Vizesiz Gidip Sabaha Kadar Partileyebileceğiniz Deniz Şehri: Budva'ya Gideceklere Tavsiyeler
Sahil şehri Budva, Karadağ'da olmasından dolayı hem vizesiz gidilebilen hem de keyfinize göre fena partileyebileceğiniz henüz bakir, eğlenceli ve kıpır kıpır bir yer.
Vizesiz Gidip Sabaha Kadar Partileyebileceğiniz Deniz Şehri: Budva'ya Gideceklere Tavsiyeler
iStock

budva, karadağ'ın küçük ve şirin tatil beldesi. genelikle hırvatistan'ın yakın tatil merkezi dubrovnik ile kombine bir tatil turu için tercih ediliyor. budva'ya thy'nin direk uçuşu olan podgorica'dan karayoluyla ulaşım mümkün. karadağ henüz ab üyesi değil, bizim gibi aday ülke konumundalar. ancak 2004'ten beri euro kullanıyorlarmış. etrafta banka şubeleri var ancak çok fazla exchange office yok. eğer kredi kartı imkanınız yoksa üzerinizde nakit euro bulundurmanız iyi olur.

budva'nın merkezinden gezilecek ve denize girilecek yakın yerlere taksi veya 1.5 euro'ya otobüs var. taksimetre var ama taksilerle pazarlık yaparsanız daha ucuza geliyor. araba kiraları ise günlük 40 euro'dan (+5 euro kasko) başlıyor.

öncelikle budva, türkiye trafiğine alışık olanlar için adeta bir cennet; bir kere ana arterler hariç trafik ışığı yok, çünkü ihtiyaç da yok. herkes birbirine yol veriyor ve geçiş üstünlüğüne harfiyen uyuyor. hız limitlerini asla aşmıyorlar ve kimse kimseye ters ters bakıp her fırsatta kornaya abanmıyor. elbette medeni ülkelerin ekseriyetinde olduğu gibi yaya olarak yola adımınızı attığınızda arabalar zınk diye durup yol veriyor. bir türk olarak çok mahcup hissettim araçları durdurup karşıya geçerken, hatta yol veren sürücü teyzenin biri eliyle geçsene neden bekliyorsun diye işaret bile etti. ah be teyze anın tadını çıkarıyorum diyemedim elbette.


yakınlardaki görülecek yerlerden birisi olan sveti stefan'a her on dakikada bir otobüs bulabilirsiniz, rivayete göre brad pitt ve angelina jolie buradaki yarımadada evlenmişler. ancak dar bir köprüyle ulaşılan yarımadaya oradaki otel müşterileri haricinde girilmesine izin vermiyorlar. dolayısıyla en fazla civarındaki plajlarda denize girebilirsiniz. ancak plajlarda şezlong ve şemsiye 15-45 euro arasında değişmekle beraber bizim halk plajlarından halliceler. denizi ise budva'nın genelinde olduğu gibi birden derinleşiyor, zemin kayalık ve su pis. benim girdiğim yerlerde deniz suyu bildiğin benzin kokuyordu. temiz bir deniz istiyorsanız merkezin dışındaki tenha koyları keşfetmeniz daha mantıklı olacaktır.

bir başka görülecek yer olan kotor körfezine ise 20 euro'ya taksiyle ulaşılabiliyor. ancak burası da ıvır zıvır satan küçük dükkanlar ve kafelerin bulunduğu bir kale içi (old town) ve küçük bir marinadan ibaret. etrafı dağlarla çevrili ve çok içte kalan bir körfez olduğu için esinti yok ve insan bunalıyor. görecek zamanınız kalmazsa çok büyük bir kayıp olmaz bence.

kotor körfezi

budva, sırplar ve ucuzcu ruslar'dan sonra maalesef türkler tarafından da keşfedilmiş durumda, sokaklarda "lan lan karıya bak" diye yanındakini dürten yurdum öküzlerine rastlayabiliyorsunuz. gerçi bizim abazalar da haklı, metrekareye iki tane güzel kız/yakışıklı çocuk düşüyor. hatta budva'nın turist kızları o kadar meşhur olmuş ki hemen her dükkanda onlara özel tişörtler gördüm.

budva genellikle gençler için eğlenceli bir yer. etrafta bolca tarihi mekan, müze, kültür turu, kitapçı vb arayan orta yaşlı sakin turistler için keyifsiz olabilir. ama içki sudan ucuz olsun, club ve barları bol olsun, yazlık sevgili bulma imkanı olsun, her köşeden manken gibi hatunlar/çocuklar çıksın diyen disko disko partizani tipler için şahane bir yer. hele de ingilizce, sırpça veya rusça biliyorsanız çok rahat edersiniz. club'ların önünde birbirinden seksi hatunlar ellerinde menülerle müşteri topluyorlar. ancak önce bir tam tur yapıp ondan sonra mekan seçmenizi tavsiye ederim.


sahildeki mekanlarda eğlence gece saat birde birden bitiyor, sonrasında zil çalıp okul kapanmış gibi mekanlardan dağılan sarhoş teen-ager'ların sağda solda kustuğunu görmek mümkün. budvalı arkadaşım, buranın yerlilerinin aşırı gürültüden çok şikayetçi olduklarını o yüzden mekanların gece birde programlarını bitirdiklerini söyledi. hakikaten sahilde birbirine bitişik mekanlardaki müzik gürültüsü adeta bir kakafoni halindeydi.

yeme içmeye gelince. öncelikle ilk dikkat çeken şey kasabanın üzerine sinmiş ağır ve yağlı bir ızgara kokusu. artık her ne yağı kullanıyorlarsa dükkanların çoğundan berbat bir ızgara dumanı çıkıyor. her köşe başında atıştırmalık bir şeyler bulmak mümkün. 1.5 euro'ya kalın bir dilim pizzayla karın doyurabilirsiniz. ancak et ürünleri ve balık restoranları da bol. bizim döner buralarda da meşhur olmuş. ancak bizdeki lezzetin yanından bile geçmiyor elbette. lavaş ekmeğin içinde patates, domates, yeşillik ve ıvır zıvırla doldurup 3 euro'ya veriyorlar. domuz etiyle probleminiz yoksa seçenekleriniz çok daha fazla oluyor.


bir restorana oturalım derseniz mutlaka deniz ürünlerini denemelisiniz. fiyatları euro olmasına rağmen bizden çok daha uygun. ancak çorbalar ve salataları gerçekten sınıfta kalıyor. salatadan domates, salatalık söğüşü anlıyor çoğu garson. kalamar için getirdiği zeytinyağlı, limonlu sosu ben salataya boca edince adamın gözleri büyüdü resmen.

budva'nın en harika yanı ise içkilerin sudan ucuz olması. hele de bir bira-severseniz, envai çeşit birayı 1.5-2 euro'dan başlayan fiyatlara bumanız mümkün. marketlerdeki içki raflarına bakınca gözüm döndü resmen ve "pek sayın" siyasi iktidarımızın kendi vatandaşlarını vergi adı altında nasıl soyduğuna bir kere daha şahit oldum. 15 euro'ya bir şişe jagermeister alabiliyorsunuz örneğin.


eğer apartta kalıyorsanız, marketlerden alışveriş yapmanız çok daha ekonomik olacaktır. hemen postanenin karşısında büyük bir alışveriş merkezi var. burada büyük bir market bulabilirsiniz. ayrıca onun hemen arka sokağında sebze ve balık pazarı ile daha da büyük bir halk market bulabilirsiniz. bir kilo biftek 18-20 liraya geliyor. tekstil ve ayakkabı gibi ürünler kur farkından dolayı bizdekinden daha pahalı, ancak kozmetik, gıda ve içki bizden çok daha ekonomik.

booking.com gibi yerlerden rezervasyon yaptırdıysanız mutlaka kalacağınız yeri de arayıp teyit edin, ancak hiç rezervasyon yapmadan çantanızı alıp gelseniz de açıkta kalmazsınız, her tarafta otel ve apart ilanları var. sonuçta bir hafta yiyip içelim, gündüz plajda gece barlarda takılalım diyorsanız budva size uygun bir yer. ama küçük bir yer olduğu için bir süre sonra sıkıcı olmaya başlıyor, söyleyeyim.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir