Türkiye, Euro Birliğine Girerse Neler Olur?
Bir süredir kötüye giden ekonomik duruma çözüm olarak, "Türkiye Euro'ya geçsin" şeklinde öneriler üretildi. Peki Euro gerçekten bir kurtarıcı mı? Ülkenin ekonomik sorunlarına çare olabilir mi?
Türkiye, Euro Birliğine Girerse Neler Olur?
iStock


türkiye'nin avro birliğine girmesi, son zamanlarda sık sık dile getirilmeye başlayan bir durum

"türkiye, avro'ya geçmelidir." ve bu hamlenin ekonomideki sıkıntıları çözeceği iddia edilmektedir. kişisel görüşüm, böyle bir durumun gerçekleşmesi uzun vadede ekonomiye büyük zarar verir.

öncelikle işin teknik kısmını düşünmek bile sıkıntı geçiş nasıl sağlanacak? mevduattaki paralar yeniden nasıl fiyatlanacak? alacak - verecekler ne olacak? vs. vs. onlarca kafa karıştırıcı durum, daha önemlisi biz istiyoruz da avro'nun sahipleri de istiyor mu? bu sorular hakkında basitçe öngörü bile çok zor o yüzden parmak şıklıyoruz ve yarın avro'dayız ve hiç sıkıntı da yaşamadık, bu noktadan sonra ne olur? yazı onun hakkında.

adım-0

"avro" kullanabilecek ekonomik göstergelere ulaşmak; %15'lere giden enflasyonu yavaşlatmak için %17.75 merkez bankası faiz oranımız var (yeterli olduğu şüpheli) avro'ya geçince artık bizim de merkez bankamız avrupa merkez bankası (ecb) olacak ve ecb faiz oranı şu an simgesel olarak 0'ın altında bu şartlarda bizim enflasyonumuz %100 olur; iyimser senaryolarda bile bizim tarihimizde gördüğümüz en iyi faiz oranları, ecb'nin yakın tarihte gördüğü en kötü rakamlardan yüksek.

türkiye'nin de enflasyonu %2-3 olmalı ki ecb'e bağlanabilelim. daha önce türkiye'nin mevcut şartlar altında %5 enflasyona ulaşması bile çok riskli ve muhtemelen mümkün olmadığını yazmıştım. ama avro'ya geçebilmek için bundan daha fazlasının türkiye'ye büyük bedel ödemeden gerçekleştiğini farz ediyorum.

adım-1

enflasyon dalgası; her ürünün fiyatları avro'ya uyarlanacak, şu an tedavülde olan 1-5-10 kuruş zaten en düşük 1 cent avro'ya denk ya da altında, üstelik bizde nasıl 1 kuruş sadece resmiyette olan para ise avrupa'da da durum aynı. 5 cent avro (+25 kuruş) , 10 cent avro (+50 kuruş) yaygın şekilde kullanılacağı için fiyatlamalar bugünün 50 kuruşu gibi artıp azalacak. bu şekilde her şeyin fiyatı en başta yükselecek.

yurtdışında ödeme yapanlar bu durumu daha net bilirler mesela türkiye'de 50 liraya alabileceğiniz bir hizmete yurt dışında 50 avro ödeyip sonra o hizmete "300 lira" verdiğini fark edip yaşanan "ohaa" hissi. işte avro'ya geçince o hizmet artık size "ohaa hissi" yaşatmayacak ama eskisi gibi de ortalama bir vatandaş 3000 birim değil 500 birim gelir sahibi olacak o yüzden 50 liraya verilen hizmet, 10 avro'ya başta verilmeyecek ama piyasa da bu fiyatı zorlayacak, kısacası sancılı bir giriş.

adım-2

tasarruf patlaması: düne kadar 3000 bin birim geliri olan ortalama vatandaşın maaşı 500 avro'ya , asgari ücret 250 avro'ya düşecek. 1. adımın da etkisiyle çok ciddi hayat pahalılığı eklenince insanların eli harcama yapmaya gitmeyecek, bu durum 1. adımın etkisi ortadan kalkıncaya, fiyatlar eski haline gelinceye kadar devam edecek tabii bu süreç bütün ülkeler için çok zorlu geçer, avro'ya geçen birçok ülkede o yüzden bir süre sonra pişmanlık ortaya çıkmıştır.

adım-3

faizler hızla düşecek çünkü sonuçta faiz verilen para birimi avro olduğu için bizim göstergelerimizden bağımsız para birimimize olan talep sayesinde çok uygun şartlarda borçlanabileceğiz, bu borçlanmadan gelen para yatırıma akmalı ki refah üretsin fakat sorun şu: türkiye'de sermaye bulunsa bile refah üretebilecek "verimlilik yok". mesela abd-avrupa'da kilo başı ihracat +4 $ iken bu rakam türkiye'de sadece +1 $. yine türkiye'nin ihracatında yüksek teknoloji ürünleri toplam ihracatın sadece %3-4'ü bu şartlar altında türkiye'de kolay borçlanarak refah üretemez. (bkz: #76888966) bizde zaten verimlilik olsaydı bize avro'yu cazip kılan sebepler/ekonomik sıkıntılar olmazdı; "avro" kararı ekonomik değil politik bir karar olurdu. "verimlilik" ancak çok iyi planlanırsa 10-15 senede artırılabilir.

peki türkiye'de çok cazip borçlanma imkanları bulursa bu para nereye akar? 2011'den beri aktığı yere "verimsiz" alanlara, tüketime kısacası bu durum bizi yine enflasyona bağımlı hale getirir. enflasyonu ortaya çıkaran bütün sebepler (bkz: #76853684) yerli yerinde dururken enflasyon yine bugünkü seviyelerin çok üzerine dönecektir. bu süreçte türkiye çok ciddi refah artışı yaşayacaktır ama on sene sonra enflasyonumuz yine %10-15 olunca bu defa hangi para birimine geçeceğiz? (verimlilik artacaksa zaten avro'ya geçmek dezavantaj)

peki o zaman avrupa'ya çaktırmayız 10 sene keyfimize bakıp "turkexit" yaparız diye düşünülebilir ama o da olmaz.

adım-4

bir ürünü pazarlarken üç kıstas ön plana çıkar "fiyat-kalite-marka" işin kalite ve marka kısmı "verimlilik". verimli değilseniz verimsizliğiniz ölçüsünde fiyat kırmalısınız(paranıza değer kaybettirmek) peki paranızın kontrolü sizde değilse ne olur? fiyatta kıramazsınız; italya-ispanya vb. ülkeler bizden daha verimli ekonomiler oldukları halde almanya-fransa gibi ülkeler ile ortak para biriminin dezavantajını yaşıyor, biz ise bu ülkelere göre çok daha fazla "fiyat rekabeti" yapan bir ülkeyiz.

türkiye, avro'ya geçerse çok büyük ihracat kaybına uğrayacak (ihracatımızda fiyattan kuvvetli şekilde etkilenen ürün oranı %75) bununla beraber değer kaybeden bir para birimimiz olmadığı içinde ithalatımız düşmek bir yana artacak; zaten bu borçlanmayı karşılayacak bir para birimimiz olacak.

bütün bu durumları bir araya toplayınca avrupa'nın kabul etmesi durumunda avro'ya geçersek 10 senelik bir balayından sonra pazarlarımızı, üretimimizi kaybetmiş şekilde ve devasa bir borçla "lira"ya döneriz.

o yüzden "lira, candır."

kurtuluş eğitimdedir.

Bu içerik de ilginizi çekebilir