Bankaların Kredi Teşvikleri, Sanayide İstenilen Canlanmayı Neden Sağlayamıyor?

Üretimin artması ve ekonominin canlanması için kredilerin de verimli bir şekilde kullanılması gerek ancak ülkemizde bunun istikrarlı bir şekilde gerçekleştiğini söylemek güç. Peki neden böyle oluyor, bir bakalım.
Bankaların Kredi Teşvikleri, Sanayide İstenilen Canlanmayı Neden Sağlayamıyor?
iStock

türkiye'de son gelen verilere göre sanayi üretiminin hafif bir toparlanma içerisinde olmakla birlikte verilen bunca kredi teşviğine rağmen geçen seneye nazaran istenen seviyeye gelemediğini görüyoruz. burada akla ilk gelen soru şu oluyor: "verilen kredi teşvikleri nereye akıyor?" naçizane görüşüm, aşağıda detaylarıyla açıklayacağım üzere, kredi teşvik sisteminin ve hatta türkiye'de finans sektörünün reel sektörü destekleme biçiminin hatalı olduğu yönündedir.

öncelikle, dünyada bu işler nasıl yürütülüyor diye bakalım

dünyada gelişmiş ülkelerin birçoğu yerli üreticiyi desteklemek adına yurtdışındaki alıcılara, yani ithalatçılara kredi verir. amerika tarım ürünleri için gsm, almanya makine alımı için hermes, ingiltere ecgd, fransa coface kredilerini verir. ancaaak... bu krediler malı üretene değil, malı alacak olana verilir. gsm kredileri örneğin. türkiye'de birçok iplik üreticisi, ülkemizde burnunun dibinde pamuk biterken gidip amerika'dan pamuk ithal eder. çünkü amerikan devleti diyor ki: kardeşim benden pamuk alırsan, ben sana %3 -3,5 ile kredi veririm ve 2 yıla kadar vade ile pamuğun parasını ödeyebilirsin diyor. şimdi adam türkiye'den pamuk alsa en fazla 3 ay vadeli çek kesecek veya peşin alacak. 2 yıl vade çok cazip geliyor. aynı sistem almanya'dan makine ithal edenler için de diğer gelişmiş ülkeler için de geçerlidir.

diğer güzel bir örnek dünya bankası'nın verdiği kredilerdir. dünya bankası krediyi verirken şarta bağlar, kardeşim bizden çektiğin bu ucuz kredinin tutarı kadar harcama faturası getireceksin ve ben bunu her yıl denetleyeceğim der. krediyi vermeden önce de harcamaların nereye yapılacağına dair bir projeksiyon ister. işte reel sektörü yani çiftçiyi, sanayiciyi destekleme böyle yapılır dünyada. 

Washington'daki IMF binası.

türkiye'de bankacılık sisteminin bug'ı, kredinin nereye harcandığıdır

ülkemizde, kredilendirme sisteminde bankalar için üç önemli husus vardır: kredinin geri ödenmesi, kârlılığı ve seyyaliyeti. sistem, firmanın krediyi karlı bir şekilde bankaya geri ödeyip ödeyemeyeceğine bakar sadece ne yazık ki. ancak esas konu kredinin nereye harcandığı olmalıdır. eğer mali tabloların iyiyse, istediğin teşviki alıp götürüp o teşvikle alakasız, istenmeyen yerde harcayabilirsin. sana işini büyüt diye verilen tobb nefes kredisini çekip yat alabilirsin, kobi değer kredisi çekip son model jip alabilirsin, %10 faizle, 6 ayda bir ödemeli esnaf kredisi çekip ayvalık'ta yazlık alabilirsin. maalesef sistem bu ahlaki bozulmaya (moral hazard) açıktır. ne devlet ne de bankalar kredi teşviklerinin üretime aktarıldığından emin olacak sistemi ihdas etmemiştir. dolayısıyla, piyasaya enjenkte edilen kredi teşviğiyle sanayi üretimi arasında bir uyumsuzluk oluşmuştur.

türkiye'de kredi teşvikleri konusunda doğru bir sistemde çalışan yegâne banka exim bank'tır. exim bank ihracatçıyı destekler. ancak bu desteklemeyi şarta ve belgeye bağlamıştır. nitekim, ihracat yapacağını taahhüt eden firmalar düşük faizli döviz ve tl cinsinden krediyi temin ederken, ihracat taahhütünü 2 yıla kadar belgelerle (gümrük beyannamesi vb.) ispat etmesi gerektiğini bilir, tutup o parayı çarçur edemez. taahhütünü yerine getirmeyenlerden de cezai faiz tahsil edilir. 


sonuç olarak

kredi teşvik sisteminde önemli açıklar mevcuttur ve bunlar ekonominin istediğimiz yönde ilerlemesini engellemektedir. ayrıca, nereye harcandığı bilinmeyen krediler, türk bankacılık sisteminin toksik varlıklarıdır. bunu da npl (sorunlu kredi) oranlarının yükselmesi ile hep beraber göreceğiz. konuşmamız gerekenler finans merkezinin ne zaman bitirileceği değil finans sisteminin açıkları olmalıdır.

2008'de Hayatımızdan Çıkıp Bugün Tekrar Giren Kambiyo Gider Vergisi Nedir?