UNESCO Dünya Mirası Listesinden Görülmesi Şart Bir Yer: Afrodisias'a Gideceklere Tavsiyeler
Aydın'ın Karacasu ilçesinde bulunan Afrodisias Arkeolojik Alanı tarih meraklı her bünyenin keşfetmesi gereken yerlerden biri.
UNESCO Dünya Mirası Listesinden Görülmesi Şart Bir Yer: Afrodisias'a Gideceklere Tavsiyeler
iStock


aydın-denizli yolunda, kuyucak ilçesinden karacasu'ya sapıyor ve 35 km kadar gidiyorsunuz afrodisias'a ulaşmak için.

burası tam dolu dolu 1 günde ancak gezilebilir. gidecekseniz ona göre yolu ve vaktinizi hesaplayarak gidin, ama muhakkak gidin, ölmeden önce afrodisias'ı mutlaka görün.

afrodisias 2 bölüme ayrılabilir

1- müze

2- antik kent

zaten geziye hemen girişteki müzeden başlıyorsunuz. müzeye girmeden önce sizi her biri bir sanat eseri olan lahitler karşılıyor.

burada onlarca lahit var. tabşi pek çoğu kırılmış, yağmalanmış durumda. ama her biri bir sanat eseri ve birbirinden değerli.


müzeye girer girmez sizi zafer tanrıçası nike karşılıyor.


ama bir yanda nike'in güzelliğine bakarken gözünüze onun sağ tarafında duran ihtiyar balıkçı heykeli takılıyor.


bunu ibret olsun diye müzenin girişine koymuşlar. çünkü buradaki ihtiyar balıkçı heykeli orijinal değil, alçıdan replika. orijinali british museum'da, yağmalanmış, kaçırılmış, çalınmış bizden... diğer onbinlerce tarihi eserimiz gibi yağmalanmış...

neyse moral bozmak yok tabii. çünkü afrodisias emin olun size bozulan moralinizden fazlasını verecektir. neden? çünkü burası tarihi mö 4500-5000'lere dayanan bir yer. kimler gelmiş, kimler geçmiş...

günümüzden 7000 yıl önce şehri kuranlar öyle bir yere kurmuşlar ki, her şey kusursuz.
şehrin kurulduğu yer menderes'in kolu olan dandalaz çayı'nın bereketli vadisinde. burası öyle bir yer ki, su temini kolay ayrıca jeotermal kaynakların tam ortasında olduğu için antik çağın bir termal şehri aynı zamanda. bunu da şehirdeki hamamlardan anlıyoruz.

şehrin hamam bölgesi önemli bir yer kaplıyor, yukarıdaki görsel ise roma imparatorları için yapılan bir termal havuz.

neyse, biz müzeye dönelim tekrar

müzede sayısız heykel, fresk, el aleti, ev eşyası vb bulunuyor. şunlar filozof büstleri.


filozoflara ait çok sayıda büst var. bu da afrodisias'ın bilime, bilgiye ve sanata ne kadar önem verdiğini anlamamızı sağlıyor. ayrıca antik kent kısmında heykel atelyeleri var, heykel atelyelerinin kapladığı alan çok büyük, buradan anlıyoruz ki bu şehir heykelcilikte önemli bir merkezmiş.

müzedeki en önemli eserlerden biri de julius zoilos anıtı. julius zoilos kim? julius zoilos roma imparatoru jul sezar'ın azat ettiği kölesi. sezar'a çok faydası dokunduğu için ve iyi hizmet ettiği için sezar'da ona özgürlüğünü vermiş, özgürlüğünü vermekle kalmamış, kendisini makam mevki sahibi yapmış ki böyle bir kentte adına anıt dikilmiş. lakin julius zoilos anıtından günümüze kalan yalnızca şu nadide parça.


normalde tahrip olmamış olsa bu anıt şu şekilde olacaktı. yani müzede sergilenen freskler bu anıtın sadece bir yüzünün alt kısmında bulunan kabartmalar...


müzede gördüğüm ilginç eserlerden biri de, uzaylıya benzeyen şu mask.


müzenin en kıymetli bölümlerinden biri de sevgi gönül salonu... salon genelde koç ailesi üyelerinin sponsorluğu ile oluşturulmuş, ama salon girişinde sponsorlar bölümünde ethem sancak ismini de gördüm ve çok şaşırdım.

müzenin sevgi gönül salonu'nda roma dönemine ait heykel ve freskler var. bunların sergilendiği tabloda, her bir freskin yanında işlendiği tema ve mitolojik hikayesi anlatılmış.

örneğin akhilleus ve penthesileia aşkının konu alındığı şu fresk.


akhilleus ve penthesileia aslında iki düşman, truva savaşında biri agamemnon'un saflarında, diğeri ise truva saflarında çarpışıyor. muharebede penthesileia vuruluyor ve akhilleus'un kollarında son nefesini verirken akhilleus ona aşık oluyor... sadece birkaç dakika kucağına aldığı düşmanına aşık olan akhilleus ancak bu kadar güzel tasvir edilebilirdi.

bunun gibi pek çok mitolojik olayın anlatıldığı freskler var salonda.

bunlardan bir başkası herakles ile libyalı dev antoios'un mücadelesinin konu edildiği şu eser.


müzede, herakles'in 12 görevi ile ilgili başka freskler de mevcut.

bu şehir özellikle roma döneminde altın çağını yaşamış. romalılar da ilk ataları saydıkları truvalı aeneas'ın annesi olduğuna inandıkları afrodit'ten ötürü şehre bu ismi vermişler zaten.

afrodisias halkı aeneas'ın soyundan geldiklerine inanmış ve eserlerinde aeneas ve annesi afrodit'i bol bol işlemişler.

yukarıdaki görselde afrodit ve bebek aeneas görünüyor.

tabii kentin adı afrodisias olur da, afrodit'e adanan tapınak olmaz mı? bu da afrodit'e adanmış tapınak ve dini merkez.


tapınak afrodit'e adanmış, ama kent halkı roma imparatorlarının afrodit'in oğlu aeneas'tan geldiğine inandığı için imparatorları aynı zamanda tanrıları olarak görmüşler ve bu tapınağa dönem dönem çeşitli imparatorların isimlerini vermişler.

yukarıda da dediğim gibi bu değerli eserler hep roma döneminden. romalılar hakimiyetleri altına aldıkları her bir milleti kadın olarak tasvir ederlermiş. müzede bunu da görüyoruz.


yukarıdaki heykellerin en sağdaki girit'i, onun yanındaki bulgaristan'ı, onun yanındaki dacia(romanya)'yı, onun yanındaki de macaristan'ı temsil ediyor.

müzeden çıkıp antik şehir turuna başlıyorsunuz

sizi hemen stadyum karşılıyor. stadyum giriş kapısı hala muazzam, hala heybetli. bunun önünde fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşmayanı dövüyorlarmış. ben de dayak yememek için paylaştım tabii.


stadyumun geri kalanı şöyle. stadyumdan sonra bizi meclis karşılıyor.


afrodisias büyük millet meclisi şurası. burayı amfi tiyatro sananlar var, ama burası tiyatro değil meclis, daha doğrusu bouleuterion...


meclisten sonra yukarıda da bahsettiğimiz hamamlar bölgesi başlıyor.

hamamlar bölgesi tam da çarşı içinde, burası da afrodisias'ın kent merkezi olarak anılıyor.


ve buradan sonra bir tepe çıkıyor karşınıza, tepenin yamaç kısmı tahmin edilebileceği üzere amfi tiyatro. muazzam ve oldukça büyük gerçekten...


çektiğim daha yüzlerce fotoğraf var. ama burayı ancak bu kadar kısa anlatabilirdim, elimden geldiğince anlatmaya çalıştım.

ama siz anlatılanları boşverin. gerçekten şiddetle tavsiye ediyorum, burayı gidin görün ve yaşayın mutlaka.

UNESCO Tarafından Tescillenmiş, Burnumuzun Dibindeki Türkiye Kültür Destinasyonları