Yurt Dışı Seyahatlerinde Türklerin Başına Gelen Dumur Edici Olaylar
Sıradan yurt dışı hikayelerinden uzaklaşıp biraz eğlenmek için Sözlük yazarlarının eğlenceli anılarını derliyoruz.
Yurt Dışı Seyahatlerinde Türklerin Başına Gelen Dumur Edici Olaylar
iStock.com

edinburgh'da gecenin ilerleyen saatlerinde iki arkadaş eve doğru yürümekte ve ingiltere ile türkiye'nin kıyaslamasını yapmaktadırlar.

romica: yani tamam da, sen burada hiç korna çalan şoför gördün mü?
cansu: e görmedim ama...
romica: kırmızı ışık yeşile dönünce öndeki ışık hızıyla hareket etmediği için kornaya abananı? öndeki arabadakinin "ne diyon sen lan!!!" hareketi yaptığını?
cansu: tamam bunlar yok ama...
romica: bunu gören arkadaki şoförün aracından indiğini gördün mü hiç? böyle boktan bir olay yüzünden kavga çıktığını, çevredekilerin de sinema izlermiş edasıyla olayı izlediğini???

tam o esnada ışıklara gelinmiştir. yeşil yandığında en öndeki araba anında hareket etmeyince arkadaki aracın sürücüsü kornaya abanır, öndeki araçtan kolunu "ne diyon lan!!!" edası ile çıkarır, arkadaki el frenini çeker ve dışarıya çıkar, öndeki de çıkar bağırışmaya başlarlar, biri türkçe küfür eder, diğeri gülmeye başlar. evet, kavga eden iki türktür, öküzün trene baktığı gibi onların kavgasını izleyen diğer iki kişi de öyle...

bütün italya'nın birbiriyle flört etmesi..

ya da ben çok gerikafalı acayip bağnaz filan olduğum için bana öyle geldi..

yaya geçidinden karşıya geçen kadına, otobüs şöförü yol verdi diye, teyze adama öpücük attı..
bildiğin teyze, bildiğin otobüs şöförü ve bildiğin öpücük..

süpermarket kasasında, kasiyer çocukla bi kadın 15 dakika gülüşe oynaşa fingirdeşe konuşurlarken, biz de arkasında 20 kişi ip gibi dizilip sıranın bize gelmesini bekledik.. kimse de sesini çıkarmadı.. ben de misafirim diye sesimi çıkarmadım..
neden kimse sesini çıkartmadı peki?!
çünkü sıra kime geldiyse o da kasiyer çocukla gülüştü.. fingirdeşti..

makarna yemek için girdiğim self-servis bi lokantada, makarna tezgahının arkasındaki çocuğa "hangisini önerirsin?" dedim..
"hiç biri senin kadar güzel değil :)" dedi..
makarnamı aldım, okşanmış gururumla arkamı döndüm masaya gidicem, benden sonra gelen 110 kiloluk, 50 yaşlarında adama da aynısını söyledi..

yani; otobüs şöförü teyzeye, teyze kasiyer çocuğa, kasiyer çocuk adama sonra hepsi uşağa..
böyle bi ortam..
aklım gitti bi haftada..

bütün ülke ihtiraslı bi aşk yaşıyo valla..

prag'dan krakow'a giderken, yoldan yiyecek bir şeyler almak için durulan carrefour'dan aldığım ürünleri tükettiğim esnada, sonradan polonyalı olduğunu öğrendiğim kızın "türksün değil mi?" sorusu ile afalladım. ona bunu nerden anladığını sorduğumda aldığım cevap:

-peynir, domates ve ekmek yiyorsun. tanıdığım bütün türkler böyle yemeyi seviyor.
+hahahaha.

new york city'de hatta harlem'de de yaşanabilen olaylardır.

almanya'da erasmus yapan birkaç türk genci olarak bindiğimiz şehir içi otobüste biraz fazla ses çıkarıp, gülmemiz üzerine şöförün dahili mikrofondan türkçe olarak ''çocuklar, hayatınız boyunca hep böyle gülüp mutlu olursunuz inşallah.'' anonsunu yapması.

niagara şelalesini türk bir arkadaşla gezerken, arkadaşıma: 

"arkadaş! gittiğim her ülkede her yerde türk görüyorum, ama burda yok ne tuhaf" dememle omzumda bir el hissedip, ardından "gardaş biz varık yozgat'tan geliyom, nivv york'ta berberim"i duymamdır.

pragta gece yarisi 3 arkadas dolasirken, merkezde bir kac hayat kadinina denk geldik. hayat kadinlari, come babyyyy, 50 euro baby, falan diye bizi yanlarina cagirirken biz orali bile olmadan yolumuza devam ederken arkamizdan soyle bir sey duydum.

"amina kodugumunun cocuguna bak, sanirsin brad pitt"

amk bizim turkler pragta orospuluga bile baslamis.

gece burası güvenli mi diye sorduğunuz adamın, aman aman burada türkler var dikkat edin, diye cevap vermesi.

yer: milano

:(

polonya'nın torun şehrinde, zamanında kopernik'in de tırmanarak gökyüzüne baktığı kilisenin kulesine tırmanılır. kule o kadar yüksek ve basamaklar o kadar dardır ki normal bir insan 3-4 kere dinlenerek ancak çıkabilir. kulenin tepesine geldiğimizde duvarda bir yazı dikkatimizi çeker;

"bacaklarım koptu aq, huzur islamda"

zürih'te kış günü trafik olmayan bir noktada yayaya yeşil ışık yanması. buna rağman gelen aracı görüp karşıdan karşıya geçmeyen iki salak ve en sonunda arabadan adamın inip bu iki salağın kollarından girerek karşıdan karşıya geçirmesi.
arkadaşımın yorumu ise:

- adam bizi zeka engelli zannetti galiba kolumuza girip karşıya geçirdi.