Türkiye'nin de Dahil Olduğu Birçok Kalkınmaya Çalışan Devleti Etkileyen Bir Fenomen: Prusya
Prusya, değişik dönemlerde değişik anlamlarda kullanılmış bir deyim ancak en çok 1713-1867 arasında Prusya Krallığı adında bir Alman devleti için kullanılmıştır. Kendinden sonra gelen birçok devleti, yönetim ve askeri açıdan etkileyen bu fenomene bir bakalım.
Türkiye'nin de Dahil Olduğu Birçok Kalkınmaya Çalışan Devleti Etkileyen Bir Fenomen: Prusya

prusya fenomenini anlamadan ne almanya'yı, ne de almanları anlamak mümkündür. patatesten başka bir şey yetişmeyen, güneşten uzak, kışları sibirya soğuğunun hüküm sürdüğü verimsiz ve insansız topraklardan çıkan kıçıkırık bir beylik, iki yüzyıl gibi kısa bir süre zarfında dünya çapında bir güç olması yetmezmiş gibi, yerküreye, ikisinde de yenilse de uzun müddet direnç gösterdiği, iki adet dünya savaşı da musallat etmiştir. 

ilkin bu devletin nasıl oluştuğuna bir bakalım

baltık boylarından biri olan pagan pruzzen ahalisi tarafından iskan olunan bu bölge, 13. y.y.'da osmanlı akıncılarının fetih ruhunun hristiyan sürümünü taşıyan alman şövalyelerince fethedilir. 16. y.y.'a kadar bu mutaassip şövalyelerin tekkesince yönetilen prusya, 17. y.y'in başında ileride isimleri prusya ile özdeşleşecek hohenzollern sülalesine geçer. sülalenin torunlarından biri 1701 senesinde, o sıralar habsburg sülalesinden olan imparatordan aldığı özel izinle, birinci friedrich ismiyle prenslikten krallığa terfi olur. 

friedrich'in oğlu, asker kral ismiyle tanınan birinci friedrich wilhelm, prusya devletinin askeri mekanizmasının temellerini askeri disiplin, sorumluluk ve görev bilinci ve de görülmemiş tasarruf politikalarını devlet ilkeleri haline getirerek atar iken, onun oğlu, almanların yaşlı fritz lakabı taktığı ikinci friedrich yapıda eksik kalan taşlar olan hukuk devleti, aydınlanma ve "herkes devletine hizmet etmekle yükümlüdür, ilk hizmetkar da benim" ilkelerini bilinçlere sokmuş ve yaratılan silah ve akılcılıkla örülü kaleden tüm komşularını topa tutarak, yaklaşık ege bölgesi büyüklüğünde bir devlet iken avusturya macaristan imparatorluğu, fransa ve rusya ile tam 23 yıl süren savaşa tutuşmuş ve inanılması güç ama, talih kuşunun da yardımıyla, bu kapışmadan zaferle çıkmıştır. 

1740'dan 1763'e kadar devam eden bu savaş, prusya - avusturya karşıtlığının başlangıcı olur. aynı zamanda, prusya düvel-i muazzamadan biri olarak tarih sahnesine çıkar. napolyon savaşları sırasında yenilgiye uğrayan prusya, bunun acısını da napolyon avrupası'nın tasfiye edildiği viyana kongresi'nin ardından bu kez de batı almanya'da büyük toprak parçaları kazanarak çıkarır. 1866 senesinde çıkan savaşta, kendisine hala yamuk yapan habsburg avusturyasını suspus eden prusya, 1871 yılında da, giderek güçlenen prusya'yı tehdit unsuru olarak gören fransa'ya savaş meydanında ağır bir yenilgi yaşatarak, fransızların hiç unutmayacağı bir aşağılama ile alman işgali altındaki paris yakınındaki versailles sarayı'nda yeni bir alman imparatorluğu kurulduğunu, imparatorun da prusya kralı olduğunu cümle aleme ilan eder. 

bundan sonrası malumunuz: gelsin birinci dünya savaşı

savaşta yaşanan hezimetin ardından alman cilalı prusya imparatorluğunun feshi, cumhuriyet ilanı, hitler, prusya'nın devlet ve askeri örgütlülüğünü devralan nazi diktatörlüğü ve ikinci dünya savaşı. 1947 yılında işgal güçleri özel bir yasa çıkararak, her ne kadar cumhuriyetin ilanından sonra krallık olarak ortadan kalsa da bir eyalet olarak varlığını sürdüren prusya'nın savaş çıkarmaya eğilimli militarist yapısından ötürü haritadan silinmesine karar verirler. o tarihten beri prusya ismi, topraklarının bir kısmı hala almanya'ya dahil olsa da, sadece tarihi bir tanımlama olarak kullanılmaktadır.

son olarak, dünya üzerinde başka bir örneği bulunmayan prusya'nın yükselişinin nedenlerini irdelersek

ikinci friedrich döneminde osmanlı padişahı olan üçüncü mustafa, prusya'nın yükselişini kralın çok yetenekli müneccimleri olmasına bağlamış ve bir elçi* göndererek ondan üç adet müneccim göndermesini rica etmiş. yaşlı fritz'in bu talebe yanıtı şöyle olmuş:

"evet benim üç müneccimim var:

ilki, tarih okumak ve eski deneyimlerden yararlanmak.

ikincisi, düzenli ve devamlı bir orduya sahip olarak barış zamanında da savaşa hazırlanmak.

üçüncüsü ise devlet hazinesini dolu tutmak."


oldukça stilize edilmiş ve padişahla ayar düzeyi yüksek bir biçimde kafa bulan bu yanıt ile yetinecek değiliz elbet; üzerine ciltlerce kitap yazılmış bir görüngü üzerine ahkam kesmek de kolay değil kuşkusuz. ancak, özetle üzerinden geçilmesi gereken ana başlıklar

1. akılcılık: prusya krallığı kuruluşundan itibaren aydınlanma çağının ilk takipçilerinden biri olarak gerek bilimsel alanda gerekse devlet örgütlenmesi bağlamında sayısız yeniliğe imza atmış, nerdeyse toplumun her alanını kapsayan yasa üretimiyle hukukun üstünlüğü ilkesini devlet anlayışına yedirerek protestan pintiliğiyle zenginleşip yurtdışından aldığı protestan göçüyle güçlenen haciyatmaz prusya devletini ortaya çıkarmıştır.

2. militarizm: prusya krallığı doğusundan itibaren kendisinin bizzat yaratıp kolladığı mükemmel işleyen saldırgan bir askeri mekanizmayla özdeşleşmiştir. kralın başkomutan, soyluların hemen hepsinin subay olduğu ve tebaanın da er ve erbaşları oluşturduğu kan ve barut kokan bu disiplinli yapı, diğer yandan prusya devletinin kuyusunu kazmış, ikinci friedrich'in talihin de yardımıyla kazandığı inanılmaz zaferler, katı prusya terbiyesi almış almanlarda irrealist bir dünyaya egemen olma ülküsünü ikinci dünya savaşının bitimine kadar beslemeye devam etmiştir.

son söz

prusya devlet ve askeri yapılanması, aralarına türkiye'nin de dahil olduğu sonradan kalkınmaya çalışan bir çok devleti derinden etkilemiştir.

DAHA FAZLA İÇERİK