Üç Arkadaşın Bir Belediye Otobüsünde Gerçekleştiğine İnanamayacağınız Zıpır Hikayesi
Belediye otobüsleri genelde bizde pek hoş duygular uyandırmaz: Sıkış tıkış insan kalabalığı, trafik ve umutsuz yüzler gelir ilk olarak aklımıza. Sözlük yazarı "kisaltma kablosu"nun hikayesi ise bu izlenimleri değiştirebilecek kudrete sahip bizce.
Üç Arkadaşın Bir Belediye Otobüsünde Gerçekleştiğine İnanamayacağınız Zıpır Hikayesi


yıl 2005, izmir'deyiz. (izmirliyim aslen ama, hiç yaşamadım, seferihisar'da yazlığımız var, yazdan yaza.)

izmir'e indik cayır cayır geziyoruz, son derece ergeniz, 3 sap.

gezi esnasında ise, kentkart'ları cüzdanın en dış gözüne koyup, cüzdanı arka cebe o yüzü dışta kalacak şekilde koyuyoruz. otobüse bindiğimizde götümüzü cihaza uzatıyoruz, kartı okutup geçiyoruz. gülüyoruz, güldürüyoruz.

gezi faslı bitti, seferihisar'a geri döneceğiz. güzelyalı'dan, üçkuyular otobüsüne bindik. (numarasını hatırlamıyorum)

otobüse bindik her zamanki ritüeli gerçekleştireceğimiz için kıkırdıyoruz.

1. arkadaş götü uzattı, cihaz "bip" etti geçti, ön sıra güldü. arka sıra da ne gülüyor lan bunlar diye dikkat kesildi.

sıra bendeydi, uzattım kaseyi "bip" etti, geçtim. tüm otobüs gülüyordu hafif. şöför dahil.


arkaya doğru ilerlerken, 1.85 boyunda ve yaklaşık 65 kilo olan 3. arkadaşı izliyoruz. çok popüleriz otobüste artık. uzattı bu götü, bekliyoruz sesi. ses geldi:

"bakiyeniz yetersiz"

otobüs bir anda dağıldı, ben arkadaşımı yumrukluyorum, şoför abinin beyaz saçları arasından görünen keli kırmızı oldu. esas fatality kim olduğunu bilmediğiniz bir abiden geldi:

"arkadaşa yükleme yapsaydınız keşke"

o laftan sonra manzara şöyle idi: otobüsün ortasında yere kapaklanmış gülmekten hareket edemeyen iki adet ergen, manyakça gülen yolcular, gülmekten konsola kapaklanan bir şöför, kentkart cihazının orda kıpkırmızı olmuş zayıf bir ergen, arkasında ise kendisine gülen bütün güzelyalı durağı .