Yunan Mitolojisinde İnsanları Yarattığına İnanılan Prometheus'un Masalsı Hikayesi
Ridley Scott'un 2012 tarihli filmine de ilham olan Prometheus'un hikayesi, insanoğlunun başlangıcına dair güzel bir okuma.
Yunan Mitolojisinde İnsanları Yarattığına İnanılan Prometheus'un Masalsı Hikayesi


1) derler ki: zeus hiç bir zaman istememiş insanların yaratılmasını

prometheus'un insanları yarattığını duyunca çok sinirlenmiş ve insanların tüm bilgiden ve güçten mahrum olmalarını istemiş. bu şekilde bu soyun zamanla yok olacağını düşünüyormuş. fakat prometheus yarattığı bu mahluklara gönülden bağlıydı; insanlara bir sürü faydalı bilgi öğretti; insanların yararına olan bir sürü yasayı zekası ile tanrılara kabul ettirdi.

bu yasalardan en önemlisi: kurban adama ritüelidir. zeus, bu varoluş kavgasında insanları zor duruma sokmak için kurban adamayı zorunlu kılar. prometheus bunun üzerine düşünür: eğer ki kesilecek hayvanın önemsiz tarafları tanrılara sunulursa insanlar zor durumda kalmaz. bunu nasıl yapacağı üzerine düşündükten sonra aklına harika bir çözüm gelir. kurbanın hangi taraflarının tanrılara sunulacağını zeus'a sorar, fakat güzel bir hileyle birlikte: bunun için hayvanın tüm kemiklerini ve yenilmeyecek taraflarını yağ ile kaplar; diğer en önemli kısımlarını da işkembenin içine yerleştirir. zeus'un karşısına geçer ve hangisinin adanmasını istiyorsun diye sorar. zeus, pis kokulu ve kötü görünüşlü işkembeye göz ucuyla baktıktan sonra içi kemikler ile dolu olan yağlı kısmı ister. ve o andan sonra bu karar değiştirilemez, çünkü tanrılar yanılmaz.

bu karardan sonra kesilen kurbanlarda tanrılara sunulan kısımlar kemikler ve tadı kötü olan kısımlar olur. bununla da kalmaz prometheus, haphaistos'un evinden büyük bir güç olan "ateşi" çalar ve onu insana ulaştırır. bunca zaman öfkesini içinde biriktiren zeus artık taşar ve prometheus'a çok kötü bir ceza verir: onu, haphaistos'un yaptığı zincirler ile kafkas dağı'na zincirler; bununla da kalmaz zeus, gündüzleri bir kartal gelerek prometheus'un ciğerini yer, gece olunca ciğer tekrardan büyür. bu acımasız cezayı sonsuza kadar çekmeye mahkum olur prometheus.(çok uzun zaman sonra gene de serbest kalır)

2) antik olimpiyat oyunlarında pindaros şu epik şiiri sunar

"soy tektir, tek
insan ve tanrılar soyu;
tek anneden soluk aldık.
ama her şeydeki farklı güç
ayırır bizi birbirimizden.
tek başına pırıltılı gökyüzünden başka bir şey olmayan kişi
yalnızca öyle var olur sonsuza dek.
oysaki, zihnimiz ve vücudumuzun muhteşemliğiyle
ölümsüzler arasına katılabiliriz."


bu şiirde görmemiz gereken bilgi: insanların tanrı hamurundan yaratıldığıdır

pindaros bu şiiri söylerken prometheus'un insanı nasıl yarattığına atıfta bulunur. insanın yaratılışını kısaca anlatalım: zeus'un demeter'den olma çok güzel bir kızı bulunur, ismi kore'dir. daha sonradan hades kore'yi yeraltına kaçırır ve ismi persephone'ye dönüşür. zeus çok sevdiği bu kızına da göz diker: yılan şekline girerek onu hamile bırakır. bu hamilelikten gene annesi gibi çok güzel olan bir oğul doğar: zagreus. zeus, zagreus'u herkesten üstün tutar ve bir gün tahtını ona devredeceğini umar. fakat, zeus'un zagreus'a olan sevgisini kıskanan hera büyük nefret beslemektedir. bu nefretin farkında olan zeus çok sevdiği oğlunu bir zamanlar kendisine de bakan kuretler'e teslim eder. mağarada yaşayan bu tanrılar çok güvenilir ve bilge tanrılardır; baş tanrı zeus'u da bizzat bu tanrılar büyütmüştür. fakat bu sefer kuretler ellerine verilen bu çocuğu koruyamadılar: hera titanları çağırarak zagreus'u buldukları yerde öldürmelerini ister. titanlar uzun bir arayıştan sonra zagreus'u mağarada bulur ve öldürür.


bazı söylencelerde zagreus'u nasıl öldürdüklerinin detayları anlatılır

denilenlere göre titanlar mağarayı bulur ve tüm koruyucuları öldürür, fakat zagreus emekleye emekleye mağaranın en dar köşesine gitmişti. dev gibi titanların bu dar alanda ona ulaşmaları imkansızdı. bunun üzerine bebeğin ilgisini çekebilmek için her türlü sihri, büyüyü ve aletleri kullandılar; ama nafile, bebek hiç oralı değildi. en sonunda bir ayna tuttular yüzüne. kendisini ilk defa gören bebek emekleye emekleye aynaya yaklaştı ve kendisini meraklı gözlerle incelemeye başladı. tam o anda titanlar saldırıya geçtiler ve onu öldürdüler. bu durumu gören zeus çok üzüldü. sevgi ve üzüntünün verdiği öfke ile titanları oracıkta yıldırımı ile kül etti. o kül yıllarca orada kaldı; bunu gören prometheus o külü kullanarak insanı yarattı. bu külün yapısında iki zıt durum vardır: kötülüğün somut hali titanlar ve saflığın, sevginin somut hali zagreus. insanların neden aynı anda hem kötülüğü hem iyiliği barındırabildiğinin cevabı budur. aynı zamanda da pindaros'un da atıfta bulunduğu tanrı soyun kökeni de bu hikayedir.

yazımı goethe'nin prometheus'a adadığı bu enfes şiir ile bitiriyorum

"karart göklerini zeus,
duman duman bulutlarla;
diken başlarını yolan çocuk gibi de
oyna meşelerin, dağların doruklarıyla.
ama benim dünyama dokunamazsın,
ne senin yapmadığın kulübeme
ne de ateşini kıskandığın ocağıma.

şu evrende siz tanrılardan
daha zavallısı var mı bilmem:
kurban vergileri
dua üfürükleriyle beslenir
haşmetli varlığınız zar zor.
size umut bağlayan budalalar,
çocuklar, dilenciler olmasa
yok olur giderdiniz çoktan.

ben de bir çocukken
ne yapacağımı bilmez olunca
çevirirdim güneşe doğru
görmediğini gören gözlerimi;
yakarışımı dinleyecek
bir kulak varmış gibi yukarda;
varmış gibi derdimle dertlenecek
benimkine benzer bir yürek yukarda.

azgın devlere karşı kim yardım etti bana?
kim kurtardı beni ölümden,
kim kurtardı kölelikten?
şu benim yüreğim değil mi,
kutsal bir ateşle yanan yüreğim,
her işi başarmış olan?
o değil mi coşup taşarak,
yukarda uyuyanı aldatarak
başımı beladan kurtaran?

benim seni kutlamam mı gerek? niçin?
hiç derdine derman oldun mu sen
derdine derman bulamayanın?
gözyaşını sildin mi hiç
başı darda olanların?
kim adam etti beni?
güçlüler güçlüsü zaman
ve önü sonu gelmeyen kader, değil mi?
onlar değil mi
senin de benim de efendilerimiz..?

sen yoksa beni
yaşamaktan bıkar mı sandın?
kaçak çöllere giderim mi sandın
açmıyor diye
bütün düş tomurcukları?
bak işte, yerli yerimdeyim;
insanlar yetiştiriyorum bana benzer;
bütün bir kuşak benim gibi,
acılara katlanacak, ağlayacak,
gülecek, sevinecek,
ve aldırış etmeyecek sana
benim gibi!"

Mecidiyeköy Trafiği Yerine Hollanda'da Bisikletle İşe Gitmeyi Seçen Birinin İmrendiren Hayatı

DAHA FAZLA İÇERİK