Türkiye'de Saat Satan Afrikalılar Üzerinden Azınlıkların Ülkemizde Sakince de Yaşayabileceğini Kanıtlayan Bir Anı
Sözlük yazarı "tilion", özellikle de İstanbul'un çeşitli yerlerinde gördüğümüz, saat satarak hayatlarını kazanmaya çalışan bu insanları daha iyi tanımamızı sağlayacak olan bir anı paylaşmış.
Türkiye'de Saat Satan Afrikalılar Üzerinden Azınlıkların Ülkemizde Sakince de Yaşayabileceğini Kanıtlayan Bir Anı


saat satan siyahi insanlar, sahip oldukları altyapı ile türkiye'deki çoğu insana fark atar. bunlardan bir tanesiyle çorlu dönüşü otobüs beklerken karşılaştım ben. çorlu'da otobüs beklerken telefonunun şarjı bitmiş, rica etti telefonumu verdim. sonra bankta, otobüs beklerken sonrasında da otobüste ve serviste muhabbet ettik. anlattıklarından adama acıdım resmen. benden ne saat almamı istedi ne de bir yardım bekledi. hatta saatlerden birini hediye etmek istedi kabul etmedim.

adam 31 yaşında. nijerya'lı. eşi ve 3 çocuğu var nijerya'da. ülkesinde ekonomik olarak zor şartlar altında çalıştığı ve maddi açıdan zor durumda olduğu için ailesine bakabilmek adına buraya gelmiş burdan kazandığı parayı ailesine gönderiyormuş. çalışma izni yok. anadili seviyesinde fransızca ve ingilizce biliyor çat pat da türkçesi var. türkçe öğrenmeye çalıştığında buna hep küfür öğretiyormuş işportacılar o da güvenmediğinden fazla türkçe konuşmuyor pek. aksaray yusufpaşa da genelde istanbul'a gelen inşaat işçilerinin kaldığı günlüğüne 7 lira verdiği bir odada 4 kişiyle birlikte kalıyormuş. sadece yatmaya gittiğini söyledi genelde hep çalışıyormuş. adama dedim "sen niye istanbul'da satmıyorsun bunları çorlu'ya geliyorsun" diye. adam "sattırmıyorlar" dedi.

diğer işportacılar bunları dövüp kovuyormuş sürekli. faşistler şimdi toplanmasın ama kürt midyeciler ve korsan sigaracılar bunların tezgahına çöküyorlarmış, bildiğin adamı dövüp tezgahını alıyorlarmış. kaçak çalışmasının yanı sıra işportacılık da yaptığından şikayet edemiyormuş kimseye. zaten bir kere bunu bacağından bıçaklamışlar, polise gitmiş ve ingilizce derdini anlatmaya çalışmış. polis bunu kovmuş, ilgilenmemişler. sonrasında istanbul'da pek kimsenin olmadığı ilçelerde çalışmış hep sürekli zabıta, polis gelip para istiyormuş bundan parası olmazsa ya da veremezse üçer beşer beğendikleri saatleri alıp gidiyorlarmış. para verdiği zamandan sonra da başka polisler zabıtalar gelip para istiyormuş. sultanahmet tarafında falan imkansız diyor bir şey satmak hemen gelip birileri çöküyormuş bunun tezgahına. istanbul'daki işlek caddeler metrobüs durakları falan hep sahipliymiş kafana göre gidip tezgah açamıyormuşsun. mafyası varmış bildiğin.

çorlu'yu aksaray'da birlikte çalıştığı yine nijeryalı bir arkadaşı var o söylemiş. bu bir kaç günlük malı alıp gidiyormuş oraya, satmaya çalışıyormuş. düşünün istanbul gibi bir yerde iş yapamadığınız için çorlu'ya gidiyorsunuz. herifler istanbul'da iş yaptırmamış bunlara. istanbul'da belli yerlerde adamlara para verip açabiliyormuş tezgahını ama o zaman da kârı çok düşüyormuş. bu da arada çorlu'ya gidip 2-3 gün kalıp elindeki malı satıyormuş. çorlu'da polis de zabıta da pek karışmıyor diyor. rahatça istediği yerde satabiliyormuş. bir kere zabıtanın biri yasak olduğunu söyleyip saat hediye etmiş, bir tane zabıta önce istemese de sonra almış saati teşekkür falan etmiş ama dikkat etmesini yasak olduğunu söylemiş gitmiş. o yüzden en rahat burası diyor adam. burda elimdeki malı satmak için daha fazla vakit harcıyorum ama daha fazla kazanıyorum diyor. çorlu'da durduğu mekanı söylemeyeceğim burdan okuyan zabıta polis varsa çökmesin adama diye. adam gayet düzgün efendi bir adam. bayağı bir konuştuk, adam da servisteyken aksaray civarında telefonumu tekrar istedi arkadaşıyla konuştu sonra teşekkür ederek indi gitti servisten.

şimdi kısacası bu adama baktığında adam çat pat türkçe, anadili seviyesinde fransızca ve ingilizce biliyor. üniversite okumamış ama kitap okuyan araştıran bir adam. bu adam elbet çalışma izni olsa çalışacak maaşlı bir iş bulabilir. sabah filitre kahvesi ve kepekli poğaçasıyla ofise gelip 12'ye kadar yatan akşam 5 olunca da beş dakikada bir saatine bakan selinsu'dan daha çok çalışır, daha fazla yarar sağlar kuruma. suriyelilere sığınmacı diye ücretsiz sağlık ve çalışma izni veren devlet bu adamlara hiçbir hak vermiyor. adam sözde buraya para biriktirmeye diye gelmiş ama kazandığının yüzde 75'ini ailesine gönderdiğinden ve sürekli buna çöktüklerinden zarara girdiği çok olmuş. ben yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorduğumda bile teşekkür edip saat hediye etti. istemediğimi parasını kabul ederse alabileceğimi söylememe rağmen almadı parayı ben de saati almadım. sonrasında kendisine iş konusunda yardımcı olmak amacıyla söylediği yerlere bir kaç kez gittim ordaki satıcılara sordum bulamadım kendisini. aradığı numarayı buldum kayıtlardan numara tamamen kapanmış. çorlu'ya taşındı belki komple kimbilir.

bu adamlardan kimseye zarar gelmez. bu adamları gördüğünüzde ötekileştirmeyin, örselemeyin. yardımcı olmaya çalışın, zaten üç beş liraya satıyorlar bir saati kullanmasanız da alın bir saat. bu adamlar dilenci değil, alın teri ile para kazanmaya çalışan insanlar. o yüzden hiçbir şey yapmadan oturduğu yerden dilenen adamlara vereceğiniz 3-5 lirayı saat satan bu insanlara verin. emin olun daha fazla hayrı olacaktır.