13. Yüzyılda Dünya'nın Doğusu ile Batısını Tanıştıran Kaşif: Marco Polo

1254-1324 yılları arasında yaşamış olan İtalyan tüccar ve gezgin Marco Polo, yaşadığı dönemde tam 24 yıllık dev bir seyahate çıkmış ve gördüklerini herkesle paylaşmış.
13. Yüzyılda Dünya'nın Doğusu ile Batısını Tanıştıran Kaşif: Marco Polo

marco polo, 12 eylül 1254 tarihinde venedik’te tüccar bir ailenin bireyi olarak dünyaya geldi. venedik bilindiği üzere, o dönemde akdeniz’deki ticaret ağının merkezi idi. marco, isim yapmış bir tüccar olan niccolo polo’ya yakışır şekilde iyi bir eğitim aldı ve fransızca biliyordu.

babası niccolo ve amcası maffeo, annesi marco'ya hamile olduğunda çin’e doğru yolculuğa çıkmıştı. (bazı kaynaklar ise marco 6 yaşındayken bu seyahate çıktıklarını söylüyor) o dönemde şimdiki gibi herkes ülkeler arası seyahat gerçekleştiremiyordu. çünkü seyahat aylarca yürümeyi, at sürmeyi ve denizde olmayı gerektiriyordu ve can güvenliğiniz garanti edilemezdi. dolayısıyla, yola çıkanların bir süre sonra yiyeceğinin, suyunun ve parasının bitmesi muhtemeldi. bunu başarabilen tek zümre tüccarlardı. uzun yolculuklar esnasında yanlarında taşıdıkları kıymetli eşyalar karşılığında taze yiyecek temin edebiliyorlardı. babası ve amcası çin’den döndüğünde marco 15 yaşına gelmişti ve bu esnada annesi de vefat etmişti. niccolo ve maffeo polo, ziyaretleri sırasında moğol imparatoru kubilay han tarafından büyük bir misafirperverlikle karşılanmıştı. onun topraklarında istedikleri gibi seyahat edebiliyor ve ticaret yapabiliyorlardı. tabii ki vergisini vermek koşuluyla… venedik’e dönmeden önce kubilay han onlardan 100 adet rahip getirmelerini rica etti. kubilay han budistti ancak bazı kaynaklar onun hristiyanlığa ilgi duyduğu için böyle bir talepte bulunduğunu anlatır.

2 yıl hazırlık yaptıktan sonra yanlarına 2 rahip ve 17 yaşındaki marco’yu da alarak moğol krallığı'nın başkenti pekin’e ya da o zamanki adıyla hanbalık’a (polo'nun kitabında "cambaluc" olarak yer alır.) doğru yol çıktılar. yolculuk son derece yorucu şekilde, o dönemin eşkıyaları olarak bilinen tatarlara yakalanmadan 3 sene sürdü. yolculuk sırasında rahipler geri dönme kararı aldılar. pamir dağlarını aşıp, gobi çölünü geçtiler. gobi çölünü marco polo, fısıldayan hayaletlerin, melodik kum seslerinin işitildiği bir yer olarak tasvir eder. çöl zorlu şartları geçmeyi başaramayan insan ve hayvan cesetleriyle doluydu. ancak polo’lar binlerce mil seyahat ettikten sonra çin’e vardılar.


kubilay kağan, cengiz kağan’ın torunuydu. dedesi kadar büyük bir alana hükmetmese de diplomasi alanındaki zekasıyla ipek yolu üzerindeki birçok devleti vergiye bağlamıştı. moğol imparatorluğu, zenginlik olarak polo’nun anlattığına göre avrupa’nın çok ötesindeydi. imparatorluk muazzam bir güzelliğe sahipti. egzotik hayvanlar, sarayın altından geçen sıcak su boruları sayesinde kışın ısıtılan saray binası, devasa büyüklükte binalar ve köprüler, her tarafta ipek kıyafetler giyen zengin insanlar… avrupa'da ancak 1661'de isveç'te kullanılmaya başlanacak olan kağıt para çin'de ve moğolistan'da uzun zamandır kullanılıyordu. marco bunları kitabında yazdığında avrupalılar kendi medeniyetleri dışında bu kadar gelişmiş bir yer olabileceğini kabullenemediler ve yüzyılllarca onu yalancılıkla itham ettiler. kubilay kağan marco polo’nun birçok dil bilmesi ve gördüğü şeyleri diğer insanlardan daha renkli biçimde ifade etmesi sebebiyle işine yarayabileceğini düşündü. onu dış görevlerde görevlendirmek üzere elçi olarak tayin etti. marco 17 yıl boyunca doğu ülkelerini dolaştı.

1292 senesinde babası ve amcası ile iran şahı ile evlenecek bir prensesi (prenses kokochin, mavi prenses) iran’a götürmekle görevlendirildi. çin’den deniz yolu ile 14 gemide 600 kişi ile yola çıktılar. hindistan yarımadasının etrafından dolanarak 18 ay süren zorlu yolculuğun sonunda hürmüz limanına vardıklarında geriye marco polo ve prenses dahil 20 kişi kalmıştı. bu sırada kubilay kağan vefat etti ve artık moğol krallığının kendileri için çok da güvenli bir yer olmayabileceği düşüncesiyle iran sarayında 1 yıl kaldıktan sonra trabzon ve istanbul üzerinden venedik’e geri döndüler.

sene 1295’ti ve marco polo 41 yaşına gelmişti. döndüğünde cenevizliler ve venedikliler savaşta idi. o da bir evde 2 yıl boyunca hapishane arkadaşı rustichello ile esir tutuldu. 1299’da serbest bırakıldı ve venedikli asil bir kadın ile evlendi ve 3 çocuğu oldu. rustichello ile beraber best-seller olacak “the travels of marco polo” kitabını esaret günlerinde yazdı. kitabın rustichello tarafından yazıldığı ve onun da marco’nun hikayelerini daha egzotik ve abartılı biçimde aktardığı söylenir.

kitap yayınlandıktan sonra avrupa’da infial yarattı. avrupalılar, doğuda herhangi bir toplumun kendilerinden daha zengin, daha açık fikirli, daha büyük bir orduya sahip olabileceği düşüncesini kabullenmek istemedi. birçoğu marco polo’yu yalancılıkla suçladı. ancak avrupa’da henüz keşfedilmemiş pek çok ürünün çin'de o tarihlerde kullanılmakta olduğu kesin gibidir: makarna, barut, kağıt para gibi. bugün dahi çin’e hiç gitmediğini, yazdıklarını başka kitaplardan aşırdığını iddia edenler mevcut. eleştirilerinin başlıca kaynağı marco polo’nun kitabında o dönemde çin’de çokça tüketilen “çay”dan (ki çay dünyaya çin’den yayılmıştır) ve çin seddinden hiç bahsetmemesidir. yanı sıra, doğuya hiç gitmeyen birisinin de uygurca dahil pek çok doğu dilini yazıp, konuşabilmesi ise o dönemde olanaksızdır.

yazdıklarını gerçekten yaşadı mı bugün ispat etmemiz mümkün değil, tamamen inanç meselesi. ancak kendisinin halefi kristof kolomb gibi birçok kaşife de ilham kaynağı olduğu kesindir. 8 ocak 1324’te ölmeden önce son sözleri şunlar olmuştur:

“gördüklerimin yarısını dahi anlatmadım”

kaynak: "the travels of marco polo"

Amerika Kıtasını Kristof Kolomb'tan Önce Kim Keşfetmiş Olabilir?