Yaran Sergen Yalçın Anıları
Futbolculuğu kadar espri anlayışı ve yaşanmış komik hikayeleri de meşhurdur Sergen Yalçın'ın. İşte onlardan bazıları.
Yaran Sergen Yalçın Anıları

sergen: galatasaray drogba, burak, sneijder ile başlarsa schalke'ye elenir.
sunucu: neye dayanarak söylüyorsunuz bunu?
sergen: koltuğa

stüdyoda tık çıkmadı. konuşmaya devam edildi. çok değişik bi adam.

galatasaray - beşiktaş maçi sonrasi, sergen beşiktaşli yasin'in formasini giymiştir maç bittikten sonra, bir kamera ile mikrofon gelir, röportaj başlar:

-sergen sirtinda beşiktaş formasi var bunun anlami nedir acaba? {büyük av yakalamiş olmanin heyecani ile sormaktadir, acaba sergenin kalbinde hala beşiktaş mi vardir? büyük bir mesaj mi veriliyordur? aman tanrimdir!}

sergen: valla yasin formami istedi, ben de çiplak gezecek değildim heralde

hakkında internette yaran muhabbetler/itiraflar dönen eski futbolcu. *

henüz 19 yaşındaydım. çok gençtim. deneyimsizdim. ama genç takımdaki performansım sayesinde bir anda dikkatleri üzerime çektim. teknik direktör gordon milne‚ bjk a takımının kıbrıs kampı kadrosunu açıkladığında dünyalar benim oldu.

kıbrıs´a gittik. otele yerleştik. tüm futbolcular odasına çekildi. birazdan kapı çaldı. gelen feyyaz abiydi. "sergen" dedi‚ "senin odandaki tv iyi gösteriyor mu? bizdeki herhalde bozuk."
odamdaki tv´yi açtım. gayet net gösteriyordu. bunun üzerine feyyaz abi bir istekte bulundu: "sen tv´den anlarsın. kafan çalışır. şu bizim tv´ye de bir el atsana."

"hemen abi" dedim. kabul ettim. ne de olsa kendimi beğendirecektim‚ şirin gözükecektim. birlikte odasına gittik. tv´nin başına kuruldum. başladım düğmelerle oynamaya. oynadım‚ oynadım. birazdan tv çok net göstermeye başladı. feyyaz abi sevindi. beni kutladı: "harikasın be sergen. vallahi zekan müthiş. kafan çok çalışıyor."

o sırada odaya takımdaki diğer bazı futbolcular da geldi. hepsi de becerimi görmüştü. işin ilginç tarafı hepsi de aynı dertten mustaripmiş: "ya sergen bizim odaya da gelsene. bizim tv de bozuk."

kıracak değilim ya... sırayla odalarına gittim. biraz zor oldu ama tüm tv´leri düzelttim. hepsi de çok net göstermeye başladı. haliyle büyük övgüler aldım: "helal olsun sergen‚ bir insan ancak bu kadar becerikli olur."

fakat o anda bir şey dikkatimi çekti. beni kutlayan futbolcular aynı zamanda kasıklarını tuta tuta gülüyordu.

pek anlayamamıştım ama... ben de mutluydum. görevi tam yapmanın‚ takımdaki büyüklerimin takdirini kazanmanın huzuru içindeydim. ama aniden feyyaz abi ağzındaki baklayı çıkardı:

"sergen elinin değdiği tv´ler tabii ki cam gibi gösterir. çünkü senin kulakların çanak anten gibi."

yıkıldım. kahroldum. meğer odalardaki tv´ler bozuk filan değilmiş. ayarını bilerek bozmuşlar.

gökhan keskin'den:

"beşiktaş'a ilk geldiğinde benim yanıma verdiler. daha 17 yaşındaydı. 'al bu çocuğa göz kulak ol, at yarışı oynuyormuş' dediler. aradan iki hafta geçti. bir baktım ben, metin* ve sergen beraber at yarışı kuponu yapıyoruz."

bilgin gökberk: sergen soruyorum sana soldan indin cizgiye ceza sahasinda umut, burak, baros hangisine atarsin topu?

sergen: kaleye vururum

gece gece koparan insan.

sergen yalçın: bizim takımlarımız sezon öncesi iyi çalışmıyorlar.
mustafa doğan: beşiktaşlı oyuncularla konuştum, sezon öncesi iyi çalıştık diyor hepsi.
sergen yalçın: mustafa, hangi oyuncu kötü çalıştık der?

del bosque ye ayar verirken rıdvanın ayarına maruz kalan eski futbolcu, yeni futbol yorumcusu..

güntekin onay: del bosque’yi anlatır mısın biraz sergen?
sergen yalçın: adama kamp dediler, ‘o ne’ dedi. kamp yaptırmamış ki hiç, kampın ne olduğunu bilmiyordu.
rıdvan dilmen: ne üzülmüşsündür sen de kamp olmadığına..

vakti zamanında vedat okyar'la yaptığı bir röportajda şöyle buyurmuştur:

v.o: sergen koşmadığın için çok eleştiriliyorsun, ne diyorsun bu konuda?
s.y.: ya vedat abi ben koşunca yoruluyorum, bunu kimseye anlatamıyorum bir türlü.

bu sezon gökhan güleç ve bobo'nun gol attığı bir maçtan sonrayapılan röportajda:

muhabir: sergen yeni transferler gökhan ve bobo için neler söyleyeceksin?
s.y.: gökhan genç bir arkadaş, iyi topçu, beşiktaşa daha uzun yıllar hizmet eder. bobo...., bobo'nun da adı güzel.

ntvspor'da yayinlanan 90+ programinda galatasarayda rijkaard'in oyuncularla iletişiminin kötü oldugu konusunda konuşmaktadir. ornek olarak servet gibi onemli bir futbolcuyu kaybettiginden bahsederken ercan taner devreye girer:

ercan taner: son istanbul belediye maçinda ısınmaya da çikmadi.

ve sergen'den müthiş cevap: "o çok önemli degil, ben de çıkmazdım ısınmaya, her maç ısınmaya çikmaya gerek yok, ayagim agrıyo derdim, masaj yaptircam derdim ben de çikmazdim isinmaya"

hakkinda söyle bir sey okudum, gercekse cok komik. sakaysa da komik:

sunucu: "sergen, 18 yaşından küçüklerin de iddaa oynadığı görülüyor, onlara ne söylemek istersin?"
sergen yalçın: "almanya ligi'nden uzak dursunlar çok sürpriz oluyor."

edit: replik ridvan dilmen'e aitmis. bilgilendirme icin onkaimeon'a tesekkürler.

rıdvan dilmen'e anlattığı bir anısında,

sergen istanbulspor günlerinde, bir sabah çok uykusuz olarak* antremana gelir,

ve antreman başlamadan önce masaj yaptırmak ister,

masörün önüne yatar ve masaj başlar...

sergen gözlerini açtığında saat 19.00'dur ve etraf kapkaranlıktır.. kimsecikler yoktur..

sergen, masör'ü arayıp kendisini neden öylece bıraktıklarını sorduğunda "abi çok güzel uyuyodun, uyandırmaya kıyamadık" cevabını alır..

böyle de geniş bir adamdır, helal olsundur..

göktuğ: evet programın da yavaş yavaş sonuna geliyoruz.
sergen: yavaş yavaş gelme abi hızlı hızlı gel, hızlandıralım biraz.
göktuğ: niye, ne oldu ki?
sergen: star'da benim dizi* başlayacak şimdi. 23:30'a almışlar.

allah aşkına hangi televizyoncuda var bu samimiyet.*