazon rainforest

6. sıradağ, halindeki tepeler veya takımada


örneğin,

the himalayas

the canary islands

the şu hallerde kullanılmaz

1. konuştuğumuz insanları ve şeyleri genellerken

örneğin,

women are so beautiful. (not the women) 

footballers earn a lot of money (not the footballers) 

i think love is important than money (not the love) 

2. spor, yemek ve okul ile ilgili konulada

örneğin,

i hate football but i love cycling ( not the football)

we always have lunch together (not the lunch)

i am so good at maths ( not the maths)


3. next/last + day/week/month/season/year

i went to tokyo last month. (not the last month)

what are you doing next weekend? ( not the next weekend)

4. okul, üniversite, iş, yatak (bed), hastane, ibadet yeri (kilise, cami vs.), cezaevi hakkında genel içinde konuşuyorsak ve bunlarla ilgili be in/at, go to, get to, start, finish, leave fiilerinden sonra sonra the kullanmamalıyız.

he is at school ( not the school)

i start work at 9. (not the work)

5. gol, beach, tek dağ ve tepe olursa

lake van

x beach

"the", telaffuzunda da bilinmesi gereken ince bir ayrıntı da şöyle

the'den sonra sessiz harf geliyorsa dı diye okunur.

örneğin,

the best, the last, the one (van diye okunur. başlangıcı sessiz harf).


the'dan sonra sesli harf geliyorsa di diye okunur.

örneğin,

the old, the end, the honorable (aniribil diye okunur. başlangıcı sesli harf)

ek olarak,

cümlede "the" function word olduğundan okunurken kısaltılır veya vurgulanmadan geçilir.

DAHA FAZLA İÇERİK