Walt Disney'in Külkedisinin Şatosunu Yaratırken Esinlendiği Bavyera Kralının Efsane Şatosu

Almanya'nın Bavyera eyaletinde Hohenschwangau kasabasında bir tepeye kurulmuş 6 katlı ve efsane manzarası olan bir şatodur. Günümüzde halen turistlerin en çok gidip gördüğü yerlerden de biriymiş. Bir bakalım bu muazzam yapıya.
Walt Disney'in Külkedisinin Şatosunu Yaratırken Esinlendiği Bavyera Kralının Efsane Şatosu
iStock.com

bavyera’nın romantik kralı ikinci ludwig’in gökyüzüne yakın olmak için alpler’de bir tepenin üzerine yaptırdığı, göllerin arasında yer alan ihtişamlı masal şatosu.

savaştan, silahlardan hoşlanmayan; etrafındakiler avlanırken şatolar tasarlayan; şiirden, müzikten keyif alan ludwig’in büyük bir tutkuyla yaptırdığı ve içinde sadece 170 gün yaşayabildiği şato bugün almanya’nın akıllara durgunluk veren güzelliklerle dolu romantik güzergahı romantische strasse’nin en güneyinde yer alıyor. neo-romantik mimari stiliyle yapılan şato; çocukluk ve ilk gençlik yıllarını schwangau’nun gölleri, dağları ve ormanları arasında insanlardan izole olarak geçiren ludwig’in karakter özelliklerini, versailles sarayı’nın ihtişamı ve wagner’in bestelerine olan hayranlığı yansıtıyor.


şatonun inşaasında bir mimar yerine bir ressam ile çalışan ludwig şatonun duvarlarını; sevdiği ve desteklediği dostu besteci richard wagner’in operalarından sahnelerle süslemiş. wagner’i bir kez bile dinleyemediği muhteşem şatosunda 1886’da tutuklanarak krallıktan azledilip, sürgün edildiği berg şatosu’nun yakınlarındaki stamberger gölü’nde doktoru ile birlikte ardında soru işaretleri bırakarak ölü bulunmuş. kendi yarattığı hayal dünyasında yaşayıp sadece sanatla, doğayla ve mimari tasarımlarla ilgilenen ludwig’in savaşlardan, iktidar hırslarından kaçınarak yaşadığı hayatı, ruh hastası ilan edilerek, tutuklanarak, intihar ederek ya da öldürülerek sona eriyor.


tepedeki şatoya; aşağıdaki bilet ofisinden giriş bileti alarak, sık ağaçların arasından yürüyerek, faytonla ya da daha uzak bir yoldan geçen otobüsle çıkılıyor. seçtiğiniz yabancı dile göre şatoya giriş saati değişiyor. bilet merkezinden alınan güzergah haritası ile şatonun en güzel göründüğü ve ludwig’in annesi için yaptırdığı marien köprüsüne, yamacın diğer tarafındaki kral ii.maximilian’ın sarı şatosu hohenschwangau’ya yürünebiliyor. schwangau’da büyüyen ludwig babası öldükten sonra, cennete ve dağlara yakın olmak için, tamamlandığını göremediği neuschwanstein’i 1867’de inşa ettirmeye başlamış.


mimarileri kadar hikayeleriyle de ünlü iki kraliyet şatosu hohenschwangau ve neuschwanstein’in bulunduğu schwangau kasabasına gelirken ana yoldan neuschwanstein şatosu böyle,


marien köprüsü üzerinden ise böyle görünüyor.


alpler’de göllerin arasında, sık ağaçlarla çevrili, yemyeşil bir tepeye kurulmuş, gökyüzüne yakın bu masal şatosunda yürürken, vadinin en tepesine kurulmuş demir bir köprüden şatoyu izlerken, hemen arkandaki dağlardan gelen serin rüzgar yanından geçerken, gerçek hayatın sıkıcılığından gizli bir geçit bulup kaçtığın masal ülkelerinde buluyorsun kendini. yüz elli yıl öncesinde savaşlardan, ölümlerden, kaçan ve kendine bir masal ülkesi yaratıp oraya sığınan bir kralın, bir düşün kapısını açıp çıktığı gizli bir vadide. ormanın içinden şatoya çıkarken, şato duvarlarının yanından geçerken, duvarların toprağa değdiği sınır çizgisini takip ediyorum. toprak üzerine aniden ağır bir şey konmuş gibi kenarlara doğru hafifçe yükselmiş, sanki yıllarca inşaa edilmiş gibi değil, gökyüzünden bir tepenin üzerine zarifçe bırakılmış duruyor. sonra marien köprüsünün üzerinden şatoya bakarken daha iyi görüyorum. şatonun gerçeküstü güzelliğini; bir tepenin üzerine, gökyüzünden bırakılmış gibi durması arttırıyor. sürgün edilmiş bir kralın hayallerini taşıyan ihtişamlı beyaz şato göz alabildiğine uzanan dağların arasında zarifçe parıldıyor.