Türkiye'de BDSM Kültürü Neden Yok?
BDSM; rızaya bağlı olarak fiziksel baskı ve kuvvetli duyusal uyarımın uygulandığı ve fantezi güç rolü oynamanın yapıldığı cinsel tercih ve kişisel ilişki türüne verilen ad. Dünyada epey yaygın fakat ülkemizde henüz bu denli yaygın değil. Neden olmadığı konusuna Sözlük yazarları yer yer ciddi, yer yer esprili bir şekilde yanıt aramışlar.
Türkiye'de BDSM Kültürü Neden Yok?
iStock.com


ben bdsm kültürünün olmadığını bilmiyorum (ayak fetişizmi almış başını gidiyor, her yan pro-domme dolu); sadece master'ların (erkek efendiler) "yok" denecek kadar az olduğunu biliyorum. bunun da nedenlerini kendime göre yazmak isterim:

1. bdsm’de ilginç bir gerçek vardır, o da bdsm'de zorlama olmamasıdır! bu gerçek css, (safe, sane and consensual) değimi ile ruh bulur. yani master'ın kadına bd, ds ya da sm alanında yaptıkları hep onay (ortak konsensus) gerektirir. türk erkeği ise genelde kadının arzularına önem vermez.

2. master'lar hem şıklığa, hem de beyefendiliğe önem veren kişilerdir; master, rafine bir erkek modeldir. ülkemizde ise son yirmi yılda erkekliğin hödüklük ve hoyratlıkla yüceldiğine inanılır olmuştur.


3. master, kadın bedeni kadar , kadın ruhunu da iyi tanımak zorundadır. bdsm'nin temelindeki dominasyon, kısıtlama ve acı verme ortamı ancak hem psikolojik, hem de fizyolojik bilgi ile zevk verici hale gelir. böyle bir gerçek olmasa, her kadın döven master olur ve türkiye bir masterler cennetine döner. türk erkeklerinin ise çoğunda böylesi bir bilgi merakı bulunmaz.

4. master, aslında pasif taraftır! kendi zevki çoğunlukla psikolojiktir; kadına -acı verme temelinde olsa da- bir çeşit "hizmet eder" pozisyondadır. yaptığı her şey, ters bir yönden olsa da, kadına zevk verme amaçlıdır. master, slave'inin isteklerine duyarlı olmazsa ne mi olur? basit: köle gider! (köleler aslında tabii ki köle filan değildirler ve son derece kaprisli olabilirler). türk erkeklerinin çoğunda sabır temelli mutlu etme eğilimi bulunmaz; genelde "kaldırıp-daldırma" güdüsü baskındır.


5. master, ağır sadist değilse (ki, ağır sadist dediğim psikotik düzeyde bir ruh hastasıdır) hem erkekliğe özel bir erki, hem de kadına yönelik bir şakacılığı içinde taşır. kulağa garip gelen bu söz aslında doğrudur; 

çünkü master kadınla oynamayı seviyordur biraz da tatlı bir çocuk, ya da şirin bir pet ile oynar gibi. onun izlerken uyarıldığı çaresizlik, öfke ve dozunda korku yaratma itilimi aslında en derininde bir çeşit yaramazlık ve şakalaşma habbesi taşır. tıpkı sınıfın (gizliden gizliye aşık olduğu) en güzel kızının saçına jiklet yapıştıran haylaz oğlan, ya da çok sevdiği kızını kollarına alıp havaya fırlatarak onun çığlıkları ile neşelenen baba gibi. türk erkekleri ise genelde kadınlarından çok, erkek arkadaşları ile eğlenmeyi yeğlerler.

6. master sürekli kendine hakim ve kontrollu olmak zorundadır. slave'i kadar şartları (ortamı, ekipmanı vb.) da yönetimi altında tutmalıdır. böyle bir soğukkanlılık ve "frene basma" yetisini kaybettiğinde kendi ve partneri başına açacağı felaketlerin bilincindedir. türk erkelerinin çoğu ise seks sırasında bu tarz kontrolu sıkıcı bulur.


7. bdsm’de duhul, coitus yani birleşme, ikincil öneme sahiptir... birçok seansta yaşanmadığı da olur. örneğin orgazm kontrol oyununda master slave’ini defalarca orgazma ulaştırdığı halde kendi cinsel organına bir temas olmamıştır. ayrıca ortamı en uyarıcı yapan bir koşul kölelerin çıplak, efendilerin giyimli olmasıdır. türk erkeleri ise genelde böyle bir ortamı taşıyamazlar.

8. master’lar kadından nefret eden değil, gerçek anlamı ile seven kişilerdir. yarattıkları ürkütücü esaret ortamı ile kadın ruhunu ve bedenini normal şartlarda başaramayacakları kadar kendilerine mal etme, sahip olma arzusu ile doludurlar. türk erkekleri ise çokluk sadece sahip olup, kenara koymayı bilir; sahip olarak “parçası yapmayı” değil.


bu ülkede hayat zaten büyük bir bdsm, fanteziye ne gerek var.

türkiye'de daha yerleşik bir dayak kültürü olmasından dolayıdır. insanlar olayı bırakıp kafa göz birbirine dalıyor, dayak atmaktan / yemekten daha fazla keyif alıyorlar.

şıp şıp damlayan kalitesizlik.

grinin elli tonunu izleyen, "domal amuğagoyim" kafasına giriyor. grinin elli tonu ve devamı, "abuse" üzerine kurulu olup, dudağını ısırıp duran embesil bir kadın içermektedir.

bondage domination submission sadism masochism kavramlarının tek tarifi yok elbette. benim de bdsm uzmanı olmak gibi bir iddiam yok. ancak olayın her iki tarafında da (dom/sub) yer almış biri olarak cidden yıldım.

dom'lar dom değil; sub'lar sub değil.

"ayağınızı yalayabilir miyim efendim?"


yahu hiç mi saygı duyma ihtiyacın yok? ben belki "efendiyim" diye geziyorum ama götüme don alacak halde değilim. bana itaat etmek için nasıl bu kadar hazır olabilirsin?

ya da tam tersi... 

etraf, master geçinen dalyarak egoistlerle dolu. küfrediyorum çünkü kısmen tecavüze uğramış sayıyorum kendimi. tecrübesizliğin cezasını psikolojim sikilerek ödedim.

saygı duy(a)madığım biri -ne yatakta ne sokakta- bana öncülük edemez.


bdsm kültürünün olması için öncelikle cinselliğin rahatça deneyimlenebiliyor olması lazım. aksi halde, bdsm ayağına seks yapmaya çalışan salaklar ortamı ele geçiriyor. ve deneyimsiz biri bunlara denk gelecek olursa, bdsm kötü bir şey sanabiliyor. ya da "master'lar psikopattır, bdsm ile ilgilenenler sapıktır" diye düşünebiliyor. çünkü etrafta iyiden çok kötü örnek var malesef.

biz önce vanilla'yı halledelim de bdsm sonraki chapter.

türk stili anlatmak gerekirse:
her kuşu siktik bi leylek kaldı.

sebepler muhtelif:

dominatrix kadın nüfusu bastirilmiş,

latex kıyafet bulmak zor,

ipek kırbaç uretilmiyor,

vatandaş kelepçeyi hala karakol ve mahkeme ile özdeşleştiriyor,

yeterince çeşitli otorite figürü yok,

dirty talking ve küfür arasındaki ayrım bilinmiyor,


submissive hakları konusunda yeterli bilinç oluşmamış, 

evler genelde tek katlı, dungeon fantasy mümkün değil,

tasma hala köpeklere özgü bir aksesuar olarak görülüyor,

safe word kavramı yerleşik değil,

gag kullanımında ölçüt belirlenmemiş.

sorarım size bu ülke bdsm' de nasıl dunya standardını yakalar? sonra vay efendim mualla hanım haşim bey'i boğmaya kalkmış, fahri bey selma hanim'a eziyet ediyormuş...
anca eleştirin yargilayın.

sınırları zorlamak, hayattan farklı tatlar almak, kalıbına sığmamaktan ziyade memur zihniyetinin ülkemizde hüküm sürmesidir. tekdüzelik, salla başını al maaşınıcılık, iki git-gelcilik bizleri bu günlere kadar getirdi.

evet,herkesin rahat sevişebildiği bir ülke değiliz bu baş aktör, buna birkaç ufak eklemeler yapacağım...

daha bir nesil önce doğan anne- babalarımız bizlere göre çok daha feodal yaşıyorlardı. köy hayatında kaynana ve eşinin kardeşleriyle cümbür cemaat yaşıyorlardı, korunma yolları gelişmiyor dahası genelde kadınlar yalnızca ilk ve son kez eşleriyle sevişiyorlardı. mesela merak ediyorum, anneannemlerin yaşında ortalama 50-60 doğumlu olan kadınlar eşlerine oral seks yapıyorlar mıydı bunun oranı ne kadardı?


hadi bizim anne ve babalarımıza gelelim, onlar biraz daha porno filmleri sinemalarda izledi, gazinolarda fink attı hatta metres işlerine girdi, aldatma sıradandı... yine belli bi açlığın verdiği hareketle pek iyi sevişebildiklerini sanmıyorum. mesela bdsm ile ilgili o dönem çekilen kaç porno vardır? hadi ama biraz da gözümüzü pornolar açtı, yoksa o deri, ucu zincirli tasmaların durduk yere aklımıza girmesi pek de mümkün değil sanki...

bdsm için biraz 'yıllardır sevişiyor' olması lazım bence insanın... sevişmenin ve orgazmın ne olduğunu yeni yeni keşefederken, elini ayağını nereye koyacağını düşünürken bir takım gerginliğine yol açan kafa karışıklıklarıyla birlikte yeni sevişen bireylerde odaklanma sorunu oluyor. kadın olarak tecrübem bu yönde, erkeklere ilişkin de yanıldığımı sanmıyorum... zira, benim gibi yeni yeni sevişen sevgililerim arada bi odak noktasını kaydırıp göğse kalçaya dokunmayı bile aşırı enfes bi an sanıyorlardı...

bi de şu var; bdsm'nin kültürüne girebilmek için iç çamaşırı sektörünün de gelişmesi lazım. çarşıda avm'de en çok iç çamaşırı satan mağazalara girin, kaliteli ve hoş olan kaç gecelik bulabilirsiniz? yok abiler yok! o kadar büyük çirkin ve kalitesizlikler bize reva görülüyor ki kafaları yersiniz...

mesela bdsm'nin bi fetişi de latex giyim olabilir. dışarıda zaten pentide loyada falan pek lateks bulamazsınız, arar da ararsınız ve iğrenç aşırı ucuz duran saçma sapan şeyleri almak zorunda bırakılırsınız.


jartiyer severim, fakat loya-penti gibi markaların doğru düzgün jartiyer takımları yok biliyor musunuz? mesela penti'den en son uçuk pembe jartiyer takımı aldım, fakat zaten 1 çeşit vardı. ya yapay göt bile satan penti, 1 çeşit jartiyer satıyor anlatabiliyor muyum? ne çıkarsa bahtıma diyip internetten beğenerek almaya çalışıyorum, bana dayatılan bu.

gelin alışverişi diye bi nane var bilirsiniz. bu alışveriş sırasında gelinlere iç çamaşırı da alınır mesela. bağzı dükkanlar çoğunlukla takım olarak gelinlik paketi diyip fiyatı uzaktan saplarlar...

şimdi bakire olan bir kadın, pamuklu kilot giyerken bi anda seksi sabahlık gecelik takımları alıyor gelin alışverişinde... o jartiyer takımını 500 liradan bi saplıyor o dükkanlar, ve şerefsizler resmen sektörü tekeline almışlar. yeni evlenen gelin çamaşırlarını masumlu-seksili (gelini de orospuya çevirmeyelim) iç çamaşırlarını hak etmediği pahalılıkla satıyorlar...

abi sen seksi giyinmek için 500 lira vermelisin diye öğretirsen o kadına, o kadın bi daha gelmez sana. bu kadar abartı paralar istenmesiyle kadınların seksiliğini bitirdiler.

bide, pazarlar var pazarlarımız... birkaç kez giysi de satılan çok meşhur pazarlara gittim, satılan iç çamaşırlarının kalitesizliği-renklerinin çirkinliği-duruşları falan nasıl desem çok kötüydü... bunların dayatıldığı bir toplumsal yaşamda insanların bdsm kültürünün olması zaten imkansız...

ha bide, seks shop. evet, bi tane viblatör alsan adın orospuya 'aranıyor'a çıkar... bdsm için biraz da oyuncaklar işlev görüyor bazen, sen bunlara ulaşamıyorsan ne olacak? yoo kullanma-alma ne olacak demeyin hemen, fantezilerinde neyi seviyorsan ona ulaşmak istersin hemen 'alma' demelere girişmeyin...

bu arada, şunu da söyleyeyim bdsm dediğimiz şey cetvelinizde nereye oturduğunuza siz karar verirsiniz fakat içinizde varsa vardır, yapmacık hareketler ve davranışlarla olacak bir iş değil... insan ancak gerçekten fantezilerini kuruyorsa, gerçekten istiyorsa ancak başarılı olabilir sanıyorum.

DAHA FAZLA İÇERİK