Yurt Dışında Yaşanan Dumur Olaylar: 4 Yaşındaki Fransız Çocuğun Yozgat Şivesi
Klasik yurt dışı anılarından farklı olarak Sözlük yazarı "assab" belki de yaşanabilecek en dumur olayı anlatıyor.
Yurt Dışında Yaşanan Dumur Olaylar: 4 Yaşındaki Fransız Çocuğun Yozgat Şivesi
iStock.com / red_pepper82

tek kelime fransızca bilmediğim halde iş için gittiğim fransa'da, iş yerinin fransa'da yaşayan türk ortağı ve ben, işini yaptığımız firmanın sahibi tarafından yemeğe davet edildik. ertesi sabah erkenden dönecek olmam ve sıfır fransızca nedeniyle pek sıcak bakmamama rağmen, türk ortağın ''bu şekilde bir jesti reddetmen yanlış anlaşılır'' uyarısı ile adamın evine gitmek zorunda kaldım. ev lüks bir semtte ve gayet güzel bir bahçesi olmasına rağmen oldukça sade döşenmiş bir evdi. fransızların meşhur, yemekten önce şarabı, yemek şarabı, yemek sonrası şarabı üçlüsüne takılıp, ara sıra hem onların hem de benim pek iyi olmayan ingilizcemizle iletişim kurmaya çalıştık.

koltuklara geçip konyak-kahve ikilisinin tadını çıkarırken, salona 4-5 yaşlarında bir çocuk girdi. sarışın mavi gözlü, annesinin kopyası sevimli bir çocuktu. aile orada olmasını istemiyorduı. ''piyer hemen odana '' gibi çocuklar duymasın vari cümleler kurduklarını tahmin edebiliyordum. ''oh mami no'' ,''pağlevisyon, televizyon'' gibi cümlelere, ailesinin, ^noğğ piyeğ televizyon zamanı değil şimdi'' diye yanıt verdi *.

neyse bu sevimli çocuk, beni fark etti ve; ''mami bu amca kies?'' diye sorarak yanıma seğirtti. aile tedirgin oldu ama ben hemen onunla oynamaya başladım. bebe ile gayet iyi anlaştık. hatta ben koltuktan yere indim bebenin arabaları ile oynuyorum. arabasını koltuktan aşağı sallayıp yere çakılması temalı, salak çocuk oyunlarından birini oynarken, araba yere çakıldığında çocuk ''hobereyyy'' gibi bir ünlem çıkardı. ben şaşırmama rağmen belki de evrensel bir 'hobarey' vardır diye çok takılmadım.

biraz sonra çocuğa dikkatli bakınca yüzündeki kırmızılıkları fark ettim. kızamık mızamık endişesi ile aileden kimse yokken patrona ''ne olmuş bu çocuğun yüzüne kırmızı kırmızı ?'' diye sordum. ve hayatımın en dumur cevabını aldım.

aynen şu şekilde; ''zuccuk yediydim gabarcık oldum''..

cevabı patron değil çocuk vermişti. o kadar şarap, 1 haftadır yaşadığım iletişim kaosu, bir anda beyin amcıklaması geçirtti bana dona kaldım. patron halimi görünce gülme krize girip konyağı burnundan çıkardı. meğer çocuğun yaklaşık 3 aylıktan bu yana yozgatlı bir üniversite öğrencisi bakıcısı varmış. kız üniversite okumasına rağmen türkçesi ailesinin türkçesi gibi kalmış. geçen haftada türkiye'den gelen sucukları bebeye yedirince, bebe baharattan alerji olmuş..
sarışın mavi gözlü fransız çocuğu piyer, enşante, ekute, pağlevisyon derken ''zuccuk yediydim gabarcık oldum'' dedi ya. nesine yorum yapacaksın.

DAHA FAZLA İÇERİK