1977-1983 Arası Doğan Efsane Neslin Artık Yeni Bir Adı Var: Xennials

Teknolojinin coşmadığı zamanları tadacak kadar şanslı olup, teknolojiye de ayak uydurmasıyla bilinen bu nesil artık yalnızca X Kuşağı olarak değil bu yeni isimle anılıyor.
1977-1983 Arası Doğan Efsane Neslin Artık Yeni Bir Adı Var: Xennials


her yerde kendilerini "çocukken sokakta çok oynadık, diz, dirsek kanatarak hayatı öğrendik, ama bilgisayara, teknolojiye de ayak uydurduk, ustası olduk, son şanslı nesil biziz, bizden sonraki nesiller bok gibi" şeklinde ifade eden, benim de dahil olduğum bu nesil, araştırmalar sonucunda "xennials" (generation x- millenials karışımı) olarak adlandırılmış.

http://www.dailymail.co.uk/…ion-born-1977-1983.html

gen y ve gen x ayrımı yapmak çok zor. nereye bakarsanız tarihler farklı gözükecektir.

ancak bir ara geçiş dönemi var ki, tam bir gen x gibi yetişen, ama bazıların "millenial" diye tanımlamayı sevdiği.

60'lardan tut 2000'lere kadar doğmuş herkes kendisini "sokakta çok dirsek çürüttük, en şanslı nesil biziz" diye nitelendirecektir.

ancak 80'lerde doğan birisi -hele türkiye'de- bir millenial'ın görmediği ve tatmadığı birçok şeyi yaşamış oldu. millenial'lar, bu sürecin sonunda tam da göbeğinde doğmuşken, 80'lerin başında doğanlar, o sürecin ilk keşfedenleri oldular. ve yaşı daha büyüklerden farkı, bu keşif süreci ile doğmuş oldular ve dünyayı tanımaya bu şekilde başladılar.

esas gen y'lerden en önemli farkı şu, gen y'ler, gen z'den insanlarla anlaşıp gen x'lerle anlaşamazlar. bu geçiş süreci nesli ise, gen x'le anlaşıp gen z'le anlaşamazlar.

o yüzden xennial diye bir terim üretilmesi çok da şaşırtıcı gelmedi.


bugünlerde ortayaş bunalımında olan nesildir. nostaljiyi de sever bu nesil.

gördüğüm kadarıyla hergün çocuklarının okulda yaptığı bin bir gerizekalılığı övünerek arkadaşlarına anlatan (genellikle kadınlar) ya da arabalar hakkında bir konu bulup (tüplü vs dizel, capon vs alaman gibi) saatlerce bunun hakkında konuşabilen (tabiki erkekler) tipler genelde. bizim iş yerindekiler öyle en azından. dişi bireyler kişisel bakımı bıraktıkları için kolda bir tutam kıl oluyor. erkekler ise evliliğin getirmiş olduğu depresyonla göz altları şişmiş geziyorlar. tüm olarak ele aldığımızda ise kilo alacağım, formum bozulacak korkusuyla su bile içmiyorlar. buna rağmen hepsinin yarrak gibi vücudu var ama farkıda değiller. çoğunun sosyal hayatı aileyle haftada bir akşam yemeğe çıkmakla sınırlı. iş yeri dışında arkadaşları olduğunu da sanmıyorum.

dünyanın en iyi müziklerinin çıkış dönemine denk gelmiş, eksi sözlük kurulduğu ilk gün entry girebilmiş, internetin doğumuna şahit olabilmiş analog ve dijital nesildir. terminator evreninde t800'e denk gelir.

80'lerde çocuk olmak geyiğini bir tarafa bırakırsak

1.5 litre kolayı depozitolu cam şişede anca haftada bir görebilmiş, varsa abisinden kalma ve paslanmaya yüz tutmuş, önünde sepeti olan üç tekerlekli bisiklete öyle binebilmiş, tek kanallı televizyon döneminde yetişmiş, voltran'ı oluşturmuş, sapanla kuş avlamış, çeşmeye ağzını dayayıp kana kana su içmiş, yiyecek ve içecekleri en lezzetli halleriyle yiyebilmiş, erik ve çağla ağaçlarına dalmış, bilye-misket oynamış, karnesinde zayıf geldi diye oto elektrikçinin yanına çalışmaya yollanmış, çamur balçık içinde patlak topla futbol oynamış, servis falan bilmeden okula-eve gidip gelebilmiş ve en nihayetinde teknolojik oyuncakların esiri olmadan, iki lafa bir araya getirebilen-medeni cesareti olan, hayatı yaşayarak öğrenebilmiş efsane olmayan ama "embesil" de olmayan bir nesiliz biz evet. (1979)

ara geçiş formudur bu nesil.

hem teksas, tommiks gibi çizgi romanları bilir, hem amiga'dır, nintendo'dur bunları bırkalamışlığı vardır. kara şimşek izleyip merdaneli çamaşır makinesinin merdanesinde araba sürmeyi öğrendiği gibi (!) sonraki kuşakla start-up atışması dahi yapar.