Avrupa'nın En Büyük Müzik Etkinliklerinden Sziget Festivali'ne Gideceklere Tavsiyeler

Macaristan'ın Budapeşte şehrinde düzenlenen Sziget Festivali, her yıl binlerce insana müzik ve eğlence ziyafeti vermekte. Geniş bir kitleye hitap eden programları ve line-up'ı ile hayal kırıklığına uğratmayacak bir etkinlik olduğunu söyleyebiliriz.
Avrupa'nın En Büyük Müzik Etkinliklerinden Sziget Festivali'ne Gideceklere Tavsiyeler
Fotoğraf: Facebook / Sziget Türkiye

Öncelikle, nedir bu Sziget festivali?

macaristan'da her yıl budapeşte'de, danube nehrindeki obudai adasında düzenlenen, ismini festival alanının bir adadan oluşmasından dolayı macarca "ada" anlamına gelen sziget sözcüğünden alan organizasyon ötesi olay. müzikal anlamda her ne kadar bir rock am ring'e takamayacağını düşünsem de 400.000 kişilik kapasitesi ve aşmış organizasyonu ile dumurlardan dumurlara sevk eden festival.

Fotoğraf: Facebook / Sziget Türkiye

Festivale katılmış birinden kısa kısa notlar

* sziget avrupa'nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük festivali her sene 400.000 kişiyi ağırlıyor. 21 senesi olan 2013 senesinin resmi rakam ise 362.000. 

* festival budapeşte'nin içindeki bir adada yapılıyor. ama ada deyip geçmemek lazım. şehrin içindeki bir ada için biraz hayvani boyutlarda. örneğin iki sahne arasında 40 dakikaya varan yürüme mesafeleri olabiliyor. festival boyunca yürü allah yürü. 

* festivale sadece bir müzik festivali demek çok büyük hata olur. yemek alanlarından, atölyelere, sahiline, sosyal sorumluluk çadırlarına, dönme dolabına kadar hemen her şey var ve işin aslı konserleri bir köşeye atsanız bile tüm bunların tadını çıkarmak için bile 7 gün yeterli değil. o yüzden eksik kaldığınız çok fazla şey olacak, oluyor. kabullenmek lazım. kabullenemeyenlerse festivalin ilk gününde oturup adam akıllı bir program yapmalılar kendilerine. 

* sziget'e gitmenin en kötü yanı ülkeye döndüğünüzde gittiğiniz konserlerin ve festivallerin eski tadının kalmaması. festival deformasyonu?

* tüm dünyadan yüzbinlerce insanın geldiğini biliyorduk da, hepsinin de "güzel" olduğunu bilmiyorduk. kızlı erkekli fark etmiyor hepsi bildiğin güzel. insan aynada kendine bakıp, lanet ediyor. 

* elinizde bir kamera varsa dünyanın hiçbir yerinde asla yalnız kalmazsınız. sziget'te de denedim, test ettim, onayladım. bir sürü insanla tanışım, sohbet ettim. bunda tabii bizdeki festival insanlarının kıçı kalkıklığının onlarda olmamasının da etkisi olabilir. 

* giderken "festivalde ne yemek olacak ya geçiştirmelik takılacağız işte" diye düşünürken özellikle dünya mutfağı bölümü beni benden aldı. hayatımda yemediğim kadar güzel ve enteresan şey yedim. transilvanya mutfağı komple etmiş ya lan! 

* art area bölümündeki stencil atölyesine bir türlü yetişemedik, yetiştiğimizde de kontenjan dolmuştu. başkalarının yaptığı şeylere bakıp iç geçirdik sadece.

* luminarium adında şahane bir ışık çadırı var. ve pek tabii önünde de o şahaneliğin yansıması olarak uzuuun bir kuyruk. 

* o kadar büyük bir alanda (76 hektar) yapılan bir festivalde her yeri göremiyorsunuz, yetmiyor zaman, yetmiyor enerji. kaç kere kaybolduğumu ben bile saymadım bir noktadan sonra. gideceklere tavsiyem önden kabaca da olsa program yapın. yoksa kendinizi oradan oraya koştururken helak olurken bulabilirsiniz. 

* festivalin en büyük avantajı şehrin içinde olması. toplu taşıma var. illa çadırda kalmanız ya da festival alanına gitmek için 3 saat yol yapmanıza gerek kalmıyor. zaman ve enerji tasarrufu. 

* çadırda kalmak yerine şehirdeki otel veya hostellerde kalmak çok mantıklı. toplu taşıma gece belli bir saatten sonra bitiyor ama devamlı taksi var ve pahalı değil. hele de birden fazla kişiyseniz iyi bir alternatif. 

* gece sabaha karşı taksi sırasını görünce gözünüz korkuyor ama sizi taksiye bindirmekle görevli festival çalışanlarının da yardımıyla sanırım hayatımın en düzgün işleyen ve çabuk biten sırasıydı. 

* türkiye'de fotoğraf çekmek için organizatör arkadaşları aramak yetiyorken ve o aramayla tüm konser ortalıkta istediğin gibi takılabiliyorken orada sahne önüne alınmak için formlar doldurman, menajerler tarafından seçilmen gerekiyor. insanda ufak bir şok etkisi yaratıyor tabii. basın akreditasyonun olsa bile herkese izin verilmediği gibi 1 ila 3 şarkı arasında değişen bir zamanda çekim yapmak zorundasın. profesyonellik böyle oluyor demek. 

* festivalin herhalde tek kötü yanı nehrin ortasında olduğu için minik sineklerin her tarafta olması. her tarafta derken etrafınızda olmasından bahsetmiyorum. ilk zamanlar çok sinir bozucu oluyor ama üzülmeyin bir süre sonra yuttuğunuzu hatta burundan içinize çektiğinizin farkına bile varmıyorsunuz.

* kimse kimseyi ezmiyor, itmiyor, taciz etmiyor, yapışık halde durmuyorsunuz. konser başladıktan sonra gidip, kendinizi en önlerde bulabiliyorsunuz. kafanızdaki alan büyük olduğu için mi zihniyet mi diye sorularla elbette.

Fotoğraf: Facebook / Sziget Türkiye

Pozitif yönleri

1. arkadaşlar her milletten insan geyik yapmaya gelmiş, önyargısız müthiş bir ortam, enerji. gidip istediğinizle konuşabilir, istediğiniz gruba kaynaşabilirsiniz. sziget’in dünya çapında meşhur kılan da bu. tanımadığınız insanlarla çok eğleneceksiniz.

2. tuvaletler-duşlar çok temiz değil ama tuvalete girdiğimde kusmukla veya kakayla karşılaşmışlığım da yok. tiksinerek kullanıyorsun, domestos temizliği yok ama yarım milyon insanın kakasını iyi temizlemişler diye düşünmedim değil. daha komiği herkesin bu kadar sarhoş olduğu ortamda ortalığa kusan, bayılan kimse de görmedim.

3. alan hayvan kadar, bir sahneden diğerine gidene kadar yoruluyorsunuz, bu arada günün herhangi bir saati (sabahın erken saatleri hariç) tüm sahneler çalışıyor, size hitap eden bir müzik bulmamanız mümkün değil.

4. diyelim konserlerden sıkıldınız -ki sıkılabiliyorsunuz- dj'li filan partiler var, gidip insanlarla dans edin. kamp alanına gidip orda takılan insanlarla muhabbet edin, kampa gelip konserlere hiç inmeyen ya da günde sadece bir konsere giden bir sürü insan vardı. çoook yorulduktan sonra onların yaptıklarını da mantıklı bulduk.

5. alanda film gösterimi, el işleri vs oyalanabileceğiniz bir sürü şey var. ya da bir ağacın altına yatıp en yakın sahnedeki müziği dinleyebilirsiniz.

6. gyros çok güzel ve dönerden farklı bir şey, bizim gibi burun kıvırıp son gün keşfetmeyin :)

7. alana yakın süper market: çooooooooook ucuz içki ve yemek demek, fiyatlara inanamayacaksınız. alanda kazıklanmak yerine orada demlenip gelin, herkes öyle yapıyordu. ya da ice tea şişelerine içkinizi doldurabilirsiniz, alana içki sokmak yassak ama meşrubat sokulabiliyor ;)

8. müzik müzik müzik. hepsine ayrı ayrı paralar verseniz dünyanın parasına mal olacak konserleri, bir arada, yarım milyon dünya vatandaşıyla izliyorsunuz. ses sistemleri filan gayet güzel bu arada. 

Fotoğraf: Facebook / Sziget Türkiye

Negatif yönleri

1. sıra bekliyorsunuz arkadaşlar, özel camping alanlarından almadıysanız duş ve sabah kakası olayında bayağı bir sıra bekleyeceksiniz.

2. gereğinden fazla bilet satıyorlar, alanın kaldırabileceğinden fazlasını. insanlar 45 derecelik yokuşlara çadır kurmak zorunda kalmışlardı, tuvaletlerin veya sahnelerin dibine, olmayacak yerlerde yatmak zorundalar düşünsenize. mesela çadır kurulması yasak olan, adanın tehlikeli bölgelerine kamp kurmak zorunda kalan bir sürü insan da vardı, son gün bunlardan biri fırtınadan dolayı kırılan ağacın altında kalıp öldü. sziget tabi ki orası yasak alandı deyip geçti, gereğinden fazla bilet sattık özür dileriz demedi.

3. her şey mikkemmeldi diye yazan arkadaşlar var sosyal mecralarda; kardeş toz fırtınası vardı, insanlar bir noktadan sonra maskelerle gezmeye başladı. duşlar ilk birkaç gün tamamen açılmadı, herkes tek bir duşu kullandı. bunun yanında 3 derece suyla yıkandık ve birkaç gün sonra alandaki herkes öksürükler içindeydi, toz da bunun tuzu biberi oldu.

4. yemek çok ucuz değil. su 3,5 tl oradan hesaplayıverin. diğer festivallere göre ucuz olabilir bak, onu bilemedim.

5. neredeyse 7-24 müzik var, çadırda kalacaksanız kulak tıkaçlarınızla gelin, zira alanda oraya buraya koşturup coştuktan sonra dinlenmek isteyeceksiniz ve fakat hem sarhoş komşularınızdan hem de bitmeyen partilerin dıptıslarından uyuyamayacaksınız.

6. havaalanında hayvan gibi kazıklanıyorsunuz, döviz çevirtmeyin. ben yandım, siz yanmayın.

7. macarlar sziget'lileri çok sevmiyorlar, şehirde garsonu, tuvaletçisi, polisi kiminle karşılaştıysak bize bayağı kötü davrandı, halbuki şehre inerken giyim kuşamımıza da dikkat ettik. ama macarca kendi aralarında konuşurken bilekliklerimizi işaret ederek konuşuyorlardı, oradan festivalcileri sevmedikleri sonucuna vardık, belki de tipimizi beğenmemişleridir. alanda da mesela kardeşimin oturduğu yeri beğenmediği için, kardeşimi tekmelemeye çalışan bir macar kız vardı, giderken de evimize dönmemiz konusunda bizi tehdit etti. sonra güldük geçtik, türklerin ilginç bir şekilde macarlardan daha medeni olduklarına kanaat getirdik.

Sonuç

kuralların olmadığı bir ortam, biraz a clockwork orange'ta yaşıyormuşum gibi geldi. tabi öyle vahşi bir ortam değil ama bu kuralsızlık yüzünden çok süper insanlarla da tanışabilirsiniz, insanlardan nefret de edebilirsiniz. şans ve kişilik meselesi.

bir daha gider miyim? ben sziget'i çok sevdim ama macar'larla bir daha muhatap olmak istemem açıkçası. çok iyi bir line-up olacak ki yukarıdaki negatiflere ve macarlara bu yaşlı halimle katlanabileyim. öyle işte...

Bilet almak için: Resmi Sziget Türkiye sitesini ziyaret edebilirsiniz:

Konaklama: Şehir için Airbnb, booking.com veya festival içinde satın alabileceğiniz çadır/karavan paketlerini tercih edebilirsiniz.

Ölmeden Önce Mutlaka Deneyimlenmesi Gereken Burning Man'e Dair Bilmeniz Gerekenler