Zamanın Bizi İyisiyle Kötüsüyle Her Şeye Alıştıran Bir İlaç Olması: Hedonik Adaptasyon
Zaman içerisinde hem mutlu hem de mutsuz olduğumuz şeylere alışır, onları kabulleniriz. Bu yüzden bizi bir zamanlar çok mutlu veya çok mutsuz eden şeyler artık aynı duyguları hissettirmiyor olabilir. Hedonik adaptasyon dediğimiz, herkesin içten içe hissettiği bu duruma Sözlük yazarlarıyla birlikte bakalım.
Zamanın Bizi İyisiyle Kötüsüyle Her Şeye Alıştıran Bir İlaç Olması: Hedonik Adaptasyon
iStock


hedonik adaptasyon, aslında herkesin yaşadığı bir şey ancak henüz kimse fark etmemiş... hedonik adaptasyon'u öğrenen insan mutluluğu boşuna aradığını düşünebilir ya da hayatının anlamını kaybedebilir.

hedonik adaptasyon nedir denirse

bir insan her ne yaşarsa yaşasın eninde sonunda yaşadığı şeye alışıp eski haline dönebileceğini gösteren durumdur.

yani bir anda dünyanın en zengin insanı oldunuz. bu sizi mutlu eder mi? eder. ancak ölene kadar aynı mutlulukta ve hazda yaşayacağınız anlamına gelmiyor bu. biraz zaman geçtikten sonra mutluluğunuz azalacak ve normal mutluluk seviyesine geri döneceksiniz. hesabınızda milyonların olması sizi diğer insanlardan çok da mutlu etmeyecek.

The Wolf of Wall Street


alışveriş yapmak için de geçerli bu durum. yeni bir dokunmatik telefon aldınız. ilk günler çok hevesliydiniz ve elinizden düşürmediniz. ancak bir süre sonra o mutluluğunuz, hevesiniz geçecek, artık o kadar da önemli bir şey olmayacak sizin için. mutluluğunuz ilk günkü gibi olmayacak, azalacak. normale dönecek.

aşık oldunuz, dünyanın en mutlu kişisi gibi hissediyorsunuz kendinizi. ancak sevinmeyin. çünkü bir süre sonra aşk, artık o kadar da mutluluk vermeyecek size. karşınızdaki kişi sizi o kadar mutlu etmeyecek. normal mutluluk sınırlarına çekileceksiniz.

mutluluk için geçerli olan durum, hüzün için de geçerli... bir şeye üzüldünüz, günlerce ağladınız, perişan oldunuz. ancak bu mutsuzluğunuz ölene kadar devam etmeyecek. 40 gün ağlasanız bile 41. gün eski halinize döneceksiniz. normal mutluluk sınırlarınıza çekileceksiniz.

ekşi sözlük yazarı olduğum ilk gün, o kadar mutluydum ki, bunu tarif bile edemezdim. ancak şu an o kadar da mutlu değilim. normale döndüm, klasik bir şey olarak geliyor bu durum.

bu durumu açıklayan atasözleri de var elbet

(bkz: ağlar aglar susar)
(bkz: insanoğlu nankördür)
(bkz: zaman her şeyin ilacıdır)
(bkz: alışmış kudurmuştan beterdir)

vs. vs...

kısaca insanoğluna ne verirseniz verin, ondan sıkılacaktır. geçici tatminler yaşar. hep daha fazlasını, daha farklısını ister. doyumsuzdur. doymamaya ve alışmaya programlanmıştır.


büyük bir aşkla evlenip, daha sonra boşananlar gibi, anne olup sonra sitem edenler gibi, bir iş bulup işinden bıkanlar gibi...

yani, "şu arabayı alsam başka bir şey istemem", "şununla evlensem başka dileğim yok", "onsuz yaşayamam" demeyeceksin. dediğini yuttururlar sana.

ayrıca şöyle bir şey var ki, daha önceden travma yaşamış, acı deneyimler tatmış kişiler acıya karşı daha toleranslı oluyor yani geçmiş yaşamında çok mutsuz olmuş kişiler, başına gelen kötü olaylar için daha az üzülüyor. buna tolerans diyebiliriz.

aynı şey mutluluk için de geçerli

büyük mutluluklar yaşamış, çok paralar kazanmış, çok şey elde etmiş, mutluluk eşiği yüksek olan kişiler ufak tefek mutluluklardan haz alamıyor. geçmişte mutluluğu dibine kadar yaşamış kişiler, herkesi mutlu edebilecek olaylar karşında daha az mutlu oluyor.

canım cicim aylarının bir sonu var gençler. her mutluluğun bir sonu var. ve her mutsuzluğun da öyle. başınıza ne gelirse gelsin; dayanamam, yaşayamam, olmaz demeyin. hayat eninde sonunda sabit bir çizgiye dönüyor. çok mutlu olunca da sürekli mutlu olacağınız yanılgısına ve sürekli aynı mutluluğu yaşayacağınız yanılgısına düşmeyin, çünkü sizi mutlu eden aşık olduğunuz kişi, sizi mutlu eden telefonunuz, sizi mutlu eden arabanız, eviniz sizi her zaman aynı derecede mutlu etmeyecek. beyniniz buna da alışacak. adapte olacaksınız...

hedonik adaptasyon, insanların iyi ya da kötü, yaşamlarındaki her türlü değişikliğe uyum sağlama sürecine verilen ad.


"o arabayı almalıyım" dersiniz, alırsanız daha mutlu olacağınızı düşünürsünüz. "o kızla/erkekle birlikte olmalıyım" dersiniz, olursanız daha mutlu olacağınızı düşünürsünüz. "o telefonu almalıyım" dersiniz, alırsanız daha mutlu olacağınızı düşünürsünüz.

tam tersi de tamamen geçerlidir. "arabam yanarsa çok mutsuz olurum", "sevgilim beni terk ederse yıkılırım", "okulu bitiremezsem mahvolurum" vs.

halbuki öyle değil. az çok stabil bir mutluluk seviyemiz vardır. yaşamımızdaki olaylar elbette ki bu mutluluk seviyesini azaltır ya da artırır, ancak mutluluk seviyemizde oluşan bu fark, sandığımızdan çok daha kısa sürer.

insan sakat kaldıktan, ya da boşandıktan, ya da piyangodanbüyük ikramiye kazandıktan, ya da istediği o eve kavuştuktan bir süre sonra mutluluk seviyesi, kendi normlarına döner. insanın en büyük yanılgısı, yaşamda karşılaştığı olayların mutluluğu üzerinde oluşturacağı etkiyi doğru tahmin etmesi ancak bu etkinin süresini çok yanlış hesaplamasıdır.

peki varsayılan bu olaylardan önceki mutluluk seviyesini ne oluşturur?

konu ile ilgili birçok araştırmanın (pozitif psikoloji araştırmaları) ortalamasına göre bu seviyenin yaklaşık olarak yarısını genlerimiz belirler; yarısını ise bireyin isteyerek, gönüllü olarak yaptığı zevk verici aktiviteler belirler.


insan her şeye alışır.

her şey geçicidir.

pante rei!