Üşüyengillerle Üşümeyengiller Arasında Yıllardır Bitmek Bilmeyen Ofiste Klima Savaşları
Sıcak yaz ayları demek aynı zamanda tüm gününü ofiste geçirenler için klima savaşları da demek. Üşüyenlerle terleyenlerin girdiği bu savaşta kazanan sürekli değişiyor. Farklı tarafa mensup Sözlük yazarlarının eğlenceli yorumlarıyla bu olaya bir bakalım.
Üşüyengillerle Üşümeyengiller Arasında Yıllardır Bitmek Bilmeyen Ofiste Klima Savaşları
iStock.com


klima çarpan ya da rahatsız olan arkadaşa buradan sesleniyorum, yallah arabistan'a.

buz ortamda yaşamaya alışkın penguenlere sesleniyorum, yallah antartika ya.

40 derece sıcakta etek ve kolsuz elbiseyle oturup "üşüyom yea" diyen türk kızlarının haksız olduğu savaştır. arkadaş uzun kollu gömlek, kumaş pantolon, çorap ve kösele ayakkabıyla gel sen otur o sıcakta.

ben kolsuz giyemeyeceğime göre sen al üstüne bir hırka da eşitlik sağlansın.

bana temmuzun 40 derecelik sıcağında klimayı açtırmadığı gibi camı da açtırmayan kesif ter kokulu, aylarca aynı tişörtü giyen bir art direktörü hatırlatan savaş türü. hayatımda ilk ve son kez birinin işten atılmasına sevinmemle noktalanan olaylar dizisi.

bu savaşlarda nasıl bir yenilgiye uğradıysam artık, hırsımdan evdeki klimayı kapatmıyorum bile. 18 derecede çalışıyor ve an geliyor ayaklarım ve burnumun ucu buz kesiyor, hemen gidip çorap, hırka giyiyorum, şapkamı takıyorum ama o klimanın yine de derecesini yükseltmiyorum.

geçen gün öyle kazaklı şapkalı pencereden dışarıya bakıyordum, yoldan geçen biri gördü beni, kalakaldı, bilmiyor tabi evin buzhaneye döndüğünü.

kumanda saklandı hey yavrum hey hadi bakalım.

19 yıl boyunca çeşitli ofislerde savaşıp kaybettikten sonra emekli oldum, bir ev aldım, hemen de klima taktırdım; tam 18 dereceye getirip karşısında çıplak yatarak hayatın tadını çıkaracakken yeni komşum evime dadandı. olur olmaz zamanlarda gelip saatlerce oturuyor, klimayı kapat çok soğuk, ayaklarım üşüdü diyor. defol git de diyemiyorum.

genellikle oda sıcaklığı kavramından bihaber dallamaların fitilini ateşlediği savaştır.

20-22 derece aralığında ayarlarsın ve bir daha aylarca dokunmazsın. ama yook olur mu? yazın paşam dışarıdan gelmiş yanıyormuş, 18 derece ye çeker onu; kış olur paşam yine dışarıdan gelmiş donuyormuş, 26 yapacak tabi. peki paşamızın yazın paltoyla, kışın t-shirt ile gezmesine ne demeli?

(bkz: akıl fikir)

bu savaşların sebebi olan üşüyengiller bir de nasıl beceriyorlarsa klimanın çalıştığı ilk 5 dakika içinde grip + faranjit + bronşit + menopoz + vajinismus olurverirler. kısılmış bir sesle "hığğğ heüğğğ, klima böyle yaptı beni, çok dokunuyor bana, ühüüğğ" diye duygu sömürüsü yapmaya kalkarlar. bu durumda yapılacak en güzel şey, "ah canım, kıyamam ben sana" dedikten sonra klimayı 18 dereceye getirmektir.

yaz-kış üşüyenlerin her daim çoğunlukta olduğunu görüyoruz. dışarısı 40 derece, klimayı 18 dereceye aldığımız anda yaygara kopmaya başlıyor. bu savaşların galibi her zaman "üşüyen" tayfadır malesef

Sözün özü; bu savaş daha uzar gider.