Ünlü Düşünürlerin Görüşleriyle Komedi ve Gülme Eylemininin Felsefesine İnen Bir Bakış
Gülmek, günlük hayattan kaçışımızın belki de sorgulamaya ihtiyaç duymadığımız tek tarafı. Sözlük yazarı "bilgioburu", bunu dünyaca ünlü düşünürlerin görüşleriyle destekleyerek güzelce yapmış.
Ünlü Düşünürlerin Görüşleriyle Komedi ve Gülme Eylemininin Felsefesine İnen Bir Bakış
Louis CK


komik, insan aklını gıdıklayan basit bir garipliktir, gülme ise insan eyleminin geri kalan bölümü ile ilişkisi bulunmayan, garip ayrı bir olay gibi görülebilir.

bundan dolayı komik olan zihinsel bir yersizliktir, daha farklı bir deyişle anlatmak gerekirse; zihinsel genel alışa gelmişliğini, sabitliğini parçalayıp, değişik biçimde düşünme kapılarının girişini açan, zihne manevra yaptıran olgudur. gülmeye sebebiyet veren olay veya olaylar anlamına gelen komedi, bununla beraber insanların ve olayların gülünç taraflarını ortaya koyan sahne eserini de ifade etmektedir.

orijinal anlamı köy eğlencesi olan komos (köy) ve aoide (şarkı) kelimelerinin birleşmesinden oluşan komedi için toplum bilimlerinin her sahasından çeşitli bakış açıları sunulmuş, gündelik yaşamın akışı içinde meydana gelen olaylara doğaçtan yakalanan insanların içinde bulunduğu gülünç hallere, önceleri tiyatroda daha sonra da sinema filmlerinde ve televizyon programlarında yer bulmuştur.

bu tarz, eğlenme gayesinde olan izleyici tarafından ilgiyle karşılanmıştır. (bkz: platon), “(bkz: philebos)” adlı eserinde çelimsizleri, kendileriyle alay edilince intikam almaya kuvvetleri yetmeyenleri ve kendini bilmeyenleri, yani kendini gösterişsizken gösterişli, fakirken varlıklı, safken bilgili sananları gülünç bulmuştur. 

Platon

(bkz: thomas hobbes)’a göre gülme, insanın aslında kendisini iftihar etmesidir... hobbes, insanların, diğerlerinde olan noksanlıkları kendilerinde olmadığını gördüklerinde güldüklerini ileri sürmektedir. (bkz: aristoteles)’ de paralel olacak şekilde noksan olanın gülünç olduğunu dile getirmektedir.

(bkz: georg wilhelm friedrich hegel) için ise komedi; gerçek dünya ve ulaşılmaya çalışılan, gerçekliği olmayan dünya arasındaki tezatlıktan meydana gelmektedir.

aristo için, komedi hayvan korolarının, şişmanlatılmış dansçıların, sıçrayan satirlerin, seyirciyle ve kendileriyle alay edenlerin meydana getirdiği bir üründür. bu ürün 5.yüzyıl dolaylarında kendine özel bir dil ve tarz yaratmıştır. aristoteles, ayrıca “(bkz: poetika)” , adlı yapıtında komedinin aykırılıktan doğduğunu, olay ve öykü belirlendikten sonra ‘sıradanlığın altında bir karakter’ tercih edildiğini yazmaktadır.

Hegel

sanatın temelinde taklit olduğunu söyleyen aristoteles’in gözünde gülünç olan kusurlu ve noksandır. böylece gülünç olan taklit edilir. (bkz: joel feinberg), aristoteles’in düşüncesini sürdürürcesine “ne zaman mizah varsa, onda, dilin şeklini bozmaktan doğan hafif memnuniyetten, küçük düşürücü bir eşek şakası seyretmeden doğan sinsi zevke kadar değişen geniş bir spektrumda bir saldırı öğesinin bulunduğu”nu vurgulamaktadır.

gülme eylemi zaman zaman bünyesinde ortama ya da kişiye göre mizahı barındıran, kimi zaman da bir alay ifadesi ya da küçümsemeye dair aykırılık olarak tanımlanabilir. gülme eyleminin bu iki fazından ancak birincisi toplumsal ölçekte bir onaylama ya da olumlama bulabilir. ikinci anlamdaki gülme ise onaylama ve olumlamanın haricinde, belli ön koşullar yerine geldiğinde geçerli olan toplumsal ilkeler/kurallar düşünüldüğünde, ötekileştirme döngüsünde bir uyaran olarak rol oynar. bu uyaran bireye, kültürel kazanıma, kimlik türüne, toplumsal cinsiyet idrakına ve yaşa göre görecelik arz eder.

Joel Feinberg

gülme faaliyetinin ve komedi anlayışının, toplumdan topluma, kültürden kültüre değişiklik göstermesine karşın, platon’un da değindiği gibi kahkahaya sebebiyet veren tüm gösterileri komedi olarak tanımlamak olasıdır. bu durumda feinberg, fiziksel kusurlara, zihinsel eksikliğe, cahile ve utandırıcı durumla karşı karşıya kalanlara gülündüğünü dile getirmektedir. söz gelimi, utanç verici durumlar karşısında çoğu zaman istemsizce oluşan gülme faaliyeti devamında kimi zaman gülünç duruma düşen kişinin dışlanmasına neden olabilmektedir.

bundan dolayı, gülme faaliyeti gülüneni dışarıda bırakarak ötekileştirme döngüsünü başlatmaktadır.

archakis ve tsakona’nın oluşturduğu ortak çalışmalar neticesinde varılan noktada gülme; “biz”in “ötekiler”e karşı hakim geldiği durumlarda meydana gelmektedir. nezaketsiz şakalar, kelime oyunları, aşağılayıcı imalar, karşıdakinin noksan yanlarıyla dalga geçme gibi komediyi oluşturan durumlar aslında kişilerin birbirlerini ötekileştirme biçimleridir.

kadın ve erkek ilişkilerinde bolca görülen ötekileştirmeler, dış pencereden bakan için gülünç bir durum olarak değerlendirilmektedir. olaylara, konulara karşıdan bakmayı karşılayan televizyon programlarında ise komedi, dizilerde görülmektedir.

durum komedileri ingilizce “sit-com”dan çevrilen durum komedileri spesifik kişilikler etrafında dönen, genellikle sıradan olaylardan oluşan konuları ele alarak izleyiciyi eğlendirmeyi amaçlamaktadır. durum komedileri ortaya çıktığı ilk dönemlerde, tiyatro sahnesine andıran bir stüdyoda izleyicinin önünde çekilerek canlı olarak sergilenmiştir.

The Big Bang Theory

kendine özel bir dünyanın içinde basit, küçük şeyleri, eksiklikleri ve güçsüzlükleri konusu edinen durum komedilerinde öyküler, yaşamın temeli hakkındadır. konu edinilen durumlara geniş kapsamlı bakıldığında ise kişi ve kişilerin ruh hallerinin detaylı bir biçimde incelendiği görülecektir.
(bkz: steve neale) ve (bkz: frank krutnik)“ (bkz: popular film and television comedy)” isimi çalışmalarında televizyon durum komedisini 24 dakika ile 30 dakika ortasında yayınlanan, aşina olunan durum ve karakterlerin düzenli olarak tekrarlandığı kısa öykülü diziler olarak tanımlar.

yine bu çalışma içerisinde durum komedileri öykülemeci (bkz: narrative) ve öykülemesiz (bkz: https://eksisozluk.com/?q=non-narrative) olarak ikiye ayrılır. sık sık öncelik verilen klasik öyküleme mantığına uyumlu olarak öykülemeci televizyon komedileri, birçok popüler metin türünde olduğu gibi serim, düğüm, çözüm sırasını izler ve bölüm başında başlayan sorun bölüm sonunda mutlu sonla noktalanır. bölüm sonunda da izleyicilerden ders çıkarması beklenir.

How I Met Your Mother

belirli bir sayıda ana karaktere, düşük sayıda ve değiştirilebilir yan karakterlerin katıldığı durum komedilerinde karakterler baskın öğelerdir. bu düzlemde karakterler, izleyicilerin kendinden bir pay bulabileceği niteliklere sahiptir, bu nedenle izleyiciler oyuncularla rahatlıkla hissi bağ kurarlar.senaryonun inşası ve biçimi değişkenlik göstermediği sürece karakterler, karakterler arasındaki bağlantılar, olayların geçtiği mekanlar ve içinde bulundukları koşullar stabil kalırlar.

ana karakter ya da karakterlerin çevresinde meydana gelen ve giderek kompleks hale gelen olaylar örgüsünü anlatan durum komedileri, yanlış anlamalar ve bahtsız olaylar çerçevesinde karakterlerin birbirlerini ötekileştirmelerinden doğmaktadır. karakterlerin birbirleriyle olan bu ilişkileri klasiktir, ya tartışırlar ya da sağlıklı geçinirler ve her iki türde de ilişki mizaha dayalıdır.

Parks And Recreation

(bkz: northrop frye)’in yenilenmiş bir komedi formatının geliştirildiğini ifade ettiği televizyon durum komedilerinde olay örgüsü, sıklıkla kadın ve erkek arasındaki tersine dönmüş olan ilişki üzerinedir. bu süreçte kadın ve erkek karakterlerin kendilerini anlatış biçimleri, birbirleriyle olan iletişimleri, karakterlerden birinin beceriksizliği, zeka seviyesi, düştüğü durum, eksik yanları ve noksanlığı, izleyici açısından, ötekileştirmeden doğan, komedi ve gülme eylemini meydana getirmektedir.

DAHA FAZLA İÇERİK