YDS'ye Gireceklere İşe Yarar Tavsiyeler
YDS, ÖSYM tarafından düzenlenen, kişilerin İngilizce seviyesini ölçmek için yapılan çoktan seçmeli bir sınav. İyi düzeyde İngilizce bilenleri bile zorlayan bu sınavda yüksek bir puan yapmak isteyenler için bu tavsiyeler oldukça anlamlı.
YDS'ye Gireceklere İşe Yarar Tavsiyeler
iStock


öncelikle yok efendim "ben doğma büyüme yokshire'lıyım" vay efendim "ben murat murathanoğlu'nu altyazısız anlayabiliyorum" demeyin

bu sınavı elin christopher'ı falan değil, bizim necati abi hazırlıyor. yani ilk işiniz iyi bir gramer kaynağı bulmak. ve yine mümkünse yerli malı kullanın. yani necati abigiller familyası ürünü olsun.

bu alanda els dergilerini tek geçerim. özellikle eski yıllara ait sayılarda her konu hem anlaşılır hem de detaylı verilmiştir. 

kelime ezberlemekle o körpe dimağlarınızı heder etmeyin

ön ek ve son ekleri ezberleyin. söz gelimi;

happy:mutlu 

unhappy:mutsuz

bak bu ikinci kelimeye bu -suz anlamını kelimenin önüne gelen -un ön eki veriyor. bunun gibi daha pek çok ek var işte. onları ezberlersen kelime haznen-hazinen birkaç katına çıkar.

on, off, at, in gibi pek çok preposition'ı ezbere bilin ve kelimeyi tahmin etmeye çalışın

söz gelimi, on üzerinde anlamı verir. ama aynı zamanda bir konu üzerine makale yazmak ya da konuşma yapmak derken de bunu kullanırız. işte bunları bilirseniz kelimenin anlamını tahmin edebilirsiniz.

kelimelerin köküne bakmayı alışkanlık haline getirin

örneğin;

defendant:davalı (kelimenin kökü defend, yani savunmak. e işte bu sözcük de ona benzer bir anlam taşımalı. davalı dediğin adam da savunma makamı oluyor işte.)

kulağını veya gözünü ısıran sözcüklere sırtını dönme

şöyle ki;

stabile sözcüğü ne olabilir sence? okunuşu sitebayl olan bu sözcüğü zaten günlük hayatta da aynen kullanıyoruz:

- doktor, hastanın durumu şu an stabil.
-ben de sana stabilim yavrum! gibi...

fonetik öğrenmeye çalışın

ya da ingiliz alfabesindeki harflerin okunuşunu ve bu harflerin bir araya geldiğinde çıkardığı sesleri öğrenin. olmadı sözcüğü öğrenirken okunuşuyla öğrenin. çok işinize yarar. misal:

deep freeze: bunu "dep fireze" değil de "diyp firiz" şeklinde okursan "dipfriz lan bu, bildiğimiz derin dondurucu işte." dersin olur biter.

lisede öğrendiğin ingilizceyle bu iş olmaz

buna anadolu lisesi, kolej falan dahil. hele alanı ingilizce olmayan biri için durum daha vahim. yani ya bir kursa yazıl ya da ders falan al.

reader at work oku, 2 kitaplık bu eserde yds paragraflarına benzeyen 500'den fazla metin var

her parça birkaç paragraftır. özellikle 2. kitabın son bölümleri oldukça ağırdır. okurken sözlüğe bakma. sözcüğün altını çiz. sonra tureng.com'dan bakarsın anlamına.

ömrünün 3 ayını bu işe ayır

unutma dünyanın en iyi hocasından bile ders alsan top sende. zaten "it's not rocket science." be genç adam. yani trigonometri öğretmiyoruz burada. alt tarafı i do, you do, he/she/it does.

ve günde 8 saat dizi izleyip "oh be ne pratik yaptım bugün" deme spartacus sümsüğünü yersin.

yıllara göre en çok çıkan kelimeler

abandon: terk etmek, vazgeçmek, bırakmak

abrogate: yürürlükten kaldırmak, son vermek(bir kanuna veya anlaşmaya son vermek)

abruptly: aniden, ani ve nezaketsiz biçimde

absolute: tam, mutlak, tamamen, kesin

abstract: soyut

absurd: saçma, gülünç

abundant: bol, çok

accomplish: başarma, tamamlama

accord: uzlaşma

accordingly: buna göre

accountant: muhasebeci

accurate: kesin, doğru, yanlışsız

accused: sanık

accustomed: alışkın. alışılmış, her zamanki

achieve: başarma, elde etme

acknowledgement: onaylamak, kabul etmek, tasdik etmek

acute: keskin (düşünce), şiddetli, dar açı, çok çabuk ve tehlikeli bir biçime gelen hastalık

adapt: uyum sağlamak

addicted: bağımlı, tiryaki

addiction: bağımlılık

additional: ilave, ek

adequate: yeterli, uygun, elverişli

adjust: ayarlamak, uydurmak, uymak

adjustable: ayarlanabilir, uyarlanabilir

administrate: yönetmek, idare etmek

admirable: takdire değer

advanced: ilerlemiş, ileri

affable agreeable: rahat, dostça, anlaşılabilir

affair: olay, mesele, sorun

affectionate: müşfik. sevecen

affluent wealthy: varlıklı

agreeable: razı, hoş, iyi

aid: yardım

aisle: sıralar arası, yol, geçenek

alliance: ittifak

ally: müttefik, dost

alter: change

ambiguous müphem. birden fazla anlama gelebilen

amend düzeltme. değiştirme

ample gerektiğinden çok. bol

annual yıllık. yıldönümü

anticipate tahmin etmek. ve ona göre davranmak

apparel clothing. kılık kıyafet

appetite desire for food. iştah. arzu

appreciate takdir etmek

apprehension fear; korku. endişe; anlayış. kavrayış

approach yaklaşım. tarz

approval tasvip. onay; resmi izin

argue tartışma. münakaşa. iddia etme

argument tartışma; sav. iddia

article makale; tanımlık; madde-fıkra; eşya-parça

artisan zanaatçı. esnaf

ashamed utanmak

assassinate suikast yapmak

asset advantage kıymetli şey. beceri. erdem

asset servet; değerli nitelik

astonished hayret etmek. şaşkın olmak. şaşırmak

at once derhal; aynı anda

attack saldırmak

attainment achievement. başarı. elde etmek. marifet

attempt teşebbüs etmek. denemek

attract cezbetmek. çekmek

available elde edilebilir. müsait

avidity gayret. heves. hırs

award ödül. mükafat

base temel. esas; askeri üs

beneficial faydalı

benefit fayda. yarar

blame suçlamak

blink open and close. gözlerini kırpıştırmak

bloom çiçek açmak

blossom çiçek açmak. canlanmak. gelişmek

blunder gaf. gaf yapmak

border sınır

break off kırılıp ayrılmak. ilişiğini kesmek; birdenbire durmak

breakthrough cepheyi yarıp geçmek; büyük buluş

briskly quickly. energetically canlı ve istenilen tarzda; enerjik

bruise berelemek. ezmek; bere. ezik

brush up review tazelemek

brutality cruelty vahşilik

budget bütçe

bump vurma. toslama; şiş. tümsek

burglar (ev. dükkan) soyan hırsız

bury gömmek. defnetmek; gizlemek. örtmek

call at uğramak

call off iptal etmek

call on ziyaret etmek; talep etmek

call up telefon atmak

candidate aday. namzet

capable yetenekli. ehliyetli

captivate büyüleme. esir etme, cezbetmek

cautious ihtiyatlı. tedbirli

chance şans. tesadüfen olmak

charge ücret; itham; hamle; şarj

charity sadaka; hayırseverlik. hayır kurumu

cheer neşe. tezahürat

chemist kimyager; eczacı

choice seçmek

choir koro

clammy yapış yapış; soğuk nemli

clarify açıklamak. açıklık getirmek

clear temizlemek. aklamak. izin vermek

clerk memur. tezgahtar. sekreter

cliff uçurum. sarp kayalık

clog tıkamak. tıkanmak; takunya

coast kıyı

coincidence tesadüf

collar yaka; tasma

collide çarpışma. çarpma

combine birleşmek. birleştirmek

commerce ticaret

compare mukayese etmek

compensation bedel. tazminat. telafi

compete yarışmak; rekabet etmek

competent capable ehil. yetenekli. yetkili. -

competition yarışma. rekabet. sınama

complaint şikayet etmek

complete tamamlamak; tamamen

composed birleşmiş; bestelenmiş; kendine hakim olmak

compromise uzlaşmak

conceal gizlemek. saklamak. örtmek

concurrence agreement. aynı olan. birlik olma, uyuşma; aynı zamana rastlama

condense yoğunlaşma; sıvıya dönme; çözeltme

confidence güven. itimat

confidence kendine güven

confidential secret gizli. sır

confirm teyit etmek. pekiştirme. onaylama. sürekli. müzmin

confiscated seized müsadere etmek. haczetmek; istimlak etmek

conflict çelişmek

congratulate tebrik etmek

conscientious careful vicdanlı; dikkatli

consequence netice ; önem

conserve koruma muhafaza etme

consider hesaba katmak; göz önünde tutmak; saymak

consist of müteşekkil olmak. oluşmak

consistently mütemadiyen. devamlı

constitute teşkil etmek. tesis etmek; tayin etmek

constitution anayasa

contaminate kirletmek; zehirlemek. bozmak

contented halinden memnun. mutlu

cooperation işbirliği

courteous nazik. kibar. saygılı

coward korkak

creative yaratıcı

crime suç. cürüm

criminal suçla ilgili; suçlu; cezalı

crooked eğri. çarpık. virajlı. hilekar

crop mahsul

crowd kalabalık

cruelty zulüm. acımasızlık

dabble su serpme; amatörce uğraşma

deadline son teslim tarihi

decade on yıl

deception aldatma. hile

deceptive aldatıcı. yanıltıcı

dedicate adamak; ithaf etmek

defeat yenme. bozguna uğratmak

deficient eksiz yetersiz. noksan

delicate nazik. hassas. narin

delight sevinç. zevk. haz,

denial inkar. yok sayma

deny inkar etme

depict göstermek. dile getirmek

deplore teessüf etmek. üzülmek

debt borç

desperate ümitsiz; gözü dünmüş

despondent ümitsiz. meyus

determine belirlemek. tespit etmek azimli. kararlı

detest nefret etmek. tiksinmek

device alet. aygıt

devote ..-e adamak

diluted sulandırılmış. su katılmış

diminish azaltmak. küçültmek. eksiltmek

discipline punish disiplin; cezalandırma

discourteous nezaketsiz. kaba

discreet saygılı. dikkatli ve nazik

discretion basiret. sağduyu. tedbir. ihtiyat

discuss talk about tartışma. münazara etmek

disease hastalık

disgraced ashamed gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası

disgust iğrenme. tiksinme. midesini bulandırma

dishonest sahtekar

disintegrate parçalamak. bölünmek

disposition eğilim. mizaç. düzen. tertip

dispute tartışma

dissolve çözmek. dağıtmak. yok olmak

distinguish ayırmak, ayırt etmek, seçkin. ünlü. kendine yer edinmiş

distrust güvenmemek

ditch hendek. ark. kanal

divert başka yöne çevirmek; saptırmak

divide bölmek. ayırmak

divulge reveal ifşa etmek. açığa vurmak

doubt şüphe. kuşku

drift sürüklenmek

drowsy sleepy uykulu. uyku veren

duplicate copy kopyasını yapmak

dwindle diminishes. giderek azalmakeagerness şevk. istek. arzu

edge kenar; avantaj

efficient verimli. randımanlı

elevation kaldırma. yükseltme; terfi

embark (on) gemiye binmek; başlamak

embarrassment utanma. mahcubiyet

emerge meydana çıkmak

emit yaymak. çıkarmak

employer iş veren

encouraging teşvik edici. cesaretlendirici

endearing sevdiren

enhance değerini. gücünü. güzelliğini arttırma, süslemek, genişletmek

enlarge büyütmek. genişlemek

enlighten aydınlatmak

enthusiastically şevkle. hararetle

envy kıskanma. gıpta etme

equivocal ambiguous iki anlama gelebilen

espionage casusluk

essential gerekli

examine ınspect, tetkik. muayene etmek. sorguya çekmek

excessive aşırı. haddinden fazla

exchange karşılıklı değişmek

excuse mazeret

exempt bağışık; muaf; hariç tutmak

exhausted bitmiş. tükenmiş. yorgun

exhibition sergi

existence varlık

exotic unusual

expand genişle(t)mek. büyümek

expedition yolculuk; sefer

explicit definite açık. sarih

explore keşif. inceleme gezisi

explorer kaşif seyyah

expose ifşa etmek; ışığa tutmak; korunmasız bırakmak, maruz bırakmak; teşhir etmek; pozlamak

exposure ifşa; korunmasızlık; poz

extensive büyük. derin. kapsamlı

extremely; oldukça fazla

fabric kumaş. doku

fact gerçek. olgu

faint ındistinct donuk. baygın

far uzak; çok

fatigue yorgun. bitkin; yormak

fearsome dehşetli. korkunç

feasible yapılabilir. mümkün

feeble weak zayıf. kuvvetsiz

fever ateş. hararet; humma

firing. ateşleme; pişirme; işten atma

fiscal mali

flawless kusursuz. defosuz

flee from run away kaçmak. firar etmek

flip fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah

float aimlessly drift. yüzmek. su üstünde kalmak. bir şeyi oluruna bırakmak

floor zemin

fluctuate inip çıkmak

flushed red kızarmak. utanmak

foggy misty, sisli

fool aldatmak. şaka yapmak. kandırmak

foolishness aptallık. budalalık

forecast tahmin etmek

forestall erken davranıp önlemek

fortunate şanlı. talihli

frank açık sözlü. içten. samimi

frightened korkmuş

fume pis kokulu gaz. yaymak

futile boşuna. beyhude

gain kazanmak. elde etmek

gash deep cut derin yara

germinate grow çimlenmek. çimlendirmek

gift hediye; yetenek

giggle kıkırdamak

gist main idea ana fikir

gleeful neşe dolu

globe küre

goods mallar. eşya

govern yönetmek. idare etmek

grievance complaint

grumbles complains şikayet. yakınma

halt mola. durma

harsh sert. kaba. haşin

hasten acele etmek. ettirmek

have faith in inancı olmak

hazardous tehlikeli. zararlı

heat ısı. ısıtmak

hectic very busy heyecanlı. telaşlı

hence bu nedenle. bundan dolayı

herd sürü; ayak takımı

hesitate tereddüt etmek. çekimsemek

hide sakla-n-mak

highway anayol

hike walk uzun yürümek; fiyatını artırmak

hinted ındirectly suggested. ima etmek

hoax trick şaka. oyun; hile

homeless evsiz

honest samimi. dürüst

hug kucaklamak. sarılmak

huge kocaman. büyük

humorous komik. güldürücü

hurl throw, fırlatmak. sav

ıgnore pay no attention to. aldırmamak. bilmezden gelmek

ımpartial yansız

ımprecise kesin olmayan. dikkatsiz. özensiz

ımpression izlenim. etki

ımpromptu unrehearsed hazırlıksız. doğaçlam

ımprove ilerletme. geliştirme

ın charged sorumlu. görevli

ınadvertent kasıtsız. elde olmayan

ıncline eğilme. aşağı eğilme

ınconsiderate başkalarını düşünmez. düşüncesiz

ıncredible inanılmaz

ıncurable tedavi edilmez. çaresiz

ındecisive kararsız. kesin olmayan

ındication anlatma. belirti. gösterge

ındifferent kayıtsız. umarsız

ındispensable vazgeçilmez. zorunlu

ındistinct belirsiz. bulanık

ınduce kandırmak. ikna etmek

ındustrious çalışkan. gayretli

ınert ınactive hareketsiz. uyuşuk. eylemsiz

ınflammable kolay tutuşan. parlayıcı

ınfluence etki

ınitial first ilk. başlangıç

ınsignificant değersiz önemsiz. belirsiz.

ınsist ısrar etmek

ınsolent rude küstah. terbiyesiz

ınspire telkin etmek. ilham etmek

ınstructive öğretici. eğitici

ınsult hakaret etme. hor görme

ıntensity güçlülük. yoğunluk

ıntention niyet

ınterfere müdahale etme. çatışma. engelleme

ınterfere with yoluna çıkmak. engellemek. karışmak

ıntermittent kesik kesik. aralıklı

ıntrepid yılmaz, korkusuz. cesur

ıntricate complicated karışık. girift

ınvestigator dedektif. araştırıcı

ınvestment yatırım. sağlanan gelir

ırrelevant konu dışı. ilgisiz

ırresponsible sorumsuz

ıssue konu; yayım-baskı

ıtem adet. tane; madde; konu-fıkra

jam sıkıştırmak. kilitlemek. izdiham

landscape manzara

lane dar yol; şerit

law hukuk. kanun

leading önde olan. kılavuzluk eden

leak sızıntı. çatlak

lecture ders. konferans

liability sorumluluk. yükümlülük

limp topallamak. aksamak

lingered kolay kolay ayrılmak;

litter çöp

locate bulunma. bir yerde yerleşmiş olma

lofty high yüce. yüksek. azametli

lonely yalnız. kimsesiz. tenha

look up to respect hayran olmak. örnek almak

luck şans. talih. uğur

majority çoğunluk

management idare. yönetim

manufacture imal etmek

means yol. yöntem. araç

meddle ınterfere karışmak. burnunu sokmak

medicine tıp. ilaç

meditative thoughtful derin derin düşünen

melt eri-t-mek. yumuşa-t-mak

memorize ezberlemek

mend repair tamir etmek

merge become one birleşmek. içine katmak

messy dağınık. düzensiz

mild ılımlı. hafif. ılıman

misty sisli. bulanık

misuse suiistimal; yanlış kullanım

moderate ılımlı

moist nemli. ıslak

mold şekil vermek. kalıp

monster canavar

mud çamur; iftira

neglect ihmal etmek

negligible ihmal edilebilir

nod onaylamak. başını sallamak

notify bildirmek. haber vermek

notorious adı çıkmış. kötü şöhretli

novelist romancı

object itiraz etmek

objection itiraz; sakınca

obligation mecburiyet

obscured hidden, saklı. anlaşılması güç,

obsess aklına takılmak. fikri sabit yapmak

obstinate stubborn. inatçı

occasion fırsat. vesile. önemli gün. özel olay

odorless kokusuz

of his own accord voluntarily. kendi isteğiyle

on strike grevde

open-minded açık fikirli

opinion fikir

orchid orkide

outline ana hat. taslak

output ürün. verim. çıktı

outrageous nefret uyandırıcı. öfkelendirici

overdue vadesi geçmiş. gecikmiş

overemphatic fazla vurgulu. çok fazla çarpıcı

overseas deniz aşırı

oversimplify aşırı basitleştirme

overturn flipped over devirmek. tepe üstü getirmek

owing to sayesinde; yüzünden dolayı

pace speed adım. hız

pain acı. sızı. ağrı

pale solgun

participate iştirak etmek

partner ortak

passageway pasaj. geçit

pay attention to dikkatini vermek

peculiarity özellik; ...-e özgü olma; tuhaflık

percent yüzde

personality şahsiyet

pessimistic kötümser

phony sahte. düzmece

pick up toplama. devşirme

plentiful bol; bereketli

plunge dalma. fırlama

poetic şiirsel

point of view bakış açısı

policy politika; davranış biçimi; poliçe

polish cilalamak. boyamak

poll oylama. anket

pollute kirletmek

postpone ertelemek

praised övmek

precaution tedbir. önlem

precisely tam olarak; kesinlikle

prediction tahmin

premium sigorta primi; ödül. prim

presume varsaymak

pretense rolüne girme. bahane

pretext bahane

prevent engellemek. korumak

preview ilk gösterim

previous önceki. sabık

pride gurur. iftihar

prior to öncelikli. daha önemli

private özel; şahsa ait

prodigious huge, şaşılacak, müthiş, kocaman

profilic çok eser veren

profound derin; bilgili; etkileyici

promote terfi ettirmek

promotion terfi

propose önerme. niyet etme. evlilik teklifi

prospects başarı şansı

prove kanıtlamak; çıkmak

punctual dakik

punctuality being on time

purify temizlemek. arındırmak. saflaştırmak

pursue peşine düşmek. izini sürmek

put off elbisesini çıkartmak

quarter çeyrek; bölge. semt; askeri kışla

quartet dörtlü

raise yukarı kaldırmak; artırmak; çocuk yetiştirmek

rate oran

readily easily kolayca. seve seve

readily isteyerek. gönülden

recast yeniden çıkarmak. değiştirmek

recent yakında olmuş

recession gerileme. durgunluk. azalma

reckless aldırışsız. kayıtsız

reckon hesaplamak. tahmin etmek

recover iyileşmek. yeniden elde etmek

recruit üye yapmak; işe almak

refrain from kendini tutma. sakınma

refugee mülteci

refute yalanlamak. çürütmek

regarded as gibi görülmek. kabul edilmek

region bölge

rejection ret

relent yumuşama. gevşeme. merhamete gelme

relentless amansız; acımasız. merhametsiz

reliance geven. itimat

relief ferahlama, kurtarma- takviye-; nöbet kişileri

relieve hafiflemek. rahatlamak

reluctant isteksiz. tereddütlü

reluctantly gönülsüzce

remark söz söyleme; fark etme

remarkable dikkate. sözü edilmeye değer

remove çıkarmak. temizlemek. alıp götürmek

renovation yenileme. tecdit. onarım

represent temsil etme

reprimand azar. paylama

reprove azarlama. paylama

reputation ün. itibar

require gerektirmek; istemek

reservation yer ayırtma; şart; ihtiyat

resign istifa etmek. ayrılmak

resignation istifa; kabullenme

resonance tınlama

respect saygı. hürmet

restored onarılmış; iyileşmiş; işine iade edilmiş

restraint zaptetme. sınırlama. hakim olma

restriction sınırlama

resultant sonucunda ortaya çıkan

reveal açığa çıkarma; ilhamla bildirme

revere loved saymak. saygı göstermek

revise gözden geçirmek

revive yeniden canlan-dır-mak

reward ödül

ridiculous absurd. gildings derecede saçma

rim edge kenar

rival rakip

rot çürüme. çürük ; zırva

rub ovma. ovalama

rugged zor. kaba. yontulmamış. pürüzlü

rule out reject

runaway kaçak

rush aceleyle koşmak. hücum etmek

saucer çay. fincan tabağı

scattered dağınık

scheme plan. tasarı

scholarly çok derin. bilgili. bilimsel

scholarship burs; irfan. ilim

school board okul yönetimi

scold azarlama. paylama

scorch yakmak. kavurmak; acı sözlerle incitmek

scratch tırmalamak. kazımak. kaşınmak

sealed mühürlü

seam dikiş yeri. bağlantı yeri

seed tohum

seek araştırmak. bulmaya çalışmak

seize tutmak. yakalamak. zaptetmek

select; seçmek. ayırım

selfish bencil

sensitive duyarlı

separate ayırmak

serene sakin; yüce

severe acı. sert. şiddetli

shade gölge

shape şekil

shareholder hissedar

shattered mahvolmuş. bitmiş; yorgun

shield protect, kalkan; korumak

shift vardiya; rüzgarın yönünü değiştirmesi

shipping gemiler; sipariş alıp gönderme

shout bağırmak

shrewd clever, kurnaz. açık göz

sinful günahkar

sink dibe batmak

skillful becerikli

skip atlamak

slope eğim

sly sinsi

smooth yumuşak

sneer dudağını bükmek. küçümsemek

soothe comforted sakinleştirmek. rahatlatmak

sophisticated karmaşık. girift,

spectacle görülecek şey.

sphere. globe küre

spokesperson sözcü

sporadic ıntermittent (düzensiz aralıklarla olan)

squeeze sıkmak. ezmek

staff personel. çalışanlar kadrosu; kurmay

statue heykel

stature boy-pos; önem; kişilik

stayed late lingered. oyalanmak

steady düzenli. sabit

stem from -den ileri gelmek. doğmak. çıkmak

step adım. basamak

stern sert. müsamahasız

stiff katı. sert. kıran kırana

stingy cimri. eli sıkı

stockholder hissedar

straighten doğrultmak

strain kendini zorlamak. gayret göstermek

stray başıboş. homeless

stretch germek. esnetmek

struggle çabalamak. mücadele etmek

stubborn inatçı dik başlı

subsidize para vermek. desteklemek

subtle ince. narin; zeka işi

sufficient yeterli

summary özet

superficial yüzeysel. üstünkörü

superior daha üstün

supplementary takviye. ek

surgeon cerrah. operatör

surmount üstesinden gelmek. alt etmek. yenmek

surpass aşmak. üstün olmak

survive hayatta kalmak; hayatını idame ettirmek

susceptible to kolay etkilenen. dayanıksız. hassas

suspicion şüphe. zan

sustain devam ettirmek. korumak

swell grow şişmek. kabarmak; artmak. büyümek

symptom sign semptom. belirti

synopsis summary özet

tackle çaresine bakmak; üstesinden gelmek; topu ayağından almak;

talent yetenek

tax vergi

tax-exempt vergiden muaf

tear (teyr) yırtmak; (tiıyr) gözyaşı

tempt ayartmak. yoldan çıkartmaya çalışmak

testimony tanıklık. ifade

thorough tam. dikkatli eksiz

thoughtful düşünceli

thrifty tutumlu. idareli

throng crowd kalabalık; kalabalık olarak gitmek

tilted crooked yatırmak. eğmek, ; meyil

tiny küçük. ufacık

top üst. zirve

torn yırtık

tower kule

trace ındication iz. eser ; kopyasını çıkarmak. ipuçlarından olayı çözmek

trail sürüklemek. gezdirmek; izlemek

tramped walked heavily kuvvetli adımla yürümek

tranquil serene sakin. huzurlu

transaction iş görme

treachery ihanet

treatment muamele. davranış; tedavi

treatment muamele, davranış; tedavi

trial deneme; duruşma

triumph zafer. başarı

trivial abes; bayağı; cüzi

trust güvenmek

trust güvenmek. inanmak

tunnel underground passageway

underestimate az/düşük olarak tahmin etmek

underground metro; yer altı

undermine baltalamak. çökertmek. temelini çürütmek

underrate hafife almak. küçümsemek

unhesitatingly tereddüt etmeden

union birlik; sendika

unique biricik; tek; eşsiz

unpardonable affedilemez

unpleasant nahoş ; tatsız

unrehearsed provasız

unrestrained denetimsiz. frenlenmemiş. serbest

unwillingly istemeyerek

unwillingness isteksizlik

vacant boş. açık; dalgın

vague müphem. belirsiz. şüpheli

vanity pride, kibir. kendini beğenmiş; abes şey. beyhudelik

varied değişik. çeşitli; değişken

vast çok geniş. engin. pek çok

versatile çok yönlü; elinden birden fazla iş gelen

vexed annoyed, bir şeye canı sıkılmak

victim kurban

victory triumph. zafer

violent sert. şiddetli. zorlu

vital hayati önemde

voluntarily gönüllü olarak

vote oy vermek

vulnerable susceptible saldırı veya tenkide açık / maruz olan

wasteful savurgan. müsrif

weakness zayıflık; zaaf

wealthy zengin; varlıklı

wealthy zengin. varlıklı

wheel tekerlek

whip kamçı; kamçılamak

wise akıllı. akıllıca. mantıklı

withdraw çekmek. çekilmek. ayrılmak

wither dry up solmak. soldurmak. sindirmek

witness şahit

wrinkle buruşmak. kırışmak

yield to kazanç. gelir. ürün. meyve vermek; boyun eğmek. teslim olmak

zinnia zenya çiçeği

ALES gibi bir sınav hazırlığında olanlar için faydalı olabilicek bir başka içerik