Batı Dünyasının Doğulu Müslümanları Genelleme Amacıyla Kullandığı Sıfat: Sarazen

Orta Çağ'da Haçlı ordularının önce Araplar, daha sonraki yıllarda da bütün Orta Doğu kökenli insanlar için kullandığı kelimeyi inceleyelim.
Batı Dünyasının Doğulu Müslümanları Genelleme Amacıyla Kullandığı Sıfat: Sarazen


Nedir, ne değildir?

haçlı seferleri sırasında avrupalı savaşçılar kendilerini batı olarak lanse etmiş ve müslümanlara bu adı takmıştır. genel olarak hristiyan olmayan anlamına gelir. ama kullanımı "kafir"den ötedir. kelimenin etimolojik kökeni sina'da yaşayan bir arap kabilesine dayanır. yunanlılar, arapçadaki şark (doğu) sözcüğünü dillerine sarakenoi olarak geçirmişlerdir. bu sözcük önce arapları sonra tüm müslümanları betimleyen sarecen'e dönmüştür (latince olarak: sarecenus).

bizanslıların deyimiyle "arap orduları" demekti. çağına göre baktığımızda yeni bir dinin önderi olan bir ırktan öte tümden hepsini müslüman olarak kabul edilmeleri neticesinde kavramın anlamı müslüman ile eşdeğer manaya geliyor. pek çok arap ve çevre ülkeler müslüman değilse de ekseri arap dini gibi anlaşılmaz o zamanlar.

İsim kökeninin hikayesini detaylandıralım

sarazen orta çağ'da önce araplar daha sonra da müslümanlar için kullanılan bir tabir olmuştur. lakin kelimenin kökeni tartışmalıdır. kimileri kelimenin kökenini arap kabilelerine dayandırsa da bir rivayet de sarazen kelimesinin hz. ibrahim'in eşlerinden sara'ya dayandığı yönündedir.

tekvin'de hz. ibrahim'in çocukları ishak ve ismail'in anneleri olarak sara ve hacer isimleri geçer. yine tekvin'de ishak, özgür kadının çocuğu, yani sara'nın evladı olduğu için mesih'in soyunun müjdecisi, ismail de, hacer'in çocuğu olduğu için yahudilerin atası olarak kabul edilir.

dikkat edilir ise yukarıdaki açıklamada müslümanlara ve araplara ilişkin herhangi bir bilgi yoktur. fakat orta çağ'da artık bir arap/müslüman gerçeği vardır. hristiyan ilahiyatçıları meseleye el atmış ve de halletmişlerdir. yukarıdaki hikaye tekvindeki hikayenin alegorik anlamıdır. fakat mesele harfi harfine ele alınınca gerçek anlaşılır. ismail'in ezkarı gerçekte sarazenlerdir.


şöyle ki;

araplar/müslümanlar çölden gelmişlerdir. ama zaten ismail de çöle sürülmemiş miydi? ismail ahd'in dışında, herkesle boğaz boğaza mücadele eden bir adamdı. peki araplar/müslümanlar için bundan daha güzel bir açıklama olabilir miydi? böylece mesele halloldu ve hasıl-ı kelam orta çağ kitab-ı mukaddes tefsirlerine hadise bu şekilde girmiş oldu.

fakat bir müddet sonra hala meselenin tam olarak hallolmuş olmadığı anlaşıldı. madem sarazenler sara'nın değil de hacer'in soyuna dayanıyorlardı, neden onlara sarazen deniyordu? onun hali de çok zor olmadı. birkaç latince kelime yazmama müsaade edin:

sarazenler için kullanılan "a sarra geniti" tabiri o zamana dek yanlış anlaşılmış ve "sara'nın soyundan" şeklinde tercüme edilmiştir. fakat isidor olayı çözdü. "a sarra geniti" sara'nın soyundan değil de suriye'den anlamına geliyordu.

böylece mesele hallolmuş olsa da ne olur olmaz diyerek araplar/müslümanlar hakkında sınırlı da olsa hageran sıfatını kullandılar. ama türklerin avrupalılarla tanışmasından sonra sarazen tabiri yerini türk'e terk etti. artık barbar ve vahşi olan arap değil türk'tü. böylece yukarıda yaptığımız etimolojik tartışmalar anlamını yitirmiş oldu.