Yıllardır İnternette Karşımıza Çıkan Tuhfet Ül-Mülk Adlı İlginç Minyatürün Hikayesi
Genellikle internette "Osmanlı'da oğlancılık", "homoseksüelliğin tarihi" gibi konular aratıldığında karşımıza çıkan ilginç bir minyatür var. Yoğun bir cinsellik içeren bu minyatürün aslı astarı nedir? İnceliyoruz.

Öncelikle o minyatür


Gelgelelim bu ilginç minyatürün hikayesine

internette "osmanlı'da oğlancılık, islam'da gayler, homoseksüelliğin tarihi" başlıklarında sıklıkla dolaşan bu minyatür, şeyh muhammed ibn mustafa al-mısrî'nin tuhfet ül-mülk adlı 1794-1795 yıllarında resimlediği el yazmasında yer alan bir görsel. 

fakat aslında bu eser, yani tuhfet ül-mülk, ünlü osmanlı şeyhülislamı ibni kemal'in arapça yazdığı bahname (osmanlı'da kamasutra kitaplarına verilen genel ad) türündeki "rücûu’ş-şeyh ilâ sıbâh fi’l-kuvveti ale’l-bâh" adlı eserinin bir bölümünün çevirisidir. fakat kemalpaşazâde'nin bu kitabı da ahmed bin yûsuf et-tîfâşî'nin arapça risâlesinin bir bölümünün çevirisidir. anlaşılan tren işi sadece görselle kalmamış; o onu, o da onu...çevirmiş. çünkü bu kitap, o dönemde yoğun bir ilgi görüp satış listelerinde bestseller olunca pek çok kişi tarafından 17. yy'da, 18. yy'da tekrar ve tekrar -ve bazen de râhatü’n-nüfûs, risâle fi’l-bâh, kitâbü’s-safâ ve’s-sürûr gibi farklı adlarla- çevrilmiş. hatta aralarında 3. murad, 3. ahmet gibi padişahların da olduğu dönemin ileri gelenlerine takdim edilmiş; tabi genel ahlâkı bozmasın diye naylon poşetler içinde.

ilginç olan husus şu ki emmeli gömmeli böyle bir kitabın, üstelik de şeyhülislam ünvanlı biri tarafından çevrilmesini emreden kişi bir padişahdır; yani köprülere adı verilen yavuz sultan selim. yavuz'un amacı neydi allah bilir. neyse burası onun özel hayatı. fakat osmanlı'dan çok osmanlıcı olan ahlâka mugayirlikte uzmanlaşmış ilim adamı ünvanlı çük ve kuku dedektifleri, şeyhülislam'ın bu çevirisini yok sayarlar, görmezden gelirler. gidin arayın internetlerde, mili kütüphanelerde, türkiye el yazmaları katologlarında falan. pek bir şey bulamazsınız kemalpaşazâdenin cv'sinde bu kitabıyla ilgili bir bilgi. oysa fransızca'da le livre de volupte adıyla basılmıştır bu kitap. ya da utrecht üniversitesinde "ruju’ al-shaykh ila sibah fi’l-quwwa ala al-bah" adıyla şak diye bulursunuz.

Kitabın Fransızca versiyonu.

şu görmezden gelmenin trajikomik bir örneğini vereyim

türkiye diyanet vakfı'nın islam ansiklopedisi'ndeki kemalpaşazâde maddesinde şeyhülislamın eserleri bölümüne şu şerh düşülmüş: "bazı kaynaklarda kemalpaşazâde’nin, tîfâşî’nin (ö. 651/1253) rücû'u’ş-şeyh ilâ sıbâh fi’l-kuvveti 'ale’l-bâh adlı bahnâmesini padişahın isteği üzerine türkçeye çevirdiği belirtilmekle birlikte (keşfü’z-zunûn, ı, 835) eldeki nüshalarda bu tercüme kemalpaşazâde’ye ait görünmediğinden, esere meşruiyet kazandırılmak amacıyla ona atfedilmiş olması muhtemeldir." (kaynak)

esere meşruiyet kazandırmak için şeyhülislam'ın adını kullanmak komiklikten öte salaklık değil de nedir? bu aslında biraz şuna benziyor. diyelim günümüzde "eşcinsel evlilikler ve pozisyon çeşitliliği" diye bir kitap yazıp buna meşruiyet kazandırmak için diyanet işleri başkanının adını kullanmak gibi bir şey. meşruiyet kazandırmak için onca adam varken niye şeyhülislam kullanılsın ki? kaldı ki şeyhülislam kemalpaşazade'nin cimâ'ya, cinselliğe yönelik ilgisi sadece bu kitapla sınırlı değil! hadi bunları geçtim, kâtip çelebi (ya da asıl adıyla mustafa bin abdullah) meşhur kitabı keşfu'z-zunun'da açık açık yazar, bu kitabın padişahın emriyle kemalpaşazade tarafından çevrildiğini. hatta carl brockelmann'ın opus magnum'u geschichte der arabischen litteratur (arap edebiyatı tarihi) adlı eserinde de aynı bilgi mevcuttur (gerçi irvin cemil schickbin bir buse adlı kitaba yazdığı sunuşta (bkz: s.11-12) brockelmann'ın bu bilgiyi kâtip çelebi'den aynen iktibâs ettiğini belirtmiş).

bu arada şunu da eklemeden geçemiycem. diyanet'in islâm ansiklopedisi'nde bir hata yapmışlar. şöyle ki kemalpaşazade maddesinde bu eserle ilgili bir şerh düşmelerine rağmen, bahnâme maddesinde bu şerhi unutup şunu yazmışlar: "xvı. yüzyılın ünlü osmanlı şeyhülislâmı ibn kemal, yavuz sultan selim’in emriyle 1519’da ahmed b. yûsuf et-tîfâşî’nin (ö. 1253) bu alandaki eserini bazı ilâvelerle rücûu’ş-şeyh ilâ sıbâh fi’l-kuvveti ale’l-bâh adıyla türkçe’ye çevirmiş (süleymaniye ktp., hamidiye, nr. 1012; bağdatlı vehbi, nr. 1652) ve padişaha takdim etmiştir." (kaynak)

ee hani kemalpaşazâde'ye ait değildi, esere meşruiyet kazandırılmak için ona atfedilmişti?

Peki minyatürü anlatan metinde neler yazıyor?

önce birkaç tashihle başlayıp sonra seçmesi biraz sıkıntılı olsa da görselden okuyabildiğim kadarının metniyle devam edeyim ki şanlı ecdadımız çorbasına bizden de az biraz tuz olsun.

kemalpaşazade'nin rücûu’ş-şeyh ilâ sıbâh fi’l-kuvveti ale’l-bâh sanırım arapça değil, türkçe bir terceme. ki yavuz sultan selim'in isteğiyle kemalpaşazade tarafından yapıldığını, elimizde 1519 tarihli nüshası olmasından mütevellit tespit edebiliriz. bu nüsha zannedersem süleymaniye'de hamidiye koleksiyonu 1012 numarada mevcut. detaylar için şöyle de alabiliriz.

bu bahname meselesini safiyane bir oğlancılık manzumesine de indirgememek lazım; genel olarak, hemi erkek hemi kadın için cima ile ilgili meselelere dair faydalı bilgiler şeklinde yorumlamak daha doğru olabilir. dolayısıyla on sekizinci yüzyılın değişen sosyal pratikleri ve şehirli yaşamının bir izdüşümü olarak değerlendirilebilecek bu resimli kitabı ve kitaptaki parçaları, on altıncı yüzyıl başında yapılmış bir tercümenin basit bir tekrarı olarak görmemek kanaatindeyim.

tasvirin üstünde ecdadın zincir sikişi adını verdiği eğlencenin anlatıldığı kısmı biraz da özetleyerek (zira özellikle ikinci ve üçüncü satırın başlarında görüntü iyice çirkinleşiyor) dilimin döndüğünce ve biraz da kısaltarak yapıştırıyorum:

"velhasıl ol mahbub-ı gün-dade (=dübür ihsan edilmiş, ya da belki de götü güzel) ile iki gün bir gece ber vech-i muharrer (kitapta yazdığım, anlattığım üzere) on altı nev üzere sikiş idüb....badehu birkaç gün anlar ile bir yerde kalunub iyş u işret ve zevk ü sohbet olunmağla esna-i sohbetde ol mahbub-ı zamane söze gelüb....bizim de bir zincir sikişi vardır görmek gerekseniz icra idüb size bir zevk bağışlayalım dimekle ben dahi görmeğe talib olduğuma binaen bunların kendülerinden başka yanlarında bazı vakti geçmişler ve bıyıklanmışlar ve mültehi (sakalı çıkmış genç?) olmuşlar.... arkadaşları olmağla bunlardan 10 neferi bir yere gelüb birbirlerinin çük ve götlerini sıkışdırırak alt alta üste üste oynaşmağa başlayub tokatlar egledikde ayak üzerinde egilüb birbirine giydirerek ve birbirinden müncer müncer? (birbirlerine çekilip sürüklenerek?) durarak en öndeki dahi nihayetde evveline girmekle hiçbiri önden ve arddan boşlar kalmayub bir halka şeklinde olmalarıyla birbirlerine varub gelmekde inzal oluncaya (=boşalıncaya) dek enva-i cünbüşler gösterüb ve işbu zincir sikişi on adem ile olur eksik ile dönmez diyü beyan-ı hal eylediler."